Berlin İçin Yedi
Kent Evi Mimar: Johanne Nalbach

Berlin kent merkezinde Gendarmenmarkt ile
Friedrichswerder arasında 47 yeni bitişik düzen ev için alan ayrılmıştı.
Yeniden canlandırılan bu alanda mimar Johanne Nalbach yedi konut planladı.
Evler, kentle kurdukları ilişki ve ona eklemlenme biçimleriyle karakterize
olmakta. Özellikle cephelerinde kullanılan malzemeler kullanıcıların kişisel
tercihlerini olduğu kadar, bölgenin savaşta silinmiş geleneksel dokusunu da
yansıtıyor. Görsel malzeme: © AedesBerlin

Berlin’in eski kent merkezinde konumlanan “Friedrichswerder”
mahallesi iki Almanya’nın birleşmesinden sonra Dışişleri Bakanlığı’nı içeren
çekici bir semt oldu. Schinkel’in ünlü tiyatro binasını barındıran
Gendarmenmarkt’a komşu oluşu da burayı önemli bir odak haline getiriyor. Bu
yeni odağın geniş boş alanlarının artık varlığını sürdürmeyen eski tarihsel
dokuya referans veren bir yapılaşmaya sahip kılınması öngörülmüştü. 47 adet
Berlin kent evini içeren alan bu kapsamda planlandı.
Bu tür kent evlerini karakterize eden şey, dar uzun bir
parsel üzerinde konumlanmaları. Her evin küçük bir bahçesi de var. Buranın ve
sözkonusu yapı tipinin özelliklerini dikkate alan kent planlama otoritesi,
buraya özel olmak koşuluyla yapılaşma kurallarını belirli oranda esnetti. Dolayısıyla,
ev sahiplerinin isteklerini oldukça serbest karşılayan bir tasarımlar yapmak
mümkün oldu. Evlerden yedi tanesini Berlinli mimar Johanne Nalbach tasarladı.
Bunlar henüz inşaat aşamasında bulunuyorlar ve 2007 içinde tamamlanacaklar.
Evlerin temel özelliği, kentsel bağlamla sağlam biçimde ilişki
içinde olmaları. Bu nedenle, kentsel çevrenin malzeme ve renk karakterine uyum
amaçlandı. Bu açıdan özellikle Oberwallstraße üzerindeki iki ev kentsel mekanla
diyalog kurmak üzere tasarlandı. Dışişleri Bakanlığı’na yakın olan ve parka
bakan beş ev 1930’ların bu erken Nazi dönemi yapısıyla tezat oluşturmakta.
Tüm evler sahiplerinin farklı taleplerini karşılayacak şekilde
planlandılar. Geniş cephe pencerelerine, bahçe ve çatı teraslarına sahipler. Evin
merkezini geniş bir şömine tanımlıyor. Evler çalışma ve yaşama işlevlerini
bütünleştirecek nitelikte tasarlandılar.
Torsten Kunert Evi Oberwallstraße no. 10

Bu dar uzun planlı, beş katlı kent evinde konut ve ticari işlevlerin
ayrımı bina cephesine doğrudan yansıtılmıştır. Binanın konut kullanımına tahsis
edilen üst katları geniş cam satıhları, beyaz dökme taş cephe kaplamaları, cam
balkon korkulukları ve dokuma güneş kırıcılarıyla karakterize olmaktadır. Yapıya
heykelsi formunu veren, iç mekanların günışığından daha fazla yararlanmasını sağlayan
açılı duvar yüzeyleridir. Üst katta bir çatı terası yer almaktadır.


Tilla Lindig Straub Evi Oberwallstraße no. 13

Tuğla kaplı cephesiyle kentin eski konut geleneğini canlandıran
bu yapı aynı ailenin sahibi olduğu, Caroline von Humboldt Weg no. 6’da
konumlanan ve siyah tuğla dokusuyla öne çıkan yapının bir benzeridir. Cephenin
minimalist düzeni cam balkon korkuluklarıyla tamamlanmıştır. Zemin katta evin
bağımsız bölümlerine ulaşım sağlayan iki ayrı giriş tanımlanmıştır. İç mekanlar
beyaz rengin hakimiyetindedir.


