25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Mimari Aforizmalar 4

    

Tümer bir kez daha mimari inançlarımız ve önyargılarımızla dalga geçiyor. Bildiğimizi sandıklarımızı yeniden okumamızı öneriyor.

 

“Yedi kapılı Tebai’yi yapan kim?” (Brecht).

 

Tadao Ando ve köpeği Le Corbusier.

 

Gürhan Tümer

 

Evler ikiye ayrılırlar: Özel evler ve daha özel evler. Yani genelevler.

*

“Düşünüyorum, öyleyse varım” demiş aklı başında bir filozof. Aklı başında olmayan bir mimar ise şöyle demiş: “Düşünmüyorum, öyleyse mimarım.”

*

Selimiye’nin tek kusuru, İstanbul’da değil de Edirne’de olmasıdır.

*

Metropol kültürü cici bir kültür değildir.

*

Gerçek bir hükümdar mimarlara da hükmeder.

*

New York’taki İkiz Kuleler gibi Sinop’taki mahpushane de çok acılar yaşadı. Birinciyi herkes duydu, mimarlar da. Ötekinden ise kimsenin haberi olmadı, mimarların da.

*

“Bir bina ‘utilitas, firmitas, venustas’ olmalıdır” diyor mimar. “Bir bisiklet de” diye ekliyor bisikletçi: “Öyle ya, kim ister ‘işe yaramayan, sağlam olmayan, çirkin’ bir bisikleti?”

*

Mimarlar hakkındaki “rivayet muhtelif”. Nedim Gürsel’in şu sözleri bunlardan biri: “Dünya öküzün boynuzunda değil, mimarların hünerli ellerinin üzerinde duruyor.”

*

Ne Parthenon’un, ne Ayasofya’nın, ne San Pietro’nun, ne St. Paul’ün, ne Selimiye’nin kubbesi. Buckminster Fuller’in Manhattan’ın üzerini örtebilecek kadar büyük olmakla övündüğü jeodezik kubbesi de değil. En birinci kubbe, o çok eski, o çok görkemli, o çok kocaman,

o çok yüksek, o çok geniş, o çok uzak, o çok gizemli, o çok yıldızlı, o çok mavi gökkubbe.

*

Bize göre binalarımız, gökdelen de olsalar, yeryüzündedirler. Oysa dünyamıza başka bir gezegenden bakanlar için tek katlı bir gecekondu bile gökyüzündedir.

*

“Cam evde oturanlar başkalarına taş atmamalıdırlar” demiş George Nerbert. Johnsongiller’e duyurulur.

*

Eğer çok sevmeseydi o mimarı ve o hayvanı, “Corbusier” koyar mıydı Tadao Ando köpeğinin adını?

*

Uzun romanların yazarı Marcel Proust’un en uzun romanlarından biri olan Sodom ve Gomorra’dan, önce gözüme, sonra aklıma takılan birkaç sözcük: “[Prens değil], basit bir burjuva mimar ailesinin evladı.”

*

Brecht’in bir işçi aracılığıyla sorduğu sorular: “Yedi kapılı Tebai’yi yapan kim?/ Kitaplarda hep kralların adı var./ Koca kayaları krallar mı taşıdılar?/ Yıkılıp yıkılıp yapılan Babil’i / Her yıkılışında yapan kim?”

*

Yaptıkları evin merdivenini, fabrikanın bacasını unutan mimarlar varmış. Olabilir. Ama beni ilgilendirenler bunlar değil. Beni ilgilendirenler, merdiveni, bacayı yapıp; evi, fabrikayı yapmayı unutan mimarlar.

*

Bir zamanlar Modernizm modaydı, sonra moda Postmodernizm oldu.

*

Ülkemizde pek çok kişinin mimarlık kültürü “en büyük mimar Mimar Sinan, başka büyük yok” sloganıyla başlıyor ve bitiyor.

*

Ne Vitruvius’a kulak asıyor, ne de dinliyor Le Corbusier’yi. O özgür ve deli mimarın teki.

*

Tıpkı kerpiç gibi, sürgülü hesap cetveli de mahzun.

*

En sevdiğim mimarlık: “İmkansız Mimarlık”.

*

Bina vardır, neye benzediği belli değildir, ama binaya benzemediği besbellidir.

