25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Uzungöl Yerleşmesi ve Sürdürülebilir Turizm

    

Bu yazıda Doğu Karadeniz’in tarihi ve kültürel mirası ve önemli turizm merkezlerinden biri olan Uzungöl bağlamında koruma ve sürdürülebilir turizmin giderek artan önemi vurgulanıyor.

 

Uzungöl yerleşmesinde 1970-2007 tarihleri arasında yaşanan dönüşüme tanıklık eden bir görüntü, fotoğraf: H. Özen.

 

Eski yerleşim yeri, fotoğraf: H. Özen.

 

Hamiyet Özen, Şengül Yalçınkaya Erol

Bu çalışmanın amacı, son dönemlerde Doğu Karadeniz bölgesinde, kırsal turizm kapsamında doğal ve kültürel değerleriyle önplana çıkan Uzungöl yerleşmesini, sürdürülebilir turizm kavramı çerçevesinde değerlendirmektir. Uzungöl yerleşmesi, sahip olduğu doğal güzellikler, korunmuş yerel yaşam, kendine özgü mimarisi ve kültürüyle önemli bir turizm merkezidir. Ancak, son dönemlerde artan ziyaretçi talepleri doğrultusunda kontrolsüz ve plansız olarak gelişme gösteren turizm sektörü, doğal ve yapısal çevre üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu durumun ortaya konulabilmesi için, öncelikle Uzungöl’ün sahip olduğu değerler üzerinde durulması ve Uzungöl yerleşmesinde bugün gelinen noktada sürdürülebilirliği olumsuz etkileyen faktörlerin irdelenmesi gerekiyor.

 

Son dönemde Avrupa başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde kırsal turizm türüne karşı artan bir ilgi gözlenmektedir. Bunun nedeni, büyük kentlerde yaşayan insanların, tatil dönemlerini kentin karmaşasından uzakta, doğayla başbaşa geçirmeyi istemesidir. Bir başka deyişle, kentli yaşam tarzından yorgun düşen insanlar, dinlenmek için kirlenmemiş ya da bozulmamış kırsal alanları tercih etmektedir. Ülkemizde bu tür yerleşme oldukça fazladır. Uzungöl yerleşmesi son dönemlere kadar bu tür özellikleri barındıran ve insanlar için kaçış noktası olan bir yerdi. Ancak, artan talebe, kapasiteyi aşan promosyona ve ziyaretçi talebine bir de plansız gelişme eklenince, bozulma kaçınılmaz olmuştur. Bilindiği gibi, turizmin destinasyon alanı üzerinde ekonomik, çevresel ve sosyal açıdan olumlu ve olumsuz etkileri olmaktadır.

Bu etkilerde dengeler olumsuzluk yönünde gelişmeye başlarsa, sorunlar kaçınılmaz bir hal alır. Çevresel ve sosyal açıdan bozulan dengeler sürdürülebilirliği de olumsuz etkilemektedir. Bozulan doğal ve yapısal çevrede sorunlar katlanarak ve eklenerek devam etmektedir. Bu da destinasyon alanının özgünlüğünün bozulmasına neden olmaktadır. Burada anahtar kelimeler özgünlük ve doğallıktır. Bu iki kavram yok edilirse alanın değeri ve çekiciliği azalmaya başlar. Bu makalede, kırsal turizm alanı olan Uzungöl yerleşmesindeki turizm gelişimi ile ve bu gelişimin doğal ve yapılı çevre üzerindeki etkileri ayrıca incelenecektir.

 

Trabzon’un Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl beldesi, Trabzon’a 99 km, Çaykara ilçesine 19 km uzaklıktadır. Doğu ve batısı dağlarla çevrelenmiş, kuzey ve güneyi ise bir plato görünümündedir. Soğanlı Dağları’nın eteğinde düz bir arazide kurulu olan belde, denizden 1.080 m yüksekliktedir. Yerel girişimciler tarafından 1974 yılında kurulan ilk turistik tesisle birlikte, turizm sektörünün ilk tohumları atılmıştır (URL1). Bu girişimi takip eden diğer işletmelerle birlikte beldenin doğal ve kültürel güzelliklerinin popülaritesi hem bölgesel hem de ulusal anlamda artmıştır. Bugün pek çok tur programlarında yer alan Uzungöl’ün üst kısımlarında bulunan Haldizen köyü ve Demirkapı dağları, kampçılar ve doğaseverler tarafından sıkça ziyaret edilen alanlardır.

