Eero
Saarinen: Geleceği Şekillendirmek
Aile kökleri Finlandiya’da olup Amerika’da mimar ve tasarımcı
olarak ün yapmış olan Eero Saarinen’in yapıtlarından oluşan bir sergi, 7 Ekim-6
Aralık tarihleri arasında Helsinki’de Taidehalli salonlarında yer aldı. Finlandiya
Mimarlık Müzesi’nin 50. yılını kutlama programı çerçevesinde düzenlenen “Geleceği
Şekillendirmek” başlıklı etkinlik, aynı zamanda Eero Saarinen ile ilgili ilk
retrospektif olma özelliğindeydi.

Eero Saarinen (Fotoğraf: Balthazar Korab; © Balthazar
Korab Ltd).

Miller Evi, Ontario, 1952, mimar: Eero Saarinen (Fotoğraf:
Balthazar Korab; © Balthazar Korab Ltd).

David S. Ingalls Buz Hokeyi Salonu, Yale Üniversitesi,
New Haven, Connecticut, eskiz, 1953 dolayları, mimar: Eero Saarinen (Yale
Üniversitesi, Arşiv ve Elyazmaları Bölümü, Eero Saarinen Koleksiyonu’nun
izniyle).
Şermin Alyanak n 20. yüzyıla mimari yapıtları ve mobilya
tasarımlarıyla biçim veren öncülerden biri kabul edilen Eero Saarinen’in çalışmalarını
içeren toplu sergi fikri 2000 yılında oluşturulmuş; New York’taki Fin Kültür
Enstitüsü, Fin Mimarlık Müzesi, Washington Ulusal Yapı Müzesi ve Yale
Üniversitesi Mimarlık Okulu’nun altı yıldır süregiden yoğun işbirliği ile
düzenlenmiştir. 2002 yılında, Eero Saarinen’in çalışma arkadaşlarından Kevin
Roche’un Eero Saarinen and Associates bürosunun arşivini Yale Üniversitesi
kitaplığına bağışlaması programa büyük katkıda bulunmuş. Şimdiye kadar hiçbir
yerde görülmemiş olan eskizler, çizimler, fotoğraf ve modeller, belgeler
üzerinde çalışan Fin ve Amerikalı mimarlık öğrencileri ile araştırmacıların çalışmaları,
Saarinen’i konu edinen seminer ve konferansların sonunda gizli kalmış veya
unutulmuş projeler de ortaya çıkarılmış. Yale Üniversitesi öğrencileri bu sergi
için özel dijital animasyonlar tasarlamışlar. Çeşitli kuruluş ve arşivlerden
toplanan günlük belgeler, dönemle ilgili filmler ve basın haberleri bize o yılları
tekrar yaşatıyor.
Eero Saarinen’in yaşamını etkileyen iki ülke, Finlandiya ve
ABD’den ilgili kuruluşların çalışma ve desteğiyle düzenlenmiş olan sergi, dört
yıllık bir gezi programının ilk ayağı olarak, mimarın doğduğu ülke olan
Finlandiya’da açıldı. Avrupa ve Amerika’da değişik şehirlerde sergilendikten
sonra, doğum gününün 100. yıl kutlamaları için Yale Üniversitesi’nde turunu tamamlayacak.
“Eero Saarinen - Geleceği Şekillendirmek” sergisi, bu büyük
mimarın 1930-60 yılları arasındaki proje ve uygulamalarına yer vermekte. 1961 yılındaki
ani ölümünden sonra meslektaşları Kevin Roche ve John Dinkeloo’nun tamamladıkları
projeler de sergilenen yapıtlar arasında. Serginin küratörü Donald Albrecht,
araştırma küratörlüğü yöneticisi ise Yale öğretim üyelerinden Eeva-Liisa
Pelkonen. Sergi yerleştirme tasarımı Fin Mimarlık Müzesi’nden mimar Roy
Mänttäri, grafik tasarımı da Pentagram yöneticilerinden Michael Bierut tarafından
gerçekleştirilmiş.
Serginin Saarinen’in yapıtlarını kapsayan ana bölümü mimarın
çalışma alanlarına göre gruplandırılmış. İkinci bölüm de bir o kadar ilginç;
Saarinen’in ailesi, arkadaşları ve meslektaşları ile olan ilişkilerinin değişik
yönlerini gösteriyor. KDN film şirketi tarafından gerçekleştirilen dokümanter,
iş arkadaşları ve eleştirmenlerle yapılan söyleşiler onu bize daha iyi tanıtıyor.
1910 yılında Finlandiya, Kirkonnumi’da doğan Eero
Saarinen’in babası Fin Ulusal Romantizmi’nin temsilcilerinden mimar Eliel
