Guggenheim New York Bir
Modern Mimarlık Başyapıtının Restorasyonu Üzerine

Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York (fotoğraf: David
Heald © The Solomon R. Guggenheim Foundation, New York).
20. yüzyıl mimarlığının en
önemli örneklerinden biri olan New York Guggenheim Müzesi şimdilerde kapsamlı
bir dış mekan restorasyonu görüyor. Yıldız Salman, oradan yola çıkarak, modern
mirası korumaya bir türlü ikna olmayan Türkiye’ye silkinip kendini sorgulama
önerisi getiriyor.

Dış cephe bozulmaları, malzeme ve strüktüre yönelik
detaylı hasar tespitleri (çizim: Wank Adams Slavin Associates LLP/Studio A ©
The Solomon R. Guggenheim Foundation, New York).
Yıldız Salman n “Bir savaşçıya ihtiyacım var, bir mekan
aşığına, bir kışkırtıcıya, bir deneyciye ve bilge bir adama. Manevi bir
tapınak, bir anıt istiyorum!”
Solomon Guggenheim’ın sanat danışmanı Hilla Rebay’in 1943’te
Wright’a yazdığı mektuptan.
Frank Lloyd Wright’ın 1943-56 yılları arasında
gerçekleştirilen ve rahatlıkla, mimarın yıllarca üzerinde çalıştığı “sürekli
mekan” kavramının kusursuz bir uygulaması sayılabilecek olan Guggenheim
Müzesi’nin, 2005 yılında başlayan cephe restorasyonunun 2007 yılı sonunda
bitmesi planlanıyor. Restorasyon çalışmaları sürerken de Nisan 2007’de binada
açılan “Frank Lloyd Wright’s Guggenheim Museum: Restoring a Masterpiece”
başlıklı bir sergi, yapılan restorasyon çalışmalarını tüm detay ve
ayrıntılarıyla izleyiciye aktarıyor.
Bu sergi ve sürmekte olan restorasyon çalışmaları temelde
iki nedenden ötürü önemli. Birincisi, mimarlık tarihindeki yerini ve önemini
vakitlice kazanmış olan Guggenheim Müzesi’nin, 1990 yılında kentin tarihi,
mimari ve kültürel mirasının korunmasından sorumlu olan New York Kent Tescilli
Yapılarını Koruma Komisyonu’nca1 tescillenmiş olması ve aynı zamanda o döneme
kadar tescillenen en genç bina olma onuruna2 sahip olmasıdır. Bu noktada “onur”
sözcüğünün üzerinde düşünmek faydalı olabilir ki, sürmekte olan titiz ve
kapsamlı koruma çalışmalarını anlamlandırabilelim. 1990 yılındaki bu tescil
işleminden 15 yıl sonra 2005 yılında da bina New York Ulusal Tarihi Yerler
Listesi’ne alınmıştır.

