Teknik
ve Mimarlık Üzerinden Sciarc’ta Proje Okumaları Esin ya da Teknik
Sciarc, Los Angeles’ta
konumlanan bir mimarlık okulu. Akredite olmamış bir kurum. Dolayısıyla, ABD
yüksek öğrenim sisteminin onaylanmış yönelim ve program yapılarına uymak
durumunda değil. Bir gözlemci, okulu ve çalışmalarını irdeliyor.

Hernan Diaz Alonso’nun P.S.1 MoMA tasarımı inşaat esnasında,
Haziran 2005.

Sciarc’taki Hernan Diaz Alonso stüdyosunda tez sunumları,
Ağustos 2006.


Sciarc’ta öğrenci projeleri, Ağustos 2006.
Seda Zirek n Tasarım eylemi mevcut eylemlerin içinde en çok
iktidar talep eden eylem olarak yorumlanabilir. Bunun başlıca nedeni eylemin
öznesi ile olan yakın ilişkidir. Bu ilişki birçok farklı şekilde kurulabilir.
Çoğunlukla sonuç ürün üzerinden öznesinin pahası biçilir. Örneğin bir mimar ne
kadar yaratıcı ise, o kadar iyi ve başarılı bir mimardır. Lakin yaratıcılık başlı
başına bir sorunsaldır. Kelimenin sözlük tanımı, birşeyi üretmeye yarayan
farazi yatkınlık olarak geçer. Halk dilinde kullanılan yaratıcılığın
neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde açıklanması mümkün değildir. Mimarlık üzerine
yapılan tartışmaların birçoğu da bu çerçevede temellenmiştir. Geleneksel görüşe
göre yaratıcılık, mimarda varolan ve yaratma eylemi için yeterli olan bir
özelliktir. Fakat yaratma eylemini böylesine kolaylaştırıp eleştiriye kapatan
bu özellik, ürünün eleştirilmemesini sağlayacak kadar da güçlü değildir. Bu
nokta ise, çelişkilerin ve içinden çıkılmaz tartışmaların başlangıcı olur.
Nereden geldiği sorgulanamayan bir özelliğin ürünleri nasıl sorgulanacaktır?
Bu makalenin asıl amacı yaratıcılık diye bir kavramın olmadığını
ispatlamak değil, bu kavramın mimarlık aktivitesi çerçevesinde yanlış yerde
arandığını açıklamaktır. Aslında yaratıcılık ile teknik arasında yakın bir ilişki
vardır. Daha açıklayıcı olmak adına, yaratıcılığın sorgulanamaz bir şekilde
mimari üretimin kaynağı olduğu bir düşünce yapısında, ürüne “yaratıcısı” ve eleştirenler
tarafından yöneltilen en basit sorulara birkaç örnek verelim: 1. Mimarlar
zihinlerinde sonuç ürünün bir imgesini baştan barındırmalı mıdır? 2. Mimari
tasarım sürecinde bilgisayar kullanımı ne kadar doğru birşeydir? 3. Formdan mı
yoksa plandan mı başlamak gerekir?
Yukarıdaki sorular incelendiğinde birçoğunun ahlak kaygısı
içerdiği rahatlıkla fark edilir. Tasarım eylemi tamamen yaratıcılığa bağlandığı
için eylemin içi açıklanamayan dogmalarla doldurulur. Soruların cevapları da bu
dogmalara bağlıdır. Bu bağlamda neden-sonuç ilişkileri kurmak imkansızlaşacaktır.
Tasarım eylemindeki yaratıcılık özelliğini farklı bir
noktada konumlandırıp tasarım sürecine bir bilim olarak bakıldığında ise
sorular ve dolayısıyla cevaplar daha açık olmaya başlar. Böyle bir bakış açısına