Saarinen (1873-1950), annesi dokuma sanatçısı Louise “Loja” Saarinen
(1879-1968), ablası da iç mimar Eva-Lisa “Pipsan”dır (1905-1979). Saarinen
ailesi, 1923 yılında, dönemin birçok Avrupalı mimar, sanatçı ve aydını gibi
ABD’ye göç eder. Eliel Saarinen bir süre Michigan Üniversitesi’nde hocalık
yapar, daha sonra da el sanatları ağırlıklı bir eğitim sistemi olan Cranbrook
Akademisi’nin kuruluşunda görev alır. Karı koca Saarinenler, mimari projesinden
perdesine, en ufak ayrıntısına kadar, yoğun bir şekilde, Akademi’nin kuruluşuna
yönelik çalışmalar yaparlar. Eero Saarinen önceleri heykeltıraşlıkla ilgilendiği
için, bir süre Paris’te Academie La Grande Chaumière’e devam eder. Daha sonra karar değiştirerek mimarlık eğitimi için Yale Üniversitesi’ne kaydolur. Eğitimi sırasında
yapmış olduğu bazı mobilya tasarımlarında geometrik Jugendstil’den Bauhaus
çizgilerine geçişi izlemek mümkündür. 1934’te mezun olduktan sonra Norman Belle
Geddes’in yanında yaptığı staj, daha sonra aldığı bursla Avrupa’ya giderek bir
süre Finlandiya’da çalışırken Alvar Aalto’nun mobilyalarıyla tanışması onun
kendi özgün biçim anlayışının gelişmesine neden olacaktır. Tekrar Amerika’ya
dönerek, Cranbrook Akademisi’nin müdürlüğünü de yürütmekte olan babası Elilel
Saarinen’in bürosunda çalışmaya başlar, kısa bir süre Akademi’de hocalık yapar.
Babasıyla beraber çalıştığı projelerde modern bir mimar olarak isim yaparken,
bir taraftan da, Cranbrook’un deneysel ortamında yetişen ve Amerika’nın ikinci
nesil tasarımcıları olarak 20. yüzyılın klasiklerini tasarlayacak olan Harry
Bertoia ve Charles Eames ile tanışır.
Charles Eames ile yaşam boyu sürecek dostlukları sırasında
ilginç projelerde çalışırlar, 1940 yılında da Kleinhans Music Hall için mobilya
tasarlarlar. Aynı yıl MoMA’nın açmış olduğu ve üstünde çalıştıkları metal ayaklı
pres-kontra kabuk oturma mobilyaları ile katıldıkları “Ev Döşemesinde Organik
Tasarım” yarışmasında ödül kazanırlar. Yeni malzemelere ve üretim biçimlerine
duyduğu ilgi, Saarinen’in savaş sonrası mobilya klasiklerini tasarlamasına
neden olur. Cranbrook’tan tanıştığı Florence Knoll ve Hans Knoll’la birlikte,
Knoll şirketi için, 1946’da döşemeli “Grasshopper” (Çekirge), 1948 yılında da
CTP kabuk üstüne döşemeli “Womb” (Rahim) koltuk modellerini tasarlar. Savaş
sonrası tasarımın ikonlarından kabul edilen bu koltuk, Eames ile birlikte
girdikleri yarışmada önerdikleri pres-kontra kabuk düşüncesinin adeta gelişmiş
ve yeni bir malzeme olan cam takviyeli plastiğe geçtiği örnektir. Bu malzeme ilk
kez mobilya sektöründe seri üretimde kullanılmıştır. Malzemeşinin yeniliği
kadar -isminin de çağrıştırdığı gibi- çok rahat oturma biçiminin insanı belirli
bir pozisyona zorlamaması da koltuğun sunduğu başka bir yeniliktir. Saarinen,
Knoll şirketi ile birlikte bir dizi büro mobilyası üzerinde çalışır, 1954-57 yılları
arasında “Pedestal” adlı seriyi geliştirir. Amacının mobilyaların mekanda oluşturduğu
ayak ormanını yok etmek olduğunu söylerken, tek plastik gövdeli oturma kabuğunun
tek bir döküm alüminyum ayak tarafından taşındığı bu örnekler heykelimsi bir
görüntü oluştururlar. Mobilyanın bütünsel bir strüktürü olması görüşünün
temsilcisi olan “Tulip” (Lale) koltuğu bu serinin en güzel örneğidir. Aynı ayak
sistemi masa ve orta masalara da uygulanır. Knoll şirketi ve Eero Saarinen
modern Amerikan tasarımının öncüleri arasında sayılmaktadır.


