25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

ŠCVUT Prag

 

Prag’ta Vltava Nehri kıyısında flüt çalan heykel (Fotoğraf: Laçin Karaöz).

 

Laçin Karaöz n ERASMUS, Avrupa Birliği’nin desteklediği SOKRATES Eğitim Programı’nın 1987 yılında kurulan, yüksek öğrenimi kapsayan kolu. ERASMUS’un içinde öğrencileri ve akademisyenleri kapsayan çeşitli programlar var. Bunlardan biri de “Mobilite: Öğrenci Değişim Programı”. 2000’li yıllarda yaygınlaşan bu programa 2005 yılına kadar toplam 1 milyon 300 bin öğrenci katılmış.

 

Ben, Prag’ta Çek Teknik Üniversitesi’nde (CŠVUT) ERASMUS değişim öğrencisi olarak bulunuyorum. ERASMUS öğrencisi olmak mimarlık öğrencisi olmanın da ötesinde apayrı bir kategori. Gerçek bir öğrencilik hayatı yaşamıyoruz diyebilirim. Değişim öğrencisi olduğumuz için herkes bize misafir muamelesi çekiyor ve ekstra bir nezaket ortamı yaratılıyor. Bizim sorunlarımızı dinleyen ve çözmeye çalışan bir ekip ile karşı karşıyayız sürekli. Gerçek olamayacak kadar ılımlı bir ortamdayız.

 

Erasmus ve eğitim

ERASMUS Programı’nın esas amacı, kültürlerarası iletişimi ve genç nesillerin farklı ülkeleri ve insanları tanımasını sağlamak. Burada Avrupa’nın pek çok kentinden, hatta küçük kasabalarından gelmiş insanlarla bir aradayız. Sadece Avrupa’dan değil, ERASMUS dışındaki değişim programlarıyla Amerika ve Asya’dan gelen öğrencilerle de bir araya geliyoruz. Burada bulunduğumuz süre içinde tüm ERASMUS öğrencilerinin bir araya gelebileceği her türlü sosyal ortam yaratılıyor. Geziler, konserler, ülke tanıtım partileri, spor karşılaşmaları, yemek organizasyonları... Bu da bizleri sürekli iletişim halinde tutuyor. Çek Cumhuriyeti’ni ve Çek kültürünü farklı ülkelerden gelen öğrencilerle birlikte tanıyoruz, çapraz kültürel alışveriş içindeyiz. Programın “kültürlerin tanışması” konusunda gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Her hafta bir ülke ve kültürü tanıtılıyor. Polonya’da doğmuş, Almanya’da yetişmiş biri hem Almanya hem de Polonya kültürünü tanıtabiliyor. Ya da ailesi Çek olup Avusturya’da doğup büyüyen biri Avusturya kültürüne içeriden eleştirel bir gözle bakabiliyor. Bu örnekler çok fazla olduğundan, ulusal kimlik ve kültür kavramları üzerinde sıkça tartışıyoruz.

 

Eğitim bu durumda ikinci planda kalıyor, okullar bu projenin gerçekleşmesi için bir araç. Mesleki eğitimin programda çok önemi yok, zaten pratikte de pek çok sorun yaşanıyor eğitim konusunda. ERASMUS Programı kapsamında bir okula kabul edilseniz bile o okulda kendi öğrenim programınıza uygun dersler bulmanız şans işi. Bunun yanında, gittiğiniz okulda fasulyeden öğrenci konumundasınız. Çünkü dersleri “yerel” öğrencilerle birlikte almıyoruz. Bizim için ayrı bir sınıf açılıyor, dersleri İngilizce olarak görüyoruz (Çek Cumhuriyeti’nde ERASMUS öğrencileri için eğitim dili İngilizce. Diğer ülkelerde farklı bir uygulama olabilir).

 

Çek Cumhuriyeti

Burada insanların kendini ifade etme gibi bir dertleri var. İfade etmekten kastım, kültürlerini ve tarihlerini tanıtma, geçmişte yaşadıkları olayları yabancılarla paylaşma ve olanlardan haberdar etme anlamında. Uluslararası öğrenciler (international student) olarak bizlere sürekli kendi tarihlerinden, politik talihsizliklerden ve bunların sonucunda alınan yanlış kararlardan bahsediyorlar. Komünist rejimin bıraktığı izler çok derin. İnsanların alışkanlıkları değiştirilmiş ve pek çok kültürel bilgi yok olmuş. Havada hüzün var ve dış dünya ile tekrar iletişime geçmek istiyorlar. Yine de, sanki olan bitene karşı umursamaz olduklarını düşünüyorsunuz. Çeklerin herhangi birşeye tepki verdiğini görmek imkansız gibi. Komünist rejim altında geçen 40 yıl içinde sinirleri alınmış, sinirsiz insanlar dünyası gibi burası.

