Apartman
Çokkatlı Kolektif Konut Bir Görsel Belgeleme
Birden fazla ailenin kendilerine ait birimlerini paylaştığı
bir konut tipi yeni değil. Antik Roma’da böyle kiralık yapılar vardı.
Ortaçağ’da kent boyutlarının küçülmesi bu konut tipini gündemden düşürdü.
Ancak, Ortaçağ biterken Kahire “rab” denilen böyle konutlara sahipti. 15.
yüzyılın ilk yarısından başlayarak Edirne ve İstanbul gibi Osmanlı
metropollerinde de vakıflara ait kiralık dizi odalar bulunuyordu. Çok sayıda
ailenin aynı yapıyı bağımsız odalar ve ortak sağlık donatılarıyla paylaştığı
bir barınma formatıydı bu. Birden fazla katlı olanlarına da rastlanırdı. 18.
yüzyıl İstanbul’undaysa, hiç örneği kalmamakla birlikte, varlığı dönemin resmi
belgelerinden öğrenilen, her katı bağımsız olan, ayrı mutfak ve helası bulunan
konutlar mevcuttu. Adları apartman değildi, ama pekala da öyle
nitelenebilirlerdi. Dolayısıyla, kolektif konut Osmanlı metropolüne yabancı
değildi. Batı Avrupa’daysa apartman 18. yüzyıldan başlayarak, özellikle
Fransa’da ve Paris’te gelişti. Terimin kökeni de Fransızca. Ancak, kentsel
gelişmenin hızlandığı, kapitalistleşmeyle birlikte arsa rantının doğduğu,
dolayısıyla, alt ve orta gelirlilerin bağımsız konutun yüksek arsa maliyetini
karşılama şansının kalmadığı her yerde apartman doğdu ve yayıldı. Burjuvazinin
standart yapı tipi oldu. Viyana, Berlin, Milano, Torino, Roma gibi İtalyan
kentleri, İspanya, ABD kent merkezleri, Rusya apartmanlaşmaya kendi katkılarını
yaptılar. İstanbul 19. yüzyıl ortalarından itibaren, kapitalist toprak rejiminin
ve yeni konfor taleplerinin bir sonucu olarak, Galata’da apartmanlaşmayla
tanıştı. Kendi apartman tipolojilerini yarattı. Apartmanlaşma kervanına Ankara
1920’lerde katıldı. Orta boy Türkiye kentleri onu 1950’lerde kaçınılmaz bir
yapı tipi diye benimsemeye koyuldular. 1970’ler kapanırken köyler bile
apartmanlaşmaya başlamıştı. 2000’ler Türkiye’si apartmana alternatif burjuva
konutu tiplerini yeni yeni arıyor ve deniyor.
Apartmanın 18. ve 19. yüzyıldaki evrimi planimetrik olmaktan
çok konfor ve hijyene ilişkin bir gelişmedir. Birbirine eklemlenen bir dizi
oda, özellikle 19. yüzyılın ortalarından sonra ısıtma ve sağlık donatıları
gerçek bir devrim yaşadı. Apartman çok çekici bir konut biçimine doğru evrildi.
Erken Modernistler ise 1920 ve 30’larda onu radikal biçimde dönüştürmeyi
denediler. Le Corbusier, tek aile eviyle apartmanı tasarımsal anlamda
bütünleştirmeye girişerek konuya en önemli katkılardan birini yaptı. Mies van
der Rohe daire planimetrisini esnekleştirerek ufuk açtı. Ne var ki,
1960 sonrasında apartmanı düşünmek çekiciliğini yine
yitirecekti. Lüksün ve konforun tırmanışı dışında bu alanda önemli yeni söz
arayışlarına rastlanmaz oldu. Türkiye, apartman sorunu üzerinde, bu konut
türünün yaygınlığıyla ters orantılı olarak, pek az düşünsel ve tasarımsal emek
harcamış gözüküyor. Tartışmalar uzun bir süre, apartmanın yabancı bir yapı türü
olduğu ve kolektif barınmanın “bize özgü” sayılamayacağı gibi düpedüz yanlış
güzergahlarda yürütüldü. Ülkenin kolektif konutu 15. yüzyıldan beri bildiği
gerçeği şahane bir cehaletle inkar edildi. Apartmana ilişkin her değerlendirme
kültürel yabancılaşma motifi üzerine bina edilerek, verimli düşünme fırsatları
harcandı. Bugün birim sayısı ve metrekare bazında apartman inşaatı alanında
dünya rekorları kırmaktayken, bu konu üzerinde düşünmeye başlamanın tam
zamanıdır. Tabii, ona ne kadar yabancı olduğumuzu değil, ne kadar bizim öz
malımız olduğu gerçeğini dikkate alarak...

