Malzeme
Ustasını Arar Sarpaneva’nın Ardından…

Timo Sarpaneva (1926-2006).

Tik kulplu döküm demir tencere, 1960 (1960 Milano
Trienali Gümüş Madalya, Amerika İç Mekan Tasarımcıları Enstitüsü Uluslararası
Tasarım Ödülü, 1963). Bugün halen daha Iittala Group tarafından üretiliyor.
Gülname Turan n Fin cam sanatı 6 Ekim 2006’da ustası
Sarpaneva’ya veda etti. Malzeme her zaman ustasını arar, arar da bulur mu? Timo
Sarpaneva camın aradığı ustalardandı. Kendisinin ustalığı malzemeyi analiz
etmede ve malzemeye ilişkin biçimler üretmededir. Camın yanısıra tekstil, metal
ve ahşap malzeme kullanmıştır. Sarpaneva denince akıllara kaçınılmaz olarak cam
gelse de, ahşap kulplu döküm demir tencere onun en çok bilinen ve ikonlaşan
tasarımlarındandır. Yine de Sarpaneva’nın tüm hayatı boyunca çalıştığı
malzemeler arasında camın farklı bir yeri vardır. Birçok işinde kişisel
dışavurumunu camı işlevle bir araya getirerek sağlamıştır.

“Hiidenkirnu” (Şeytanın Kabı), cam heykel, Iittala, 1951.
Sarpaneva özellikle Finlandiya’da 26 gibi çok genç bir yaşta
ün kazanır. Hayatı boyunca yaptığı çalışmalar 1993’te Helsinki’de bir
retrospektifte sergilenen Sarpaneva’nın işlerinde bir bütünlük ve devamlılık
vardır. Ancak bu sadece Sarpaneva’ya has bir durum değildir; kendi döneminin Fin
tasarımcılarında genelde takip edilebilen bir özelliktir. Sarpaneva’nın cam
tasarımları 1940’ların sonunda tanınmaya başlar ve 20. yüzyılın tasarımını
anlamaya çalışmakta kullandığımız tüm “onyıllar zinciri”nde yerini alır.
1950’lerden 90’lara kadar olan (ve hatta 2000’lerin ilk yarısındaki) işleri
ikonik değer kazanır, birçok ülkede sergilenir, eleştirilere konu olur. Tüm bu
süreç boyunca yaratıcılığının inişe geçmeden aynı seyirde sürdüğü
düşünülebilir.

“Mamut” cam heykeli için eskiz, 1949.

