Tokyo-Berlin
ve Geri Dönüş: 1945 Öncesinde Karşılıklı Mimari İlişkiler
Iride Rosa ve Andres Lepik n 1922-23’te Kikuji Ishimoto
Avrupa ve Almanya’ya bir yolculuk yaptı. O, Walter Gropius’la çalışacak olan
ilk Japon mimarıydı1. Tokyo’ya döndüğünde, yanında onun fikirlerini, üslubunu
ve Avrupa’da gözlemlediği mimari teknolojileri getirdi. Ancak, Ishimoto daha
önce, 1920’de Tokyo İmparatorluk Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun beş
öğrenci -Sutemi Horiguchi, Mamoru Yamada, Mayumi Takizawa, Keiichi Morita ve
Shigeru Yada- ile birlikte Japonya’nın ilk Modernist mimarlar örgütü olan
Bunriha Kenchikukai’yi (Secessionist Mimarlar Derneği) kurmuştu. Mimari esin
kaynakları Bruno Taut, Hans Poelzig ve Erich Mendelsohn gibi Alman
Ekspresyonistleri’ydi.
Bunriha tasarımlarını ilk olarak Şubat 1920’de İmparatorluk
Üniversitesi’nin girişinde sergiledi. Grup aynı yılın yazında Shirokiya süper
mağazasında bir sergi düzenledi ve ona eşlik eden kataloğu yayımladı.
Bunriha’nın Tokyo projeleri Taut, Poelzig ve Mendelsohn’un aynı dönemdeki
Berlin projeleriyle şaşırtıcı benzerlikler gösteriyordu. Alman mimarların
etkisi pratiğe de yansımıştı.
Ishimoto, 1923 depremi sonrasında yaptığı Shirokiya süper
mağazası tasarımında Erich Mendelsohn’un Berliner Tageblatt (1921-23) ve Bruno Taut’un
Berlin merkezindeki Deutscher Verkehrsbund (1927-32) binalarındaki biçim diline
dayanan yatay camlı sürekli bantlar kullanmıştı. Aynı şekilde, Takizawa
Mayumi’nin 1921 tarihli “Bir Dağ Evi” projesi Mendelsohn’un Potsdam’daki
Einsteinturm çizimlerindeki plastik enerjiyi gösteriyordu.
Bunriha Japon Modernizmi’nin gelişimini büyük oranda
etkiledi. Aktif olduğu beş yıl boyunca, grup Avrupa mimarlığındaki yeni
gelişmeleri araştıran ve bunları Japon mimari kamuoyuna tanıtan yedi sergi
örgütledi. Tokyo’da Modernist mimarlığı desteklemeyi amaçlayan diğer gruplar
için de değerli bir rol modeli oldu. Böyle bir grup 1923 Kanto Depremi
sonrasında kurulan Sousha’dır. Başlangıçta önderlerinden biri Ishimoto’nun
başçizimcisi ve Bunriha üyelerinden biri olan Bunzo Yamaguchi’ydi.
Yayınlar aracılığıyla tanıtılan geleneksel Japon mimari
estetiğinin dolaylı biçimde de olsa, Almanya’da erken modern mimarlık üzerinde
üslupsal etkisi oldu2. Bu, örneğin, 1921 tarihli Sommerfeld Evi’nde olduğu
gibi, açık planlamaları ve dıştaki manzarayla sağlam ilişkileri açısından Mies
van der Rohe’nin erken evlerinin bazı iç mekanlarında da görülebilir ve Japon
geleneğine işaret eder. Ama, Bruno Taut hariç Alman mimarların Japon
meslektaşlarıyla kişisel bağlantısı olmadı.
Japon tarafındaysa, Bunriha ve Sousha mimarlık gruplarının
ilgisi 1920’ler boyunca Ekspresyonizm’den Bauhaus çizgisinde rasyonalist
mimarlığa doğru kaydı. Ishimoto’nun 1930 tarihli Tokyo Uluslararası Havalimanı
binası bu döneme aittir. Yapının cephesi Bauhaus üslubunda tasarlanmışken, bazı
iç mekan ayrıntıları erken Bauhaus üslubunu ve Ishimoto’nun Almanya’dayken
görmüş olabileceği Taut tarafından geliştirilmiş kimi dekorasyonları
çağrıştırıyordu3. Terminalin Batı üslubunda olmasına karşılık, içinde Japon
üslubunda geleneksel donatılı özel yemek odaları da vardı4.
