TU
Eindhoven

TU/E Mimarlık Fakültesi’nde bir stüdyo (Fotoğraf: Emrah
Türkyılmaz).
Çiğdem Canbay Türkyılmaz n Yıldız Teknik Üniversitesi Mimari
Tasarım Programı’nda doktora öğrencisiyim. Eğitimime, Ocak 2006-Temmuz 2006
tarihleri arasında Eindhoven Teknik Üniversitesi’nde devam ettim. Avrupa’da
belirli bir süre eğitim görmenin kişisel ve mesleki gelişimime faydalı
olacağını düşündüğüm için ERASMUS Programı’na başvurdum.
Bilindiği üzere, ERASMUS Programı’na katılan öğrenci profili
ağırlıklı olarak lisansüstü ve daha sonra lisans öğrencilerinden oluşuyor ve
öğrenciler ilgi alanlarına göre istedikleri dersleri seçebiliyorlar. Bu noktada
bir doktora öğrencisi olarak daha farklı deneyimler yaşadığımı belirtmek
isterim. Çünkü amacım, Eindhoven Teknik Üniversitesi’nde alan çalışmamın bir
bölümünü gerçekleştirmekti. Dolayısıyla, ders almak yerine araştırma yapmak
benim için daha uygun bir seçenekti. Araştırma konum ve yapmak istediğim
çalışma önceden belirli olduğu için hedefe odaklanmak daha kolay oldu.
Eindhoven Teknik Üniversitesi’nde, çalışma konumu ve yapmak
istediklerimi anlattığımda oldukça olumlu tepkiler aldım, herkes kendi görüşünü
ifade ederek bana destek olmaya çalıştı. Bu destek kimileri için sadece görüş
bildirmek şeklindeydi, kimileri de yararlanabileceğimi düşündüğü kaynakları
bizzat basılı olarak elime verdi. Bu durumun bana şaşırtıcı geldiğini
belirtmeliyim. Çünkü yazık ki, Türkiye’de hala bazı kurum ve kuruluşlarda
bilgiyi paylaşmak yerine saklamak tercih ediliyor ve uygulanıyor.
Çalışmamı gerçekleştirmek için benim motivasyonumu arttıran
durum, diğer doktora öğrencileriyle birlikte çalışabileceğim bir yerin
gösterilmesiydi. Bir çalışma masası ve bilgisayardan oluşan küçük çevremde
gerçekten mutlu oldum ve daha verimli çalışmaya başladım. Bu arada, çeşitli
ülkelerden gelen doktora öğrencileriyle tanıştım ve çok değerli arkadaşlar
edindim. Onlarla aynı ofisi paylaşmaya başladığım ilk gün, öğle yemeğinden
döndükten sonra, masamın üzerinde çeşitli kitaplar buldum. Çok şaşırdım çünkü
masama bırakılan kitaplar benim çalışmamla ilgili, bir şekilde
yararlanabileceğim yayınlardı. Sonradan öğrendim ki, ofis arkadaşlarım benim
çalışmamı incelemişler ve bana yardımcı olmak için kitapları bırakmışlardı. Bu
davranış beni şaşırtmanın yanında bir o kadar da mutlu etti, çünkü onların
topluluğuna gerçekten kabul edildiğimi hissetim. Bu tip desteklerin yanında,
her gittikleri yere, katıldıkları aktivelere beni de davet ettiler.
Unutamayacağım en eğlenceli aktivitelerimizden biri, Da Vinci’nin Şifresi
filmini seyretmeye gitmemizdi. Çünkü film o kadar sıkıcı ve biz de o kadar
yorgunduk ki, neredeyse hepimiz filmin son yarım saatini uyuyarak geçirdik.
Ayrıca film o kadar uzundu ki, bittiğinde tüm otobüsleri kaçırmıştık ve bir
şekilde başımızın çaresine bakmak zorunda kaldık.