“Lancet IV” (Kütle ve Boşluk), cam heykel, Iittala, 1952.
Sarpaneva’nın genel olarak Kuzey Avrupa ülkelerinin cam
sanatının ünlenmesinde önemli katkısı olduğu gibi, Finlandiya’nın 1950’li
yıllarda Milano Trienallerinde aldığı “Grand Prix” ödülleriyle ön plana
çıkmasında da büyük rolü vardır (Fiell ve Fiell, 2002). Sarpaneva, doğru
zamanda doğru yerde olma şansına erişmiş sanatçılardan biri sayılabilir.
Finlandiya’nın yakın tarihi ile tasarımı arasında ince bir bağ bulunmaktadır.
2. Dünya Savaşı sırasında Sovyetler Birliği’ne karşı yapılan iki savaşın
sonrasında ülke, ödemek durumunda kaldığı savaş tazminatlarından dolayı bitap
düşer. Bütün milli kaynaklar bu durumdan sıyrılmak için seferber edilir ve
somut olarak Fin sanatı ve zanaatı da kaynaklar arasında sayılmıştır.
Avrupa’nın İsveç’ten sonraki en eski resmi zanaat ve tasarım birliğine sahip
ülkesinin bunu yapması çok da şaşırtıcı değildir. Bu kurum kurulduğu günden bu
yana Finlandiya’da verilen uygulamalı sanatlar, zanaat ve tasarım eğitiminde,
tasarım müzesinin koleksiyonunun oluşturulmasında, uluslararası fuar ve
sergilerin düzenlenmesinde ve tasarımcıların desteklenmesinde aktif bir rol
oynamıştır. Bugünkü Design Forum Finland ve Helsinki Sanat ve Tasarım
Üniversitesi (UIAH) de doğrudan bu kurumun ayrışmış iki öğesidir. 2. Dünya
Savaşı sonrası bu meslekler birliğinin başında bulunan H.O. Gummers ülkenin
genç yeteneklerini harekete geçirir. Bu genç tasarımcıların geliştirdiği
stratejinin de yardımıyla uluslararası arenada duyulmaları için kurum adına
herşeyi yapar. Kendi deyişiyle tek misyonu Batı dünyasının Finlandiya
Cumhuriyeti’nin farkına varmasını, demir perdenin aralanmasını sağlamaktır
(Sarpaneva, 1975). Savaştan yeni çıkan Avrupa halkları Finlandiya ve diğer
İskandinav ülkelerinin “daha güzel gündelik eşya”sına kollarını açmıştır. ABD
de Avrupa yönünden gelen bu dalgaya açıktır. Sarpaneva kurum tarafından
desteklenmiş ve öne çıkabilen yeteneklerden biri olmuştur. 1975’te kaleme
aldığı 1875-1975 Fin Tasarımı başlıklı sergi kitabında bu kurumun ve Fin tasarımının
kısa bir tarihini yazmıştır. Sarpaneva resmi görevli olarak kültür ataşeliği de
yapmıştır (Koivisto, 2000).
Sarpaneva, Helsinki Design Museum’daki koleksiyonunu konu
edinen kitabın hazırlıkları sırasında kendisiyle yapılan görüşmelerde çalışmalarının
çıkış noktasının yaratıcı sanatsal süreçler olduğunu belirtmiştir. Hatta
Sarpaneva “tasarım” kavramını dahi sevmemektedir (Koivisto, 2002). İşte bu
nedenle de bu yazıda kendisinden tasarımcı yerine sanatçı olarak bahsedilmesi
tercih edilmiştir. Birçok profesyonel tasarıma imzasını atmış birinin “tasarım”
kavramına mesafeli duruşu düşünmeyi gerektirir. Bunu sanatçının işlerine
bakarak anlamak çok zor değildir. Sarpaneva tasarımın demokratikleşmesi adına
uğraş vermiştir. Döneminin pek çok figürü gibi “kahraman tasarımcı” damgasına
maruz kalmak istememiştir. Aksine, hem seri olarak üretilen tasarımlarının hem
de tekil cam işlerinin geniş kitlelere ulaşabilmesini hedeflemiştir. İşte,
Finlandiya’nın ünlü Iittala firması da kendisi için neredeyse bir ömür boyu
çalışan Sarpaneva’nın tasarımlarını bir yandan seri olarak üretmekte, diğer
yandan da sanat işlerini görece uygun bedellerle kitlelere ulaştırmaktadır.
Iittala markalı cam eşyaların bir kenarına mutlaka yapıştırılan o küçük
kırmızılı “i-mark” etiketini de yine Sarpaneva tasarlamıştır. Aslında bu etiket
“i-glass” ürün serisi için tasarlanmıştır. “i-glass” serisi ile “i-mark”
etiketi ilk defa
4 Mayıs 1956’da, Helsinki’nin büyük alışveriş merkezi
Stockmann’da sergilenmiştir. İlk başlarda yeni koleksiyonları belirtmek
amacıyla kullanılan bu etiket 1960’larda Iittala’nın logosuna dönüşmüştür.
Sarpaneva “i-glass” serisiyle birlikte, sanat işleri ile seri üretim cam eşya
arasında bulunduğuna inandığı boşluğu kapatmayı hedeflemiştir (Koivisto, 2000).

