Herbie
Hancock
Carnegie Hall’da Michael Brecker’ı
yatağından kaldırdı.
Herbie Hancock, 23 Haziran’da 45. sanat
yılını coşkulu bir konser eşliğinde kutladı.
23 Haziran Cuma akşamı, New York’ta Carnegie
Hall’da, Herbie Hancock muhteşem bir konserle müzik yaşamındaki kırk beşinci
yılını kutladı. Dört setten oluşan konserde, izleyiciler harika sürprizlerle
karşılaştı, birbirinden iyi müzisyenleri birlikte izleme fırsatı buldu.

Müzik dünyasının içinde olduğu süre boyunca,
çok kaliteli işler yaparak bir efsane haline gelen Herbie Hancock, hem jazz’da
yeni akımların öncülerinden oldu, hem de birçok genç müzisyene önderlik etti.
Hala da aktif müzisyenliğinin yanı sıra, bir eğitimci olarak çalışmakta;
seçilmiş yetenekli genç müzisyenlere Thelonious Monk Institute of Jazz’da
eğitim vermektedir. Hancock, 1960’lardan beri yeni arayışlar içerisinde olmayı
bırakmadan çalışmalarına devam etti; hem elektronik hem de akustik jazz’da
kendinden söz ettirmeyi başardı; hatta şu anda adı Bud Powell ve Thelonious
Monk gibi efsane jazz müzisyenleriyle birlikte anılmaktadır. Daha çok genç
yaşta Miles Davis’in daveti üzerine Davis’in beşlisine katılan Hancock, burada
Wayne Shorter, Tony Williams, Ron Carter’la birlikte beş yıl boyunca çaldı.
ESP, Nefertiti ve Sorcerer albümlerini bu toplulukla birlikte doldurdu; hatta
topluluktan ayrıldıktan sonra bile Miles Davis’in In A Silent Way ve Bitches
Brew albümlerinde çaldı.
Herbie Hancock, 1970’lerden sonra ise
elektronik jazz ve funk’a ağırlık vermeye başladı. Bu dönemde akustik çalışmalarından
da uzaklaşmayan müzisyenin eserleri, 1990’larda yükselen hip hop ve türevlerine
temel oluşturdu. 1980’lerden sonra Wynton Marsalis’i müzik dünyasına tanıtan,
Marsalis’in ilk albümünün yapımcısı olan Hancock, müzik yaşamı boyunca hem
akustik, hem de elektronik projeler gerçekleştirdi. Ülkemize en son 9.
Uluslararası İstanbul Jazz Festivali’ne Roy Hargrove ve Michael Brecker’la
oluşturduğu ‘Directions in Music’ projesiyle gelen ve Harbiye Cemil Topuzlu
Açıkhava Tiyatorsu’nda konser veren müzisyen, bu projeyi Miles Davis ve John
Coltrane’e ithaf etmişti.
Carnegie Hall’da düzenlenen konserin gelirinin
çok büyük bir kısmı, Thelonious Monk Institute of Jazz’a bağışlandı. Bu
enstitü, 1986 yılında University of Southern California’nın içerisinde, Monk’un
anısına kuruldu. Yüksek lisans düzeyinde iki yıllık programları ve çeşitli
sertifika programlarının sunulduğu enstitünün başkanı Herbie Hancock, sanat
direktörü ise Terence Blanchard. Hancock, bu enstitüde yarışma jüriliğinden,
eğitimciliğe kadar birçok görevde bulundu; enstitüde birçok konser verdi.
Konserin en büyük sürprizlerinden birini Ted
Panken’in kaleminden okudum: “Konsere Ron Carter ve Jack DeJohnette ile
birlikte başlayan Hancock, birkaç şarkı çaldıktan sonra, “One Finger Snap”i
çalacaklarını seyircilere anons etti ve ardından “Aslında bu şarkıda bir
üflemeli olmalı” dedi ve sordu: “Salonda üflemeli çalan birileri var mı?” Bu
sırada ön sıralardan, uzun boylu bir adam elinde tenor saksofonuyla birlikte
kalktı ve sağlam adımlarla sahneye çıktı. Bu sırada bütün salonda inanılmaz bir
alkış koptu. Hancock döndü, gülümsedi ve kucaklaştılar. Bu adam, Michael
Brecker’dı; uzun bir süredir MS tedavisi görüyordu; artık eski günlerine dönmüş
ve eski dostu Hancock’u bu özel gecede yalnız bırakmamıştı.”
Hancock, yakın dostu Michael Brecker’la
birlikte jazz dinleyicilerine güzel bir sürpriz hazırlamışlardı; aynı zamanda
da Michael Brecker, dinlenmiş ve iyileşmiş bir şekilde sahnelere geri dönüş
yapacağının sinyallerini veriyordu. Birlikte çaldıkları şarkıdan sonra Brecker,
Hancock, DeJohnette ve Carter neşe içerisinde sahneyi bir sonraki set için terk
ettiler.
Sonraki sette, Hancock en son topluluğuyla
seyircilerin karşısına çıktı. Lionel Loueke, Lili Haydn, Matthew Garrison ve
Richie Barshay’in eşlik ettiği Hancock, hem elektronik hem de akustik eserler
seslendirdi.
Sonrasında Gonzalo Rubalcaba’yla emprovizasyon
yüklü bir piyano süitini düet olarak çaldılar. Hancock, daha önce hem Chick
Corea’yla, hem de Keith Jarrett’la düetler gerçekleştirmişti. Özellikle iki
piyanonun karşılıklı emprovizasyon yapması hem melodik bakımdan hem de armonik
bakımdan müzisyenleri zorlamaktadır. Fakat Hancock tıpkı Corea ve Jarrett’la
olduğu gibi, Rubalcaba’yla da harika bir performans gösterdi. Rubalcaba’nın
melodik duyarlığıyla Hancock’un enerjik üslubunun birleşmesiyle ortaya çok iyi
bir sinerji çıktı.
Konserde son sette ise, Hancock’la birlikte
Wayne Shorter, Dave Holland ve Brian Blade yer aldı. Dörtlü, 2004 yılında
birlikte turneye çıkmışlar, birçok konser vermişlerdi. Bu birliktelikten doğan
müzik de son derece yumuşak, bir o kadar da anlamlıydı. Bu kadar büyük
müzisyenin bir araya gelmesiyle birlikte, ortaya çok iyi bir uyum çıkmıştı.
Hancock, 45 yıllık müzik geçmişinde, jazz’da
ve piyanoda yeni yollar çizdi, günümüzün dans müziğine temel oluşturacak
eserler besteledi ve kaydetti. Herbie Hancock, bütün bu başarılı müzik geçmişi
sonucunda, Carnegie Hall’da bütün biletlerin haftalar öncesinde tükenmiş olduğu
bir gecede yakın dostları ve müzisyen arkadaşlarının eşliğinde, müzik yaşamının
45. yılını kutladı. Biz de kendisine, “Nice Yıllara” dileklerimizi
gönderiyoruz...