25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

TU Delft

 

Delft kent merkezindeki büyük meydandan görünümler (Fotoğraflar: Onat Öktem).

 

“Summerque”, TU Delft Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü binası önü (Fotoğraf: Onat Öktem).

 

Onat Öktem n Bu yazıyı yurtdışında okumayı aklının ucundan bile geçirmemiş, amacı sadece Avrupa’yı gezmek olan, ODTÜ mimarlık mezunu bir yüksek lisans öğrencisi olarak yazıyorum. ERASMUS ile tanışmam, Türkçe çevirisi “İspanyol Pansiyonu” olan L’Auberge Espagnole adlı 2002 yapımı filmle oldu. Filmde ERASMUS bir tatil programı gibi gözükse de ve kimseyi ders çalışırken göremeseniz de, aslında gerçeğin filmden biraz farklı olduğunu görmeniz pek uzun sürmüyor. Ama amacınız Avrupa’yı gezmekse, sizi tatmin edecek kadar seyahat imkanı bulduğunuz da bir gerçek. Yazımı başvurular, masraflar, ERASMUS dönemi ve sonrası olarak dört başlık altında topladım.

 

ERASMUS başvuruları belki de bu programın en keyifsiz bölümü. ERASMUS maceranız bu dönemde daha başlamadan sona erebilir. Başvurular kısmını da ikiye ayırabiliriz. Avrupa Birliği’ne üye olmayan bir ülkeden bu programa başvurduğunuz için okul başvuruları yanında vize işlemleriyle de uğraşmanız gerekli. Okul için gereken işlemlerde belki de benden daha çok uğraşan ODTÜ ERASMUS Ofisi ve ERASMUS direktörüm sayesinde hiçbir problem yaşamadım. Diğer ülkeleri bilmiyorum fakat Hollanda için vize işlemleri gerçekten problemli. Bunun birçok nedeni var: İlki, vizemi üç ayda almam ve güz döneminde başlamam gerekirken bahar dönemine zor yetişmem. İkincisi, üç ay süresince sürekli elçiliğe gidip başka bir problemle karşılaşmam. Üçüncüsü, vizemi son haftaya kadar alamamam dolayısıyla oluşan belirsizlik ve seçtiğim dersleri bahar döneminde bulamamam. Türkiye’de karşılaştığım problemlerin sonuncusu olarak, Hollanda için gerekli olan vize ve oturma harçlarına zaten çok da yeterli olmayan bursumun büyük bir kısmını ödemem. Bunları tamamladıktan sonra heyecanımın yarısını kaybettiğimi de söyleyebilirim.

 

Bütün işlemlerim bitmişti diye düşünürken, Hollanda ayağını hiç hesaba katmamıştım. Çünkü herşeyin Avrupa’da daha düzenli olacağını düşünüyordum ama yanılmışım. ERASMUS öğrencileri düzenli lisansüstü öğrencilerinden farklı olarak bütün işlemlerini kendileri yapmak zorundalar. İşlemler ise kendi üniversitemle kıyasladığımda çok daha yavaş işliyordu. Oturum iznini almam üç hafta sürdü ki en erken alan ERASMUS öğrencilerinden biriydim. Bunun yanısıra, Avrupa Birliği’ne üye olmayan veya (Amerika gibi) özel konumlu ülkelerden birinden gelmediğim için -ki geriye pek fazla ülke kalmıyor- tüberküloz testine girdim. Sağlık sigortası ve önemli gözükmeyen birçok şey yüzünden ilk ay derslerin bir kısmına giremedim.

 

ERASMUS Programı’na katılırken aklımdaki en önemli sorulardan biri, ERASMUS bursunun masraflarımı karşılayıp karşılamayacağıydı. Bu konuda da size olumlu şeyler söyleyemeyeceğim. Kısaca özetlemek gerekirse, aldığım bursun büyük bir bölümünü oturum ve vize harçlarına, geri kalan kısmını ise uçak biletimle iki aylık kirama harcadım. Diğer tüm masrafları kendim karşıladım. Hollanda’da yaşamın pahalı olduğunu hesaba katınca, aldığım burstan daha fazlasını harcadım. Yalnız bunları okurken Hollanda’nın diğer ülkelerden çok farklı olduğunu da unutmayın. Vize ve oturum harcının, ERASMUS ülkelerinden bir tek Hollanda’da bu kadar pahalı olduğunu göz önüne alın.

