'Her Şey' Hakkında Her Şey
Mimar Sinan Mitolojisi Mimar Sinan gerçek bir kişi. Ancak, ondan neredeyse özerk bir de mitolojik Sinan kimliği var. Hatta onu merkez alan efsaneler bağlamında yeryüzünde bir benzeri de yok. Bunlar yeni katkılarla sürekli genişleyen bir anlatılar ağı oluşturuyor. Sözgelimi, Sinan’ın statik hesaplar yaptığı gibi, getirdiği çözümlerin üstelik de yanlışsız olduğu, deprem dayanımı konusunda çağdaşlarının ve öncüllerinin bilmediği çeşitli buluşları bulunduğu, yapı malzemesini devrimci bir anlayışla kullandığı, yapılarının hala çözülmemiş sırları barındırdığı, onun rasyonalist düşüncenin icadı öncesinde rasyonalist, ilerlemeci paradigmaların yaratılması öncesinde ilerlemeci olduğu bunların arasında yer alıyor. Japonların (nedense daima Japonlar?) yaptıkları son araştırmalarda yukarıdaki “bilgiler”in hepten doğrulandığını söyleyenler de bulunmakta. Onu Rönesans’ın İtalyan ustalarıyla haberleştiğini düşleyenler bile var. Selimiye için akustik, Süleymaniye için aydınlatma hesapları hazırladığına inananlar mevcut. Hatta Süleymaniye Camisi’ni inşa ettikten sonra onun da katkısıyla hazırlanan vakfiyesinde caminin imamının iki Batı, iki Doğu dilini iyi bilmesi, müspet bilimlerde bilgili olmasının yanısıra, tek ve güzel eşli (nedense?) olması türünden hükümler konulduğunu ileri sürenlere de rastlanıyor. Öte yandan, Türkiye’de Sinan’ın bilinçli bir çevre ve tarihsel yapı korumacı olduğuna, kent planlama konusunda derin bir vukufu bulunduğuna inanan çok insan var. Ona ilişkin efsanelerin iyice ussallık ötesi olanlarındaysa, o karşımıza bir tür evliya gibi çıkıyor. Süleymaniye inşaatı sırasında hiçbir işçinin, saplandığı harç yığınından çıkaramadığı küreği tek elle söküp aldığı gibi öyküler anlatılıyor. Bir başka grup Sinan efsanesinde bu kez de onun etnik kökeninin özbeöz Türk olduğu öne sürülüyor. Bunu ciddi ciddi kanıtlayıp anlatan “bilim insanları” bile mevcut. Bunların hepsinin de “külliyen” zırva olduğunu ve aksini kanıtlayan azımsanmayacak sayıda özgün belgeye sahip bulunduğumuzu söylemek bile gerekmiyor. Sorun, inanılırlığın yanından dahi geçmeyen böylesi anlatıların neden ve nasıl türediği. Daha da önemlisi, asgari orta öğrenim tarih bilgisiyle bile gülüp geçilecek bu tür mitolojik öykülerin neden hala gündemde kaldığını sormak zorundayız. Getirilecek açıklamanın ulusalcı ideolojiyle ilişkili olduğu aşikarsa da, sadece ondan kaynaklandığını düşünmek zor gözüküyor. Bu Dosya sözkonusu hamhayalin altını boşaltmak ve içini oymak için tasarlandı. Sinan mitolojisini anlamak ve açıklamak, onu bir Osmanlı mimarı olarak tarihyazımsal bir çerçevede bilimsel olarak yazmaktan daha zor ve karmaşık olmalı. Dolayısıyla burada yapılan kısa bir başlangıç denemesinden ibaret.
Mimar Sinan Mitolojisi
Mimar Sinan gerçek bir kişi. Ancak, ondan neredeyse özerk bir de mitolojik Sinan kimliği var. Hatta onu merkez alan efsaneler bağlamında yeryüzünde bir benzeri de yok. Bunlar yeni katkılarla sürekli genişleyen bir anlatılar ağı oluşturuyor. Sözgelimi, Sinan’ın statik hesaplar yaptığı gibi, getirdiği çözümlerin üstelik de yanlışsız olduğu, deprem dayanımı konusunda çağdaşlarının ve öncüllerinin bilmediği çeşitli buluşları bulunduğu, yapı malzemesini devrimci bir anlayışla kullandığı, yapılarının hala çözülmemiş sırları barındırdığı, onun rasyonalist düşüncenin icadı öncesinde rasyonalist, ilerlemeci paradigmaların yaratılması öncesinde ilerlemeci olduğu bunların arasında yer alıyor. Japonların (nedense daima Japonlar?) yaptıkları son araştırmalarda yukarıdaki “bilgiler”in hepten doğrulandığını söyleyenler de bulunmakta. Onu Rönesans’ın İtalyan ustalarıyla haberleştiğini düşleyenler bile var. Selimiye için akustik, Süleymaniye için aydınlatma hesapları hazırladığına inananlar mevcut. Hatta Süleymaniye Camisi’ni inşa ettikten sonra onun da katkısıyla hazırlanan vakfiyesinde caminin imamının iki Batı, iki Doğu dilini iyi bilmesi, müspet bilimlerde bilgili olmasının yanısıra, tek ve güzel eşli (nedense?) olması türünden hükümler konulduğunu ileri sürenlere de rastlanıyor. Öte yandan, Türkiye’de Sinan’ın bilinçli bir çevre ve tarihsel yapı korumacı olduğuna, kent planlama konusunda derin bir vukufu bulunduğuna inanan çok insan var. Ona ilişkin efsanelerin iyice ussallık ötesi olanlarındaysa, o karşımıza bir tür evliya gibi çıkıyor. Süleymaniye inşaatı sırasında hiçbir işçinin, saplandığı harç yığınından çıkaramadığı küreği tek elle söküp aldığı gibi öyküler anlatılıyor. Bir başka grup Sinan efsanesinde bu kez de onun etnik kökeninin özbeöz Türk olduğu öne sürülüyor. Bunu ciddi ciddi kanıtlayıp anlatan “bilim insanları” bile mevcut.
Bunların hepsinin de “külliyen” zırva olduğunu ve aksini kanıtlayan azımsanmayacak sayıda özgün belgeye sahip bulunduğumuzu söylemek bile gerekmiyor. Sorun, inanılırlığın yanından dahi geçmeyen böylesi anlatıların neden ve nasıl türediği. Daha da önemlisi, asgari orta öğrenim tarih bilgisiyle bile gülüp geçilecek bu tür mitolojik öykülerin neden hala gündemde kaldığını sormak zorundayız. Getirilecek açıklamanın ulusalcı ideolojiyle ilişkili olduğu aşikarsa da, sadece ondan kaynaklandığını düşünmek zor gözüküyor. Bu Dosya sözkonusu hamhayalin altını boşaltmak ve içini oymak için tasarlandı. Sinan mitolojisini anlamak ve açıklamak, onu bir Osmanlı mimarı olarak tarihyazımsal bir çerçevede bilimsel olarak yazmaktan daha zor ve karmaşık olmalı. Dolayısıyla burada yapılan kısa bir başlangıç denemesinden ibaret.
Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.