25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Paris’ten Mektup

    

 

Aslında başlığı “Paris’in Talihsizliği mi?” diye koymayı düşünmüştüm. Sonra dedim ki, “Hangi talihsizlik” Paris daha doğrusu Paris adına, Fransa adına ayrımcılık, - hadi kibar kalalım - işgüzarlık yapan yetkililer, polis veya devlet memurları, böyle giderse asırlar boyu (250 yıldır) “Biz ağırlayan, göç kabul eden, şöyle hoşgörülü, böyle ileri görüşlü dünya ülkesiyiz”, diye övünmüş Fransa’yı kültürü ıssız, beyni sığ, gönlü kuru bir topluma döndürecekler. Böyle giderse Avrupa Birliği bile onu kurtaramayacak. Niçin mi diyeceksiniz?

7 Ağustos Pazartesi akşamı saat 23 sularında ılık, sakin, kadife sarması bir Paris gecesinde hem akşam yürüyüşümüzü yapıyor, hem de kulaklıkla France Inter radyosundan (TRT 1’in Fransız eşiti) “Jazz In Marciac” festivalinin naklen yayınında basçı Richard Bona’nın konserini dinliyorduk. Cumartesi ve Pazar hariç her akşam saat 22’den itibaren ‘gariban cazoman’ları teselli etmeyi görev bilen bu kamu kuruluşu, sağolsun, güneyin güzelim köyüne gitmeden jazz’ı kulağımıza getiriyordu. 21.30’da başlaması gereken konserler hep 22’ye sarkınca saniye kaçırmadan dinleme olanağı da doğuyordu. Artı, bir sonraki sanatçı, gece yarısı konserinin konuğu, jazz’ın (hani şu kendini pop yıldızı sanıp piyano paralayan ‘croonercı’ çömez) arsız yeni yetmelerinden Jamie Cullum olunca aradaki uzun boşluğu radyonun animatörü, son yıllarda en sevip saydığımız jazz ve müzik programları (radyo, radyo, radyo...) hazırlayıcı ve sunucusu Julien Delli Fiori dolduruyordu. Bona bir gece önce, 6 Ağustos’ta jazz akordeonu ustası (sizlerinde yakından tanıdığı) Richard Galliano’nun ‘açık çek’ verdiği konukları arasında yer almıştı. Baba sunucu Julien, ‘Jamie’yi Beklerken’ hem bir akşam önceki konserden alıntılar veriyor, hem de Kamerunlu sanatçı Bona’yla ilgili hoş (olmayan da) ayrıntılar aktarıyordu: “Richard 1995’in karanlık bir bahar gününde, Paris Emniyet müdürlüğü Göçmenler dairesinde Fransa’da oturma iznini uzatmak için ‘işgüzar’ (Yine kibar sıfat kullanıyoruz.) bir memurun önüne dikilir. Richard 6 yıldır Paris’te yaşamaktadır. Joe Zawinul, Michael Brecker gibi dünya devleri, Didier Lockwood, Marc Ducret gibi Fransız büyükleri, Manu Dibango, Salif Keita gibi Afrika efsaneleriyle çalmış, çalışmıştır.  Polis memuru, ‘Ne iş yapıyorsun, diye sorar. ‘Jazz müzisyeniyim, bas gitar çalıyorum’, şeklinde cevaplar Richard. ‘Fransa’da 1096 (Rakam Julien’den mi yoksa memur gerçekten mi Richard’a söylemiş, yoklama olanağımız mafiş..!) bas gitaristi işsiz, git kendine başka yerde iş bul’, der ukalaca adam. Richard,  hakkında övgü dolu yazılar çıkmış, ‘Radio France Internationale 1995’in Yeteneği’ ödülünü filan kazanmıştır, müziğin devleri bu genç Afrikalı sanatçının yolunu gözlemekte, işbirliği fırsatı yaratmağa çalışmaktadırlar... ”Irkçı bozuntusunun umurunda mı? Richard Bona çeker gider New York’a. Gidiş o gidiş. O şimdi artık ‘Uluslararası’ müzisyendir. Nerede 50 yıl önce Miles’ı bağrına basmasını bilen Paris” Vah Paris’in talihine vah..!

