ODTÜ
Mimarlık Bölümü’nde ERASMUS Değişim Programı Deneyimi
Ali Uzay Peker n Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık
Bölümü, ERASMUS Programı öğrenci değişimi çerçevesinde yapılan faaliyetlere
2003-2004 yılında gerçekleştirilen pilot uygulama döneminden beri
katılmaktadır. Bölümümüzün Avrupa’daki 21 adet yüksek öğretim kurumu ile
karşılıklı öğrenci değişim antlaşması bulunmaktadır. 2004-2005 öğretim yılında
4 öğrenci değişime katılıp yurtdışında öğrenimini tamamlayıp dönmüşken, bu sayı
2005-2006 öğretim yılında 8’e çıkmış; içinde bulunduğumuz 2006-2007 öğretim
yılında ise, seçilen
17 öğrenciden bir kısmı değişime katılmak üzere yurtdışına
gitmiş, diğer bir kısmıysa ikinci dönemde gitmek üzere hazırlıklarını
yapmaktadır. Görüldüğü üzere, yurtdışına kısa süreli (bir veya iki dönem)
öğrenim için giden öğrenci sayısındaki artış katlanarak büyümektedir. Öte
yandan, toplam “bölüm öğrenci sayısı” düşünüldüğünde, bu yıl içinde ERASMUS
Programı’na katılan öğrenci sayısının diğer kayıtlı öğrencilere oranı henüz
yüzde 5’in altındadır.
Bugüne değin ERASMUS Değişim Programı’na katılan
öğrencilerimizin
18’i lisans, 11’i ise lisansüstü öğretim öğrencisidir. Bu
sayılar karşılaştırıldığında, ERASMUS Değişim Programı’na daha çok lisansüstü
öğrencilerin katılma eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır. Bunda, lisans
öğrencilerinin zorlu geçen 4 senelik mimarlık temel öğretimi sırasında
yurtdışında okumanın getirebileceği dezavantajları yaşamak istememeleri rol
oynamaktadır. Yeni bir öğrenim ortamına girişin getirdiği olası uyum sorunları
öğrencilerin kararını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu sorunlar şu
nedenlere bağlanabilir: İngilizce dışındaki Avrupa dillerini kullanımda yaşanan
yetersizlikler; mimarlık öğretiminde öğrenciyi burada edindiği alışkanlıkların
dışında çalışmaya, davranmaya ve düşünmeye zorlayan farklı yaklaşımlar; değişen
arkadaş çevresi ve aileden uzaklaşma; maddi imkansızlıklar; karşı kurumda
buradaki derslerin yerine saydırabileceği yeterince ders bulamama; denklik
sorunları; gidilen kurumdaki öğretim üyelerinin ERASMUS öğrencilerini ciddiye
almaz veya ayrımcı bakış açıları; gidilen kurumda danışman yardımı ve lojistik
destek yetersizliği gibi başka pek çok olumsuzluk. ODTÜ Mimarlık Bölümü gibi
yüksek ÖSS puanıyla girilebilen, Türkiye’nin sayılı mimarlık bölümlerinden
birinde okumanın getirdiği yeterlilik duygusu da öğrencilerin bir kısmının
ERASMUS Değişim Programı’na bakış açısını etkileyebilmektedir.
Lisansüstü program öğrencileri ise, ERASMUS Değişim
Programı’na mimarlık temel öğrenimini tamamlamış olmanın ve istediği bir alanda
uzmanlık çalışması yapmanın getirdiği rahatlama içinde yaklaşmaktadır. Bu
öğrenciler yurtdışına genellikle buradaki zorunlu derslerini ve hatta bazı
örneklerde bütün zorunlu ve seçmeli derslerini tamamladıktan sonra gitmekte,
ERASMUS öğrencisi olarak bulundukları kurumdan ilgi alanlarına yönelik dersler
alarak dönmektedir. Dolayısıyla, öğrenciler denklik sorununu aşabilmekte ve
Program’a daha fazla ilgi göstermektedir. Bu gruptaki öğrencilerin yaş ve
deneyim olarak daha ileride olmaları da, yurtdışına gidiş kararını alırken daha
bilinçli ve kararlı olmalarında etken olmaktadır.
