|
ERASMUS
Öğrenci Değişim Programı ve Mimarlık Eğitimi
Aslıhan Tavil, İpek Akpınar n Türkiye, eğitim alanında
Avrupa Birliği topluluk eylem planı olan ve her türlü eğitim düzeyini oluşturan
SOKRATES Programı ve bu program altında yüksek öğrenimi kapsayan ERASMUS
Programı ile 2003 yılında öğrenci değişimlerine başlamıştır. Bu program, Ekim
2005’te eğitim ve bilim alanında başlayan AB-Türkiye ilişkilerindeki tarama
süreci bağlamında, sadece eğitim politikaları açısından değil, özellikle
küreselleşme döneminde uzun vadeli ülke politikaları açısından da önem
kazanmıştır. Bu çerçevede, genç nüfusun meslek eğitimi sırasında AB ile
bütünleşmesine olanak sağlayan bu programlar, üniversite öğrencilerine
sağlayacağı mesleki, sosyal kazanımların yanında, ülke, üniversite ve bölüm
tanıtımlarına olan faydaları açısından eğitim sürecinin önemli bir halkasını
oluşturmaktadır. Çalışmamızda, Türkiye’de ERASMUS Programı kapsamında en yoğun
öğrenci hareketinin gerçekleştiği İTÜ Mimarlık Bölümü’ndeki deneyimler
bağlamında, öğrenci, kurum ve Türkiye-AB ilişkilerine genel bir bakış
aktarılacak ve öğrenci değişiminin mimarlık eğitimine etkileri, gelen/giden
öğrenci gözlemleri çerçevesinde değerlendirilecektir.
ERASMUS Programı nedir?
1980’li yıllarda başlayan Avrupalılaşma süreci, Avrupa’daki
yüksek öğretim kurumlarının gelişmesinde önemli bir etken olmuştur. Bu
bağlamda, öğrenci değişimi Avrupa Yüksek Öğretim Alanı’nın en önemli
bileşenlerinden birini oluşturmaktadır. Avrupa Birliği’nin eğitim alanındaki
etkinlik programı SOKRATES, eğitimdeki Avrupa boyutunu güçlendirmeyi ve eğitime
ulus ötesi boyutta ulaşımı kolaylaştırmayı hedefler. SOKRATES Programı’nın
yüksek öğretimdeki etkinliği olan ERASMUS ise, yüksek öğretimdeki kaliteyi
yükseltmeyi ve Avrupa boyutunu güçlendirmeyi amaçlar. Rönesans’la birlikte
ortaya çıkan hümanizm akımının öncülerinden biri olan Erasmus, Avrupa’nın ortak
sanat ve bilim çatısı altında birleşmesine yaptığı katkılardan dolayı ve
çağının eğitim felsefesine olan etkisiyle programa uygun bir isim olarak
düşünülmüştür. Günümüzde ERASMUS Programı üniversitelerarası işbirliğini
cesaretlendirir, öğrencilerin ve eğitimcilerin Avrupa’da karşılıklı değişimini
sağlayarak, programa katılan ülkelerdeki çalışmaların ve alınan derecelerin
akademik olarak tanınmasına ve Avrupa’daki eğitim ve programlarda şeffaflığın
gelişmesine katkıda bulunur. ERASMUS Programı, tüm yükseköğretim kurum ve
disiplinlerinin lisans ve lisansüstü eğitimlerine açıktır.