 

 

Julien’den Bona’nın hikayesinin bir ucunu duyunca, gerisini merak ettik. Araştırdık... Richard Bona 1967’de Orta Batı Afrika ülkesi Kamerun’un Minta isimli bir köyünde doğar. Ailesi yoksul ancak müzik zenginidir. Vurmalılar çalan dede, küçük Richard’ın annesi ve 4 ablası gibi şarkı da söyler. Ufaklık daha 5 yaşında köyün kilisesinde konser verir. Kendi imal ettiği enstrümanları çalar. Bisiklet fren tellerinden 12 telli gitar yapar. Seyrettiği her müzik aletini çalmayı başardığını fark ettiği an, köyüne en yakın kent Douala’da hayatını kazanan babasının yanına gider. 11 yaşında çalgıcı olarak iş bulur. Çalıştığı gece kulübü patronunun zengin plak koleksiyonunda dinlediği Jaco Pastorius’a (1951-1987) vurulur. Jaco’nun “Portrait of Tracy”inden sonra kararını vermiştir. Bundan böyle bas gitar çalacaktır. 22 yaşında, kendini bir süre ‘parçası’ sandığı Paris’e avdet edecektir. Neyseki müzik çevreleri onu hayatında ilk defa gördüğü karlı Paris kadar soğuk karşılamaz. Adı profesyoneller arasında çoktan duyulmuş ‘harika çocuğu’ bağırlarına basarlar. Ne yazık ki bir ‘işgüzar’ memur 1999’da bu ‘hazine’yi elinin tersiyle iter. Onun da pek umurundadır sanki... Richard yeni kıtaya göçer. New York’a yerleştikten bir kaç ay sonra ilk albümünü çıkartır. “Scenes of my life”, sanatçının 4 yaşında eline aldığı “balafon”dan (ksilofona benzeyen, aslen Gineli olan bir cins klavyeli enstrüman), Paris serüveni dahil New York’a, örneğin Harry Belafonte gibi bir üstadın müzik direktörlüğüne uzanan müzikli bir hayat hikayesidir. Arkası kendiliğinden gelir. Richard Bona bugün lideri olduğu 4 ve Bobby McFerrin, Eric Le Lann, George Benson, Jacky Terrason, Larry Coryell, Mike Stern, Pat Metheny, Randy Brecker, Regina Carter, Wynton Marsalis ve tabii ki can dostu Joe Zawinul gibi isimlerle yaptığı 25 albümün dışında konserlerin, festivallerin, müzik programlarının aranan referansı haline gelmiştir. Milli (!) zenginliğini yüceltebilmek için, ‘asil kan’a olanak, altyapı sağlamak yerine Futbolcu, Atlet ithal eden zihniyetlere sorulur, “Talih kuşu Paris’in başına konmadıysa suç kimin?” Bravo sana Kamerunlu fakir çocuk ! Talihini yaratan, yeteneğin ve azminle bizzat kendindin…

 

 

FESTİVALLERDEN:

Coleman/Villette, Bridgewater/Touraine, Diagonal/Grands Formats, Crawford/Pianofolies...

 

Yediyüz. Evet, üç ay zarfında tam değilse de 700 civarında müzik festivali geride kalmış. Domates-biber-patlıcan (rahmetli Barış Manço’ya bir küçük şapka) veya erik-kiraz-şeftali değil sadece... Fransa Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında içinde en azından binlerce bedava konser de içeren 700 müzik festivaline sahne oldu. Diğer sanat türleri bu sayıya dahil değil.  Ancak müzik festivali başlığı altında ’ötekiler’e yasak yok. Yani isteyen Keith Jarrett’e fotoğraf sergisi veya Romanların Buluşması’na konferans ve film gösterileri de ekleyebilir. Veya tonlarla festival, kültürel faaliyet programında, çeşni niyetine bir kaç jazz sanatçısı veya müzisyen yer alırsa onun da adı ne jazz ne de müzik festivali olur. Elmayla armutu karıştırmak yok...