 

Uzungöl yerleşmesindeki geleneksel dokuya yeni binalarla verilen zarar, fotoğraflar: H. Özen.

 

Uzungöl’ün nüfusu 1997 yılına kadar 2.500-2.700 arasında değişirken 2000’de 4.190’a ulaşmıştır (URL2). Yöre halkının başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Fakat eğimin ve rakımın fazla olmasından dolayı yaygın olarak tarım yapılamamaktadır. Turizmi sektörü özellikle son 20 yılda Uzungöl’ün ekonomisinde önemli bir yere gelmiştir. Bugün Uzungöl’de yatak kapasitesi 1.000’e ulaşmıştır. Beldedeki girişimciler tarafından yaptırılan Bungalov tipi evler dikkat çekmektedir. Ayrıca farklı işletmecilerin sahip olduğu yeme-içme yerleri ve spor alanları bulunmaktadır.

 

Uzungöl, Haldizen deresinin önünün 1760 yılında bir heyelan sonucunda kapanması sonucu oluşmuş bir göldür. Göl, ince uzun görünümü nedeniyle “Uzungöl” ismiyle anılmaktadır. Gölün su derinliği ve genişliği mevsimlere bağlı olarak değişmektedir. Genelde boyu 1.000 m, eni 500 m ve derinliği 15 m civarındadır (URL3). Gölün hemen yanında başlayan gür çam ormanları ve belde yakınındaki “Şerah” köyünün yöreye uygun tarzda yapılmış geleneksel ahşap evlerinin oluşturduğu görüntü etkileyicidir.

 

Flora ve fauna açısında son derece zengin bir doğal yapısı vardır. Uzungöl’ü çevreleyen doğada 157 adet bitki türü tespit edilmiştir. Bunlardan başlıcaları; doğu ladini, kayını, sakallı kızılağaç, doğu karadeniz göknarı, anadolu kestanesi, adi ceviz, doğu karadeniz akçaağacı, dağ karaağacı, meşe, adi fındık ve kızılcıktır. Uzungöl’ü çevreleyen ormanlarda 20 memeli hayvan, 151 kuş türü tespit edilmiştir. Memeli türlerden karaca, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban domuzu, ayı, kurt, çakal, tilki, porsuk, ağaç sansarı, kakım, gelincik, tavşan, sincap, kirpi, cüce yarasa; kuş türlerinden ise boz kaz, yeşilbaş ördek, fiyu, kaya kartalı, şahin, uludoğan, delice doğan, kızıl akbaba, turna, su karatavuğu sayılabilir. Ayrıca gölde doğal alabalık da yaşamaktadır. Uzungöl bütün bu doğal zenginliğiyle hassas bir ekolojik dengeye sahiptir (URL4).

 

Yöre mimarisi, fotoğraflar: H. Özen.

 

Uzungöl beldesi, sahip olduğu bu doğal estetik peyzaj özelliklerinden dolayı 03.10.1989 tarihinde, Uzungöl sınırları içerisinde ve gölün çevresinde yer alan 1.625 ha alanla birlikte tabiat parkı ilan edilmiştir. Bu tabiat parkının kullanım sezonu Nisan-Ekim ayları arasındadır. Bu alanın büyük bir kısmı devlet mülkünde olup, yer yer mera ve ziraat alanları bulunmaktadır (URL5). Bölge ayrıca 5 Mart 1990 tarihinde turizm merkezi; 1993 yılında milli park; göl ve çevresini kapsayan alan özgün yapılaşma ve doğal çevresi nedeniyle 04.12.1988 tarihinde birinci derecede sit alanı; Çaykara ilçesi sınırları içinde 1 belde ve 3 köyü kapsayan alan ekolojik önemi, çevre kirlenmesine ve bozulmaya karşı hassas olması dolayısıyla, doğal ve tarihi alanların bozulmalarını önlemek, gelecek nesillere aktarılmasını sağlamak, koruma ve gelişme kararlarını oluşturmak ve uygulamak amacıyla  07.01.2004 tarihinde “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ilan edilmiştir (URL6).