2003-2004 akademik yılında İstanbul Teknik Üniversitesi ile
birlikte pek çok üniversitenin katılımıyla gerçekleşen pilot projenin ardından,
Türkiye’deki yüksek öğretim kurumları, SOKRATES/ ERASMUS Programı kapsamında
öğrenci ve öğretim üyesi değişimine başlamıştır. ERASMUS Programı ile
öğrenciler bir akademik yıl içinde, bir veya iki dönem için Avrupa’daki başka
bir yükseköğretim kurumunda öğrenci olabilirler. Benzer şekilde, öğretim
elemanları da Avrupa üniversitelerinde bir haftayla altı ay aralığında ders
verebilirler. AB, programdan yararlanan öğretim elemanlarıyla öğrencilere karşılıksız
hibe vererek değişime mali destek sağlar. Türkiye’nin AB ile bütünleşmesinde en
önemli araçlarından birini oluşturan tüm Eğitim ve Gençlik Programları, 6
Ağustos 2003 tarih ve 25191 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4968 sayılı kanun
ile Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) bünyesinde kurulan Ulusal Ajans
tarafından yürütülmektedir. Ulusal Ajans, Avrupa Birliği’ne katılan ülkelerin
AB Eğitim ve Gençlik Programları’ndan yararlanmasını sağlamak üzere, ilgili
taraflar ile işbirliği içinde programlardan yararlanma faaliyetlerini organize
ve koordine eden uygulama birimi olarak kurulmuştur. Ocak 2004 itibariyle AB ve
Türkiye arasında programlara fiilen tam katılım anlaşması imzalanmıştır
(www.ua.gov.tr).
Öğretim üyesi veya öğrencilerin ERASMUS Programı’ndan
yararlanabilmeleri için öncelikle iki yüksek öğretim kurumu arasında karşılıklı
olarak “İkili Anlaşma” (Bilateral Agreement) imzalanması gereklidir. Öğrenci
değişim programının başarısı eğitim ile ilgili gerekli tüm bilgilerin ev sahibi
kurum tarafından sağlanarak öğrencinin çalışma planının oluşturulmasına
bağlıdır. Çalışma planı, her iki kurumun bölüm ERASMUS koordinatörleri ve
öğrencinin işbirliğiyle geliştirilerek, ERASMUS “öğrenim sözleşmesi” (Learning
Agreement) düzenlenir. Bu sürecin diğer önemli halkalarından biri de, karşı
kurumda geçirilen eğitim döneminin, öğrencinin kendi kurumu tarafından tam
olarak tanınmasıdır. Bu amaca yönelik olarak geliştirilen “Avrupa Kredi
Transfer Sistemi - AKTS (ECTS)” ile öğrencinin karşı kurumda geçirdiği süre
akademik olarak tanınarak, aldığı tüm kredilerin kendi kurumuna transferi
sağlanır. Öte yandan, akademisyenler de öğretim üyesi değişimi, ortak ders,
program hazırlıkları ve tematik alanlar kapsamında ERASMUS Programı’ndan
yararlanabilirler. ERASMUS Programı, farklı ülkelerde bulunan en az üç kurumun
bir araya gelerek tüm alanlarda oluşturduğu eğitim programı, modül, yüksek
lisans programı ve ortak ders hazırlıklarının yanısıra yaz okulları gibi
kapsamlı ders hazırlıklarını da destekler. Ayrıca, üniversite bölüm ve
fakülteleri, araştırma merkezleri veya profesyonel kurumları, belirli bir alan
veya konu çerçevesinde ağlar oluşturarak analiz ve tartışma ortamları
yaratabilirler (Teichler, Maiworm, 1996).
ERASMUS Programı’nın önemi
Türkiye’nin AB’ye uyum sürecinde ERASMUS Programı, yalnızca
eğitim politikaları açısından değil, uzun vadeli ülke politikaları açısından da
önem kazanmaktadır. Bu bağlamda program, öğrenci, üniversiteler ve ülke
ölçeğinde değerlendirilmelidir. Teichler (2004) öğrencinin değişim programlarından
akademik, kültürel, yabancı dil ve mesleki katkılar olmak üzere dört temel
beklentisi olduğuna işaret eder. Bu çerçevede, öğrenciler ERASMUS Programı ile
değişik kültürler ve toplumlar hakkında bilgi edinme olanağı
yakalayabilecekler, yabancı dil yetkinliklerini geliştirebilecekler ve farklı
bir akademik ortamı tanıma fırsatı bulabileceklerdir. Böylece, öğrenciler
mesleki gelişimin yanısıra uluslararası, kültürlerarası ve kişisel bilgi ve
becerilerini geliştirerek bu sürenin sonunda sosyal kazanımlar da
edinebileceklerdir. Mobilite yani hareketlilik, bireyin çevresini değiştirmesi
anlamına gelmektedir ve bireylere ikincil bir sosyalleşme olanağı
yaratmaktadır. Şüphesiz, farklı çevrelerde bulunmanın yarattığı çeşitliliğin ve
zenginliğin algılanması özellikle mimarlık eğitim sürecine önemli katkılar
sağlayacaktır. Mobilite, bireyin ufkunu açarak, entelektüel çevikliğini
canlandırarak ve öğrenme düzeyini arttırarak hayat deneyimine katkıda bulunur.