Örneği mi ? Önümüzdeki üç aylık devrenin en fıstık buluşmalarından, ilk ağızda rahatlıkla sonbaharın en prestijli festivali diyebileceğimiz “Jazz à la Villette”ten söz edelim. Biz bu satırları yazarken son hazırlıkları bitmek üzere olan sahneye önce, 47 yıldır “Öncü Jazz”ın öncülerinden Ornette Coleman çıkacak. “Free Jazz”ın has babası 76. baharını 10 yıllık bir sessizlikten sonra pırıl-çiçek bir albüm, “Sound Grammar” ile süsleyen usta, hayranlarına 30 Ağustos’ta alto saksofon ve trompetiyle seslenecek. Onu 31’nde Mingus Dynasty ve ve Steve Coleman, Charlie Haden, Abbey Lincoln, Curtis Mayfield, Archie Shepp, vd izleyecek... Müziğin rengi dikkatinizi çekti mi? Cité de la Musique salonlarında 12 gün sürecek, 50 konser ve gösterili  2006 buluşmasının başlığı “Black Rebels”... Ama “Kara İsyan(cı)lar”a katılanlar yalnızca konser dinlemeyecek. 3 tiyatro ve dans gösterisi, 10 film ve 5 açık oturum ve sergiler festivalin ‘teferruatı’ olarak olaya renk ve keyif katacak. Jazzman dergisi başyazarı Alex Dutilh’in yöneteceği açık oturumların bir ikisinin başlığını ve onur konuklarını belirtmeden geçemiyeceğiz: “Muhalefetin sesi ve Abbey Lincoln”, “Kurtuluş: Militan müzik ve Charlie Haden”, “Konuşulan sözler ve Archie Shepp”... (30 Ağustos – 10 Eylül 2006 /  www.jazzalavillette.com)

14-21 Ekim tarihleri arasında düzenlenen, Parisli jazz severlerin merakla beklediği JVC’nin 10. Paris randevusunu 6 Marsalis biraderin en yaşlısı, Branford (d.1960) başlatacak. Kenny Garrett, Roy Hargrove’u takiben E.S.T, Donald Brown, Will Calhoun, Ron Carter, Mike Stern toplulukları ve Elisabeth Kontomanou, Kurt Elling, Rebekka Bakken gibi son yılların hoş sesleriyle de hasret giderebileceğiz (zaman ve kese nispetinde)...   

Bir ‘diva’, Dee Dee Bridgewater, 7-17 Eylül arasında “in”li ve off”lu yaşanacak 19. Touraine Jazz festivali, “Jazz en Touraine”i açacak. Daniel Mill, Kora Jazz, Didier Lockwood, Correy Harris, Raoul de Suza, René Urtregger vb isimleri ağırlayacak festival Monty Alexander ile son bulacak. Ancak orjinallik bu “in” programın dışında 20’nin üstünde genç topluluk ve sanatçının vereceği bedava “off” konserlerde...

(www.jazzentouraine.com)

Sonbahar mevsiminde Güney Fransa’da festivaller azaldı, diyenlere, ‘Pembe kent’ Toulouse’un jazz bayramı “Jazz sur son 31”i hatırlatalım. Aralarında Ahmad Jamal, Dee Dee Bridgewater, Eliane Elias, Joao Bosco, John Surman, Laurent De Wilde, Mina Agossi, Paolo Fresu, Rabih Abou Khalil, Richard Bona gibi gibi ağır topların olduğu 50’nin üstünde topluluk 100 civarında konser verecek. İki sürpriz, Ben Harper & The Innocent Criminals ve medar-ı iftiharımız, Fransa’daki mavi boncuğumuz Senem Diyici ve Alain Blessing...

(7 – 23 Ekim 2006 / www.jazz31.com )

Bu sezonun en orjinal festivali, yanılmıyorsak Fransa’da bir ilk, “Festival Grands Formats / Büyük Boy(utlu)lar Festivali”. Fizik olarak yine Cité de la Musique bünyesinde yer alan Trabendo gösteri salonunda dört günlük (14-17 Eylül) bayram, pardon jazz konserlerini 12 ayrı ‘Big Band’ verecek. Diagonal, Le Grand Rateau ve Paris Jazz Big Band’la başlayacak şenliği A Suivre Octet, Caratini Jazz Ensemble ve Tous Dehors toplulukları noktalıyacaklar. Koşun şenliğe koşun çocuklar ! Bu başka bir neşeli şenlik, ortalık seyran, bayram yerine dönecek...

