İzmir’de
Erken Cumhuriyet’in Bir Tanığı: Dr. Mustafa Enver Caddesi
Türkiye’de belirli bir kentsel ekseni, cadde ya da sokağı
konu alan mimarlık tarihi çalışmaları çok ender. Oysa, mimari etkinliği yerle
ilişkilendirmek ve onu bu çerçevede tarihleştirmek, kentsel mekanı anlamanın en
önemli araçlarından biri. Buradaki metin, İzmir için yapılmış bir deneme.

Caddenin başında Dr. Mustafa Enver’in heykeli ve arkasında
Erken Cumhuriyet dönemi konutları (Kaynak: Tepekule Kitaplığı Koleksiyonu).
Sıdıka Çetin n Osmanlı’nın önemli bir dış-satım ve
dış-alım limanı olarak gelişen İzmir, 19. yüzyıldan itibaren artan bir hızla,
uluslararası ticaretin önem kazandığı, buna bağlı olarak da Avrupalı ve
Levanten nüfusun çoğaldığı bir kent olarak varlık göstermiştir. Yüzyılın ikinci
yarısında gerçekleştirilen ve kentin mekansal strüktürünü tümüyle değiştiren
limanın ve iki demiryolu hattının inşası, bu gelişimin en önemli
sebeplerindendir. Önceleri yerel bir ticaret merkezi olan şehir, bu dönemde
uluslararası iş bölümüne ve ekonomik süreçlere uyum sağlamış ve sistemin bir
parçası olarak, tarıma dayalı ticaretin ağırlıkla yabancı tüccarlar tarafından
yürütüldüğü bir bölge haline gelmiştir1. Kıyı ve kıyı çizgisini çevreleyen
düzlük alan ise, kentte uluslararası deniz ticaretinin başlangıcından itibaren
ticari etkinliğin merkezi olmuştur.
Bu süreçte, yaşama biçimi ve kültürel tercihleri Türk
toplumundan tümüyle ayrı olan uluslararası ticaretin yürütücüleri, farklı
işlevsel ve morfolojik yapı özelliklerine sahip kendi özel yaşam çevrelerini
oluşturmuşlardır. Buna göre, Türklerin yaşadığı Kemeraltı çevresindeki
geleneksel ticaret merkezi, işlevsel ve mekansal olarak güney ve güneydoğudaki
konut alanlarından ayrılırken, etnik grupların yaşadığı kuzeydeki mahallelerde
ticaret, üretim, depolama işlevleri ile konut kullanımı -özellikle Frenk Sokağı
çevresinde- bir arada yer almıştır2.
Kentte varolan bu ikili yapı 20. yüzyıl başlarında iyice
belirginleşmiştir. Levanten nüfusun kendine has sosyal ve kamusal mekanları ile
donatılan Frenk Mahallesi’ndeki yeni kentsel odak, diğer etnik grupların ve
daha düşük gelir gruplarının erişimini sınırlayan özel bir kod ile
yüklenmiştir3. Her yönüyle kentin diğer bölümlerinden ayrılan kuzey aks, idari
açıdan merkezi yönetime bağlı görünse de, aslında Türklerin tam olarak denetim
sağlayamadığı bir alan olarak gelişmiştir. Sözkonusu yapı, İzmir’in 9 Eylül
1922’de düşman işgalinden kurtarılışıyla birlikte son bulmuştur. Ancak, kentin
tümüyle Türk egemenliğine geçmesinin hemen ardından yaşanan büyük yangın,
Ermeni Mahallesi’nin tamamı ile Frenk ve Rum Mahalleleri’nin önemli bir
bölümünü oluşturan kuzey bölgesini yok eder. Bu tarih, İzmir için yepyeni bir
başlangıcı işaret etmektedir. Cumhuriyet dönemi İzmir’de gerçek anlamda bir
“yeniden doğuş” süreci olmuştur.
