Fragmanlar

Nevski Prospekt, St Petersburg, 1897.
Nevski Prospekt*
Marshall Berman n “(...) Nikolas devrinde devlet uyuklarken,
modernliğin koordinatları ve sahnesi Neva boyunca uzanan şehir merkezinin
muazzam meydanlarından, hükümet binaları ve anıtların oluşturduğu görkemli
yığından Nevski Bulvarına kaydı. Nevski, şehre biçim veren Amirallik
Meydanından açılıp dışa doğru uzanan üç büyük caddeden biriydi. Her zaman
Petersburg’un ana yollarından biri olmuştu. 19. yüzyılın başlarında,
Aleksander’ın saltanatı sırasındaysa Nevski, önde gelen bazı neo klasik
mimarlar tarafından adeta baştan aşağı yeniden inşa edildi. 1820’lerin sonunda,
yeni biçimi belirdikçe diğer rakip caddelerden (Voznesenski Bulvarı ve
Gorohovaya Sokağı) kesin biçimde ayırdedilir ve kendi başına bir kentsel ortam
addedilir oldu.11 Şehrin en uzun, en geniş, en iyi aydınlanmış ve en düzgün
sokağıydı. Amirallik Meydanından çıkıp düz bir hat oluşturarak, iki-üç çeyrek
mil boyunca güneybatıya uzanıyordu. (...) 1851’den sonra Rusya’nın başlıca modern
enerji ve hareketlilik simgelerinden biri olan (ve elbette Tolstoy’un Anna
Karenina’sında temel bir kişilik olarak yer alan) Moskova-Petersburg ekspresi
garına varıyordu. (...)
Sokağın iki yanında, çoğunlukla kendi başlarına meydanlar ve
kamusal alan olarak inşa edilen görkemli binalar uzanıyordu:
neo barok Kazanlı Meryem Ana katedrali; 1801’de deli Çar I.
Paul’un kendi muhafızlarınca, oğlu Aleksander’ın tahta geçmesi için
boğazlandığı Rokoko tarzı Mihailovski sarayı; neo-klasik Aleksander Tiyatrosu;
kendilerine ait bir kitaplık kuramayacak kadar yoksul entelektüellerce kuşaklar
boyu çok sevilen Kamu Kütüphanesi; Gostini Dvor (ya da tabelasında yazdığı
şekliyle Les Grands Boutiques), Rue de Rivoli ve Regent Street tarzında inşa
edilmiş, ama Ruslarca uyarlanan çoğu Batılı prototipte olduğu gibi ölçek olarak
orijinallerini kat be kat aşmış, vitrinli alışveriş yapılarından oluşan blok.
(...) Nevski Bulvarı birçok bakımdan ayırdedici ölçüde modern bir ortamdı.
Birincisi sokağın düzlüğü, ferahlığı, uzunluğu, kaldırımların ve yolların iyi
döşenişi hareket halindeki insanlar ve eşyalar için onu ideal bir araç, yeni
yeni beliren hızlı ve ağır trafik için mükemmel bir geçit haline getiriyordu.
1860’larda Haussmann’ın Paris’e açtığı bulvarlar gibi yeni birikmekte olan
maddi ve insanî güçler için bir odak işlevi görüyordu: makadam ve asfalt, gaz
ve elektrik ışığı, demiryolu, troleybüsler ve otomobiller, sinemalar ve kitle
gösterileri. Ama, Petersburg çok daha iyi planlanıp tasarlandığından, Nevski
Parisli muadillerinden tam bir kuşak evvel harekete geçmişti ve çok daha
usulca, hiçbir eski mahalle ya da yaşamı sarmaksızın işliyordu.
İkincisi, Nevski modern kütlesel üretimin henüz ortaya
çıkarmakta olduğu yeni tüketim ekonomisinin harikalarını sergilemeye yarıyordu:
Mobilya ve gümüş donanımlar, dokumalar ve giysiler, çizmeler ve kitaplar; her
biri sokaktaki sayısız mağazada cazip bir şekilde sergileniyordu. Yabancı
mallar -Fransız modası ve mobilyaları, İngiliz tekstili ve eyerler, Alman
porselenleri ve saatleri- yanında yabancı stiller, yabancı insanlar, dışarıdaki
dünyanın tüm o yasak çekiciliği de ortaya dökülüyordu. (...) Petersburg gibi
uluslararası bir şehirde bile Nevski alışılmadık ölçüde kozmopolitti.12 Dahası
-ki bu Nikolas’ınki gibi baskıcı bir yönetimde önemlidir- Nevski, Petersburg’da
devletin hakimiyetinde olmayan tek kamusal mekândı. Hükümet onu gözetim altında
tutabiliyor, ama orada gerçekleşen etki ve etkileşimleri yaratamıyordu. Böylece
Nevski toplumsal ve psişik güçlerin kendiliklerinden kaynaşabildiği bir tür
özgür alan olmuştu.
Son olarak Nevski, Petersburg’da (hatta belki de tüm
Rusya’da), köşkleri ve malikâneleri Amiralliğin ve Kışlık Sarayın yakınında
sokakları süsleyen soylulardan, bulvarın son bulduğu, gar yakınındaki
Znaniemski Meydanındaki salaş tavernalara takılan yoksul zanaatkârlar,
orospular, başıboş serseriler ve bohemlere kadar varolan her sınıfın bir araya
geldiği tek yerdi. Nevski onları bir araya getiriyor, bir girdapta
karıştırıyor, elde edebildikleri deneyim ve temaslarla öylece bırakıyordu
onları. Petersburglular aşıktı Nevski’ye ve bıkmaksızın efsaneleştirdiler,
çünkü onlar için azgelişmiş bir ülkenin yüreğinde modern dünyanın tüm göz
kamaştırıcı vaatlerini sunuyordu.”