Öte yandan, cesaret göstererek ERASMUS öğrencisi olan lisans
öğrencileri, yurtdışındaki öğrenim deneyimlerinin ardından genelde çok olumlu
izlenim ve görüşlerle dönmektedir. Öğrenciler, gittikleri kurumda verdikleri
ayakta kalma mücadelesi ve öğrenimlerini tamamlayarak, başarılı olarak dönmenin
getirdiği kendine güven duygusu ile yaşıtlarının önüne geçmektedir. Öğrenciler,
öğretim yöntem ve uygulamalarındaki farklılığın kendilerine başta engelleyici
geldiğini, fakat yaptıkları tasarım projesinin zaman içinde farklı bir bakış
açısı kazandıran olumlu bir yola girdiğini belirtmişlerdir. Tüm öğrenciler,
burada olduğundan çok daha zengin ve hareketli bir sosyal ortama girdiklerini,
bunu da kültürel açıdan oldukça zenginleştirici bulduklarını her zaman
söylemişlerdir. Öğrencilerin haftasonu ve tatillerde yaptıkları mimarlık
gezileri Türkiye için oldukça erken bir yaşta Avrupa’nın bellibaşlı
metropollerini görmelerini sağlamakta ve modern tasarım kültürü hakkındaki
görüşlerini oluşturmada son derece yararlı olmaktadır. Fakültede öğrenciler
için yaptığımız “deneyimleri paylaşma” toplantılarında ERASMUS öğrencileri
genelde olumlu fikirler ortaya koymuşlardır. Öğrencilerin izlenimlerinin olumlu
olduğunun bir diğer göstergesi de, ERASMUS öğrencisi olanların Avrupa’daki
mimarlık okullarında yüksek lisans yapmak için çaba göstermeleridir. AB üyesi
ülkelerde yüksek lisans yapmak için eskiye oranla daha fazla bir eğilim
görülmekte ve öğrenciler Avrupa’da daha uzun sürelerle bulunmak istemektedir.
ODTÜ’deki öğreniminin üçüncü sınıfında ERASMUS bursu ile
İtalya’ya giden bir öğrencimizin görüşleri ilginçtir: “Girdiğim her derste
ODTÜ’nün eğitiminin pratikte daha iyi ve ileri olduğu kanısına vardım. Burada
verilen eğitimin büyük bir kısmının pratikte proje üretmek yerine araştırma ve
geliştirme ağırlıklı olduğunu düşünüyorum. Örneğin, proje dersinin işlenişi
aynı, fakat projenin ilerleme ve gelişme süreci gerçekten çok yavaş. Bir hafta
boyunca öğrenciler projeler hakkında profesörlerin fikrini sadece
15 dakika gibi bir süre içinde alabiliyorlar. Diğer dersler
de bizdekilerin aksine daha yoğun ve ağır bir müfredatla işleniyor.” Bu
fikirler öğrencinin İtalya’ya gittiği ilk aylarda ifade edilmişti. Öğrencimiz
bir senelik öğreniminin ardından Türkiye’ye dönüşünde olumsuz fikirlerini
değiştirmişti. Çünkü, pek çok alanda edindiği yeni deneyimlerin
kazandırdıklarından hoşnuttu. Görüşleri alıntılanan öğrencimizin mezun olduktan
sonra, ERASMUS öğrencisi olarak bulunduğu kuruma bu kez yüksek lisans yapmak
için başvuruda bulunduğunu belirtmek gerekir.
Yurtdışı öğrenimini tamamlayıp dönen ERASMUS öğrencileri
anket formları doldurmaktadır. Bu formlarda, yaşadıkları maddi sorunların
önemli bir şikayet nedeni olduğu ortaya çıkmaktadır. Öğrencilerimiz,
kendilerine burs olarak verilen ERASMUS desteği dışında, ailelerinden veya
başka kaynaklardan 200-500 Euro arasında değişen miktarlarda aylık destek
alarak ayakta kalabildiklerini ifade etmiştir. Ayrıca, karşı kurumun verdiği
dersler, başvuru koşulları, vize şartları ve seyahat gibi konularda daha iyi
bilgilendirilme talep etmişlerdir. Dil konusunda yaşadıkları yetersizlikler bir
başka sorun oluşturmuştur. Öğrencilerimizin İngilizce dışındaki dilleri
öğrenmeye daha fazla teşvik edilmeye ve desteklenmeye ihtiyacı bulunmaktadır.
Öte yandan, öğrenciler gittikleri kurumları akademik anlamda “iyi düzeyde” diye
tanımlarken, hemen hemen hepsi yurtdışı öğrenimlerindeki kişisel kazanımlarının
“mükemmel düzeyde” olduğunu belirtmişlerdir. Büyük çoğunluk, ERASMUS Değişim
Programı’nın kariyerlerine katkısının “çok fazla” olacağını belirtmiştir.