Bu çalışmayla amaçlanan da, Cumhuriyet’le birlikte tümüyle
yeniden şekillendirilen “yangın bölgesi”nde prestijli bir yerleşim alanı olarak
gelişen Dr. Mustafa Enver Caddesi ve buna bağlanan yollar üzerindeki Erken
Cumhuriyet dönemi konutlarını mercek altına almak ve bu konutlar aracılığıyla,
mekansal anlamda ortaya konan değişim ve dönüşümleri toplumsal boyutlarıyla
tartışmaktır.

1933’lerde çekilen bu fotoğrafta Dr. Mustafa Enver
Caddesi’nin her iki yönünde ağaçların henüz yeni dikildiği ve konut yapım
sürecinin hızla devam ettiği görülmektedir.

1930’larda Dr. Mustafa Enver Caddesi üzerinde erken modern
“kübik” evler.

Puarın 26 Ağustos Kapısı’na doğru, Dr. Mustafa Enver Caddesi
üzerinde yer alan bu konutlar, erken modern konuta ait cephe özelliklerini
taşır.
Dr. Mustafa Enver Caddesi’nin farkı
Cumhuriyet’in ilanından sonra, ulus devletin inşa edilme
sürecinde -özellikle yanan, harap olan Anadolu kentlerinde- kent planlarının
hazırlanmasına büyük önem verilmiştir4. İzmir, bu kapsamda ele alınması gereken
şehirlerin başında yer almaktadır. 1924 yılında kabul edilerek 1925’te Vilayet
İdare Meclisi’nce yürürlüğe konan5 Danger-Prost Planı, belirtilen hedefe
yönelik olarak hazırlatılmıştır. Kentte 1922 yangını sonucu ortaya çıkan
merkezi kent alanlarının Cumhuriyet dönemindeki ana strüktürünü sözkonusu plan
kararları belirlemiştir. Temelde yangın bölgesinin imar edilmesini amaçlayan
plan, ülkemizdeki kentleşme sorununa ilk kez bütüncül bir yaklaşım getirmesi
bakımından da önem taşımaktadır6.
Danger-Prost Planı’nda öncelik verilen konuların başında,
şehir içi ulaşımı kolaylaştıracak ve yangın yerlerinin süratle kalkınmasını
sağlayacak büyük cadde ve bulvarların açılması işi gelmektedir. Ancak, planın
uygulamaya konmasından 1930’lara kadar olan beş sene zarfında sadece Gazi
Bulvarı açılabilmiştir. Bulvarın yapımının hemen ardından yol üzerindeki
arsaların kısa sürede satılması ve çevresinin hızla yapılaşması üzerine, planda
öngörülen diğer ana caddelerin de bir an önce açılmasına karar verilmiştir7. Böylece,
yangın bölgesinden arta kalan yerlerde de aynı ilerlemenin sağlanabileceği
düşünülmüştür. Bu amaçla ilk etapta, Alsancak kesiminde Şükrü Kaya, Celal
Bayar, Vasıf Çınar, Ali Çetinkaya Bulvarları ile Dr. Mustafa Enver Caddesi gibi
yolların yapımı gerçekleştirilmiştir.
Bu süreçte belediye başkanlığı Belediye Daimi Encümeni’ne
bir teklif götürerek, yeni açılan yollar üzerinde süratle konut yapımına
geçilebilmesi için, buradaki arsaların daha ucuza satılmasını önermiştir.
Alınan karar uyarınca, Dr. Mustafa Enver Caddesi’nden Şükrü Kaya Bulvarı’na
kadar olan arsalar metresi 250 kuruşa, buradan caddenin sonuna kadar olan
arsalar 200 kuruşa, Celal Bayar Bulvarı’ndan Fransız Hastanesi’ne kadar olan
kesimdeki arsalar 400 kuruşa, bu üç bulvarın iç sokaklarına rastlayan yollar
üzerindeki arsalar ise 125 kuruşa satışa sunulmuştur8. Ayrıca, öğretmen ve
memurların da burada bir mahalle oluşturabilmeleri için Belediye gerekli
kolaylığı sağlamış ve arsa fiyatlarını düşürmüştür9. Yangın bölgesinin
Kahramanlar kesiminde ise daha farklı bir yol izlenmiştir. Buna göre, yeni
kurulan Amele Mahallesi’ndeki yüzlerce arsa, Gazi ve İsmet Paşa Bulvarları
açılırken çevresindeki molozların temizlenmesi ve Kültürpark kurulurken mevcut
enkazın kaldırılması aşamasında işçilerin yaptıkları işlere karşılık olarak
takas edilmiş veya metresi 25 kuruş gibi çok cüzi bir fiyatla
taksitlendirilerek satılmıştır10.