 

Dağlarla çevrili Uzungöl beldesinde eğimin az olduğu alanlar yerleşim yeri olarak seçilmiştir. Uzungöl’deki yerleşimi üç bölgeye ayırmak mümkün: Birinci bölge eski yerleşim yeridir; burada yöreye özgü özelliklere sahip yaklaşık 100 yıllık ahşap evler bulunur. Birinci bölgenin karşısındaki ikinci bölge ise, belediye olduktan sonra yapılan çok katlı resmi binaların bulunduğu, çarpık yapılaşma ve betonlaşmanın olduğu yerdir. Üçüncü bölgede turistik tesisleri, balık üretim çiftliği ve Orman Genel Müdürlüğü tesisleri bulunmaktadır. Buradaki yapılaşmada genellikle ahşap malzeme kullanılmıştır; bungalov tipinde tesisler göze çarpar (Özgür, 1993). Ayrıca yerleşim yeri merkezinde tarihi bir köprü bulunur. Geleneksel ahşap evler ve bunların oluşturduğu yerleşmeler, bölgede kültürel değerler açısından çekiciliği artırmaktadır. Evlerin bir bölümü günümüze kadar kısmen özgünlüğünü korumuştur. Yerel tarzda yapılmış evlerin konumlanışları ile mimari formlarının oluşumunda iklim koşulları, yaşama biçimi, arazi kullanımı ve yapı malzemesi belirleyici olmuştur. Bu kırsal mimari tarzının belirleyici özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

 

- Evler genellikle vadi yönünde eğime dik olarak konumlanmıştır. Yolun her iki yakasında yanyana dizilmişlerdir.

- Ağır kış koşulları ve yağmurdan dolayı çatılar geniş saçaklı ve kırma çatı şeklindedir. Çatı örtüsü kiremittir.

- Yapı malzemesi taş ve ahşaptır. Yapıda bu iki malzeme birlikte kullanılmıştır.

- Evler genellikle iki katlıdır. Hayvan barınağı olarak kullanılan bodrum katları, kimi zaman taş ve ahşap, kimi zaman ise sadece taştır. Ancak, eğim yönündeki bina duvarı taştır. Bodrum katının üstündeki katlar yaşam katıdır ve yığma ahşap tekniğiyle yapılmıştır.

- Evler eğime dik konumlandıkları için, yaşam katına girişler eğimin her iki yanından da yapılır.

- Evlerde vadi yönünde, sofadan (yaşama mekanı) çıkılan bir balkon mekanı bulunmaktadır. Bu mekan, oturma ve bazı tarım ürünlerinin (mısır ve ot) kurutulması amacıyla kullanılır.

 

Bu kadar yerel ve özgün özellikler taşıyan evler ve çevreleri, hızlı ve plansız gelişmeye bağlı olarak bozulmaya yüz tutmuştur. Gelenekselin dışında olan betonarme ve tuğla malzemenin kullanımı bozulmanın başlıca nedenidir. Ayrıca kontrolsüz, sınırsız ve plansız yapılaşmanın olması bu bozulmayı pekiştirmiştir. Son dönemlerde betonarme yapılar ahşap malzemeyle kaplanarak düzeltilmeye çalışılsa da, özgün yapılardan farklı bir görünümdedirler.  Burada önemli olan, sürdürülebilir olan geleneksel yapı geleneğinin devamını sağlayabilmektir. Ancak, artan taleplere bağlı olarak bunun pek mümkün olmadığı, yapılan gözlemlerle saptanmıştır. Yapı talebinin artış nedeni ise, yerleşmede hızla gelişmekte olan turizm sektörüdür.

 

Uzungöl, bundan 30 yıl önce bir mısır tarlasıyken, özel girişimcilerin uğraşlarıyla bir turizm merkezi haline gelmiştir. Bugün Uzungöl’ün girişine yakın Haldizen deresi kenarında birkaç adet alabalık üretim tesisi bulunmaktadır. Bu tesislerin lokantalarının yanında oteller de mevcuttur. Diğer taraftan, sadece turistlerin konaklaması için otel, motel ve pansiyon gibi turistik tesisler gölün üst kesiminde, orman ile dere arasında kalan kısımda oldukça yaygınlaşmıştır. Uzungöl’de 33 tesis,

