25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Hitit Güneşi Ankara’ya Yeniden Doğuyor!

    

Hitit Güneşi.

 

Gökçek Arması.

 

İnternette dolaşan çıkartma çeşitleri.

 

Ankaralılar Hitit Güneşi amblemine sahip çıkıyor.

 

Gökçek Arması kentin her köşesine işlenmiş durumda.

 

Başkentte bir otobüs durağı. Engebeli kaldırıma gelişigüzel yerleştirilmiş, eksik köşeleri çimentoyla sıvanarak sabitlenmiş. Kaldırımı işgal eden otomobillerden geriye kalan bu daracık alanda her zamanki gibi geç kalmış otobüsünü yılmadan bekleyen bir kalabalık var. Durağın camına sonradan yapıştırılmış Ankara haritası, otobüs beklerken sıkılan kimi kentliler tarafından çoktan lime lime edilmiş. Durakta toplu taşıma hatları planı, saat çizelgesi, bilet makinesi yok; çoğu zaman bank da ya yok ya da yer hizasına monte edilmiş.

 

Bu tipik Ankara manzarasında durağın gururla sergileyebildiği tek özelliği, tüm şeffaf yüzeyleri boyunca sık aralıklarla uygulanmış bir logo. Kendini belli etmeye uğraşıyor, “tüm bunlar benim eserim, bu şehir benim, bu şehir ben’im!” diye bağırıyor adeta. Banklar, çöp tenekeleri, sokak tabelaları, otobüsler, alt ve üst geçitler de farklı değil; hepsi son on yıl içinde damgalanmış, tüm kent aynı çirkin çığlığı taşıyor. Birileri kente el koymuş ve bunu sürekli hatırlatmaktan çekinmiyor... Yine de uzun bir hükümranlık dönemine rağmen kent kimliği hafızalardan bütünüyle silinememiş olmalı ki yeni bir ses yükseliyor:

“bir zamanlar çağdaş bir kent vardı ve amblemi Hitit Güneşi’ydi.”

 

***

 

Geçtiğimiz ay sesini geniş kitlelere duyurmaya başarabilen “Hitit Güneşi Ankara’ya yeniden doğuyor!” eylemi, bu sessiz kalan tepkiye görsel bir karşılık yaratma isteğinden doğdu. İnternette adresten adrese gönderilen, çıkartma kağıdına basılabilir Hitit Güneşi yapışkanları katılımcıların çoğaltıp yaymasıyla, özgür fiyat (“gönlünden ne koparsa”) prensibiyle elden ele dolaşıyor. Öncelikli olarak bank, tabela, çöp kutusu, otobüs durağı gibi yerlerde “Gökçek Arması”nın üstü örtülerek kent rengarenk çıkartmalarla donatılıyor. Belediye’nin yasal zorunluluğuna karşın uygulamaya yanaşmadığı ambleme Ankaralılar’ın bilfiil sahip çıkmasına önayak olmak ve Hitit Güneşi’ni kente geri kazandırmak için bir “farkındalık yaratma” olarak görülüyor çıkartmalar.

 

“Kentsel sanat” (urban art) kapsamında değerlendirilebilecek bu eylem “ajitatif kolektif” olarak adlandırılan bir yapıda gerçekleştiriliyor. Başkanı, sekreteri, saymanı, üyesi, içtüzüğü, dış politikası, kenar süsü olmayan, herkesin dahil olduğu ama hiç kimseden bir şey beklenmeyen bu oluşum sabit bir üretim ve dağıtım ağı olmadan katılımcıların kişisel olanaklarıyla faaliyet gösteriyor. Bu sayede çok daha geniş bir kitleye yayılabilen çıkartmalar yaratıcı bir direniş-eleştiri-katılım kültürünün yaygınlaşıp zenginleşmesine de katkıda bulunuyor. Çağdaş katılımcı demokrasi anlayışını uygulamaya koyan bu oluşum sivil toplum hareketlerinin merkezi örgütlenme eğilimine ciddi bir alternatif sunuyor.