Ancak burada şunu kesin olarak ifade etmek gerekir ki,
alandaki konut yapım sürecinin hız kazanmasında en az altyapıya dönük sözü
geçen çalışmalar kadar Kültürpark projesinin hayata geçirilmesi de etkili
olmuştur. Yangın alanının yaklaşık olarak ortasına denk gelen Kültürpark’ın
açılmasıyla birlikte, burası hırsızların ve yankesicilerin mekanı olmaktan
çıkmış ve daha güvenli bir bölgeye dönüştürülmüştür. Bu gayretlerin sonucunda,
yangın bölgesinin Alsancak kesiminde yoğun olarak tercih edilen konut alanları
Şükrü Kaya, Vasıf Çınar, Voroşilof (Plevne) Bulvarları ile Dr. Mustafa Enver
Caddesi gibi Fuara bağlanan yollar üzerindeki parseller olmuştur.
Bunlar arasında Dr. Mustafa Enver Caddesi diğerlerine oranla
biraz daha ayrıcalıklı bir konumda bulunmaktadır. Yol, 1900’lerin başında
İzmir’in ilk Türk doktoru olan
Dr. Mustafa Enver’in adını taşımaktadır.
Bu isim, kendisinin kente olan katkılarından dolayı bir
kadirşinaslık gösterisi olarak Dr. Behçet Uz’un belediye başkanı olduğu dönemde
verilmiştir11. Caddenin Alsancak kesimindeki başlangıç noktasında Dr. Mustafa
Enver’in bir de heykeli bulunmaktadır. Cadde konum olarak Talat Paşa Bulvarı
ile İkinci Kordon’un kesiştiği noktadan başlayıp Fuar’ın 26 Ağustos Kapısı’na
kadar devam etmektedir.
Bu bağlamda, Alsancak’ın merkezinde yer alan ve konut
işlevli yapıların sıralandığı en uzun caddedir. Dolayısıyla, en fazla ara sokak
da yine bu caddeye açılmaktadır. Alsancak ile Kahramanlar arasında kesintisiz
devam eden tek ana caddedir ve bu iki kesim arasındaki organik bağ da yine bu
cadde üzerinden kurulabilmektedir. Ayrıca, bağlantılı olduğu Talat Paşa, Şükrü
Kaya ve Plevne Bulvarı gibi işlek ana bulvarlara oranla çok daha az
yoğunlukludur. Kordon’dan Kültürpark’a doğru açılan yollar arasında, altyapı
işlemleri en erken tamamlanan sözkonusu caddenin her iki yönünde, oldukça geniş
ve ağaçlarla donatılmış gölgelikli yürüme bantları bulunmaktadır.
İmar planında bahçeli konutlara ayrılan cadde üzerinde
oluşan yapı adaları ve parsel düzenleri olabildiğince rasyonel bir biçimde ele
alınmıştır. Buna göre, parsellerin ortalama genişlikleri 15-20 metre,
derinlikleri ise 20-25 metredir12. Danger-Prost Planı’nda ve belediyenin plana
ilişkin uygulama hükümlerinde yol genişliklerine göre kat yüksekliklerinin
nasıl değişeceğine yönelik bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, yangın alanlarına
yönelik uygulamalar geniş bulvarlar üzerindeki konutların 3-4 katlı apartmanlar,
biraz daha dar cadde ve ara sokaklar üzerindeki konutların ise 2-3 katlı tek
evler şeklinde olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, Mustafa Enver
Caddesi’ndeki ayrık nizam parsel düzenine sahip birimler üzerine, bahçeli, az
yoğunluklu, tek ev tipolojisinde konutlar tasarlanmıştır.