General Motors Teknik Merkezi, Warren, Michigan, 1956,
mimar: Eero Saarinen (Fotoğraflar: Ezra Stoller; © Ezra Stoller/Esto).
Bütün bu mobilya tasarım örneklerinin eskiz aşama ve model
çalışmalarının yer aldığı bu bölüm dışında, serginin ana gruplarından bir
tanesi de “Nation” (Ulus) başlığı altında toplanan bölümdür. Burada Saarinen’in
ABD’nin yurtiçi ve dışındaki imajına katkıda bulunduğu mimari yapıtlar yer
almaktadır. Ülkenin yurtdışına kapıları olan Dulles Havaalanı (1958-62) ve New
York, John F. Kennedy Havaalanı’ndaki TWA Terminali (1956-61) modern
teknolojinin yapı konstrüksiyonunda kullanılışı açısından ve oluşturduğu
mekanların ilginçliği ile dikkat çekmektedir. Aynı şekilde, Milwaukee County
War Memorial (1953-57) ve St Louis Gateway Arch (1948-64) gibi anıtlarda
kullandığı cesur ve özgün biçimlerle de ülkenin gücü vurgulanmaktadır. Dinamik
biçimlerin ve yeni strüktürlerin uygulandığı bu yapılar savaş sonrası Amerika’sının
gelişimini ve iyimserliğini yansıtıyor. ABD’nin yurtdışında temsil edildiği,
Londra ve Oslo’daki elçilik binaları da bu grup içinde yer almakta. Londra’da
bulunan ABD Büyükelçiliği Binası, tepesindeki koskoca kartalı ve anıtsal
cephesinin faşistimsi hatırlatmaları ile en çok eleştirilen yapılarından biri
olur.
Saarinen’in bir başka yapıt verdiği alan da, önde gelen şirketlerin
kurumsal kimliklerine mimarlığın ne gibi bir güçle yeni bir yüz kazandırabileceğini
kanıtladığı yapılardır. Hemen hemen tüm yapılarında uyguladığı yeni
teknolojilerle, şirketlerin ilerici, yenilikçi, güçlü kimlikleri de
vurgulanmaktadır. Babasının mimarlık bürosuyla birlikte tasarlayıp uyguladığı
General Motors Teknik Merkezi, Detroit (1948-56) çağdaş kurumsal planlamanın
ilkidir. Alüminyum ve cam konstrüksiyonun kullanıldığı bu merkez “endüstrinin
Versaille”ı olarak adlandırılacak; Eero Saarinen’in iş dünyasında tanınmasına
neden olacağı gibi, “Time” dergisinin kapağında yer almasına da yol açacaktır.
Bu ün ayrıca, mimarın başka şirketlerle kuracağı bağlantıları için de bir ilk
adım olmuştur. Bell Laboratories, New Jersey (1957-62) ilk kez Saarinen tarafından
kullanılan ayna cam perde duvar sistemiyle, CBS, New York (1960-64)
güçlendirilmiş betonun ilk kez bir gökdelende uygulanması sayesinde ve IBM Araştırma
Merkezi, Yorktown NY (1957-61) yapı kompleksi de şehir dışında uygulanmış
projelerin ikonlarından biri olarak tanınmaktadır.
Eero Saarinen’in “toplum” başlığı altında toplanan yapılarında,
babası Eliel Saarinen’in temel öğretisi olan “mimari biçim sosyal biçime eşittir”
savını sürdürdüğünü izleyebiliriz. Babasının ölümünden sonra, 1950 yılında Ann
Arbor’da kendi mimarlık ve tasarım bürosunu kuran Saarinen, Cranbrook Akademisi
kampüsünün deneyimlerinden etkilenerek yapmış olduğu Vassar College, Concordia
Senior College, Yale Üniversitesi, Michigan Üniversitesi gibi yüksek eğitim
kurumları için tasarladığı yapılarda öğrencinin rahatlığı ve mahremiyeti arasında
denge kurarken, sosyal iletişimine de katkıda bulunan mekanlar yaratmıştır.
Varolan kampüslerin içinde inşa ettiği özgün yapılarla bu kampüslerin tarihsel
malzemesi arasında bir denge kurarak bütünsel çevre oluşumuna katkı sağlamıştır.
Aynı şekilde, kilise, tiyatro gibi dini ve kültürel yapılarda uyguladığı açık planlarda,
izleyici veya topluluk ile yapılan performansla doğrudan ilişkinin kurulduğu
ikonik yapı birimleri oluşturmuştur. Concordia College’daki Kramer Şapeli
(1958), North Christian Kilisesi, Columbus (1959-64) dini yapıların güzel
örnekleridir. Kamusal yapılar grubunda sayılabilecek, strüktür açısından ilginç
bir diğer yapısı da, Yale Üniversitesi’nin David S. Ingalls Buz Hokeyi
Salonu’dur. Bu yapı, Saarinen’in mimarlık, tasarım ve mühendisliği iç içe kaynaştırarak
ulaştığı ve diğer yapılarında da izlediğimiz dramatik etkinin örneklerinden
biridir.