Notlar:
11 Nevski’nin yeniden inşası hakkında Egorov, Architectural
Planning of St. Petersburg, 104-08.
12 V. Sadovinkov, Panorama of the Nevsky Prospect
(Leningrad, Pluto Press, 1976), İngilizce, Fransızca, Almanca ve Rusça metinler
içermektedir. Bu olağanüstü dizi Nevski’yi sokak sokak, ev ev incelemektedir. Ancak
Sadovinkov sokağın çeşitliliğini yakalamakla birlikte akışkanlık ve dinamizmini
gözden kaçıran statik bir kompozisyon üslubuyla yazmıştır. (...)
* Marshall Berman, “I. Nikolas devrinde Petersburg: Saraya
karşı bulvar”, Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor içinde, çev.: Ümit Altuğ, Bülent
Peker, İletişim Yayınları, İstanbul, 1994, s. 259-262’den kısaltılarak
aktarılmıştır.
Haussmann ya da Barikatlar*
Walter Benjamin n “Haussmann’ın kentsel ideali, birbirini
izleyen uzun caddeler boyunca perspektif ağırlıklı bir bakışı sağlayabilmekti.
Bu ideal, kaynağını Ondokuzuncu Yüzyıl’da kendini sürekli belli eden bir
eğilimde, teknik zorunlukları sanatsal hedefler aracılığıyla soylu kılma
eğiliminde bulur. Bu eğilim doğrultusunda, burjuva sınıfının dünyasal ve tinsel
egemenliğinin simgesi olan kurumların, caddelerin sağlayacağı çerçeve içersinde
yüceltilmesi öngörülmüştür; caddeler, yapımları bitmezden önce çadır beziyle
örtülüyor, sonra anıtlar gibi törenle açılıyordu.
Haussmann’ın etkinliği, Napoléon’un emperyalizmine uygun
düşen bir olgudur. Sözü edilen emperyalizm, sermayeyi destekler. Paris, borsa
oyunları bakımından tam bir yükseliş dönemi yaşar. Borsa oyunları, kumarın
derebeylik toplumundan kalma biçimlerini geri plana iter. Flâneur’ün kendini
verdiği mekansal fantazmagorileri, kumarbazın peşinden koştuğu zamansal
fantazmagoriler karşılar. Oyun, zamanı bir uyuşturucu maddeye dönüştürür.
Lafargue, oyunu konjonktürün gizlerinin küçük çapta bir taklidi diye açıklar.
Haussmann’ın kamulaştırmaları, aldatıcı bir spekülasyonun doğumuna yol açar.
Burjuvazinin ve Orleans yanlılarının etkisi altında kalan Fransız Yüksek
Mahkemesi’nin içtihatları, Haussmann’ın girişimlerinin parasal rizikosunu
yükseltir.
Haussmann, diktatörlüğünü sağlamlaştırmaya ve Paris’i
olağandışı bir yönetim altına sokmaya çalışır. 1864 yılında Belediye
Meclisi’nde yaptığı konuşmada, kökenden yoksun büyük kent halkına duyduğu
nefreti dile getirir.
Bu halk, Haussmann’ın girişimleri sonucu giderek
kalabalıklaşır. Kiraların yükselmesi, işçi sınıfını yörekentlere iter. Bunun
sonucunda Paris’in mahalleleri, kendilerine özgü fizyonomilerini yitirirler.
Kentin çevresinde kızıl kuşak oluşur. Haussmann, kendi kendisine “artiste
démolisseur” (yıkıcı sanatçı) adını takmıştır. Yaptıklarını bir misyon diye
benimsemiş olup, anılarında bunu vurgulamıştır. Ama bu arada Parisliler’i
kentlerine yabancılaştırır. Parisliler, artık o kentin yerlisi oldukları
duygusunu yitirirler. Büyük kentin insancıl olmaktan uzak karakterinin
bilincine varmaya başlarlar. Maxime du Camps’ın dev yapıtı Paris, oluşumunu bu
bilince borçludur. Jérémiades d’un Haussmannisé (Haussmannize Olmuş Birinin
Ağıtları), bu yapıta Kutsal Kitap’takilere benzer bir yakınma atmosferi
vermiştir.
Haussmann’ın çalışmalarının asıl amacı, kentin içsavaşa
karşı güvence altına alınmasıydı. Haussmann, Paris’te barikatların kurulmasını
artık bütün bir gelecek için olanaksız kılmak istiyordu. Daha önce
Louis-Philippe, ahşap kaldırımlar uygulamasını başlatmıştı. Buna karşın
barikatlar, Şubat Devrimi’nde rol oynadı. Engels, barikat çarpışmalarının
taktiğini inceler. Haussmann, bu savaşları iki yoldan önlemek niyetindedir.
Caddelerin genişliği, barikatların kurulmasını olanaksız kılacaktır; öte yandan
yeni caddeler, kışlalarla işçi mahalleleri arasındaki en kısa yolları oluşturacaktır.
Çağdaşları, bu girişime “L’embellissement stratégique” (“stratejik
güzelleştirme”) adını takarlar.”
Walter Benjamin, “Haussmann ya da Barikatlar”, Pasajlar
içinde, çev.: Ahmet Cemal, YKY, İstanbul, 1993, s. 101-103’den aktarılmıştır.

Le Boulevard Haussmann, Paris.