Belirtilen özelliklerinden dolayı gözde bir konut bölgesi
olarak gelişen Dr. Mustafa Enver Caddesi üzerindeki arsalar, hedeflendiği gibi
kısa sürede değer kazanmıştır. Nitekim, 1936-1939 yılları arasında Belediye’nin
hazırlattığı kadastral haritadan, cadde üzerindeki parsellerin büyük ölçüde
dolduğu görülmektedir. Dönemin imar ve inşaat faaliyetlerine kitabında yer
veren gazeteci Ulvi Olgaç da, “(...) bu cadde iki tarafına hemen hiç boş yeri
kalmadan yapılmış çok mutana ikişer katlı bahçeli apartımanlar ile ziyaret
edilecek bir mahalle olmuş... caddenin iki tarafındaki evler ve apartımanlar
nihayet iki buçuk katı geçmiyor. Önleri çok kısa duvarlı çiçekli bahçelerle
süslenmiş. Yoldan geçerken adeta çarşıda vitrin seyreder gibi insan bu
villaların bahçelerile meşgul oluyor” diyerek Dr. Mustafa Enver Caddesi’nden
övgüyle söz etmekte ve caddenin Cumhuriyet’in önemli bir abidesi olarak
geliştiğini belirtmektedir13.
Bu bakımdan, Dr. Mustafa Enver Caddesi üzerinde yoğun bir
biçimde uygulanan yeni konut örneklerinin incelenmesi, İzmir’in Erken
Cumhuriyet döneminde yaşadığı değişim ve dönüşümleri konut bağlamında
özetleyeceği düşünüldüğü için önem taşımaktadır.
Dr. Mustafa Enver Caddesi’nde konutlar
Dr. Mustafa Enver Caddesi, Danger-Prost Planı’na göre
“bahçeli konut bölgesi” olarak tanımlanan Alsancak kesiminde, geleneksel toplum
yapısından modern toplum modeline geçişi benimseyen Cumhuriyet seçkinleri ve
burjuva sınıfının öncelikli olarak tercih ettiği bir yaşam çevresi olarak gelişmiştir.
Burada inşa edilen konutlar ise, tasarım ilkeleri açısından 1930’larda konuşma
diline giren ve mimarlıkta o tarihlerde ilerici mimarların söylemi haline gelen
modern mimarlığın, düz çatılar, geniş teraslar, çıkmalar, dairesel veya
çıkıntılı yalın kübik hacimler, kesintisiz denizlikler, balkon ve bezemelerden
arınmışlık gibi estetik kurallar içeren “kübik evler”den14 oluşmaktadır.
Belediye meclis üyesi Dr. Memduh Say, sözkonusu “kübik evler”i
“(...) hayat tarzının bir az genişlemesi tek cepheli ev
modelinden vaz geçilmesi fikrini tevlit etmiş ve kendi tabiat ve yaşayışlarına
göre ev yaptırma isteği baş göstermiştir. Fakat bunun için takarrür etmiş bir
hayat ve itiyad tarzı ileri süremediklerinden mimarlarımız müfit olamamışlar ve
ekseriya Avrupada neşr olunan bir takım mecmualardan iktibas usulü başlamış, bu
suretle harici manzaraları mevkiin rengine uymayan şekilleri de ‘kübik’ namı
altında girift evler yapılmaya başlamışdır, bunlar evden maksut olan ve
içerisinde şahsın bütün dahili ihtiyacatını ve esbabı istirahatini temin edecek
halden uzakdırlar” sözleriyle şiddetle eleştirmektedir15.

1936-1939 yılları arasında Belediye’nin hazırladığı
kadastral plana göre Dr. Mustafa Enver Caddesi ve çevresi (Kaynak: İzmir Tapu
ve Kadastro Müdürlüğü).