 

Bütün bu işlemleri bitirdikten sonra, benim için gerçekten çok önemli bir dönem başladı. İlk dönem sadece tek bir ders aldım. Bu ders “Highrise Building Workshop” adında ödüllü bir yarışmaydı ve tasarım dersi olduğu için programı çok yoğundu. Haftaiçi her günüm (tüm gün boyunca) doluydu. Çok disiplinli bir ders olduğu için, mimarlık, idari bilimler ve inşaat fakültesi öğrencilerinden oluşan bir gruptuk. Beşer kişiden oluşan 12 grup vardı. Grupta herkesin farklı bir görevi vardı ve her grubun bir mimarı olması gerekiyordu. Gruplar belirlendikten sonra yapılan eskiz yarışmasında benim eskizimin seçilmesi ile grubun mimarı olarak ben görevlendirildim. İnanılmaz hocalardan ders aldım ve birçok yeni şey öğrendim. Shankar Nair’den birebir ders aldım. Dünyaca ünlü mimarların konferanslarına katıldım. Bazen konferanslardan sonra stüdyolarımızı ziyaret ederlerdi. Projemizi onlarla tartışma fırsatı buldum. Birçok ülkeden çok farklı insanlarla tanıştım. Dönemin sonunda, ilk jürinin ardından yarışmada ilk üçe girdik. Asıl jüride Hollanda’nın ünlü mimarlarıyla inşaat mühendislerine sunum yaptık ve projenin mimari bölümünü ben sundum. Birçok öğrenci ve akademisyen jüriye geldi. Jüriden önce çok heyecanlıydım. Ama sonunda çok iyi bir sunum yaptık ve ikincilik ödülü aldık. Bunu anlatmamın sebebi, şu anda çalıştığım mimarlık ofisinde işe alınmamın en önemli sebeplerinden birinin yarışmadaki başarımız oluşu. İkinci dönemde aldığım ders de aynı yoğunluktaydı. Ancak, öğrendiğim ve yaşadığım şeylerden dolayı hiç sıkılmadım ve belki de ilk defa çalışmaktan hiç şikayet etmedim.

 

TU Delft Mimarlık Bölümü maket odasından görünümler (Fotoğraflar: Onat Öktem)

 

Analiz maketi (Fotoğraf: Onat Öktem).

Mezuniyet maketi (Fotoğraf: Onat Öktem).

 

ERASMUS döneminin sonunda

TU Delft’teki mimari danışmanımın da yardımı ve yazdığı referans mektubuyla şu anda “24H Architecture” adlı bir mimarlık ofisinde çalışıyorum. Kısa süre içinde bir yarışmaya katıldık ve şu anda bir projenin tasarım ekibindeyim. Buraya gelirken bunların hiçbirini düşünmemiştim. Kendime güveniyordum, fakat burada ödül alacağımı ve daha sonra da çalışacağımı hiç tahmin etmemiştim. Gelmeden önce, Avrupa’da okumak veya çalışmak gibi bir düşüncem yoktu. Şimdi ise tam tersini düşünüyorum. Hatta yüksek lisansımı TU Delft’te tamamlamak için başvurumu yaptım ve kabul aldım.

 

Yazımın geneline bakarak, dünyayı gezme hayallerimden vazgeçtiğimi sanmayın. Genelde haftasonları ve tatil günleri gezmek için yeterli zamanım oldu. Belki zaman zaman hatta çoğu zaman uykusuz kaldım, ama gezdiğim gördüğüm yerler o kadar heyecan vericiydi ki kendimi hiç yorgun hissetmedim. Ne derslerim seyahat etmemi ne de seyahatlerim derslerimi engelledi. Çoğu zaman uykusuz kaldık. Ama her ERASMUS öğrencisinin de dediği gibi, ERASMUS demek uykusuzluk demekti. Zaten mimarlık öğrencileri olarak uykusuzluğa da alışkın olduğumuz için o konuda da herhangi bir sıkıntı çekmedim.

 

Sonuç olarak fikrimi sorarsanız, fırsatı olan herkese ERASMUS Programı’na katılmasını önerebilirim. Bu arada, ODTÜ’den mezun bir mimarlık öğrencisi olarak şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim: Eğer Avrupa’da okumaktan çekinenler varsa hiç korkmadan gidebilirler. ODTÜ’nün eğitiminin Avrupa standartlarının üstünde olduğunu eklemek istiyorum. Çünkü benim en büyük kaygılarımdan biri de buydu. Fakat ERASMUS dönemi boyunca hiçbir konuda zorluk çekmedim. Hatta bazı konularda, özellikle tasarımda ve teorik konularda daha üstün olduğumuzu, daha iyi bir eğitim aldığımızı söyleyebilirim. n Onat Öktem, ODTÜ Mimarlık Fakültesi, 4. dönem yüksek lisans öğrencisi,

2006-2007 TU Delft Hollanda ERASMUS Programı öğrencisi.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


65550 - unknown - 38.107.179.238