 

***

 

Son dönemlerin tartışmalı Ulus Planı, Kuğulu Park’a “minimum tecavüz” veya “Dikmen Vadisi Savaşları” gibi, kamusal çıkarlarla sürekli çatışan bir yönetimin hüküm sürdüğü başkentte böyle bir bilincin oluşması tesadüf değil. Tanıl Bora’nın “Timur istilası, Büyük Kaçgun ve 1. Cihan Harbi’nden beri Ankara’nın gördüğü en büyük felaket” olarak nitelendirdiği İ. Melih Gökçek, 1994 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetimine geldiğinden beri birçok skandala imza attı. Aynı yıl 4 Haziran tarihinde Mehmet Aksoy’un “Periler Ülkesinde” isimli heykelini “böyle sanatın içine tükürürüm” diyerek Altınpark’tan kaldırtmasından, 13 Haziran 2006’da Erken Cumhuriyet dönemi yapılarından anıt niteliğindeki Maltepe Havagazı Fabrikası’nın yasadışı yıkımına kadar sayısız icraatıyla izleri Ankara’dan ve belleklerden kolay silinmeyecek yaralar açtı.

 

Bu izlerden biri olarak 1995 yılında, Ankara’nın sembolü olan çağdaş, stilize Hitit Güneşi’ni “minareli-hilalli-kuleli”, kompozisyon fakiri ve anlam karmaşası içindeki mevcut amblemle değiştirmesi –kentin her köşesine işlediğinden olsa gerek– güncelliğini korumuş ve gündemi sıklıkla işgal etmiştir. Birçok kez yargı yoluyla geçersiz kılınan, Danıştay’ın hakkında iptal kararı bulunan bu logo değişimi, İ. Melih Gökçek yönetiminin tipik hukuk tanımaz politikalarından biri olarak ısrarla uygulanarak Ankara’nın teslim edildiği çarpık ve usulsüz belediyecilik anlayışıyla özdeşleşmiştir. Bu nedenle Hitit Güneşi eylemini başkentin maruz kaldığı tüm tasarımsız-plansız politikalara verilen sembolik bir yanıt olarak değerlendirmek gerekir.

 

***

 

Amblem kent kimliğinin simgeleşmiş işaretidir. En temel anlamıyla “bir arada yaşanan yer” olan kenti sınırlı görsel diller aracılığıyla temsil etmek için, başta kültürel ve ideolojik olmak üzere çeşitli göstergelere başvurulur. Tartışma konusu olan amblem Ankara’nın başkent kimliğini ve dolayısıyla tüm Türkiye’yi temsil ettiğinden sembolik rolü daha da önemlidir. Kısacası Ankara ambleminin yerel yöneticilerin keyfi uygulamalarına ve kişisel çıkarlarına alet edilmemiş, grafik nitelikleriyle tematik ve estetik yeterlilikte, içerdiği anlamlarla da kapsayıcı ve bütünleştirici özelliklere sahip olmasını beklemek yanlış olmaz. Bu ölçütler ışığında değerlendirildiğinde Hitit Güneşi’yle Gökçek Arması arasındaki farklar daha da belirgin olmaktadır.

 

Tarihte Haçlılar’ın da kullandığı arma formu içinde, mimari açıdan vasat Kocatepe Camii, “içkili restoranı caminin kubbesine denk getirilmiş” alışveriş merkezi Atakule ve oranı/konumu konjonktüre uydurulmuş Ay Yıldız’dan oluşan kolaj tutarlı bir kent kimliği yaratamamış, en iyimser tanımla “sıradan” bir amblemden ibaret kalmıştır. Dahası, minare ve hilal gibi, cami ve bayrak üzerindeyken “kutsal” sayılan değerler çöp tenekelerine ve otobüs duraklarına işlenerek bayağılaştırılmıştır. Bugün Cumhuriyet’in başkenti modern Ankara’nın kimliği, Anadolu uygarlıklarına ayrımcılık yapmadan kapsayıcı bir biçimde kucak açan, aydınlık saçan bir Güneş yerine, dört bin yıllık bir soyutlama yeteneğinin yanına bile yaklaşamayan, gülünç ve çelişkili bir imgeler yığınıyla temsil edilmektedir. Bu şartlar altında kente amblemini geri kazandırmak tüm Ankaralılar’ın hakkıdır.

 

Başkent’in amblemi Türkiye’yi de temsil eder.

 

Cumhuriyet’in başkenti modern Ankara’nın kimlik bunalımı.

 

İki farklı Ankara’yı temsil eden logolar sokakta çatışma halinde.

 

Eylem, tasarımsız-plansız politikalara verilen sembolik bir yanıt.

 

Eylem “kentsel sanat” kapsamında değerlendirilebilir.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67186 - unknown - 38.107.179.236