Dış cephedeki belgeleme çalışmaları dijital tarama (scanning) yöntemiyle
gerçekleştirilmiş (fotoğraf: Robert Johnson, Architectural Business
Development, Quantapoint, Inc.
© The Solomon R. Guggenheim Foundation, New York).
“Ulusal anıt” statüsündeki müzenin yönetimi, binanın 50.
yıldönümünde bitmesi planlanan cephe restorasyonu için, konularında uzman
ekipleri biraraya getirir3. Belgeleme ve restorasyon işlerini üstlenen WASA
Studio (Wank Adams Slavin Associates), aralarında yine Frank Lloyd Wright’ın
1937 tarihli “Şelale Ev”i (Fallingwater) ile 1926-30 yıllarına ait bir Art Deco
yapı olan 32 katlı Alfred E. Smith Binası’nın restorasyon çalışmalarını da
yürütmüş bir şirket.
Yapılan restorasyon kapsamında; malzeme ve strüktüre dayalı
bozulmaların belgelenmesi, özgün belgelerin incelenmesi, ardından da cephede
oluşan çatlaklar ile farklı nitelikteki malzeme bozulmalarının onarımından,
gerekli görülen strüktürel elemanların sağlamlaştırılması ve yeniden üretimi
ile değiştirilmesi gerekli görülen çatı ışıklığı ve pencere gibi elemanların
yenilenmesine kadar farklı türden müdahaleler yapılması öngörülmüştür. Binanın
dış cephesindeki mevcut 12 kat boya katmanı belgelendikten sonra temizlenerek,
görünürde olmayan çatlaklar ortaya çıkarılmış, özellikle önemli görülen
çatlakların hareketleri üzerinde yaklaşık bir yıl süren izleme çalışmaları
yapılarak, onarım kararları alınmıştır.
WASA şirketinden Pamela Jerome, yürütülen çalışmadaki koruma
yaklaşımını şöyle özetliyor: “Eğer yaptığımız müdahaleler farkedilmiyorsa, bu
işi başarmışız demektir”4.
Bu tek cümle ile özetlenen yaklaşım, aslında koruma
uzmanları, özellikle de 20. yüzyıl mimarlık ürünlerinin korunması konusuyla
ilgilenenler için çok önemli bir kuramsal tartışma konusunu içinde
barındırıyor. Hatırlatmakta fayda var ki, son yıllarda üzerinde daha çok söz
söylenir olmakla birlikte, Modern Mimarlık ürünlerinin restorasyonu konusunda
uluslararası bir kuramsal yaklaşım üzerinde henüz çalışılmış değil.
Sergi ve sürmekte olan restorasyon çalışmalarının önemli
olmasının ikinci nedeni ise, restorasyon kapsamında yapılmakta olanların,
dolayısıyla binanın kendisinin de serginin içeriğini oluşturuyor olması.
Mimarlığın koruma boyutunun tümüyle teknik ve detaylı bilgiler içeren bir
sergiyle ve şantiye bina ile bütünleştirilerek izleyiciye sunulması5, hem
“tescilli bir binaya sahip olmanın verdiği onuru” sahiplenmek hem bunun
sorumluluğunu taşımak, hem de bu durumu paylaşmak isteğinden kaynaklanıyor
olmasın?
Kıssadan hisse
Türkiye’de mimarlık mesleğinin gündelik kamuoyunda neredeyse
hiç yeri yokken, koruma konusundaki tartışmalar –o da son zamanlarda ve
özellikle Modern Mimarlık ürünleri üzerinden sadece “yıkılsın mı yıkılmasın mı”
düzeyinde sürünürken ve konunun uzmanları dışında (bıkmadan usanmadan konuşan
birkaç kişiyi ayrı tutarak) her aklına esenin “bence yıkılsın, çirkin”, “bence
koruyalım, anısı var”, “bence hatta şu da yıkılsın” diye fetvalar savurduğu bir
ortamda, Guggenheim Müzesi’nin restorasyonundan, bir de üstüne bunun
sergisinden bize ne hisse düşer, diye düşünenler olabilir.
Doğrudur. Mimari koruma diye bir disiplin niye var? Bu
alandaki uzmanlar birşeyler biliyor olabilirler mi? Koruma, korumaya değer
bulma, belirli ve uluslararası geçerliliği de olan birtakım kriterlere
dayanıyor olabilir mi? Bu konuda uzman ve yetki sahibi olanların, kişisel
beğenilerini bu değerlendirmenin dışında tutmaları gerekmez mi? Bu ve bunun
gibi aslında basit soruların (uzmanlarca malum) cevapları kavram
kargaşalarından ibaret tartışmalara konu olmaya hala devam ediyor.
Herkes şaşılası bir umutla 2010 yılını bekliyor, ama sadece
bekliyor. Takvimler 29 Aralık 2009’dan 1 Ocak 2010’a döndüğünde İstanbul bir
kültür başkentine dönüşecek! Ne hayal! Uluslararası değerde bir yapıya sahip
olmak önemlidir, ancak bunun bilincinde olmak, değerini bilmek, sorumluluğunu
üstlenerek gereğini yerine getirmek çok daha önemlidir. Aslında hem Türkiye
genelinde, hem de İstanbul özelinde bu konuda fazlaca tecrübe sahibi olmamız
gerekirken, konudan resmi olarak sorumlu olanların, var olanları yok etmek için
nasıl da vargüçleriyle fikir ürettiklerini izlemek ibretlik bir durum.
Akılda tutmakta yarar var: Hastalıklı ilişkiler her şekilde
zarar vericidir.
Ne zaman ki tarihle olan ilişkimizi/ hesaplaşmamızı sağlıklı
yapabilir duruma geleceğiz, ne zaman ki tarihin tek bir dönemden değil,
katmanlardan oluştuğunu kabul edeceğiz, ne zaman ki bu hesaplaşmayı tarihi
katmanların simgeleri olan mimarlık ürünleri üzerinden yapmanın tümüyle bir
zafiyet olduğunu kavrayacağız ve ne zaman ki “tescilli binadan nasıl
kurtulunur?” oyununu oynamaktan vazgeçeceğiz, ancak o zaman sahip
olduklarımızın bilincine varabilme şansımız olacak.
Evet, belki bir Guggenheim Müzesi kadar önemli ve dünyaca
tanınmış bir Modern Mimarlık başyapıtımız olmayabilir, ama aynı oranda özenli
korumayı hakeden son dönemlerde ismi anılanlar dışında da– birçok yapı var.
Listeyi güvenlik nedeniyle vermek istemiyorum, kimbilir üç gün sonra onların
yerine de çok daha iyileri hatta bir Osmanlı mahallesi yapılmak istenebilir.
Akıllara düşürmemekte fayda var. n Yrd.Doç.Dr. Yıldız Salman, İTÜ Mimarlık
Fakültesi Restorasyon Anabilim Dalı.
Notlar:
1 New York City Landmarks Preservation Commission.
“Landmark” terimi tam olarak “tescilli yapı” teriminin karşılığı olmamakla
birlikte, komisyonun kendi yayınlarında yaptığı tanım bu anlama geliyor. Bkz.
Guide to New York City Landmarks, New York City Landmarks Preservation
Commission, Preservation Press, New York, 1998.
2 Serginin basın bülteninden aktarıyorum: “At the
time,
it was the youngest building in the history of the city to
be honored with such a designation.”
3 Koruma mimarlığı: Wank Adams Slavin Associates,
LLP;
strüktür mühendisliği: Robert Silman Associates, PC;
mekanik mühendisliği: Atkinson Koven Feinberg Engineers,
LLP; inşaat yönetimi: F.J. Sciame Construction Company; mimari konservasyon:
Integrated Conservation Resources; ısı ve nem konusunda danışmanlık: William B.
Rose & Associate.
4 http://www.guggenheim.org/podcasts/index.html,
Exterior Restoration of the Frank Lloyd Wright Building, Haziran 2006, Mp3.
5 Konuyla ilgili olarak bkz. Ö.E. Kahveci, “Mimarlık
Sergisi/Sergi Mimarlığı”,
http://www.arkitera.com/kose-yazisi-yazar_65_ozgur-esra-kahveci.html.