sahip tasarımcılardan Hernan Diaz Alonso (P.S.1 MoMA yarışması 2005 yılı birincisi
ve SFMOMA yaz enstalasyonunun sahibi) mimarlığı bir deney süreci olarak açıklar1.
Bu sürece başlamadan önce aynen bir bilim adamı gibi tasarımcının da aklında
hipotezler vardır. Bu hipotezler süreci ve teknikleri belirler. Deneyler sonrasında
hipotezler değişebilir. Bazen başta hiç tahmin edilemeyecek sonuçlara ulaşılabilir.
Bu durumda tasarımcının yani “bilim adamının” en büyük başarısı eylemin başında
öngördüğü teknik seçimlerdir. Başarılı bir bilimadamı hangi tekniğin daha
ilginç sonuçlar doğuracağını ve hedefe götüreceğini öngörebilir. Yaratıcılık, işte
tam bu noktada aranmalıdır. Diaz Alonso’nun pozisyonundan bakıldığında, onun
laboratuarı bir üçboyutlu tasarım platformu olan Maya’dır2. Son zamanlarda
“küçük davranışlar” (micro behaviors) olarak adlandırdığı mimari unsurlarla
ilgili araştırmalar yapmakta ve bu araştırmaları yaparken, Maya programı tekniğinde
önemli bir yer tutmaktadır.
Piyasadaki mimari tasarım programlarında genelde üç çeşit
geometri tipi görmek mümkündür. Bunlar; poligonlar, nurb’ler ve
subdivision’lardır. Bu geometri tiplerinin farklı özellikleri olmakla birlikte,
bilinçli kullanıcılar amaçlarına göre bir geometri tipi seçerler. Bu noktada
Diaz Alonso örneğinden devam edersek, onun araştırmalarında subdivision
geometrileri kullanmak hayatidir3. O, bu geometri tipinin getirdiği olanaklarla
dijital operasyonlarına devam eder. Bu tip araştırmalar yapan birçok tasarımcı
yılların getirdiği tecrübeyle kendi tekniğini belirlemiş olup çalışmalarını
sürdürmektedir. Başka bir örnek üzerinden konuşmak gerekirse, Fransız mimar
Bernard Cache kendi tasarım programını geliştirmeyi tercih etmiş ve bir bakıma
kendi laboratuarını kendisi kurmuştur. Bu laboratuardaki bütün girdileri ve çıktıları
o belirlemiştir. Bu durumda mevcut bilgi önemlidir. Bilim metaforuna dönersek,
özel bir bitki üzerine araştırma yapan bir bilimadamının o bitkiye dair mevcut
verileri bilmesi gerekir. Bernard Cache mevcut keşfedilmiş geometri tiplerini
ve bunlarla çalışan programları bilmektedir. Bu sayede kendi geliştirdiği platformda
onları nasıl manipüle edeceğini de bulmuştur. Sonuçlar ise, hipotezlerine göre
Bernard Cache’ı bambaşka bir mimari buluşa götürecektir4.
Hernan Diaz Alonso ve aynı tasarım stratejisini savunan
birçok tasarımcı için tasarım süreci bir maceradır. Bu macera, genelde başlangıçtaki
hipotezlerden bambaşka durumların teze dönüştüğü bir süreçtir. İşte bu
yüzdendir ki, kullanılan araçlar yani teknikler oldukça önemlidir. Yazının başında
tasarım eylemine yönelttiğimiz soruları bu “bilimadamı” tasarımcılara yönelttiğimizde
cevaplar daha açıklayıcı ve dogmalardan uzak olacaktır. Yaratıcılık artık
teknik seçimlerinde aranmalıdır.