Eğitimle ilgili olarak tüm arkadaşlara öncelikle, misafir
olacakları üniversitelerle ilgili ön araştırmalarını düzgün bir şekilde
tamamlamalarını tavsiye ederim. Özellikle takip etmek istedikleri dersleri ya
da katılmak istedikleri araştırmaları önceden belirleyerek, misafir
üniversitede eğitimlerine bilinçli bir şekilde devam etmeleri kişisel ve
profesyonel eğitimleri açısından çok daha yararlı olacaktır diye düşünmekteyim.
Gerekli evrak ve belgeleri saklamak ve bir problemle karşılaşıldığında
belgelere dayanarak konuşmak, işlemlerin daha çabuk yürümesini ve problemlerin
sorunsuzca çözülmesini sağlıyor. Ayrıca, misafir olunacak üniversitenin kendi
yerel öğrencilerine ücretli veya ücretsiz olarak sağladığı tüm haklardan
yararlanma hakkına sahip olunduğu unutulmamalı ve bu konuda bir problemle
karşılaşıldığında doğrudan ilgili kişilerle temasa geçilmeli.
Hollanda’da sosyal düzenle ilgili olarak ilk gözüme çarpan,
insanların işlerinde ve günlük yaşamlarında çok rahat davranmaları oldu. Benim
gibi İstanbul’da doğup büyüyen bir insan için hayatın bu kadar yavaş seyretmesi
gerçekten çok şaşırtıcıydı. 1-1,5 aylık bir bocalama evresi yaşadıktan sonra
uyum sağlayabildim.
Hollandalıların yardımsever ve güleryüzlü insanlar
olduklarını söyleyebilirim. Genel anlamda sorduğunuz her soruya cevap
alabiliyorsunuz, ancak her zaman lafı fazla uzatmadan konuşmak ve istekleri
doğrudan belirtmek önemli. Özellikle resmi işlemler yapılırken bu hususun önemi
daha iyi anlaşılıyor, eğer taraflar tam olarak anlaşamadıysa sorunun çözümü
gereğinden fazla zaman alabiliyor.
Hollanda Türklerin yoğun şekilde yaşadığı Avrupa
ülkelerinden biri olduğu için, insanlar Türkiye ve Türkler hakkında yeterli
bilgiye sahip. Ancak bu bilginin büyük bir kısmının eksik olduğunu görmek hiç
de zor değil. Bizler eğitimlerimizi belirli bir süre devam ettirdiğimiz
ülkelerde aynı zamanda Türkiye’yi de temsil etmekteyiz. Dolayısıyla, ülkemizin
kültürü ve tarihi ile ilgili olarak bilgi aktarmak için çaba göstermeliyiz diye
düşünüyorum. Ancak üzülerek belirtmek zorundayım ki, bazı Türk değişim
öğrencilerinin ülkemizin kültürü ve tarihi ile ilgili eksik ve hatta yanlış
bilgilere sahip olduklarını ve dolayısıyla bu eksik ve yanlış bilgilerini
aktardıklarını gözlemledim. Bundan dolayı ERASMUS Programı’na kabul edilecek
öğrencilerin çok daha titiz bir yaklaşımla seçilmesi gerektiğini düşünmekteyim.
Cesurca bir adım atmak pek çok kazanımı beraberinde getirir.
Bu adımı atmaktan çekinmeyin, yalnız bazı zorluklarla karşılaşma olasılığının
yüksek olduğunu unutmayın. Farklı yaşam şartlarını, çalışma koşullarını ve
eğitim biçimlerini deneyimlemek bence çekilen tüm zorluklara değecektir. n
Araş.Gör. Çiğdem Canbay Türkyılmaz, YTÜ Mimari Tasarım Programı doktora
öğrencisi,
2005-2006 TU Eindhoven Hollanda ERASMUS Programı öğrencisi.

TU/E’de bir proje jürisi (Fotoğraf: Çiğdem Canbay
Türkyılmaz).