 

Prag ve mimarlık

Prag, Modernizm’in, kübizmin ve işlevselciğin gündelik yaşamın içinde hissedildiği bir şehir. Sokaklarda biraz dolandıktan sonra kitaplarda okuduğumuz üretken idealist Modernistler’in gerçeklikleri insanı çarpıyor. Alelade sokaklarda karşılaştığınız her yapı özel, “biri” tarafından tasarlandığı belli yapıların sayısı o kadar çok ki… Mimarlık eğitimi veren teknik bir üniversitede tekniğin ve işlevselciliğin geleneğe dönüşmesi yadırganacak bir durum değil. Çünkü bu, kentin havasında, sanatında, fiziksel mekanında varolan birşey. Kahve içtiğimiz fincanlar halen Pavel Janak tasarımı, kullanılan süslemeler halen kübizme ait öğeler içeriyor. Bu bir kültür...

 

Çek Teknik Üniversitesi ve mimarlık

Atölye: Çek Teknik Üniversitesi’nde atölyeler dönemlik ve her atölye yürütücüsü yarıyıl başında bir tanıtım semineri veriyor. Tasarım konusunu, nasıl bir yöntem izleneceğini ve katılımcıların yükümlülüklerini açıklıyor. Gittiğim tanıtım seminerlerinden birinde yürütücülerden biri şöyle dedi: “Okulda oturmuş ve tutucu denebilecek işlevselcilik geleneği mevcut. Bizim atölyemiz okulun bu tutumundan farklı bir biçimde işler.”

 

Okulda farklı gruplar var ve bu gruplar katı bir gelenek üzerine kurulmuş eğitim sistemini yavaş yavaş çözüyor. Bana kalırsa bu sadece Modernizm içindeki yüzyıl başı akımlarını katı birer geleneğe dönüştürmüş kurumların değil, aynı zamanda içinde yaşadığımız dönemin bir çözülmesi. Okulun tüm o kurumsallaşmış yapısına karşın fakülte binasına girdiğinizde duvarda asılı olan ilanların görsel dili; laptopları ile holde çalışan öğrenciler; sağda solda sergilenen, bilgisayar yardımıyla üretilmiş strüktürler ve interaktif yüzey modelleri daha esnek bir yapının yer alacağına işaret ediyor.

 

Şehircilik: Prag’taki mimari, ülkenin geçmişindeki politik görüşlerle doğrudan bağlantılı. Ülkedeki yönetimlerin politik görüşleri kentsel mekanlarda hemen uygulanmış ve gündelik hayata sokulan fiziksel öğelere dönüştürülmüş. Üzerinden iki dünya savaşı ve iki komünist rejim geçmiş bir ülkede politik olaylar ve onların kente yansıması üzerine anlatacak çok şey var. Şehircilik tarihi dersi bazen tarih dersine dönebiliyor. Prag’ın kentleşmesinden bahsedilen şehircilik dersinde sürekli olarak şehir için alınan yanlış kararlardan bahsediliyor. Bunlar daha çok politikacıların aldığı ve tabii ki para kazanmaya çalışan mimarların gerçekleştirdiği kararlar. Korumacı yaklaşım burada uç derecede. Eski kent dokusunu ve silueti korumak her mimar için başlıca görev.

 

Modern Mimarlık Tarihi: Parlak ve başarılı günlerden bahsedilen bir ders ama sonu hep hüzünlü bitiyor. Dersi anlatan Vladimir Slapeta cümlelerine umut vaat eden mutlu bir ses tonuyla başlıyor. Bizlere Çek Modernist mimarlardan, sanatçılardan ve o dönemin entelektüel ortamından, kentte gerçekleştirilmiş toplantılardan, basılan dergilerden bahsediyor. Konuşmasının sonuna doğru ses tonu alçalıyor, kısık bir hüzün bastırıyor, çünkü tüm bu üretken entelektüel ortamın ve insanların sonu İkinci Dünya Savaşı’nın doğuşuyla hüsran oluyor. Her dersten sonra “hey gidi günler, üzülmeyin hocam”diyesimiz geliyor. Bunun nedeni, Çeklerin bu kısa ve parlak dönemin ardından sanat ve mimarlık ortamında adlarını tekrardan duyuramamış olmaları.

 

Sonuç

ERASMUS öğrencisi olarak gittiğiniz okulun size süper bir eğitim vereceğini, bambaşka şeyler öğreteceğini sanmak hayalperestlik olur. ERASMUS öğrencisi olmak kendi başına bir deneyim ve bu deneyimin kendisi “bilgi”. Programın eğitim konusundaki başarısı tartışmaya açık ancak, kendi milleti dışından insanlarla hayatında bir kez olsun iletişim kurmuş bir neslin yetişmesinde önemli bir rol oynuyor. Kültürlerarası alışveriş lafı son yıllarda sıkça kullanıldığından klişe gibi gözükse de,  ötekine öcü gibi bakmayan bir nesil için temel adımlardan biri. n Laçin Karaöz, YTÜ Mimarlık Tarihi ve Kuramı yüksek lisans öğrencisi, CŠVUT Prag Çek Cumhuriyeti ERASMUS Programı öğrencisi.

 

Çek Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, Prag (Fotoğraf: Laçin Karaöz).

 

Çek Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi giriş holü (Fotoğraf: Laçin Karaöz).

 

Atölye yürütücüleri, tanıtım semineri öncesinde kendilerini tanıtıyor (Fotoğraf: Laçin Karaöz).

 

Çek Teknik Üniversitesi’nde dil kursundan bir görünüm (Fotoğraf: Laçin Karaöz).

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


65548 - unknown - 38.107.179.236