1936 yılında yapılmış bu evin zemin katında iki oda ve
mutfak bulunmaktadır. Mekanlar arası bağlantıyı sağlayan mekan ise “sofa”
olarak tanımlanmıştır
(1305 ada/8 parsel).

Tek aile için tasarlanan konutun birinci katında yatak
odaları ve banyo yer almaktadır
(1305 ada/8 parsel).

Mekansal çeşitlilik bulunan bu yapıda servise ait mekan
grupları, arkada ayrı bir kol olarak düzenlenmiştir
(1123 ada/1 parsel).
Eleştirilere rağmen mimari nitelik açısından oldukça
başarılı olan Alsancak konutları, aslında kentin o dönemde isim yapmış mimar ve
mühendisleri tarafından tasarlanmıştır. Emin Necip Uzman’ın dönemin önemli bir
mimarlık yayını olan Arkitekt dergisinde 1936’da yayınlanan “Karşıyaka’da Bir
Villa”; Necmettin Emre’nin 1937’de yayınlanan “Karantina’da Bir Villa”; Kemal
Tetik’in 1937’de yayınlanan “Kira Evi” ve yine Necmettin Emre’nin 1938’de
yayınlanan “İzmir’de Bir Ev” projeleri bunlardan bazılarıdır. Fakat maalesef,
İzmir’de yapılan Erken Cumhuriyet dönemine ait konut örnekleri bu tür popüler
mimarlık dergilerinde Ankara ve İstanbul’daki uygulamalar kadar yer
bulamamıştır16. Oysa zengin ticaret erbabı ile doktor, avukat gibi meslek
sahibi varlıklı kişilerin tercih ettiği Alsancak bölgesinde azımsanmayacak
ölçüde konut inşa edilmiştir17. Dr. Mustafa Enver Caddesi ve buna bağlanan
yollar üzerinde yoğun olarak görülen Modernist konutların tapu kayıtları
incelendiğinde, bunların 1935-1939 yılları arasında yapıldıkları
anlaşılmaktadır.
Cadde ve çevresinde en çok karşılaşılan, “tek ev tipi”
konutlardır. Bunlar, genellikle 2-3 katlı, bahçe içinde ve tek aile için
tasarlanmış yapılardır. Zemin katlarında yaşama ve yeme amaçlı 2-3 oda, mutfak
ve WC yer alır. Alan olarak daha büyük konutlarda ise mekan çeşitliliği daha
fazladır. Örneğin, Necmettin Emre’nin Lozan Meydanı’na yakın ve Kültürpark’a
bakan tasarımında, çalışma odası, çamaşır odası, kiler, depo gibi ayrıntılı
mekanlara yer verilmiştir. Modernist tasarım anlayışı esas alınarak
projelendirilen bu tip konutlarda dikkat çeken bir ayrıntı, merkezi hol özelliğindeki
mekanların “sofa” olarak tanımlanmasıdır. Burası geleneksel konuttaki tüm
mekansal birimlerin bağlandığı, yaşama ve yemek yeme gibi farklı işlevlerin de
yüklendiği çokamaçlı mekanlar olma özelliğini yitirmekle birlikte, ortak
dağılım alanı olma özelliğini henüz kaybetmemiştir ve alansal büyüklüğü
neredeyse bir oda kadardır. Tek ev tipi konutların üst katlarında ise yatak
odaları ve banyo yer almaktadır. Ayrıca yarım katı olan konutların ilave
bölümlerinde servis ve müştemilata ait bölümler bulunmaktadır. Birbiriyle
bağlantılı iki kattan oluşan bu konutlar, daha sonraki yıllarda dışardan bir
merdiven ilavesi ile birbirinden bağımsız iki ayrı kata dönüştürülmüştür.