Sonuç olarak, ERASMUS Programı, öğrencinin gelecekte ortaklaşa işbirliği
yapacağı, bilgi ve kültür alışverişinde bulunacağı, sosyal ve mesleki alanlarda
kendine yatırım yapma olanaklarını yakalayabileceği ortamın oluşmasına yardımcı
olacak ve öğrencinin yeni bilgiler edinmesinin yanısıra onları hayata hazırlayacak
kişisel kazanımlar elde etmelerine de zemin hazırlayacaktır (Tavil, Akpınar,
2006).
Üniversite açısından bakıldığında, Avrupa üniversitelerinin
Bologna süreci kapsamında yeniden yapılanma çalışmaları içinde -diğer bir
deyişle Anglosaksonlaşma sürecinde- olduklarını görmekteyiz. Bologna sürecinde
amaç, birbiriyle uyumlu ulusal sistemlerden oluşan Avrupa Yüksek Öğretim Alanı
(European Higher Education Area) oluşturmaktır. İTÜ’de gerçekleşen şeffaflık ve
kalite güvencesini amaçlayan akreditasyon çalışmaları sonucunda geliştirilen
eğitim yapısı, Bologna süreci tarafından tanımlanan amaç ve hedeflere de uyum
sağlayabilmektedir. Bu çerçevede, AB tarafından deneysel bir süreç olarak
nitelendirilen dönemde, eğitimde ortak paydalar oluşturulması açısından,
ERASMUS Programı kritik bir rol oynar. Bu program, AB üniversitelerinin Bologna
sürecindeki yeniden yapılanmaları kapsamındaki gelişmelerin yakından
izlenmesinde ve parçası olmasında etkendir. Bologna süreci ile öğrenci değişimi
politik bir amaç olarak ele alınmakta ve Avrupa Yüksek Öğretim Alanı’nın önemli
bir bileşeni ve çıktısı olarak ifade edilmektedir (Papatsiba, 2005).
Türkiye-AB uyum sürecinde, öğrencilerimiz Avrupa’nın pek çok
kentinde seküler yaşam biçimleri, eğitim ve kültür seviyeleri, dışadönüklükleriyle
Türkiye’nin tanıtım elçiliği görevini üstlenmekteler. Geleceğin
yöneticilerinin/halklarının tanışması ve kaynaşması çerçevesinde ERASMUS
Programı, AB ülkeleriyle Türkiye arasındaki eğitsel ve kültürel bir köprü
oluşturulması yönünde önemli bir işlev üstlenir. Tarama sürecinde, AB’deki
halkçı politikacıların ve sokaktaki adamın, Türkiye’nin tam üyeliğine olumsuz
yaklaştığını görüyoruz. Yakın dönemde ülkemizde yapılan kamuoyu araştırmaları
da, halkımızın Batı’ya ve AB’ye olumsuz baktığını göstermektedir. İşte tam da
bu noktada ERASMUS, genç nüfusların birbirini tanıması, önyargılarının
silinmesine yardımcı olabilecek politik ve kültürel platform olarak karşımıza
çıkmaktadır. Özellikle tam üyeliğimizin onaylanmasıyla ilgili olası halk
referandumları düşünüldüğünde, ERASMUS, ülkemiz için nesnel ve olumlu bakış
açısı oluşturma potansiyeline sahiptir (Akpınar, Tavil, 2006a).
İTÜ’de ERASMUS Programı
Yukarıda sıralanan etkenlerin ışığında, İTÜ, ERASMUS ile
ilgili çalışmalarını geliştirmiş ve geçtiğimiz yıl 210 giden öğrenci sayısıyla
Türkiye şampiyonluğunu yakalamıştır (Radikal, Mayıs 2005). İTÜ’nün son yıllarda
Türkiye’deki diğer üniversiteler arasındaki ERASMUS şampiyonluğu, Mimarlık
Bölümü’nün dışadönüklüğü, Avrupa’nın seçkin eğitim kurumlarıyla ikili
anlaşmaların yapılmasını sağlayan ve mümkün olduğunca çok öğrencinin bu
kurumlara gönderilmesini savunan eğitim politikası sayesinde gerçekleşmiştir.