 

 

MEKANLARDAN:

 

 

Lombard’lar sokağı, Avrupalı çingeneler, Rex’teki Soweto...

Yazın cazibesi insanları gittikçe açık mekanlarda jazz’a, müziğe, hayata çekerken, sonbaharla klasik (kapalı ve küçük) mekanlarımız eski rağbetlerine kavuşuyorlar. Paris’in 1. bölgesinin (arrondissement) en kısa sokaklarından biri belki en kısası biliyorsunuz veya ilk defa duyuyorsunuz, her neyse aslında Paris’in en büyük jazz sokağıdır. 150 metrelik “rue des Lombards / Lombard’lar sokağı” 4 jazz kulübü, bir o kadar da ‘sürekli müzik olur café-bar’ı barındırır. Altlı-üstlü yerleşik Sunset-Sunside kardeşler, Duc des Lombard ve Baiser Salé bir müddettir örnek bir reklam kampanyası yürütüyorlar. Ortak bildiri dağıttıkları gibi müzik dergilerine, gazetelere ortak ilan veriyorlar. Rekabet değil, akılcı bir dayanışma herkesin işine geliyor. Hepsi 2006-2007 sezonuna hızlı girdi. Eylül’den şöyle aperitif tarzı bir seçki sunacak olursak,  1-2 Eylül’de Baiser Salé’de Patrick Artero Üçlüsü’nün Jacques Brel şarkıları çeşitlemesinden gittiğini görüyoruz. Duc des Lombards, 21-23 Eylül’de David Malek eşliğinde Baptiste Trotignon Üçlüsü’nü davet etmiş.

Aldo Romano ve Üçlüsü 6-9 Eylül’de Sunside’da hem çalıyor, hem şarkı söylüyor.(Sunset’ın 30 ve 31 Ağustos’taki sanatçıları Ted Curson Sextet ve Alain Jean-Marie  Trio’ya vokalde eşlik eden 5 genç arasında sevgili kardeşlerimiz Evrim Özşuca ve Ferhat Öz varmış. Bu bilgiyi maalesef biraz gecikmeyle aldık.) 15-16 Eylül’de Sunset’te sahneye çıkanlarsa Billy Hart “European” Quartet...

Söz Avrupalı’dan açılmışken... Son senelerin favori mekanlarından Européen / Avrupalı 15-23 Eylül arasında 8 gece (17’si hariç) Romanlara kucak açmış. “Les Nuits Manouches / Çingene Geceleri”, Paris’te serin değil soğuk geçen Ağustos gecelerini ısıtmayı hedefliyor olsa gerek. Son senelerin tüm ateşli Romanları, tekmili birden burada. Debarre, Beier, Fays, Reinhardt, Loeffler, Schmitt... 

Paris’in, Fransa’nın en gösterişli ve güzel sinema salonlarından Grand Rex özel durumlarda konser salonuna dönüşür. Düzenli turistik turlarla gezilebilen bu tarihi salon 19 Kasım’da son yıllarda adı haksızca unutulan Güney Afrikalı sanatçı, korkunç Aparteid günlerinin militan müzisyeni, ünlü beyaz “Zoulu”’su Johhny Clegg ve Soweto Gospel Choir’u ağırlıyor...

 

      

 

ÖDÜLLERDEN:

Defense, Avignon ve Europe Tremplin’leri, Gand ve Montreux

Genç jazz’cılar, Avrupa’da ödüller bollaşıyor. Sıkın dişinizi, açın gözünüzü! Yetenek ve emeğinizin takdir edilebilmesi için buralardaki “Tramplenler“i değerlendirmek gerekiyor...

Provence’de kurulu “Academies Culturelles de Pont Royal” çerçevesinde düzenlenen Avrupa Jazz Okulları Tramplen ödülleri sahiplerini buldu. En iyi Jazz topluluğu ödülü Tours Jazz okulu öğrencilerinin Zoot grubuna, En İyi Enstrümancı ödülü de Emergency grubu bateristi Guilhem Flouzat’ya verildi...