Günümüzde sayısal açıdan örneklerine çok daha fazla
rastlanan “apartman tipi” konutlar ise önemli bir maddi birikime sahip
kişilerce yaptırılan ve mülkiyeti tek kişiye ait olan yapılardır. Bunlar aile
apartmanı veya böyle bir yatırım için yeterli ekonomik birikimi olmayan
kişilere kira konutu olarak kullanılmışlardır. Apartman konutları
2-3 odalı mütevazı yapılar olabildiği gibi, mekansal
çeşitliliği fazla olan 4-5 odalı yapılar da olabilmektedir18. Bu şekilde büyük
alana sahip konutlarda, çalışma, yemek ve çamaşır odası ile kiler ve depodan
oluşan geniş bir mekansal çeşitlilik bulunmaktadır19. Bu tip konutlarda,
“oturma odası” ve “salon” olarak tanımlanan iki ayrı mekandan oluşan yaşama
grubu mekanları arasında içeriden organik bir bağ kurulmuş ve mutlaka yol
cephesinde konumlandırılmaları öngörülmüştür.

Daha önce konutun merdiveni içerideyken, tadilattan sonra
merdiven dışarı alınmış ve bağımsız iki ayrı kata dönüştürülmüştür.

Yaşama bölümü yol cephesinde yer alan mütevazı ölçekli
bir apartman dairesi planı (1174 ada/7 parsel; Bay Sait Apartmanı).

Yaşama bölümü yol cephesinde yer alan mütevazı ölçekli
bir apartman dairesi planı (1174 ada/7 parsel; Bay Sait Apartmanı)
Dr. Mustafa Enver Caddesi ve çevresinde tasarlanan konutlar,
dönemin modern mimarlık söylemi haline gelen “kübik”20 terimi ile ifade
edilmektedir. Gerek 1930’larda caddeyi görüntüleyen genel sokak dokusuna ait
resimlerden, gerekse belediye arşivinden elde edilen mimari projelerden
anlaşıldığı üzere, bu konutlar temel geometrik biçimli kübik formların bir
araya getirilmesinden oluşan, düz çatılı ya da parapet içine gizlenmiş ve
çatısız izlenimi veren Modernist konutlardır. Yine Erken Cumhuriyet döneminin
belirgin özelliklerinden olan kesintisiz yatay denizlik çizgileri ve köşe
pencereleri, daire planlı köşe dönüşleri, dikkat çeken cephe unsurlarıdır.
Pencerelerde sac ya da ahşap kepenk kullanımı oldukça yaygındır21. Yalın dış
cephede oluşturulan boşluklarda teras ve balkon çözümleri göze çarpmaktadır.
Teras ve balkonlardaki korkuluk elemanları yatay doğrultuda kullanılan
borulardan oluşmaktadır. Bahçe duvarlarında da aynı yatay etkiyi vurgulamak
amacıyla, alçak duvarlar üzerine yatay metal borular kullanılmıştır. Konut
cepheleri gri edelputz sıvayla kaplanmış, denizlik ve pencereler ise kontrast
oluşturacak şekilde beyaza boyanmıştır.
Genellikle üç kattan oluşan apartman konutlarında, geniş
saçaklı kiremit çatı çözümleri, yatay bant pencereler, teras ve balkonlarda
kare ve daire kesitli köşe kolon kullanımı, döşemenin dış cepheye yatay bir
bant şeklinde yansıtılması, pencerelerde kepenk kullanımı, bir cephede cumbamsı
çıkma uygulaması, genellikle yaşama mekanının olduğu bölümde dairesel dönen
mekan çözümü, tipik cephe özelliklerindendir. Daha sonra kat ilavesi yapılan
konutlarda ilave katın merdiveni genellikle dış cephede çözülmüştür. Konutların
yapım sistemi büyük oranda yığmadır.
Sonuç
Kurtuluş Savaşı’nın ardından yanarak harabeye dönen İzmir’in
çöken ekonomisi ve parçalanan kozmopolit yapısı üzerinde, modern ve tümüyle
Türk unsurlardan oluşan bir kent kurma çabası başlatılmıştır. Özellikle Behçet
Uz’un belediye başkanlığı döneminde İzmir tüm Türkiye’ye örnek olacak bir
yapılanma içine girmiştir. Çok güç ekonomik koşullara rağmen yangın bölgesinde
yürütülen çalışmalar sonucu enkazın kaldırılarak yerinde yeni ve modern
mahallelerin kurulması, geniş bulvarların açılması, park ve yeşil alanların
oluşturulması, Kültürpark’ın inşası, bataklıkların kurutularak ağaçlandırılması
kent adına elde edilen en önemli kazanımlardır.