ERASMUS Programı, 2003-2004 akademik yılında pilot proje
olarak uygulandığı dönemde, İTÜ bu değişimi yapan 15 üniversiteden biri oldu.
Pilot projenin başarılı bulunmasının ardından, İTÜ genelinde ve bölümümüzde,
giden öğrenci kontenjanlarını karşılıklı anlaşmalarla artırma yoluna gidildi
(Bkz.: Tablo; www.eucenter.itu.edu.tr; Akpınar, Tavil, 2006a). Tablo’da
görüldüğü üzere, her geçen yıl değişimden yararlanan gelen ve giden öğrenci
sayısında artış görülmektedir. Yakın gelecekte hedef, üniversite ve bölüm
bazında gelen ve giden öğrenci sayıları arasında daha dengeli bir dağılıma
ulaşmaktır. Ayrıca, İTÜ Türkiye’deki diğer üniversiteler içinde öğrenci değişim
aktiviteleri için AB’den en fazla hibe kullanan üniversitedir. Ulusal Ajans’tan
alınan istatistiksel verilere göre, 2004-2005 Akademik Yılı’nda İTÜ’nün öğrenci
değişim hareketleri için kullandığı hibe miktarı toplam 3.173.019 Euro içinde
455.985 Euro kadardır (www.ua.gov.tr).
İTÜ’nün ERASMUS Programı’nda sağladığı başarı, öncelikle
yüksek öğretimin Avrupa boyutuna karşı gösterdiği kurumsal kararlılık, ilgi ve
istekten kaynaklanmaktadır. İkinci olarak, “ECTS/DS Alan Ziyaret Raporu”nda da
belirtildiği üzere İTÜ, ERASMUS ile ilgili akademik tanıma ve kredi transferi
gibi karmaşık prosedürleri kendi sistemiyle tam olarak bütünleştirebilmiştir.
Son olarak da, Mimarlık Bölümü uluslararası ilişkilerini ön planda tutarak
ERASMUS öğrenci hareketlerini eğitim politikası ile bütünleştirmiş ve
programdan fazla sayıda öğrencinin faydalanabilmesi için önemli AB yüksek
öğretim kurumları ile ikili anlaşmaların arttırılması yolunda gayret
göstermektedir. Avrupa üniversiteleri ile İTÜ Mimarlık Bölümü arasında ikili
anlaşmaların imzalanmasında karşı kurumun vizyon, misyon ve eğitim yapısı
açısından bölümümüze uygunluğu ön plandadır. Ayrıca, daha önce eşleştiğimiz
üniversiteler ile olan anlaşmaların devamlılığı konusunda öğrencilerden alınan
geri beslemeler, kredi transferinin gerçekleştirilebilmesi için karşı kurumun
müfredat ve eğitim sistemi açısından bölümümüze uygunluğu
değerlendirilmektedir. Yukarıda sözü edilen ölçütlere bağlı olarak İTÜ Mimarlık
Bölümü Avrupa’da pek çok değerli kurumla ikili anlaşma imzalamıştır
(www.eucenter.itu.edu.tr; Akpınar, Tavil, 2006b). Özellikle Almanya, Belçika,
Hollanda ve Avusturya gibi Türk kökenli öğrencilerin yoğun olduğu ülkelerdeki
yüksek öğretim kurumları ile ikili anlaşmaların arttırılması Mimarlık
Bölümü’nün diğer bir amacıdır. Bu öğrencilere belirli bir süre Türkiye’de
eğitimlerine devam etme olanağı yaratılarak, kültürel açıdan gelişim ve
toplumla bütünleşmeleri sağlanmaya çalışılmaktadır. ERASMUS Programı’ndan
yararlanmak isteyen öğrenci sayısı her geçen gün artmakta ve bu durum öğrenci
seçimine yönelik belirli ölçütleri de beraberinde getirmektedir. Buna göre,
giden öğrenci seçim ölçütleri, Ulusal Ajans, İTÜ AB Merkezi ve Mimarlık Bölümü
tarafından, öğrencinin akademik başarısı, yabancı dil bilgisi, yurtdışında
eğitime olan ilgisi, motivasyonu, kişiliği ve uluslararası çalışmalardaki
deneyimi olarak belirlenmiştir.