58 bungalov ev ve 13 pansiyon bulunmaktadır. Konaklama alanları yaklaşık 1.000 yatak kapasitesine sahiptir (URL7). Tabiat parkını her yıl ortalama

40 bin kişi ziyaret etmektedir. Uzungöl’e 10-20 km mesafedeki dağların yüksekliklerinde 10 kadar göl ve yakınlarda Şekersu, Demirkapı, Yaylaönü gibi yaylalar bulunmaktadır. Bu göllere ve yaylalara düzenlenen gezilerin yanısıra doğa yürüyüşleri, jip safari, kuş gözlem, botanik amaçlı turlarıyla bölgedeki turizm faaliyetlerine çeşitlilik getirilmiştir (URL8).

 

Bir bölge ya da yerin turizm potansiyelinin belirlenmesinde doğal ve kültürel değerler önemli rol oynamaktadır. Turizmin gelişimi ve varlığını sürdürebilmesi, bu değerlerin kullanımına ve korunmasına bağlıdır. Turizm faaliyetlerinin doğal ve kültürel kaynaklar üzerindeki olumsuz etkilerinin turizmin geleceğini tehlikeye atabileceği göz önüne alındığında, sürdürülebilirlik kavramı pek çok alanda olduğu gibi turizm planlaması ve yönetiminde de gündeme gelmiştir.

 

Sürdürülebilirlik, doğal kaynakların korunması, bu kaynaklara yönelik uzun dönemli planlama, kaynakların şimdiki ve gelecek kuşaklar arasındaki bölüşümüyle ilgilidir. Kavram turizmle ilişkilendirildiğinde, varolan kaynakların korunarak uzun dönemli planlanması şartıyla, hem içinde bulunduğumuz dönemde, hem de gelecekte turizmin ülke ve bölge düzeyinde ekonomik katkı sağlayabileceği iddiasıyla karşılaşılmaktadır. Uluslararası düzeyde bütün turistik destinasyonlarda giderek daha fazla gündeme gelen ve kabul edilen sürdürülebilir turizm yaklaşımları (UN, 1999), doğal kaynaklar ile turizm arasında kurulan bir tür “ortak yaşam” ilişkisi olarak kabul edilmektedir (Sharpley ve Sharpley, 1997).

 

Turizm sektöründe en geniş faaliyet ağına sahip sivil inisiyatif ve en büyük uluslararası birlik olan Dünya Turizm Örgütü tarafından düzenlenen kongrelerde sık kullanılan bir tanım vardır:

 

“Sürdürülebilir turizmin gelişimi, gelecek yaratmak adına fırsatlar oluşturmak ve geliştirmek konusunda şimdinin turistleri ve ev sahibi toplumların beklenti ve ihtiyaçlarını karşılar. Bu, kültürel uyum ve özellikle ekolojik maddeler, biyolojik çeşitlilik ve yaşamsal sistemler desteklenirken, ekonomik, sosyal ve estetik ihtiyaçların karşılanabileceği yollarda bütün kaynakların yönetilmesinin planlanmasıdır” (WTO, 1998, s. 21-22). Bu tanımlama ile yola çıkarak, sürdürülebilir turizmin özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

- Turizmin doğal, tarihi, kültürel ve diğer kaynakları, toplum için güncel getirisinin yanında, gelecekte de kullanılmak üzere korunur.

- Turizmin gelişimi, turistik bölgede çevresel ve sosyokültürel problemlere yol açmayacak şekilde planlanır ve yönetilir.

- İhtiyaç duyulan yerlerde genel çevre kalitesi sürdürülür ve geliştirilir.

- Yüksek oranda bir turist doyumu, turistik destinasyonun pazarlanabilirliğinin ve popülaritesinin devam ettirilmesiyle sağlanır ve süreklilik kazanır.

- Turizmden elde edilen fayda, toplum içinde daha geniş kesimlere yayılır (URL9).