Aynı şekilde, o dönemde Tokyo’da gelişen ev mimarlığı da
Avrupa örneklerine yönelik takdirle dolu bakışı açığa vuruyordu. Seiji Togo’nun
Ishimoto’ya ısmarladığı 1930 tarihli Togo Evi mimarının Almanya ile olan yakın
bağlarının seçkin bir kanıtıydı. Ishimoto’nun yemek odasını ayırmak için
kullandığı eğrisel bölücü duvar Mies van der Rohe’nin o yıllardaki işlerini
andırıyordu.
Geç 1920’lerde Tokyo-Berlin bağlantısının bir diğer yönü
özellikle kapitalizm karşıtı propagandada ve mimarlığın toplumsal devrime
yönelik asli rolüne inançta ortaya çıkar. Konferanslarında Bunzo Yamaguchi
rasyonalist yaklaşımın iyi planlanmış işçi konut yerleşmeleri oluşturma
potansiyeli bulunduğunu ileri sürdü. O ve Sousha grubunun diğer üyeleri Weimar
ve Almanya’da benzer toplumsal kaygıları olan, Walter Gropius ve Bruno Taut
gibi mimarlar tarafından yapılmış konut yerleşimi projelerinden esinlendiler.
1920’ler Berlin’inde Modernist mimarların karakteristik yapı tipinin Siedlung
olması gibi, Sousha grubu için de işçi konutu en genel tipolojik kaygı konusunu
oluşturuyordu.
1930’daki son Sousha sergisinde Yamaguchi kadın tekstil
işçileri için bir konut sitesi sundu. Tasarımı Gropius’un 1927 tarihli
Dessau-Törten yerleşimine biçimsel benzerlikler gösteriyordu5. Aralık 1930’da
Yamaguchi, Gropius ile birlikte çalışacağı Bauhaus’a gitmek üzere Avrupa’ya
doğru yola çıktı. Orada pek çok önde gelen Modernist mimarla ilişkiler
kuracaktı. Gropius 1934’te Berlin’i terkettiğinde, Yamaguchi Japonya’ya dönmeden
önce onunla birlikte Londra’ya gitti. Onun Kansai Electric (eski Nippon
Electric) için yaptığı Kurobe No. 2 hidroelektrik santralı tasarımı Bauhaus’ta
geliştirilen Uluslararası Üslup çizgisiyle açık biçimde bağlantılıdır.
Yeni mimarlığın en önemli adlarından biri olan Bruno Taut,
Mart 1933 gibi erken bir tarihte, pek çok komünistle kişisel bağlantıları
olduğundan ötürü, Almanya’yı ivedilikle terketmek zorunda kalmıştı. 1927’den
beri Japonya Uluslararası Mimarlık Birliği’nin başkanlığını yapan Isaburo
Ueno’nun daveti üzerine Mayıs 1933’te Japonya’ya geldi. Başlangıçta
konukluğunun kısa sürmesini beklediği için, Taut zamanını görülecek yerleri
gezmek, konferanslar vermek ve makaleler yazmakla geçirdi. Sadece iki ay sonra,
1934’te Japonca olarak yayımlanan ve büyük başarı kazanan “Avrupalılar’ın
Gözüyle Japonya” adlı kitabın katılımcılarından biri oldu. Bu makaleler
kompilasyonundaki en önemli yazılardan biri Taut’un 1935’te L’Architecture
d’aujourd’hui için yazdığı6 “Japonya’da Yeni Mimarlık” adlı makaleydi. Orada
Taut yeni konut yerleşimlerine ve endüstri mimarlığına dikkat çekiyordu. Modern
konut aracılığıyla yaşamın kalitesini arttırmak amacıyla yeni ve Modernist bir
Japon mimarlığını yaratma gereğinin altını çiziyordu. Japonya’daki ikameti
uzadıkça, Taut bazı yapım işlerini üstlenmek için girişimlerde bulundu. İlk
fırsat 1933 sonbaharının sonlarına doğru Ikoma Dağı’nda bir villa yerleşmesi
planlama olanağıyla doğar gibi oldu. Ancak, günlüklerinde zikrettiği onbeş
projeden hiçbiri gerçekleşmeyecekti. Dolayısıyla, o da enerjisini Japon
mimarlığının temellerini araştırma üzerinde odaklamayı sürdürdü. İmparatorun
Katsura Villası’na yaptığı ziyaret onun için kişisel bir uyanış oldu. Yapı
üzerindeki görüşlerini ve çizimlerini “bir mimarlık harikası” olarak nitelediği
bu bina hakkındaki “Katsura Album”u yayımladı. Taut’a göre bu yapı Avrupa’daki
yeni mimarlığın önemli kuramsal özelliklerini, özellikle anonimlik, işlevsellik
ve tinselliğin bir sentezi olması nedeniyle önceliyordu7.