DPT’nin yönlendirdiği 2006-2009 dönemi Stratejik Planlama
Çalışmaları kapsamında “eğitim ve araştırma” başlıkları altında yer alan amaç
ve hedeflere, İTÜ Mimarlık Bölümü’nde uluslararası etkinliklerin ve ERASMUS
Programı’nın devamı ve geliştirilmesi eklenmiştir. Bu kapsamda, eğitimde ortak
paydalar oluşturulması açısından, öğretim üyesi değişimine yönelik çalışmalar
stratejik hedefler içinde yer almaktadır. Halen, çeşitli kurumlarla yapılan
anlaşmalar kapsamında öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri değişim
programlarından yararlanmaktadır. Hedef, ERASMUS Programı’ndan yararlanan
öğretim elemanı sayısını yükselterek uluslararası projelerde işbirliğini
geliştirmektir. Bu gelişme, kurumsal işbirliğine ivme kazandırmanın yanısıra
AB-Türkiye tarama ve müzakereler sürecinde de olumlu rol oynayacaktır.
ERASMUS ve mimarlık eğitimi
Mimarlık eğitiminde özellikle yurtdışında eğitim evrensel
bir deneyim olarak nitelendirilebilir. Mimarlığın farklı çevrelerde insanlık
tarihinin sosyal, ekonomik ve teknolojik sistemlerini yansıttığı
düşünüldüğünde, mimarlık öğrencilerinin farklı bir çevredeki yaşama katılmaları
kuşkusuz, mesleki ve hayata ilişkin vizyonlarını geliştirmede önemli bir
referans olarak değerlendirilebilir. Öğrencilerin tercihlerinde öncelikle belirli
ülkelerin ve kurumların yoğun talep aldığını görmekteyiz. Daha sonra
tercihlerde sırasıyla İngilizce konuşulan ülkeler, büyük ülkeler, büyük
şehirler gelmektedir (Teichler, Maiworm, 1996). Küreselleşen dünyanın giderek
anlaşılması güçleşen ortamında, mimarlık ve kentsel tasarım alanlarındaki
eğitim yaklaşımını eleştirel bakış açısıyla sorgulayan ve yeniden düzenleyen
mimarlık bölümünde, öğrenci hareketlerini düzenlemek, öğrenci değişim
programından daha iyi sonuçlar alabilmek ve programı eğitim sistemimiz ile
bütünleştirebilmek amacıyla gelen ve giden öğrenciler için düzenli olarak
çeşitli anketler, seminerler ve toplantılar düzenlemekteyiz. Öğrencilerin bu
sürece ilişkin deneyimlerinden alınan geri beslemelerle, programın
uygulamasında karşılaşılan bazı sorunların çözümlenebilmesinin yanısıra
programın çıktılarını da değerlendirebilme olanağı bulabilmekteyiz.