Kramer Şapeli, Concordia Senior College (bugün: Concordia
Theological Seminary), Fort Wayne, Indiana, 1958, mimar: Eero Saarinen (Fotoğraf:
Balthazar Korab; © Balthazar Korab Ltd).

ABD Büyükelçiliği Binası, Londra, 1960, mimar: Eero
Saarinen (Fotoğraf: Balthazar Korab; © Balthazar Korab Ltd).

War Memorial Center, Milwaukee, Wisconsin, 1957, mimar:
Eero Saarinen (Fotoğraf: Balthazar Korab; © Balthazar Korab Ltd).

Miller Evi, Columbus, Indiana, 1957, mimar: Eero Saarinen
(Fotoğraf: Ezra Stoller; © Ezra Stoller/Esto).
Eero Saarinen’in çalışmaları arasında yer alan bir başka
grup da, kendisinin daha az tanındığı konut projeleridir. Saarinen, İkinci
Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında konut sorununa yanıt arayan yarışmalara da
katılmıştır. Az sayıda gerçekleştirdiği projeler arasında, Estenza Evi, Los
Angeles (1945) ve Miller Evi, Columbus (1953-57) çağdaş konut mimarisine yeni
standartlar getirdiği örneklerdir; açık plan, iç ve dış mekanların birbiri içine
geçişinin sürekliliği, hazır yapı elemanlarının kullanımı ile modern evin
biçimsel, mekansal ve teknolojik paradigmalarını oluşturur. Özellikle Miller
Evi zengin bütçesi ile görkemli bir yapıdır, bu projeye birçok tasarımcıyı da
dahil ederek, mimarlık, doğa ve iç mimarlık arasında güzel bir denge kurmuştur.
Tüm yapıtlarında, çağdaşı olan meslektaşlarıyla işbirliği ve
diyalog içinde çalışmış olan Eero Saarinen, kurduğu ilişkilerde döneminin medya
stratejilerini bilinçli olarak kullanmayı becermiştir. İkinci eşi olan, New
York Times gazetesinin sanat eleştirmeni Aline B. Louchheim, aynı zamanda onun
ve Eero Saarinen and Associates mimarlık ve tasarım bürosunun basınla ilişkilerini
yürütmüştür. Saarinen’in başarıyla yürütülen halkla ilişkileri onun “kültüre
katkıda bulunan” bir mimar olmanın ötesinde bir “kültür insanı” olarak tanınmasına
neden olmuştur. Kendisi ve mimarlık bürosunun oluşturduğu güven, yapımına başlanmış
dokuz büyük projesinin, 1961 yılındaki ani rahatsızlığı ve ölümü sonrasında
devam etmesinin ve başarıyla tamamlanmasının tek açıklamasıdır. n Prof.Dr. Şermin
Alyanak, Marmara Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü.



TWA Terminali, John F. Kennedy Havaalanı, New York, 1962,
mimar: Eero Saarinen (Fotoğraflar: Ezra Stoller; © Ezra Stoller/Esto).

Dulles Havaalanı, Chantilly, Virginia, 1963, mimar: Eero
Saarinen (Fotoğraf: Balthazar Korab; © Balthazar Korab Ltd).

TWA Terminali’nde mobilya yerleşim planı, John F. Kennedy
Havaalanı, New York, 1962, mimar: Eero Saarinen (Yale Üniversitesi, Arşiv ve
Elyazmaları Bölümü, Eero Saarinen Koleksiyonu’nun izniyle).

E. Stiles, S.F.B. Morse Colleges, Yale Üniversitesi, New
Haven, Connecticut, 1962, mimar: Eero Saarinen (Fotoğraf: Balthazar Korab; ©
Balthazar Korab Ltd).

John Deere and Company Genel Merkez Binası, Moline,
Illinois, 1963, mimar: Eero Saarinen (Fotoğraf: Harold Corsini; Yale
Üniversitesi, Arşiv ve Elyazmaları Bölümü, Eero Saarinen Koleksiyonu’nun
izniyle).

John Deere and Company Genel Merkez Binası, Moline,
Illinois, 1963, mimar: Eero Saarinen (Fotoğraf: Ezra Stoller; © Ezra
Stoller/Esto).

Jefferson National Expansion Memorial, St. Louis,
Missouri, 1965, mimar: Eero Saarinen (Fotoğraf: Balthazar Korab;
© Balthazar Korab Ltd).

Ayaklı oturma mobilyaları eskizi, 7 Haziran 1960 (Yale
Üniversitesi, Arşiv ve Elyazmaları Bölümü, Eero Saarinen Koleksiyonu’nun
izniyle).

Organic Design Furniture Company, mimar: Eero Saarinen
(Fotoğraf: Wurts Brothers Hyde; Yale Üniversitesi, Arşiv ve Elyazmaları Bölümü,
Eero Saarinen Koleksiyonu’nun izniyle).