3-4 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen Avignon Avrupa Tramplen ödüllerini Belçikalı saksofon dörtlüsü Saxkartel, Enstrümancı ödülünü Alman Paragon grubunun bateristi Mirek Pischny, Beste ödülünü Belçikalı tromboncu Carlo Nardozza ve Halk ödülünü Paragon grubu kazandılar...

Jazz à Juan Festivali’nin 2006 Enstrümancı Genç Yetenek armağanı Fransız Géraldine Laurent ve Trio’su Time Out’a giderken, diğer armağanlara Genç Jazz Vokalcisi olarak Japon Emi Oshima, Gitar için de Nicolas Meier  layık görüldüler...

Bu ödüllerin en prestijlilerinden 1-2 Temmuz’da düzenlenen La Defense Ulusal Jazz yarışmasının galipleri ise şöyle: En İyi Topluluk Ozma, En İyi Enstrümancı tromboncu Guillaume Nuss (Ozma topluluğunun üyesi), En İyi Besteci Fransız piyanist Cyril Benhamou...

Montreux Jazz Festivali (İsviçre) Bösendorf Solo Piyano ödülü Amerikalı ve Fransız Dan Tepfer, Shure Ses ödülü Avustralyalı Kristin Berardi, Gibson Gitar ödülü Alman Jacob Hertzog isimli genç sanatçılara verildi...

Gand Genç Yetenekler (Belçika) ödülünü ise Artet Dörtlüsü kazandı. Grup bir sonraki Blue Note Records Festivali’nde de konser verecek....

 

 

YAYINLARDAN:

Jazz Hayaletleri, Martial Solal defterleri, Jazz dergileri

“Fantomes du Jazz / Caz Hayaletleri” isimli 22 hikayeden oluşan kitap, yayımcısına  göre jazz merkezli hazırlamış ilk hikaye antolojisi. Jazz’dan ziyade edebiyat uzmanı 20 farklı yazarın jazz ve yaratıcılarından esinlenerek yazdıkları hikayeleri Alain Pozzuoli derlemiş ve Les Belles Lettres yayınlarından basılmış... Ancak jazz eleştirmeni ve yazar Jacques Aboucaya’nın kaleminden çıkmış 12 hikaye içeren “Dernieres nouvelles du jazz / Jazz’dan Son Haberler - veya – Öyküler” diyebileceğimiz L’Age d’Homme’dan yayınlanan jazz hikayeleri, uzmanlarına göre çok daha cazip ve başarılıymış. Bizden aktarması...

Fransa’da eksikliği hissedilen ve uzun zamandır çıkması beklenen “Cahiers du Jazz / Caz Defterleri”’nin 3. sayısı nihayet yayınlanmış. Ağırlıklı olarak ünlü Fransız piyanisti Martial Solal’la ilgili 72 sayfalık bir dosyanın yanı sıra, 150 sayfa Django Reinhardt, Jazz ve Brezilya, Adorno, Müzikte intihal üzerine yazılar ve kitap tanıtımlarına yer verilmiş...

Aylık 3 dergimize gelince... Jazz Magazine’nin Eylül kapağında, avucunda sıkı sıkı bir mikrofon tutan bir yumruk yükseliyor. “Kara Söz” manşeti, La Villette Festivali’nin ‘teması’, Afro-Amerikalı “Kara İsyan(cı)lar”ının simgesi oluyor. İçsayfalarda zengin bir dosya var. Sürmanşetten ise Ornette Coleman’in dönüşü müjdeleniyor.

Kardeş dergi Jazzman de (Jazz Magazine ile sürekli paslaşıyorlar) kapaktan “Babam Ornette” ifadesiyle, Denardo Coleman ile yapılan bir söyleşiyi duyuruyor. Ama kapak yıldızı, “Bir Anti-diva Hakkında” ibaresiyle “Patricia Barber”. Ayrıca dergide Fransa’da gün geçtikçe sevilen bir başka Amerikalı jazz yorumcusu Madeleine Peyroux’nun portresi ve Big Band’larla ilgili yararlı bir dosya var.