Roma yakınlarında Ostia’da Antik apartman tipi: Insula,
MS. 2. yüzyıl.

18. yüzyıldan başlayarak Paris bir apartman-kenttir.
Kentin 19. yüzyıl öncesinde apartmanlaşmış iki köşesi: Cour de Rouen, 1922 ve
Rue de Seine, 1924 (Fotoğraflar: Eugene Atget).

Geç Ortaçağ ve Osmanlı Kahire’sinde apartman olarak
nitelenebilecek “rab” adlı yapı tipi, dubleks ve tripleks daireleriyle gelişkin
ve lüks bir barınma standardına işaret eder. Bu tripleks “rab” örnek Guri
Vikalesi içinde, geç 15. yüzyıl.


18. yüzyıldan başlayarak Paris bir apartman-kenttir.
Kentin 19. yüzyıl öncesinde apartmanlaşmış iki köşesi: Cour de Rouen, 1922 ve
Rue de Seine, 1924 (Fotoğraflar: Eugene Atget).

Guri Vikalesi, dıştan. Her bir üç pencereli birim üç
katlı bir “rab”dır (Fotoğraf: Uğur Tanyeli).

19. yüzyıl Paris apartmanlarından birkaç lüks örnek.

Karl Friedrich Schinkel tarafından tasarlanmış üç daireli
bir apartman, giriş katı ve tip kat planları, 1826.

19. yüzyıl Berlin’inde bir “kira kışlası” (Mietkaserne):
Yoksullar için kiralık apartman dairelerinden oluşan kompleks, kesit.

Berlin’de bir apartman kompleksi. Spekülasyon amaçlı ve
üst gelir grupları için hazırlanmış bir site, 1896.

İstanbul, Galata’da Galata Kulesi karşısında apartman.
Galata apartmanı 1850 sonrasında doğar. Yerli bir tiptir (Fotoğraf: Uğur
Tanyeli).

Barcelona 20. yüzyıl başlarken Avrupa’nın en ilginç bir
dizi apartmanına ev sahipliği yapar. Gaudí kendi özgül yorumuyla bu tipin
planimetrisini olmasa da, ifadesini dönüştürür. Örnek: Casa Mila (Fotoğraf:
Uğur Tanyeli).

Casa Mila’da bir apartman dairesinin iç görünüşleri.
Daire birbirine kapılarla açılan odalardan oluşan katar benzeri plan düzeniyle
tüm Batı ve Orta Avrupa burjuva konutları için tipik olan bir şemayı yineler
(Fotoğraflar: Uğur Tanyeli).

İstanbul, İstiklal Caddesi’nde Botter Apartmanı. Bir Art
Nouveau başyapıtı, mimar: Raimondo d’Aronco (Fotoğraf: Uğur Tanyeli).

Otto Wagner çığır açan Grossstadt (Metropol) adlı
kitabında büyük kenti bitişik düzen apartman yapılaşmasıyla tahayyül eder, 1911.

1920’ler Amerika’sında apartman tipi büyük bir lüks
atılımı yapar. Yapılar yükselirken, daire yüzölçümleri alabildiğine büyür.
Dönemin reklamlarında Chicago’dan iki örnek.


1920’ler Berlin’i yüksek konut talebiyle Modernist
ideallerin buluşmasını temsil eder. Bruno Taut kimi apartman komplekslerinde
bireyselleşme ve canlı bir renk kullanımı gibi açılım arayışlarıyla ortaya
çıkmıştır. Örnek: Trierer Strasse Yerleşmesi, 1925-26. O dönemde, alt orta
sınıfın barınma koşulları büyük oranda gelişir.

İstanbul, Teşvikiye’de apartmanlar. 1910’lardan
başlayarak Nişantaşı hızla apartmanlaşır. Türkiye’nin birkaç onyıl içinde
standart yapı tipi olacak olan apartman burada yeniden icat edilmiş gibidir
(Fotoğraf: Uğur Tanyeli).

Stuttgart’taki Weissenhof Sitesi’ndeki apartman bloğunda
Mies van der Rohe dairelerin katı plan düzenlerini kişisel tercih seçeneklerine
olanak veren esnek bir planimetriye kavuşturur. Her daire farklı plan düzenine
sahip olabilecektir. Strüktür, giriş katı ve kat planları, 1927.

Apartmanı ve kenti radikal biçimde dönüştürmeyi öngören
tasarımlarıyla Le Corbusier dönem açıcıdır. Önce 1922’de “3 Milyonluk Bir Kent”
projesinde yeni metropolü ayrık düzen apartman bloklarıyla inşa etmeyi önerir.
Buradaki Paris için “Plan Voisin” projesi ise kent merkezini yenilemeye
yöneliktir.