Sciarc’ta öğrenci projeleri, Ağustos 2006.
Soru 1: Mimarlar zihinlerinde sonuç ürünün bir imgesini
baştan barındırmalı mıdır?
Tasarım eylemine başlarken mimarın zihninde hipotezler vardır.
Bunlar sonuç üründen çok tekniklerle ilgili bir ilişkiler bütünüdür. Örneğin A
girdisinin B sonucunu doğurması mümkündür gibi bir eşitlik hipotez olarak kabul
edilebilir. Mimari bir örnek vermek gerekirse, bir üçboyutlu tasarım programında
“yükselt” (extrude) komutunun bütün bir küreye uygulanmış biçimi belli bir doku
oluşturacaktır. Bu, deneye başlamaya yetecek bir hipotezdir.
Geleneksel görüşte, bu ilk sorunun cevabı, yaratıcı olan mimar
herşeye dair bir öngörüye sahiptir ya da yaratıcılık, bir anda zihinde ürünün
belirmesini sağlayan bir durumdur şeklinde olabilir. Bu bakış açılarından
hiçbiri bilimsel bir tutum değildir. Bu bağlamda sonuç ürünün eleştirilmesi de
manasız olacaktır. Bilimsel görüşte ise her nesne başka bir nesne ile, her varlık
bir ya da birçok varlık ile ilişki içindedir. Bir laboratuar ortamı bu ilişkileri
kolay okunur hale getirerek manipüle etmeye yarar. Fakat eski yaratıcı mimar
argümanında ne ilişkileri tamamen okumak ne de bilimsel bir yorum yapmak
mümkündür.
Soru 2: Mimari tasarım sürecinde bilgisayar kullanımı ne
kadar doğru birşeydir?
Konu bilgisayar kullanmak ya da kullanmamaktan öte teknik
seçmektir.
Bu teknikler ve onların bilimsel yöntemlerle okunması asıl
amaç olduğundan, kullanılan kurşunkalem olsa bile, ona bir teknik yüklendiğinde
bambaşka sonuçlar doğuracaktır. Örneğin Rotterdam merkezli bir mimarlık ofisi
olan Nox’un kurucusu Lars Spuybroek’in teknikleri arasında mevcut malzemeler
üzerine yaptığı araştırmalar da vardır. Bu noktada kendisi çok uzun süre
plastik tüp ve vernik bileşiminden oluşan modeller yapmıştır5. Bu teknik yeni
bir teknik olmayıp Frei Otto tarafından keşfedilmiştir. Frei Otto ve
Buckminster Fuller gibi zamanın mühendis-mimarları şu anda kullandığımız birçok
tekniğin öncüsü olmuşlardır6. Böyle tekniklere çok daha iyi bilinen bir örnek
ise Antoni Gaudí’dir. Gaudí, ünlü Sagrada Familia projesinde iplerle yaptığı
bir strüktürü aynadan okuyarak yerçekiminin form verdiği bir güç dengesini tersine
çevirmiştir. Kilisenin formu ve taşıyıcı sistemi buna göre tasarlanmıştır. Bu
yaklaşım, yukarıda bahsedilen subdivision yüzeyler üzerine geliştirilmiş
teknikler gibi başka bir tekniktir.
Soru 3: Formdan mı yoksa plandan mı başlamak gerekir?
Üçüncü sorunun cevabı da ikinci soruda olduğu gibi teknik
seçimiyle ilgilidir. Teknikler hipoteze bağlı olarak seçilir. Bu seçimler bir
kez yapıldıktan sonra laboratuar olarak isimlendirebileceğimiz bir ortamda sınanacaktır.
Bu noktada Bernard Cache’ın yaklaşımına dönersek, kendisinin “Hareketli Dünya”
(Earth Moves) isimli kitabında Michael Speaks önsöz olarak şöyle der: “Görüntü
denilen şey şu yaşadığımız dünyada devingen bir noktadadır. Dışarısı ve içerisi
arasında belirgin bir çizgi yoktur. Ama onun yerine kompleks ilişkiler ile dış
güçler içerinin çeşitliliğini, iç güçler dışarının çeşitliliğini arttırır”7. Bu
bağlamda program başka bir ilişkiler bütünüdür ve önemli olan hangi teknikle bu
ilişkilerin nasıl okunacağıdır.
Sciarc’ta yılsonu tez sunumları
Southern California Institute of Architecture (Sciarc), Tom
Mayne’in kurucusu olduğu, Amerika’nın ünlü mimarlık okullarından biridir.
Sciarc, merkezi eğitim sisteminden bağımsız bir etkinlik sürdürdüğü için
mezunlarına resmi bir mimarlık diploması vermez ve bu bağlamda enstitü
statüsündedir. Bu bağımsız duruşu kendi eğitim politikasını geliştirmesini sağlamıştır.
Sciarc’ta mimarlık öğrencilerinin yılsonu projesi olarak bir tez sunmaları
gerekir. Okulun yılsonu jürisini mimari tez sunumu olarak isimlendirmesi bir tesadüf
değildir. Yukarıda açıkladığımız tür “bilimsel” mimari etkinlik yapan ve öğreten