Kırlangıç eskizi, 1951.

“Pyöreä lintupullo” (Yuvarlak Kuş Şişe), “i-colour glass”
serisinden, Iittala, 1955.

“i-colours” serisinden mavi-gri, lila-gri, füme-gri ve yeşil-gri
bardaklar, Iittala, 1956.
Aldığı teknik resim eğitiminin ardından grafik tasarım eğitimi
almış, adını tasarladığı ilk kelebek posteriyle duyurmuştur. Kelebek sembolü
daha sonra yöneldiği hacim çalışmalarında da yerini bulmaktadır. Bununla
birlikte, aldığı grafik tasarım eğitiminin etkisini hacimsel çalışmalarının
yüzeylerinin tasarımlarında da görebilmekteyiz. Bunun yanısıra Sarpaneva’nın
işlerindeki en temel kaynaklardan biri Finlandiya’nın doğa özellikleridir.
Gecelerin de gündüzlerin de uzun uzun yaşanabildiği, yılın hatırı sayılır bir
kısmında kar ve buzla kaplı bu orman ülkesinin yaşam koşullarında doğanın
etkisi çok derinlere iner. İklim gündelik yaşamın biçimlenmesinde en kuvvetli
etkenlerdendir. Ayrıca Finlandiya coğrafi olarak diğer İskandinav ülkelerinden
farklı bir kültürel konuma sahiptir. Bugün dahi Helsinki turist rehberlerinde
Finlandiya’nın Batı dünyasıyla Doğu dünyasının kesiştiği yer olarak anıldığına
rastlarsınız. Yani bir yanda Rusya, diğer yanda İsveç, doğusunda yüksek bir
halk sanatı ve Bizans mistiği, batıda ise Batı teknolojisi ve modern tasarım
dili. Sarpaneva’nın işlerinde doğanın etkisini “mimesis” mertebesinde dahi
okumak mümkündür. Yine de onun gerçekçiliğini anlamakta doğa tek başına yeterli
değildir. Örneğin, büyük bir firma için tasarladığı paket kağıdı deseninin
baskı makinesiyle uyuşmaması sonucunda ortaya çıkan yeni deseni doğru desen
olarak kabul edip baskıya o şekilde devam edilmesini ister. Uygunsuzluk olarak
değerlendirilebilecek birçok durumu tasarımın olanaklarından sayarak yoluna
devam eder. Malzemenin, üretim yöntem ve tekniklerinin sağlayabileceği olanaklara
açık fikirlilikle önyargısız yaklaşımını işlerinden takip edebiliriz. Sanki
Sarpaneva malzemeyi baskı altına alıp ona istediğini yapmak yerine malzemeyle
ortaklaşa ve işbirliği içinde çalışır. Malzeme biçim değiştirmeye ikna edilmiş,
bir bakıma kendinde olanın açığa çıkarılması için izin alınmıştır. İşte tüm bu
özellikleriyle Sarpaneva’nın işlerini sanatsal bir yaratı olarak değerlendirmek
uygun düşmektedir. Onun yaratılarını doğrudan kullanım nesneleri olarak
değerlendirmek yüzeysel kalır. İşlevsel biçimlerle görsel sanatlar arasındaki
geleneksel sınırları sıkça kırmıştır. İşlevle estetik arasında cesur gelgitler
yaşayan bir ürün dağarcığı oluşturmuştur. Neticede karşımıza kimi zaman işlevin
ağırlık kazandığı kimi zaman da salt heykel niteliği taşıyan işler çıkarmıştır.
Sarpaneva’nın işlerini değerlendirirken onu Finlandiya’dan
bağımsız olarak değerlendirmek kolay değildir. Modern Fin tasarımının doğayla
kurduğu ilişki 1950’ler ve 60’larda erişilen üne önemli ölçüde katkı
sağlamıştır. İleri teknoloji ve doğaya yakınlık bugün de Finlandiya’nın tasarım