Chicago’da Lake Shore Drive apartman blokları. Mies van
der Rohe ABD’deki mimari yaşamının ilk evresinde kalite ve lüksün tanımını
değiştiren bu yapıları ortaya koyar, 1949-51.


Bir Modernist ikon: İtalya’nın Como kentinde Novocomum
adlı apartman, mimar Giuseppe Terragni, 1929 (Fotoğraf: Uğur Tanyeli).

Kısa bir Modernist dönemin ardından Sovyetler, 1930 ve
40’larda apartmanın kökenine, burjuva konutu olduğu döneme geri döner. Sadece
daire boyutları küçülür.

Le Corbusier 2. Dünya Savaşı’nın bitiminde Marsilya’daki
dev konut bloğu Unité d’Habitation ile apartman tipolojisinde devrim yapar.

Unité d’Habitation, genel kesit ve dairelerin plan ve
kesitleri. Burada amaç, her dairenin bağımsız bir ev bireyselliğine sahip
kılınmasıdır.

Unité d’Habitation hemen her ülkede etkili olur ve konut
üzerinde düşünen mimarlara esin verir. Türkiye’de esinlenenlerden en başarılısı
belki de ½işli’de Hukukçular Sitesi’dir. Mimarlar: Haluk Baysal ve Melih
Birsel, 1959-63 (Fotoğraf: Uğur Tanyeli).

İstanbul, Ataköy 1. ve 2. Kısım apartmanları bu alanda
Türkiye’de uzun süre aşılmayacak yüksek bir kalite gösterirler. Büyük oranda Le
Corbusier’nin fikirlerinden esinlenmiş oldukları görülür (Fotoğraflar: Uğur
Tanyeli).

Le Corbusier’den esinlenip apartman tipi barınma alanında
önemli ürünler veren Brezilyalı bir mimardır Alfonso Eduardo Reidy. Rio de Janeiro,
Pedregulho’daki bu örnek Le Corbusier’nin ütopik Cezayir kenti projesinin
apartman boyutuna indirgenmesiyle ortaya konmuş, 1948-50.

Alison ve Peter Smithson, 1960 ve 70’lerde Team Ten’in
konut sorununu merkeze alan söylem üreticilerinin başında gelirler. Modernist
anadamara benimsenebilir bir çevresel çekicilik kazandırmayı, bu amaçla da
geleneksel kentsel mekan kalitelerini yeniden canlandırmayı öngörmüşlerdir.
Ordinariness and Light sözkonusu sorunsal tartıştıkları en önemli kitaplarıdır.

Oklahoma, Bartlesville’de Price Tower adlı apartman
bloğu, mimar: Frank Lloyd Wright, 1955-56. Ünlü mimar 1920’lerden beri geliştirdiği
fikirlerini bu yapıda gerçekleştirir. Ancak, bu çok kişisel deneme etkili
olmayacaktır.

Robin Hood Gardens, Alison ve Peter Smithson’ın
görüşlerini gerçekleştirme olanağını buldukları en önemli kolektif konut
projesidir. Açık koridorlu sistemi ve dubleks daireleri içeren yapının
ardındaki iddia, bunun bir tür çok katlı kent sokağı gibi işlev göreceği
doğrultusundaydı.

İstanbul, Ataşehir’de apartman bloğu. Apartman mimarisi
1980-2000’ler aralığında hemen her yerde büyük bir durgunluğa girer. Boyutlar
büyür, ½anghay, Hong Kong gibi dev apartman bloklarıyla karakterize olan
metropoller doğar; ama konuyu radikal biçimde dönüştüren yeni mimari öneriler
görülmez olur. Türkiye’de bu özellikle böyledir. Mimarlar apartmanı neredeyse
unutmayı yeğlerler.

İstanbul, Ataşehir’de apartman bloğu. Apartman mimarisi
1980-2000’ler aralığında hemen her yerde büyük bir durgunluğa girer. Boyutlar
büyür, ½anghay, Hong Kong gibi dev apartman bloklarıyla karakterize olan
metropoller doğar; ama konuyu radikal biçimde dönüştüren yeni mimari öneriler
görülmez olur. Türkiye’de bu özellikle böyledir. Mimarlar apartmanı neredeyse
unutmayı yeğlerler.

Bir başka Team Ten üyesi grup olan
Candilis-Josic-Woods’un savı da yine modern kolektif konut mekanının sürprizli
geleneksel mekan değerleriyle bütünleştirilmesine yönelikti. Yapıları bundan
ötürü genellikle Akdeniz kırsalını çağrıştırır. Örnek: Grau du Roi’da apartman
bloğu.