Avrupalı genç mimar adaylarının Türkiye’yi tercih
sebeplerini öncelikle Türkiye’yi keşfetmek, Doğu ve Batı arasında köprü
konumunda olan ülke koşullarını algılayabilmek ve kendi toplumlarından farklı
özellik gösteren toplumlar hakkında bilgi sahibi olma beklentileri olarak
sıralayabiliriz. İTÜ Mimarlık Bölümü’ne gelen öğrenciler mimari tasarım
gruplarıyla birlikte veya kendi başlarına Türkiye’nin pek çok bölgesini gezme
olanağı bulabilmekte ve sosyokültürel değerlendirmeler yapabilmekteler. İkinci
olarak, İstanbul’un kozmopolit ve çokkültürlü toplum yapısı, benzersiz konumu,
üç farklı uygarlığı barındırması ve farklı sosyal katmanları ile şehir dokularına
sahip olması her zaman Türk ve Avrupalı mimarlık öğrencilerinin ilgisini
çekmiştir. Bu bağlamda, bölümümüze gelen öğrencilerin çoğunluğu İstanbul’da
bulunmaktan memnun olduklarını, şehri çok etkileyici bulduklarını ve mimarlık
eğitimlerinde ilginç bir deneyim kazandıklarını düşündüklerini ifade
etmekteler. Her geçen yıl bölümümüze gelen öğrenci sayısının artması eğitim
sistemimizle de ilişkili olup, mevcut derslerin çeşitliliğinin de öğrenim
planlarının düzenlenmesinde pek çok seçenek sunmasından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca İTÜ’de öğrencilerin toplam kredilerinin yüzde 30’unu İngilizce derslerle
tamamlamaları zorunluluğuna bağlı olarak pek çok zorunlu ve seçme dersin
İngilizce olarak verilmesi de gelen öğrencilerin ders seçimi konusunda herhangi
bir sıkıntı yaşamamalarını sağlamaktadır. Aynı zamanda İTÜ’nün esnek program
yapısı, tüm öğrencilere fakültedeki diğer bölümlerden (Şehircilik, İç Mimarlık,
Endüstri Ürünleri Tasarımı, Peyzaj Mimarlığı), üst yarıyıllardan, yüksek lisans
ve doktora programlarından da ders alabilme olanağı sunmaktadır (Tavil,
Akpınar, 2006). En önemli özelliklerimizden biri, Hollanda ve Belçika’daki
eğitim kurumlarındaki gibi ayrıştırılmış ERASMUS öğrencileri sınıflarının
aksine İTÜ’de Türk ve yabancı öğrencilerin beraberce ders aldığı sınıfların
olmasıdır.
2003 yılından beri sürdürülen uygulamada, öğrencilerin,
gittikleri AB ülkelerindeki eğitim ortamına kolayca uyum sağladıkları, başarılı
oldukları, diğer öğrencilerle çok iyi kaynaştıkları ve değişim programından
mutlu döndükleri yönünde geri beslemeler almaktayız. Giden öğrencilerle
yaptığımız seminer, toplantı ve anketlerden edindiğimiz gözlemleri akademik
deneyim, kişisel deneyim, yabancı dilde eğitim ve yurtdışında yaşam olarak dört
grupta toplayabiliriz. Giden öğrencilerin büyük bir çoğunluğu, farklı bir
akademik ortamın mimarlığa bakış açılarının gelişmesine sağladığı katkının
yanında ders seçimlerinde, karşı kurum tarafından gerekli bilgilerin önceden
sağlanamamasından kaynaklanan bazı problemler yaşadıklarını belirtmekteler.
Çoğu öğrencinin başlarda, dersi takip etme ve günlük hayata uyum açısından
yabancı dilde zorluklar yaşadığını, ancak zaman içinde bu problemi yendiklerini
gözlemlemekteyiz. Öğrencilerin gittikleri yabancı ülkelerdeki yaşama uyum
sağlayabilmeleri, sosyal hayat ile bütünleşebilmeleri konusunun ERASMUS
Programı’nın önemli hedeflerinden biri olduğundan bahsedilmişti. Bu anlamda
öğrencilerimiz gittikleri ülkelerdeki hayata adapte olduklarını, uyum problemi
yaşamadıklarını belirtseler de diğer ERASMUS öğrencileri ile olan ilişkilerinin
yerel öğrencilerle olan ilişkilerinden daha iyi olduğunu ifade etmekteler.
Giden öğrencilerimizin tümü bu programın kendilerine kültürel ve kişisel
anlamda kattığı değerlerin akademik kazanımlardan daha fazla olduğu konusuna işaret
etmekteler. Sonuç olarak, öğrencilerden edindiğimiz deneyimler yabancı bir
ülkeye yapılan bu mimari yolculuğun öğrencilerin gelecekteki mimarlık
hayatlarında yeni ufuklar açacağını göstermektedir. ERASMUS Programı’nın,
öğrencilerin yeni bir akademik platformda bulunmaları sonucu yeni öğrenme ve
öğretme yöntemleriyle ilgili kazanımlar elde edeceklerinden bahsedilmişti.