Düşman kardeş Jazz Hot (Jazz Mag ve Man ile geleneksel çekişiyorlar) ise kapaktan ön plana çıkarttığı İtalyan trompetçi Enrico Rava’nın dışında Dave Holland ve Roy Hargrove’la söyleşilere öncelik vermiş...

Üç dergide de her zaman olduğu gibi zengin yeni albüm tanıtımları var...

La Villette Festivali’nin bu yılki sponsorlarından haftalık l’Express dergisinin

24 Ağustos tarihli sayısında da 4 sayfalık bir Ornette Coleman söyleşisi yayınlandı. Meraklılarına duyurulur...

ALBÜMLERDEN:

Avitabile, Couturier, Pedron, Petrescu, Schwartz-Bart.

Fransız ve Avrupa jazz’ının yıldızı haklı olarak parlayan genç isimlerinden, 1971 Lyon doğumlu piyanist besteci Franck Avitabile son albümü “Short Stories” (Dreyfus) ile başarısının raslantı olmadığını gösteriyor. 10 yılda adına çıkarttığı 16 albüm (ikisi derleme) onun yalnızca üretkenliğinin kanıtı değil, yaratmaya olan ihtiyacının da ifadesi...

ECM’in müşkülpesentliğini tüm ‘cazoman’lar çok iyi bilirler. Alman yapımcı ‘Sessizlikten sonra en güzel şey olan müziğe’ kattıklarıyla şimdiden müzik ve jazz tarihine altın harflerle geçti. İşte Fransa’dan da ECM’e küçük bir katkı. Bir piyanist daha, François Couturier. “Nostalghia – Songs for Tarkovsky”. Tam 20 yıl önce, hem de çok erken dünyaya veda eden Sovyet-Rus sinemacı Andrei Tarkovsky’nin eserleri müzisyenlere hala nasıl bir ilham ve özlem kaynağı, dinleyin de duyun...

Alto saksofoncu Pierrick Pedron’da anlaşılan kendini daha iyi kanıtlayabilmek için olsa gerek, son albümünü yani lider olarak ikinci çalışmasını gidip New York’ta kaydetmiş. Hiçte fena yapmamış. “Deep in a Dream” (Nocturne) çok lezzetli. Çekinmeden tüketebilirsiniz...

Özellikle Kuzey Avrupa’da çok tanınan Rumen piyanist Marian Petrescu, İsveçli ortağı, gitarist Andreas Öberg ile hoş çalışmalar yapmağa devam ediyor. Biz dinlemedik fakat Fransız eleştirmenlere sorarsanız bu kez en iyisini yapmış: “Body and Soul” (HCRCD). Jazz klasiği yorumlamak riskli bir iş. Fransızlara beğendirmek ise hepten zor. Değerlendirmesi ‘cazoman’lardan...

“Ka”, Fransa’nın Deniz Ötesi topraklarından, Karayip’in rüya adalarından Guadelup’un yerel müzik türlerinden bir tanesine verilen isim. Daha önce hiç tanımadığımız çok çalgılı, çok yönlü ‘Adalı’ sanatçı Jacques Schwartz-Bart, “Soné Ka-La” (Emarcy/Universal) başlıklı albümünde inanılması zor bir ahenk, fevkalade bir alaşım tutturmuş. Hani, genelde ‘melez güzel olur’, denir ya. Doğrudur. Ama bu kez bir başka ‘güzel’ olmuş. Tümüyle yerel ezgiler ve ritimlerden esinlenen özgün bestelere imza ve bütün vurmalıların yanı sıra tenor – soprano saksofon, flüt, gitar çalıp, şarkı da söyleyen genç sanatçı hem jazzseverlere, hem de Latin havada dans etmeyi özleyenlere enfes dakika hatta saatler yaşatmaya namzet... Şapka !          

ŞAPKALAR:

Anga, Cugny, Dixon, Harley, Jordan, Malachi, Maynard ve Trutat ve ve Coltrane...