*

Sanki yeryüzünde yeteri kadar yokmuş gibi, zaman zaman gökyüzünden taş yağar. Doğal olarak “göktaşı” denir bunlara. Çok taş bina gördüm, hiçbiri göktaşlarıyla yapılmış değildi.

*

Victor Hugo: “Athènes a bâti

Le Parthenon; mais Paris a démoli

La Bastille” (“Atina Parthenon’u yaptı, ama Paris Bastille’i yıktı”).

*

Sağlamlık, uygarlık, kullanışlılık. Biraz da yanlışlık, bıkkınlık, pişmanlık. İşte mimarlık.

*

Mimarlığın resmini yapabilir misin usta?

*

Yazarın yakınması: “İşim yoktu, dostum yoktu. Daha çok çalışmak zorundaydım. Kitap bitmeden para vermiyorlardı; kitap bitmiyordu” (Cemil Meriç ). Mimarın yakınması: “İşim yoktu, dostum yoktu. Daha çok çalışmak zorundaydım. Bina bitmeden para vermiyorlardı; bina bitmiyordu” (adı belli değil).

*

Şair Saint-Pol-Roux uyumak için yatarken, kapısına üzerinde “ŞAİR ÇALIŞIYOR” yazan bir tabela asarmış. Saint-Pol-Roux şair değil de mimar olsaydı eğer, uyumaya çekildiğinde, kapısına üzerinde “MİMAR ÇALIŞIYOR” yazan bir tabela asmaz mıydı?

*

Dolu zamanlarında başka işler yapan, başka şeylerin peşinde koşan, yalnızca boş zamanlarında mimarlık yapan bir mimarın yaptığı yapıları boş bırakmakta, kullanmamakta yarar var.

*

İnsanlar hoyrat, kentler hoyrat. Kimi insanlar, kimi kentler daha da hoyrat. Pervasız spekülatörler, kıt bilgili şehirciler, paragöz mimarlar, insafsız metropoller. Yüzyıllardır birbirlerinin canlarına okuyorlar, birbirlerinin analarını ağlatıp duruyorlar.

*

Mimarlara hem imreniyorum, hem acıyorum. Mimar olmayanlara da.

*

Ahmet Hâşim’den ağır bir suçlama:

“[…] Sinan’a tutkun olmaktan başka […] bir becerisi bulunmayan bir mimar, […] ünlü atalar soyuna torun olmaya yaraşır değildir.”

*

İnsanlar 500 yıl boyunca, bir Rönesans ressamı olan Léonardo da Vinci’nin Mona Lisa’nın yüzüne taktığı gülümsemenin gizini konuştular. Sonra bir Dada sanatçısı olan Marcel Duchamp geldi ve o çok ünlü kadının o yumuşacık yüzüne sakal ve bıyık taktı. Çok iyi yaptı. Keşke biri de, Villa Savoye’un bir yerlerine bir şeyler eklese. Örneğin, kolonlarından birine bir Korent başlığı taksa. Ne olur o zaman? Hem hiçbir şey olmaz, hem de çok şey olur.

*

Aforizmalar ikiye ayrılırlar: Mimari olanlar ve olmayanlar. Benimkiler bu ikisinin ortasında duruyor.

*

Osmanlı’da mimar vardı, mimarlık vardı, ama mimari eleştiri yoktu. Acaba olsaydı ne olurdu? Acaba o zaman başka, bambaşka bir Osmanlı Mimarisi’yle mi karşı karşıya kalırdık? Acaba Sinan onlara, yani eleştirmenlere kulak verir miydi? Yoksa hiç kulak asmaz, bildiğini mi okurdu?

*

Lewis Mumford çok büyük kentleri sevmez, korkar onlardan. Ona göre Megalopolis’in sonu Necropolis’tir. Bu durumda Necropolis’in sonu da Megalonecropolis olmaz mı?

*

“Nasıl bir mimarlık?” Bu çok eski soruya yepyeni bir yanıt arıyorum.

*

Her bina yıkılabilir, yapılmamış olanlar dışında. Öyle değil mi? Doğmamış olan ölebilir mi? Varolmayan yokolabilir mi?

 

n Prof.Dr. Gürhan Tümer, DEÜ Mimarlık Bölümü.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69628 - unknown - 38.107.179.237