Kılıçoğlu’nu Yıkmak, Hafızayı
Silmek: Alışveriş Merkezini Modern’e Yeğlemek
Negri ve Hardt, İmparatorluk’ta dile getirdikleri, artık bir
dışarısının kalmadığı, kentlerin üzeri örtülü merkezlerce yeniden bir iç olarak
tanımlandığı yolundaki tespitlerinde haklı görünüyorlar. Neyse ki, dışarısının
“kalmaması”, eşitsizliklerin hiç olmadığı kadar devasa boyutlara ulaştığı
gerçeğini örtemiyor. Bunun bir örneği, son yıllarda kentlerimizi saran
alışveriş merkezi furyası.
Bu furya Eskişehir’de de yaşanıyor ve bu yüzden yaklaşık
yarım yüzyıldır hizmet veren, kentin en eskisi ve görkemlisi Kılıçoğlu
Sineması, İşhanı ve Apartmanı sessiz sedasız yok edilmenin eşiğine geldi. Garip
olan şu ki, “Eskişehir Avrupa kenti oluyor” diye övünülürken, gerçek kentsel
değerlerin yok edilmesine çıt çıkarılmıyor, hatta buna arka çıkılıyor. “Daha
bunlardan çok var” şeklindeki yıkımcı inşa mantığının önüne geçilemiyor. Kentte
alışveriş merkezlerine endüstriyel sit alanlarının tahsis edilmesi, oraya
buraya muhayyel Osmanlı konaklarının kondurulması, her köşeye yaldızlı
heykellerin konması, garipsenmeyen uygulamalar.
Kılıçoğlu İnisiyatifi, Kılıçoğlu Sineması’na sahip çıkmakla
kalmayıp, kentteki diğer modern mimarlık mirası örneklerinin de tehlikede
olduğuna, tescilsiz oldukları için her an yıkılabileceklerine dikkat çekmek
üzere biraraya gelenlerin hareketi. Bu dosyayla İnisiyatif, benzerine AKM
direnişinde tanık olduğumuz bir kampanya başlatmayı hedefliyor. Üç kuşaktır
Kılıçoğlu’nun pasajında buluşmuş kentlileri, sinemaseverleri, mimarları,
yazarları, akademisyenleri, sanatçıları, öğrencileri ve tüm kentlileri kentsel
“güzelleştirme” projelerinin ikiyüzlü püriten gündemine karşı çıkmaya, küresel
sermayenin kentlerimizdeki gerçek mimari değerleri yok ederek ilerleyen
sahtekar mutçuluğuna direnmeye çağırıyor. Dosyamızı katılımlarınızla büyütmeyi,
yazılarla görsel belgeleri kitaplaştırarak, unutturma çabalarına karşı bir
savunma hattı kurmayı hedefliyoruz.
Sinemanın yıkılacağı bir yıldır biliniyor ve yapıya sadece 100 m uzaklıktaki Mimarlar Odası, Koruma Kurulu, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü,
sorumlu belediye ve tüm taraflar, konunun ulusal mimarlık medyasında gündeme
gelmesinden rahatsız. Çünkü “işleri” zorlaşacak. Kentte bulunan üniversiteler
ve mimarlık okullarından ise ses seda yok. İnisiyatif’in konunun taraflarıyla
görüşme talepleri bir türlü kabul görmediği gibi, kentlileri yıkımla ilgili
olarak uyaran çağrı mektubu, birkaç yerdeki kısa haber dışında yankı bulmadı.
Koruma Kurulu, yapıyı tescillemeyi bir türlü gündemine “alamıyor” ve kentte bu
durumda başka birçok yapı bulunuyor. Koruma Kurulu’nun “üzerimizde siyasi baskı
var” iddiaları bir yana, Kurul’un ehliyetli kimselerden oluştuğu dahi kuşkulu.
Kısacası, ortaya çıkan tablo, Türkiye bağlamında “alışık”
olduğumuz üzere hiç de iç açıcı görünmüyor. Mimarı belli bir yapı kompleksinin
tescillenerek yaşatılması ve günün faydacı dinamiklerinden daha kalıcı
saiklerle kentlilerin yararı gözetilerek varolmayı sürdürmesi, uluslararası bir
şirket olan Kılıçoğlu için başlıca kültürel prestij yapısı haline gelmesi daha
akılcı bir strateji olabilecekken, kentin merkezinin en önemli mimari
bileşenlerinden olan yapı, bugün mirasçılarının insafına terkedilmiş gibi
görünüyor.
Dosyada İnisiyatif’in Koruma Kurulu Başkanı Doç. Sadun Özel
ile yaptığı söyleşisinin yanısıra, Gül Köksal ve Osman Tutal’ın Kılıçoğlu ile
ilgili değerlendirme yazılarına yer veriyoruz. Kılıçoğlu İnisiyatifi olarak bu
dosyayla çağrımızı yineliyor ve Eskişehirliler’i birlikte hareket etmeye davet
ediyoruz. Ayrıntılı bilgi almak ya da yazılarınızla kitaba destek vermek için:
kilicogluyikilmasin@gmail.com. n Levent Şentürk (Araş.Gör. YTÜ Mimarlık Tarihi
ve Kuramı Doktora Programı).