 

Sürdürülebilir turizm, genel olarak, “turistlerin ve yerel halkın ihtiyaçlarının, gelecek kuşakların ihtiyaçlarından taviz verilmeden, karşılanması” olarak tanımlanabilir (WTO, WTTC and Earth Council, 2001). Sürdürülebilir turizm, çevre değerleri, toplum ve kültürün gelişen turizmin kurbanı değil, bu gelişmeden faydalananlar olarak yürütüldüğü ve yönetildiği bir üretim biçimidir. Sürdürülebilir turizm bir turizm çeşidi olmayıp, tüm turizm çeşitlerini çevreye duyarlı bir yapıya kavuşturma sürecidir ve bu süreç bazı aktif uygulamaları içerir. Turizmin, çevre değerleri ve uzun dönemli değerlendirmelerle uyum içinde devam etmesi için gerekli olan bu ilişki, Butler’a göre ideal bir durumdur; kısa dönemli kar beklentileri, bu alanda faaliyet gösteren firmaların uzun dönemli düşünmeleri önünde önemli bir engeldir (Butler, 1996, s. 14). Sözkonusu karşıtlığın giderilmesi ve sürdürülebilir turizmin sağlanmasıyla ilgili getirilen bir öneri, “yerel ölçekli mikro plan ve uygulamaların, ulusal ve uluslararası makro düzeydeki uygulamalarla uyumlu hale getirilmesi” yönündedir (Roney, 2002). Bir diğer yoruma göre, sürdürülebilir turizmin 4 temel ilkesi bulunmaktadır (Erdoğan, 2003, s. 99). Bu ilkeler 1987’de Brundland Raporu ile ortaya konulmuştur:

 

Uzungöl’deki tarihi köprü, fotoğraf: R.M. Sümerkan.

 

- Tüm sektörleri içine alan bütüncül planlama;

- Ekolojik süreçleri korumanın önemi;

- İnsan mirasını ve biyolojik çeşitliliği koruma gereksinimi;

- Kalkınmanın uzun dönemde kaynakları tüketmeyecek biçimde gerçekleştirilmesi şeklinde özetlenebilir.

 

Belirtilen ilkelerden hareketle oluşturulacak politikalarda, 3 temel aktör olarak kabul edilen “devlet, işletmeler ve tüketiciler”in tutumları ve her biri arasındaki etkileşim düzeyi belirleyici olmaktadır. Roney’e göre, işletmeler açısından sürdürülebilir turizm kavramı, maliyetleri düşürdüğü ölçüde benimsenmekte ve çoğunlukla bir pazarlama unsuru olarak kullanılmaktadır. Wheller’in ifadesiyle, turizm sektörü görünüşte “yeşil olmanın karlılığı”nı keşfetmiştir; bu ifade Roney’i destekler niteliktedir (Roney, 2002). Eğitim düzeyinin artmasıyla birlikte geliştiği vurgulanan çevre duyarlılığına karşın (Yılmaz, 2002), çevreci görünen her turistin mutlaka çevreye duyarlı olacağını beklemek yanıltıcı olur. Konu devlet ve hükümet düzeyinde değerlendirildiğinde, özellikle hükümetlerin çeşitli baskı gruplarının beklentileri doğrultusunda alacakları kararların, sürdürülebilirlik yaklaşımlarıyla çelişkili uygulamalara neden olmasını beklemek pekala mümkündür (URL10).

 

Uzungöl’de karşılaşılan sorunları; doğal yapısından kaynaklı tehlikeler, kirlilik ve plansız yapılaşma olarak gruplayabiliriz. Uzungöl yerleşmesinde, coğrafi yapısından kaynaklı olarak çığ ve heyelan tehlikesi vardır. Ayrıca göl sellerle gelen sedimentle dolma (sığlaşma) tehlikesiyle karşı karşıyadır. Uzungöl, ilk oluştuğu günlerde yaklaşık 2 km uzunluğunda olmasına rağmen, bugün 1 km’nin de altına düşmüştür. Genişliği de 500 m’nin altındadır. Vadi boyunca uzandığından, uzun ve eliptik bir yapıya sahiptir. Derinlik bakımından da ilk oluştuğu yıllardan bu yana devamlı bir sığlaşma görülmektedir. Uzungöl’e çeşitli boyutta materyal (taş, çakıl, kum, toz, kil ve bitki kalıntıları) taşıyan derelerden Haldizen deresi üzerinde, gölün 1-2 km yukarısına DSİ tarafından iki adet tersip bendi (1991-1993) yapılmıştır. Bu bentler belirli ölçüde gölün dolmasını yavaşlattığı halde yeterli olmamaktadır. Diğer taraftan Balastel ve Fler dereleri için henüz bir önlem alınmamıştır (Verep, Çelikkale ve Düzgüneş, 2002). Gölün çevresinde bulunan otel, motel ve pansiyon gibi turistik tesisler ve alabalık üretim çiftlikleri, atık sularını Haldizen deresi dolyaımıyla Uzungöl’e boşaltmaktadır. Bu durum Uzungöl’ün su kalitesini etkilemektedir. Çöp ve benzeri atıklar da bölgede kirliliğe neden olmaktadır.