Sciarc’ın akademisyenleri, öğrencilerin de kendileri gibi mimarlığa bir
“bilimadamı” olarak yaklaşıp ona göre pratik yapmalarını talep etmektedir. Tez
konuları ve koordinatörleri öğrenciler tarafından onların ilgi alanlarına göre
seçilir. Bu ilgi alanları doğrultusunda yapılan hipotezlerle birlikte mimari
etkinlik başlar. Yılsonunda öğrenciden talep edilen, oluşturulan hipotezi teze
dönüştürmesi ve buna örnek olabilecek bir mimari eser yaratmasıdır. Bir tez
genel anlamda birçok mimari duruma uygulanabilir. Aynen bilimsel bir yasa gibi
tez de genel bir kuraldır ve bu kuralı baz alan birçok mimari ürün verilebilir.
Bu konuda başarılı olan mimarların birçoğu, zaman içinde ortaya koydukları
tezleri istedikleri projelerde bir araya getirip mimari ürünü onların birleşimi
olarak kurgulamaktadır.
Bu konudaki en iyi örneklerden biri Lars Spuybroek’in Soft
Office projesidir.
O bu projede, Frei Otto’nun yüzey/çubuk tekniğini esas almıştır.
Bu teknik, bir yüzey yaratılırken boşluktan yüzeye ya da yüzeyden boşluğa doğru
oluşan geçişlere yoğunlaşır. Lars, Soft Office projesinde bu tekniği kendisinin
yarattığı başka bir teknik olan uyumlu plan tekniği ile birleştirir8.
Bu bağlamda Sciarc’taki tez jürisi; Eric Moss (Sciarc’ın şu
anki dekanı), Thom Mayne (Sciarc’ın ve Morphosis mimarlık ofisinin kurucusu),
Hernan Diaz Alonso, Bill McDonald (Kol-Mac), Ferda Kolatan, Ed Keller gibi
teknik bazlı mimarlık yapan isimlerden oluşur. 2006 yılı mezunlarının tez
sunumlarına bir göz atmak gerekirse, öğrencilere gelen en büyük eleştiri okulun
politikasını özümsemedikleri yönünde olmuştur. Okulun genelinde bunun halen
daha en büyük problemlerden biri olduğu söylenebilir. Öğrenci projelerinden,
dönem sonuna mutlaka bir bina tasarımı yetiştirme telaşı ve bu bağlamda eksik
kalan tez araştırmaları açıkça okunmaktadır. Bunun nedenleri arasında zaman sıkıntısı
birinci faktör olarak sayılabilir. “Bilimsel mimari” metodolojisi uzun süreli
araştırmaları gerektirir. Bir dönemlik okul çalışması birçok öğrenci projesi
için yeterli olmamıştır. Bütün sıkıntılara rağmen sonuç ürünler kaydadeğer ve öğrencilerin
gelecekteki mimari yaklaşımlarına ışık tutmaya yeterlidir. n Y.Mimar Seda
Zirek, YTÜ ve Columbia Üniversitesi.
Notlar:
1 www.sfmoma.org, www.ps1.org
2 Maya aslında Alias şirketinin yarattığı bir bilgisayar
programı olmasına rağmen yakın zamanda Autodesk Alias’la birleşmiştir. Bu durum
Maya’nın özgün versiyonunda birçok değişiklik yapılmasına yol açmıştır.
Bu program çoğunlukla animasyon sanatçıları tarafından
kullanılır.
3 Subdivision geometri tipi esasen nurb ve poligon geometri
tipinin kombinasyonudur ve geliştirilmesinde Pixar Film Stüdyoları’nın yoğun
katkısı olmuştur. Geometri çeşitleri hakkında daha genel bilgiye ulaşmak için
bkz.: www.seedwiki.com/wiki/mel_scripting/
general_information_about_geometries?wpid=700515
4 TopSolid, Bernard Cache’ın kullandığı ve geliştirdiği
programın ismidir. Geliştirme süreci, TopSolid firması ile Bernard Cache arasında
yıllar süren görüşmeler sonucunda olmuştur. Firma ve Bernard Cache ile ilgili
daha ayrıntılı bilgi için bkz.:
ww1.topsolid.com/us/news/news_press_detail.asp?id=141
5 Spuybroek, Lars, Machining Architecture, Thames and
Hudson, New York.
6 Otto, Frei, Structure: a proposal for the classification
and description of structures, Universität Stuttgart, Institut für leichte
Flächentragwerke, Stuttgart, 1992.
7 Cache, Bernard, Earth Moves: The Furnishing of
Territories, MIT Press, Cambridge, Mass., 1995.
8 Spuybroek, Lars, Machining Architecture, Thames and
Hudson, New York.

Sciarc’ta öğrenci stüdyosu, “Hayaletlerin Evi” (Home of
Phantoms), Ağustos 2006.

Sciarc’ta öğrenci stüdyosu, Ağustos 2006.

Sciarc okul binası, Ağustos 2006.