Ancak bunun ötesinde, mimarlık eğitiminin insan, çevre ve sosyokültürel
konularla olan direkt ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda, öğrencilerin
karşılaştıkları yeni iletişim stilleri, kültürel çevreler ve günlük hayattan
edindikleri deneyimlerin mimarlık kavramını daha geniş bir perspektifte
algılamalarına katkıda bulunacağı bir gerçektir (Tavil, Akpınar, 2006).
Sonuç
Sonuç olarak, ERASMUS hareketlerinin mimarlık eğitimi
üzerindeki etkileri üniversite ve öğrenci düzeylerinde ele alınmalıdır.
Mimarlık eğitimi çerçevesinde yurtdışında eğitim öğrenci açısından akademik bir
kazanım olarak görülmeli ve coğrafi, kültürel olarak farklı bir çevrede
bulunmanın öğrencinin vizyonunu geliştirdiği ve yaratıcılığını tetiklediği
gözardı edilmemelidir. Farklı bir kültürün ve çevrenin bu yolla yaşanması
mimarlık eğitim sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Böylece kültürel
çıktılar kişisel ve mimari değerlere dönüşebilmektedir. ERASMUS Programı’na
üniversite açısından baktığımızda, öğrenci/öğretim üyesi değişimlerinin
hızlanmasıyla ve AB üniversiteleri ile pek çok alanda işbirliğinin artmasıyla
Türk üniversitelerinin AB’de tanıtımı gerçekleştirilecek ve yüksek öğretimde
kalitenin artmasına yönelik hedeflere ulaşılacaktır. Özetle, ERASMUS Programı,
uzun vadede sürdürülecek olan tarama ve müzakere sürecinde kilit bir konuma
sahiptir. Sona erme tarihi 15 yılla ifade edilen AB ile müzakere sürecinde
ERASMUS Programı’nın sadece bir eğitim programı olarak değil, Avrupa halklarına
yönelik kritik bir kültürel-politik platform olarak değerlendirilmesi
gerektiğinin üzerinde önemle duruyoruz. 2003’ten beri tanık olduğumuz başarılı
süreç bunu örneklemektedir. n Yrd.Doç.Dr. Aslıhan Tavil, Yrd.Doç.Dr. İpek
Akpınar, İTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü.
Kaynaklar:
Akpınar, İ.; Tavil, A. (2006a), “İTÜ Mimarlık Bölümü’nde
SOKRATES/ERASMUS Programlarına Genel Bir Bakış”, mimar.ist, sayı: 19, s. 65-67.
Akpınar, İ.; Tavil, A. (2006b), “İTÜ Öğrencileri Avrupa’da”,
Radikal, 3 Ağustos, s. 11.
Keeling, R. (2006), “The Bologna Process and the Lisbon
Research Agenda: The European Commission’s Expanding Role in Higher Education
Discourse”, European Journal of Education, cilt: 41, sayı: 2, s. 203.
Papatsiba, V. (2005), “Political and Individual Rationales
of Student Mobility:A Case Study of ERASMUS and a French Regional Scheme for
Studies Abroad”, European Journal of Education, cilt: 40, s. 12-73.
Pekkarinen, H.; Carvalho, J. (2005), “ECTS/DS Site Visit
Report” (yayınlanmamış), İTÜ, İstanbul.
Tavil, A.; Akpınar İ. (2006), “The Influences of ERASMUS
Actions on the Architectural Education: An Overview, Proceedings of the
Architectural Education Forum 3”, Global Architectural Education Area, O.
Hacıhasanoğlu (ed.), İTÜ, Taşkışla, İstanbul, 15-17 Kasım.
Teichler, U. (2004), “Temporary Study Abroad: The Life of
ERASMUS Students”, European Journal of Education, cilt: 39, sayı: 4.
Teichler, U.; Maiworm, F. (1996), “The Erasmus Experience, Major
Findings of ERASMUS Evaluation Research Project”, Wissenschaftliches Zentrum
für Berufs - und Hochschulforschung der Universitat Gesamthochschule Kassel,
ECSC-EC-EAEC, Brüksel.
www.ua.gov.tr (Ulusal Ajans).
www.eucenter.itu.edu.tr (İstanbul Teknik Üniversitesi Avrupa
Birliği Merkezi).
|
|