 

Yapılı çevredeki plansız gelişme ve kontrolsüz yapılaşma kaçınılmaz olarak estetik kirliliğe neden olmuştur. Yoğun ve durmak bilmeyen yapılaşma süreci sonucunda Uzungöl’ün geleneksel yerleşme dokusu ve mimarisi bozulmaya başlamıştır. Özellikle belde merkezinde yapılan ticari ve yönetim yapılarının yoğunluğu ve çok katlı kimliksiz sıradan betonarme yapılar olarak yapılması, geleneksel yerel mimarisine aykırı bir yapısal çevrenin oluşmasına neden olmuştur. Beldenin giriş bölümündeki bu alan, çarpık ve kötü yapılaşma ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yapıların yakınında ve arka kısmında kalan eski evlerin hepsi ahşaptır ve geleneksel mimariye sahiptir. Son yıllarda ise yeni yapılan evler, ticari ve diğer yapılar betonarme yapılmakta, fakat dış cepheleri Uzungöl’ün genel görünümünü bozacak şekilde ahşap malzemeyle kaplanmaktadır. Bu yerele özgü sürdürülebilir yerleşme, mimari gelişme kavramıyla tezatlık yaratmaktadır. Bütün bunlara ilave olarak, özellikle bahar, yaz ve sonbahar aylarında inanılmaz yoğunlukta trafik, gürültü ve görüntü kirliliği oluşmaktadır. Artan ziyaretçi sayısından dolayı beldede trafik ve park sorunu yaşanmaktadır. Özellikle yaz ayların artan araç yoğunluğundan dolayı, insanların doğal çevreyi algılaması giderek zorlaşmaktadır.

 

Yaklaşık 20 yıllık bir turizm geçmişi olan Uzungöl, 1980’li yılların başına kadar kendi halinde, kırsal yaşamın devam ettirildiği küçük bir köydü. Ancak, 80’li yılların başından itibaren eşsiz doğası keşfedilmeye başlandı. Bununla birlikte, artan ziyaretçi talebine bağlı olarak yapılaşmada artış yaşandı. Öncelikle, günübirlik gelen ziyaretçilerin yemek ihtiyacını karşılamak üzere restoranlar açılmaya başladı. Gelişmeyi turizmde arayan köy zamanla belediye oldu; konaklama tesislerinin yapılması teşvik edildi. Bu teşvikle birlikte durdurulamaz bir yapılaşma ve mimari bozulma süreci başladı. 90’ların sonunda yapılaşma doruğa ulaştı. Günümüzde giderek artan yapılaşma, balık üretim tesisleri ve ziyaretçi sayısına bağlı olarak yeni düzenlemelere sahne oldu. Bu düzenlemelerin sürdürülebilir kırsal turizm bağlamında pek çok açıdan olumsuz etkileri:

 

- Doğal kaynakların kirlenmesi (özellikle göl suyu ve akarsular);

- Geleneksel kırsal mimarinin ve çevresinin bozulması;

- Kırsal yerleşmenin özelliğine aykırı yeni yapıların yapılması;

- Turizm sezonu (bahar ve yaz) aylarında taşıtların yol açtığı gürültü ve görüntü kirliliği;

- Gelişmenin hızla devam etmesine rağmen altyapı eksikliği;

- Yapılan çevre düzenlemeleriyle gölün doğal yapısının bozulması;

- Kontrolsüz olarak artan ziyaretçi sayısının sonucunda katı atık sorunu;

- Halen Uzungöl yerleşmesinin bir gelişme imar planının olmaması;

- Bu yerleşmede yeme içme ve sadece göl çevresinde yürüyüş yapma dışında alternatif turizm aktivitelerinin olmayışı;

- Gölün bulunduğu vadinin ve devamındaki doğal çevrenin birlikte değerlendirilmemesi;

- Stratejik kırsal turizm planlama anlayışının olmamasıdır.