Bu bağlamda İzmir’in yangın bölgesi, Erken Cumhuriyet
döneminde yürütülen hummalı faaliyetler için bir eylem alanı olmuştur. Ülkede
yabancı bir uzmana hazırlatılan ilk Modernist kent planının uygulamaya
konmasıyla birlikte, alanda hızlı bir konut yapım süreci başlamıştır. Açılan
bulvarlar üzerinde inşa edilen konutlar Erken Cumhuriyet dönemi mimarlığının en
güzel örneklerini oluşturmaktadır. Yangın bölgesinin Alsancak kesiminde bulunan
en uzun, dolayısıyla da en fazla ara sokakla beslenen caddesi olan Dr. Mustafa
Enver Caddesi üzerinde yer alan konutlar ise, kuşkusuz bunlar arasında en
nitelikli olanlardır. Ancak ne var ki, gabarilerde ve inşaat alanlarında önemli
artışlara olanak sağlayan 1958 tarihli İmar Yönetmeliği ve arkasından çıkarılan
1965 tarihli Kat Mülkiyeti Kanunu, cadde üzerinde hızlı bir yıkım süreci
başlatmıştır. 1970’lerden itibaren bu yıkım önü alınamaz bir boyuta taşınmış ve
cadde üzerindeki erken modern konut örnekleri yerlerini gabarileri 22,5 metre
olan apartmanlara bırakmak zorunda kalmıştır. İşin daha da acı olan tarafı,
kendilerini bugün göremediğimiz bu konutların büyük bir bölümüne ait mimari
projelerin de arşivlerdeki özensizlik nedeniyle kaybedilmiş olmasıdır. Tüm bu
olumsuzluklara rağmen birçoğu fotoğraf karelerinde ve anılarda gizlenmiş, canlı
örnekleri ise bir elin parmakları kadar azalmış olan Dr. Mustafa Enver
Caddesi’ndeki konutlar, İzmir’de Erken Cumhuriyet dönemi mimarlığının en önemli
tanığı durumundadır. n Yrd.Doç.Dr. Sıdıka Çetin, SDÜ Mühendislik-Mimarlık
Fakültesi Mimarlık Bölümü.
* Yazıda kullanılan konutlara ait plan ve cephe çizimleri
Konak Belediyesi İmar Müdürlüğü arşivinden elde edilmiştir.
Notlar:
1 Barbaros, F., 19. Yüzyılda Çözüm Arayışları, Ege Mimarlık,
1999, sayı: 31, s.21-22.
2 Bilsel, C., “19. Yüzyılda Osmanlı Liman Kenti İzmir’de
Kültürler, Mekan Üretim Biçimleri ve Kent Mekanının Dönüşümü”, Osmanlının
Yediyüzüncü Yılı “Uluslar Üstü Bir Miras”, TMMOB, İstanbul, 1999, s. 213-220.
3 Temiz, A.D., “Tarihi Kent Merkezi Kemeraltı’nda
19. Yüzyıldan Bugüne Meydana Gelen Mekansal Dönüşümler”,
İzmir Kent Kültürü dergisi, 2001, sayı: 4, s. 81-91.
4 Aslanoğlu, İ., Erken Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı
(1923-1938), ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara, 2001.
5 İzmir Belediyesi, İzmir Şehri İmar Planı Raporu, İzmir,
1939, s. 39.
6 Bilsel, C., “İzmir’de Cumhuriyetin Modern Kentine Geçişte
Şehircilik Deneyimi ve Model Transferi Sorunu, Danger-Prost Planı ve Le
Corbusier’nin Nazım Plan Önerisi”, Domus, Şubat-Mart 2001, sayı: 9, s. 44.
7 Serçe, E., Tanzimattan Cumhuriyete İzmir’de Belediye
(1868-1945), Dokuz Eylül Üniversitesi Yayınları, İzmir, 1998, s. 276.