ERASMUS tecrübesini genel olarak değerlendirdikleri zaman hemen hepsi
“mükemmel” tanımını yapmış, birkaç öğrenci ise “iyi” cevabını vermiştir. Bir
kişi dışında bütün öğrenciler bir Avrupa Birliği ülkesinde çalışmayı arzu
ettiklerini ifade etmişlerdir. ERASMUS Programı’nın hedefinin Avrupa Birliği
ülkelerinde işgücünün hareketliliğini teşvik etmek olduğunu belirtmek gerekir.
Bu açıdan bakıldığında program hedefine ulaşmıştır denilebilir. ERASMUS
Programı, mimarlık öğrencilerinin çalışma hayatlarında sahip olacakları iş
imkanı alanını genişletebilir. Bu noktada, Delft Üniversitesi’ne giden başarılı
bir yüksek lisans öğrencimize hem üniversite hem de üniversite dışındaki
tasarım alanı çalışma ortamlarında kapıların açıldığını ve popüler tabirle
“kapıldığını” belirtmek gerekir. ERASMUS Programı bu yetenekli öğrencimizin
uluslararası tasarım alanına geçişine önayak olmuştur. Buna benzer örneklerin
sayısında bir artış yaşanacağı muhakkaktır. Bu durum, ERASMUS Programı’nın
birkaç ders alma ve gezme fırsatı yaratan bir burs programı olmanın ötesinde
katkıları olduğunu kanıtlar.
Bologna’da, 19 Haziran 1999’da, Avrupa’daki 29 eğitim
bakanının bir araya gelerek aldığı kararlar arasında, “öğrencilerin ve öğretim
üyelerinin serbest dolaşımının önündeki engellerin kaldırılması” yer almıştı.
Bu karardaki hedef, Avrupa vatandaşlarının iş bulabilirliğini, hareketliliğini
ve Avrupa’daki yüksek öğretimin uluslararası rekabet gücünü arttırmak için 2010
yılına kadar Avrupa Yüksek Öğretim Alanı’nı kurmaktı. Bu dikkate alındığında,
öğrenci hareketliliği veya değişimi, çalışma hayatındaki “profesyonel
hareketliliğin” hazırlık aşaması olarak görülebilir. Dolayısıyla, “hareketlilik”
sadece eğitim amaçlı bir yer değiştirmeyi değil, meslek hayatında gerekli
olacak kültürel kazanımları da öngörmektedir.
Bu açıdan bakıldığı zaman, Türkiye’deki yüksek öğretim
kurumlarının ERASMUS öğrencilerinden beklentilerini gözden geçirmelerinde yarar
bulunduğu görülecektir. Şöyle ki, ERASMUS Programı ile yurtdışına giden öğrenci
sadece buradaki ders programını tamamlamak üzere başka bir kuruma giden bir
öğrenci değil, fakat mimarlık öğrenimi, kültürü ve ilişkili çalışma alanındaki
deneyimini zenginleştiren bir mimar adayıdır. Dolayısıyla bu öğrenciyi karşı
kurumdan aldığı/alamadığı derslerin/notların muhasebesini yapan bir öğrenci
konumuna yöneltmek yerine, farklı alanlardaki kazanımlarını değerlendirebilmek
gerekir. Öte yandan, öğrencilerin de her cesur girişimin bir bedeli
olabileceğini düşünüp burada aldıkları ders notlarının ve ortalamalarının
Avrupa’daki farklı değerlendirme ve notlandırma ölçütleri nedeniyle alıştıkları
standartların altına inebileceğini göze almaları gereklidir. Alışkanlıkların
değişmesinden kaynaklanacak bu tür fedakarlıkların yurtdışında kazanılacak
deneyime değeceğini belirtmek gerekir. Mimarlık öğrencilerinin ERASMUS Değişim
Programı’na “daha iyi bir eğitim” gibi bir beklentiyle değil, “profesyonel iş
hayatı için öğrenilecek yerel mesleki uygulamalar, farklı çalışma ve yaşama
kültürleri üzerine deneyim” hedefi ile yaklaşması daha gerçekçi olacaktır. n
Doç.Dr. Ali Uzay Peker, ODTÜ Mimarlık Bölümü, ERASMUS Koordinatörü.