Notlar:
1 Kikuji Ishimoto’nun yaşamı ve eseri için bkz. Emanuele
Carceri, “Ishimoto Kikuji e l’aventura del Giappone moderno”, ArQ (Architettura
Quaderni), 16, 1997,
s. 20-49.
2 Bkz. F.A. Baltzer, “Das japanishe Haus, eine bautechnische
Studie”, Zeitschrift für Bauwesen, 53, 1903, s. 230-275; “Wohnhaus in Japan”
(fotoğraf dizisi), Wasmuths Monatshefte für Baukunst, VI, 7-8, 1921-22,
s. 249-260. Kitap olarak: Tetsuro Yoshida, Das japanische
Wohnhaus, Berlin, 1935. Daha sonra çok başarılı bir standart kitap oldu.
3 Bkz. David B. Stewart, The Making of Modern Japanese
Architecture, Tokyo, s. 119.
4 A.e.
5 Gropius’un tasarımları Kokusai Kenchiku, 6, Haziran 1930,
s. 16-20’de yayımlandı. Gropius üzerine özel bir makale: Okada Takao, “Waruta
Gropiusu shi oyobi Bauhausu no kinyo”, Shinkenchiku, 3, 27, Ağustos 1927.
Yamaguchi ve Gropius arasında bir kıyaslama için: Jonathan M. Reynolds, Maekawa
Kunio and the Emergence of Japanese Modernist Architecture, Londra ve Los
Angeles, 2001, s. 32.
6 Bruno Taut, “Architecture nouvelle au Japon”,
L’Architecture d’aujourd’hui, 4, 1935, s. 46-83.
7 Bkz. Bruno Taut, Ich liebe die japanische Kultur,
ed.: Manfred Speidel, Berlin, 2003, s. 23 vd.

Kurobe Hidroelektrik Santrali, nihai projeden perspektif,
1938, mimarlar: Yamaguchi Bunzo ve Yamaguchi Eiichi (Mori Art Museum, Tokyo ve
Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Rudolf Mosse Basımevi (Berliner Tageblatt), Berlin, 1923,
mimar: Erich Mendelsohn (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie,
Berlin’in izniyle).

Einstein Kulesi, Potsdam, Berlin, mimar: Erich Mendelsohn
(Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Einstein Kulesi, mimarın eskizleri (Mori Art Museum,
Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Bunriha Kenchiku Kai (Bunriha Mimarlar Birliği), birinci
sergi kataloğunun kapağı, Tokyo, 1920 (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue
Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Dağ Evi, maket, 1921, mimar: Takizawa Mayumi (Mori Art
Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Tsuchiura Evi, 1935, mimar: Tsuchiura Kameki, iç mekandan
görünümler (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Ikomayama Yerleşimi, kuşbakışı perspektif, 1933, mimar:
Bruno Taut (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Ikomayama Yerleşimi, plan (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue
Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Tsuchiura Evi, 2002 tarihli maket (Mori Art Museum, Tokyo
ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Shirokiya Süper Mağazası, Ginza, Tokyo, perspektif, 1928,
mimarlar: Ishimoto Kikuji ve Yamaguchi Bunzo (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue
Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).