Charlie Parker’in refakatçisi, 1978’den beri kendine yaşama mekanı olarak Danimarka’yı seçmiş olan ünlü piyanist Irving Sidney Duke Jordan 6 Ağustos’ta yaşama Kopenhag’ta veda ettiğinde 84 yaşındaydı. Duke 1922’de New York’ta dünyaya gelmiş ve öncü bebop piyanistlerden biri kabul edilmişti...

Bir başka dev, 1928 Montreal Kanada doğumlu trompetçi Walter ‘Maynard’ Ferguson’u da 23 Ağustos’ta yitirdik. 20. yüzyılın en büyük isimleriyle çalışmış olan Maynard Temmuz ayında New York “Blue Note” jazz kulübünde konser vermiş ve Japonya turnesinin hazırlıkları içindeydi...

İlk iki isim kadar tanınmamış da olsa, jazz ailesi geçtiğimiz aylarda büyük kayıplar verdi. Kübalı vurmalılar ustası Miguel ‘Anga’ Diaz - yine - 23 Ağustos günü vefat ettiğinde 45 yaşındaydı. Anga, Buena Vista Social Club, Afro-cuban All Stars gibi gruplar veya Chucho Valdes, Herbie Hancock gibi isimlerle çalmıştı...

16 Temmuz’da ölen trompetçi, besteci, yazar, jazz tarihçi ve eğitimcisi 1949 Princeton (ABD) doğumlu Malachi Thompson bu sanatın sessiz büyük neferlerindendi... R&B’un öncü piyanistlerinden 26 Temmuz’da Los Angeles’te 77 yaşında kaybettiğimiz Floy Dixon gibi... 31 Temmuz’da 70 yaşında Filadelfiya’da ölen, bilebildiğimiz kadarıyla tarihte gayda enstrümanını ilk kez jazz’a uyarlayan Rufus Harley özellikle Sonny Rollins ve Herbie Mann ile kaydettiği albümleriyle tanınırmış... 

Hamletli eşsiz saksofoncu, jazz tarihine ‘devrimci’ Shakespeare’imsi klasikler yazmış John Coltrane yaşasaydı önümüzdeki 23 Eylül’de 80 yaşına basacaktı. Kuzey Karolina eyaletinin Hamlet kasabasında 1926’da doğan, bilinen ilk kaydını 1946 gerçekleştiren bu efsanevi sanatçı, hayata şapka çıkarttığı tarih olan 17 Temmuz 1967’e kadar soran, arayan bir müzik üretti. Kısacık yaşamında jazz’ı adeta yeniden yazdı, yarattı...   

1922 Paris doğumlu André Trutat 10 yaşında radyoculuğa başlayıp, hep bu dünyanın içinde kalmış bir kişilik. 60’lı yıllarda “France Culture” radyosunu kurup, radyo yayınlarına jazz programlarını katan bu büyük jazz amatörü geçtiğimiz 21 Ağustos’ta gözlerini dünyaya yumdu. Bildiğimiz bilmediğimiz  hepsinin anısı önünde ‘şapka’mızı çıkarırız...

Uzun ömürler dileğiyle şapkamızı çıkarttığımız bir başka kişilik daha. Piyanist, besteci, 1994-97 arasında ONJ (Ulusal Jazz Orkestrası) şefliği de yapmış, lider olarak 12 albüm sahibi, 1955 Paris banliyösü doğumlu Laurent Cugny, ünlü tutucu Paris Sorbonne Üniversitesi’ne “Profesör” sıfatıyla kabul edilen ilk jazz sanatçısı... Tutucular jazz sevmez diye bir kural olsa olsa Hitlerciler de kaldı. Jazz aşkı adama neler yaptırmaz, değil mi?

30 Ağustos akşamı hayranlarını büyülemeye hazırlanan “Free-Jazz”ın mucidi 76’lık genç adam Ornette Coleman yukarda sözünü ettiğimiz söyleşisinde bakın ne diyor: “Jazz’ın ruhu olağanüstüne, duyulmamış olana duyulan aşktır.” Bütün günlerinizin olağanüstü ve duymadığınız yeni jazz’lı anlarla geçmesi dileğiyle esen kalın...

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


64695 - unknown - 38.107.179.236