stratejisinde kol kola durmaktadır. Tüm bu fark yaratıcı özellikler
Sarpaneva’nın işlerine nasıl yansımıştır? Sarpaneva doğa ile olan ilişkisini
işlerine yansıtırken deneyimlerinden yararlanır. Kendisiyle yapılan bir
söyleşide, küçükken avucuna aldığı buzda, parmağıyla eritmek suretiyle delik
açmaktan zevk aldığını, bunu sıkça yaptığını anlatmıştır. Çocukluğa ait bu
deneyimlerini daha sonraki çalışmalarında “Şeytanın Beşiği” ve “Şeytanın Kabı”
gibi cam heykellerinde kütlede açılan organik deliklerle ifade etmiştir.
Hacimde yaratılan deliklerle yaratılan bu boşlukların Moore’un heykelleriyle
benzerliği de önemli bir noktadır. Cam kütleler içine yerleştirdiği boşluklar
da yine işlerinin temel ortak özelliklerindendir. Kar, buz, deniz, adacıklar ve
kuşlar Sarpaneva’nın tasarımları için önemli kaynaklardır. Bunlarla ilgili
imgelemini özellikle cam işlerinde malzemenin yeni biçimlere ulaşmasında aracı
olarak kullanır. “i-glass” serisi bunun iyi bir örneğidir. Karaflardaki stilize
kuş biçimi ve bardakların tabanlarındaki su halkaları bize doğrudan ve
baskıcılıktan uzak bir kibarlıkla doğayla ilişki kurdurtur.
Benzer şekilde, Venini tarafından üretilen “Blossom” vazo da
Finliler için apayrı bir yeri olan, kıştan uyanıp bahara açılmayı anlatan bir
iştir. Öte yandan, Sarpaneva’nın birçok işinde “buz” metaforuyla karşılaşmak da
mümkündür.
Sarpaneva’nın bir diğer özelliğiyse, tüm yaşamı boyunca hem
sanatçı hem de tasarımcı kimliğiyle ortaya koyduklarının desteklenmiş ve takip
edilmiş olmasıdır. Daha kendisi hayattayken koleksiyonerler erken tarihli
işlerini örnekleyen parçaları toplamaya başlamışlardır. “Marcel” adlı vazosu
bugün Iittala tarafından hala üretilmekte, Finlilerin düğün hediyesi listesinde
Aalto’nun vazosuyla yarışmaktadır. Bir yanda cam heykelleri ve el üflemesi
vazoları, diğer yandaysa seri üretim cam ve metal eşyaları; iki dosya da hayli
kabarık... Sarpaneva’nın işleri birbirine çok benzeyen tasarım tarihi
kitaplarından ayrışıp başka perspektiflerle bakılmayı hakediyor. n Araş.Gör.
Gülname Turan, İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü; University of Art and
Design Helsinki, konuk araştırmacı.
Kaynaklar:
Fiell, Charlotte J.; Fiell, Peter (2002), Scandinavian
Design, Taschen.
Koivisto, Kaisa (2002), Timo Sarpaneva: Kokoelma,
Collection, ed.: Aav, Ebba Brännback, Eeva Viljanen, Designmuseo, Helsinki.
Koivisto, Kaisa (2000), “National and International Aspects
of Finnish Glass”, Finnish Modern Design: Utopian Ideals and Everyday
Realities, 1930-97, ed.: Marianne Aav,
Yale University Press.
Sarpaneva, Timo (1975), Finnish Design 1875-1975: 100 Years
of Finnish Industrial Design: Finnish Society of Crafts and Design 1875-1975,
Otava, Helsinki.

El yapımı “Blossom/Kukinto” vazo, Venini Spa, 1990.


“Purkaus/ Release” serisinden cam heykeller, Iittala,
1964.

“Marcel” vazo, Iittala, 1992.