 

Sonuç olarak, plansız gelişme süreci gösteren turizm sektörü, Uzungöl beldesinin sürdürülebilir mimarisini ve doğal yaşamını olumsuz yönde etkilemektedir. Gölün doğal yapısı ve çevresindeki ekolojik yapı bozulmuş ve son dönemlerde yapılan müdahalelerle taşıma kapasitesi zorlanmaya başlamıştır. Bütün bu gelişmeler, göl ve çevresinde geri dönüşümü olmayan tahribatlara yol açmıştır. n Yrd.Doç.Dr. Hamiyet Özen, KTÜ Mimarlık Bölümü, Arş.Gör. Şengül Yalçınkaya Erol, KTÜ Mimarlık Bölümü.

 

Beldedeki turistik tesislerin genel görünümü, foto€raflar: H. Özen.

 

Kaynaklar:

Butler, R., “Problems and possibilities of sustainable tourism: the case of Shetland Islands”, Sustainable Tourism in Islands and Small States: Case Studies, Pinter Publications, London, 1996.

Erdoğan, N., Çevre ve Ekoturizm, Erk Yayınevi, Ankara, 2003.

Öztürk S., “Turizm Mimarlığının Yarattığı Çevresel Etkilerin Değerlendirilmesi İçin Bir Yöntem”, doktora tezi, YTÜ, 1998.

Roney, S.A., “Sürdürülebilir Turizm: Eleştirisel Bir Yaklaşım”, Akdeniz Ülkeleri 1. Turizm Kongresi, Akdeniz Üniversitesi, Antalya, 17-21 Nisan 2002.

Sharpley, R., Sharpley, J., “Sustainability and the consumption of tourism”, Tourism and Sustainability: Principles to Practice, ed: M.J. Stabler, CAB International, Wallingford, 1997.

UN, United Nations, Commission On Sustainable Development, Decision Concerning Tourism And Sustainable Development, New York, 1999.

URL1: http://www.inankardesler.com.tr/hakkinda.htm, 2007.

URL2: http://www.yerelnet.org.tr/belediyeler/

index.php?belediyeid=126981, 2007.

URL3: http://www.ockkb.gov.tr/TR/Icerik.ASP?ID=139, 2007.

URL4: http://www.cedgm.gov.tr/icd_raporlari/

trabzonicd2004.pdf, Trabzon İl Çevre Durum Raporu Trabzon Valiliği İl Çevre Ve Orman Müdürlüğü, Trabzon, 2004.

URL5: http://www.kultur.gov.tr/TR/

BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF7EE1F1486EE5030E1F031D581B39C324, 2007.

URL6: http://rega.basbakanlik.gov.tr/Eskiler/2004/01/

20040107.htm#5, Resmi Gazete, Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü, 2007.

URL7: http://ihsezgin.sitemynet.com, 2007.

URL8: http://www.zirvedagcilik.org/

etkinlikraporu2.asp?id=196, 2007.

URL9: http://cmyo.ankara.edu.tr/~iktisad/TURKONF/

web/UCKUN_TURKAY.doc, 2007.

URL10: http://cmyo.ankara.edu.tr/~iktisad/TURKONF/

web/ozcan-yagci, 2007.

Verep, B., Çelikkale, M., Düzgüneş, E., “Uzungöl’ün Bazı Limnolojik ve Hidrografik Özellikleri”, EÜ Su Ürünleri Dergisi, Ege Üniversitesi Yayınları, 19. cilt, sayı 1-2, 2002, s. 233-240.

WTO, Guide for Local Authorities on Developing Sustainable Tourism, WTO, 1998.

WTO, WTTC and Earth Council: Agenda 21 for The Travel&Tourism Industry: Toward Environmentally Sustainable Development, WTO, Ocak 2001.   

Yılmaz, Y., “Türkiye’nin En Büyük Turizm Pazarı Olan Alman Yurtdışı Tatil Pazarının İrdelenmesi”, Akdeniz Ülkeleri 1. Turizm Kongresi, Akdeniz Üniversitesi, Antalya, 17-21 Nisan 2002.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69690 - unknown - 38.107.179.240