İç mekan (fotoğraf: Quantapoint, Inc. © The Solomon R. Guggenheim Foundation,
New York).

Solomon R. Guggenheim Müzesi, New York (fotoğraf: David Heald © The Solomon R.
Guggenheim Foundation, New York).

Restorasyon çalışmalarının sürdüğü bina, aynı zamanda serginin en önemli
nesnesi (fotoğraf: David Heald © The Solomon R. Guggenheim Foundation, New
York).

Cephedeki korozyonun temizlenmesi için yapılan denemeler (fotoğraf: Angel Ayon,
Wank Adams Slavin Associates LLP © The Solomon R. Guggenheim Foundation, New York).

Malzeme bozulmaları (fotoğraf: David Heald © The Solomon R.
Guggenheim Foundation, New York).

Cephedeki boya tabakalarının kaldırılmasıyla ortaya çıkan çatlaklar (fotoğraf:
Angel Ayon, Wank Adams Slavin Associates LLP © The Solomon R. Guggenheim
Foundation, New York).

Mimari konservasyon işlerini üstlenen Integrated Conservation Resources şirketinin
laboratuvarlarında, onarımda kullanmak amacıyla aslına uygun olarak üretilen
malzeme örnekleri (fotoğraf: Amanda Thomas Trienens, Integrated Conservation
Resources, Inc. © The Solomon R. Guggenheim Foundation, New York).