Aileen ve Jennifer Kunert Evi Caroline von Humboldt Weg no.
28

İç mekan organizasyonunun cephe kompozisyonuna doğrudan
yansıtıldığı bir tasarımdır. İçe ve dışa dönüklük gerek plan (orta avlusu ve
ilk katında yer alan Japon bahçesiyle) gerekse cephe düzleminde eşit oranda
görülür. Cephenin bazalt kaplı sağır kısmı ardındaki asansörü gizlerken, bronz
doğramalı geniş açıklıklar iki kat boyunca devam edecek şekilde tasarlanmıştır.
Zemin katta girişin hemen ardında ilk konut biriminin mutfak ve yaşama alanı,
üst kattaysa banyo ve yatak odalarıyla bahçe yer almaktadır. Giriş holünden bir
ikinci merdivenle ulaşılan ve yatak odası, çalışma odası ve banyodan oluşan
diğer konut birimiyse caddeye cephe verecek şekilde tasarlanmıştır.

Dr. Mauz, Nalbach Evi Caroline von Humboldt Weg no. 30

Bu beş katlı yapı biri büyük biri küçük iki konut birimine
ev sahipliği yapmaktadır. Bina cephesinin soluk perdahlı kumtaşı kaplamaları
bronz pencere-kapı doğramalarıyla tamamlanmıştır. Zemin katta kumtaşı kaplı
basamaklarla ulaşılan girişin hemen ardında giriş holü ve devamında evin
şömineli, dar uzun yaşama alanı, terası ve bahçesi yer almaktadır. Binanın
ikinci katında çalışma odası ve
13 metre derinliğinde bir çatı terası, üçüncü katındaysa
çocuk odaları ve banyo bulunmaktadır. Bahçeye bakan dördüncü kat banyo ve
giyinme mekanlarıyla ebeveyn odasına tahsis edilmiştir.


Gädeke Evi Caroline von Humboldt Weg no. 32

Yapının klinker tuğla kaplı cephesi, geniş pencere
açıklıklarıyla duvar yüzeyleri arasındaki ilişki çeperin hemen ardında uzanan
mekanlar hakkında yeterli ipucu sunmaktadır. Çağdaş tasarımına karşılık kırmızı
tuğla kaplı cephesiyle bina kentin eski konut geleneğine referans verir. Zemin
katın geniş açıklıklı girişinden yaşama mekanına, bahçe terasına ve bahçeye
ulaşılır. Asansör ve merdiven binanın tam ortasında konumlandırılmıştır.



Alexander Straub Evi
Caroline von
Humboldt Weg no. 6

Mies van der Rohe’nin mimarlığın iki tuğlanın bir düzen
oluşturacak şekilde bir araya gelmesiyle başladığına ilişkin saptaması, siyah
renkli tuğlaları cephede çeşitli yüzey dokuları oluşturacak şekilde bir araya
getirilen bu kent evinde ifadesini bulmuş gibidir. Tuğla çeperin hemen ardında çelik-cam
konstrüksiyonuyla ilkinden tamamen farklı bir ikinci çeper daha yer almaktadır.
Yapının ticari işlevlere ayrılan zemin katı pelesenk ağacı kaplamalı, geniş
açıklıklı cephesiyle farklılaşır.


Dr. Windelen Evi Caroline von Humboldt Weg no. 4

Zemin katı ticari işlevlere ayrılan yapı çocuklu bir aile
için tasarlanmıştır. Cephenin kat yüksekliğindeki pencere açıklıkları ve
storlarla elde edilen düşey vurgusu kat silmeleriyle dengelenmiştir. Kanada
menşei beyaz meşe ağacından pencere ve kapı doğramaları, pürüzsüz yüzeyli
kumtaşı cephe panelleri ve koyu yeşil pencere storlarıyla karakterize olan
cephe storların açılıp kapanmasıyla farklı görünümlere kavuşur.