8Yeni Asır, 10 Kanun-ı Evvel 1934.
9 Anadolu, 18 Kanun-ı Evvel 1934.
10 Baran, T.A., Bir Kentin Yeniden Yapılanması İzmir:
1923-1938, Arma Yayınları 44, İstanbul, 2003, s. 72.
11 Olgaç, U., Güzel İzmir Ne İdi, Ne Oldu?, Meşher Basımevi,
İzmir, 1939.
12 Çetin, S.İ., İzmir’in Yangın Bölgesinde 1922-1965 Yılları
Arasında Yaşanan Mekansal Değişim ve Dönüşümlerin Konut Bağlamında
Değerlendirilmesi, yayınlanmamış doktora tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi Fen
Bilimleri Enstitüsü, İzmir, 2004.
13 Olgaç, U., a.g.e., s. 34.
14 Bozdoğan, S., “Modern Yaşamak: Erken Cumhuriyet
Kültüründe Kübik Ev”, Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Yıldız
Sey (ed.), Tepe Mimarlık Kültürü Merkezi, İstanbul, 1999, s. 316.
15 Say M., İjiyen Bakımından İzmir Şehri, Bilgi Matbaası,
İzmir, 1941, s. 107.
16 Tanyeli, Necmettin Emre’nin İstanbul mimari çevreleriyle
sıkı bir bağlantıyı hep sürdürmesinden dolayı çoğu yapısının Arkitekt
dergisinde yayınlandığını, bu ayrıcalığı ileriki yıllarda kullanan Rıza Aşkan
dışında hiçbir İzmirli mimarın bulunmadığını belirtir. Bkz.: Tanyeli U.,
“Çağdaş İzmir’in Mimarlık Serüveni”,
Üç İzmir, Enis Batur (der.), YKY, İstanbul, 1992, s. 333.
17 Günümüzde bir elin parmakları kadar azalmış olan dönem
konutlarına ait orijinal projelerin birçoğu, ülkemizde arşiv konusunda gereken
hassasiyetin yeterince gösterilmemesi sonucu belediye arşivinde kaybolmuştur.
Bu nedenle, Arkitekt dergisindeki örnekler dışında, Konak Belediyesi İmar
Müdürlüğü Arşivi’nde uzun süren taramalara rağmen sınırlı sayıda tek ev
projesine ulaşılabilmiştir.
18 Kaya, yaptığı bir araştırmada, İzmir’deki bir ve iki
odalı konutların İstanbul ve Ankara’dan fazla, dört ve beş odalı meskenlerin
ise Ankara’dan daha fazla, İstanbul’dan daha az olduğunu belirtmektedir. Bkz.:
Kaya, A.Ö., Cumhuriyet Devrinde Mesken Meselesi, Ankara, 1961.
19 Çetin, S.İ., a.g.e., s. 194.
20 Bozdoğan, “kübik ev”in bir üslupsal belirleyici olarak
hem kent apartmanları, hem daha küçük çok birimli kira evleri, hem de tek aile
evleri ya da bahçe içindeki villalar için ortak bir anlatım aracı olmasına
rağmen, kübik evin en ideal tanımının bağımsız tek aile evi ya da villası
olduğunu belirtir. Bkz.: Bozdoğan, S., “Modern Yaşamak: Erken Cumhuriyet
Kültüründe Kübik Ev”, Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme, Yıldız
Sey (ed.), Tepe Mimarlık Kültürü Merkezi, İstanbul, 1999, s. 321.
21 Eyüce, Ö., “Erken Modernizm’den Çoğulcu Modernizm’e
İzmir’de Konut”, Ege Mimarlık, 1999, sayı: 4, s. 32-37.

Oda sayısı daha fazla olan daha kompleks bir apartman
dairesi plan örneği (1165 ada/ 3 parsel).

Konutlarda cumbamsı çıkmalar ve daire dönen mekan
çözümleri tipik özelliklerdir (1177 ada/3 parsel).