Simpsonlar,
Frank Gehry ve Mimarlık
Açalya Allmer, bugüne kadar iki yüzden fazla yıldız konuk
eden sevilen çizgi dizi Simpsonlar’ın ilk mimar konuk olarak neden Frank O.
Gehry’yi tercih ettiği sorusunun yanıtını arıyor.

Simpsonlar dizisinin karakterleri.
Açalya Allmer Siz olsanız ne yapardınız? 1/20.000
ölçekli yol haritasında dahi gözükmeyen kentinizin bir anda; insanların akın
akın geleceği, sadece Türkiye’nin değil dünyanın da merkezi olan bir kent
haline dönüşmesini sağlayacak bir yol varsa bunu uygulamaz mısınız? Bunun
farkında olan Simpsonlar dizisinin anne karakteri Marge Simpson, dizinin 16.
sezonunun 14. bölümünde mimar Frank O. Gehry’ye bir mektup yazar ve kendisinden
Springfield’de bir konser salonu tasarlamasını ister1.
En başından almak gerekirse: Simpsonlar ailesi, komşu şehir
Shelbyville’e bir müzikal seyretmeye gittiklerinde Springfield’lilerle dalga
geçildiğinin farkına varırlar. Springfield’in kültürel açıdan yoksunluğu ve
bununla alay edilmesi karşısında büyük bir öfke duyan Marge, Kültürel
Aktiviteler Kurulu’nu bir derginin kapağında gördüğü Frank Gehry’yi davet etmek
için ikna eder. Bu coşkuyla Marge, Gehry’ye bir mektup yazar ve kendisini
Springfield’e çağırır. Marge’ın mektubunu okuyan Gehry başta sinirlenip mektubu
atsa da, buruşturup attığı kağıttan esinlenerek bir maket yapar. Maket meclise
sunulur, beğenilir ve inşaat hemen başlar. İlk bakışta gayet normal gözüken
çelik strüktür, Gehry onaylayana kadar buldozerler vasıtasıyla oradan buradan
yamultulur. Açılış gecesi muhteşemdir; Los Angeles’daki Walt Disney Konser
Salonu’nu andırır. Fakat Springfield’lilerin klasik müzikten hoşlanmadıkları
ortaya çıkar ve gece bir fiyaskoyla sonuçlanır. Springfield’in en zengin adamı
Mr. Burns, harabeye dönen binayı satın alır ve bir hapishaneye dönüştürür.
Değişen asayiş kuralları yüzünden baba Homer Simpson hapishanenin ilk
sakinlerinden biri olur. Bir ayaklanma sırasında Marge konser salonunun
anahtarıyla Homer’ı hapishaneden kurtarır. Simpsonlar günlük yaşamlarına geri
dönerler.

Simpsonlar komşu şehir Shellbyville’de gezerken (© FOX).

Simpsonlar Shellbyville’e özenirken (© FOX).

Springfield Kültürel Aktiveler Kurulu toplantısı (© FOX).

Marge Simpson derginin kapağındaki Gehry projesini
gösterirken (© FOX).
Yukarıda sözü edilen bölüm, günümüz mimarlık pratiğinin
gülünç bir parodisidir. Hatta durumu herhangi bir araştırmadan veya belgeselden
daha iyi yansıtır. ABD yaşam tarzını eleştiren ve cinsellikten politikaya her
konuyu gündeme getiren Simpsonlar, bu bölümde mimarlık konusunu ele almıştır.
Frank Gehry’yi kurgunun birincil mekanizması olarak öne çıkarmaz, ama
insanların dikkatini günümüz mimarlığına yöneltir.
Yaklaşık 18 yıldır aralıksız yayında olan Simpsonlar tüm
dünyada büyük hayran kitlesine sahiptir. “Tuhaf” baba Homer, “mavi saçlı” anne
Marge, “yaramaz” Bart, “çokbilmiş” kız kardeş Lisa ve bebek Maggie’den oluşan
beş kişilik Simpsonlar ailesi ortalama bir Amerikan ailesini betimler2. Aile
ABD’nin hayali bir kasabası olan Springfield’de yaşar3. Hayali olmasına rağmen,
Springfield gerçek yaşamdaki tipik Amerikan kentleri ile büyük benzerlikler
taşır. Paul A. Cantor’un dediği gibi, “Simpsonlar birçok kişi için anlamsız bir
eğlence olabilir, fakat gerçekte son derece derinlikli bir komedi ve ironi
unsuru içermektedir...”4 Dizinin Amerikan yaşamı hakkında verdiği mesajların
tamamını algılamak neredeyse imkansızdır, fakat Amerikan değerleri hakkında
bizleri bilgilendirdiği açıktır5.
Michael Dirda, “The Simpsons: A Complete Guide to Our
Favorite Family” adlı makalesinde Simpsonlar dizisini, “20. yüzyılın sonundaki
Amerikan yaşamının acımasız derecede gülünç parodisi” olarak tanımlar6.
Yetişkinler için “prime time”da yayınlanmak üzere hazırlanan çizgi dizi, içinde
sonsuz sayıda gönderme ve bağıntı içerir. Dikkatli gözlemcilerin bulabileceği
sayısız sinema ve edebiyat eserine göndermelerde bulunur. Burada dikkat
edilmesi gereken konu, bu göndermelerin büyük çoğunluğunun Amerikan olmasıdır
(Bu noktada dizinin ülkemizde çok fazla benimsenmemiş olması sorgulanabilir).
Çağdaş kültürle ilgili böylesi göndermelere sahip olan dizinin tekil bir
gönderme yöntemi yoktur. Göndermeler, isim veya tarif verme gibi doğrudan
olabildiği gibi, hemen göze çarpmayan türden de olabilir. Hatta bazı
bölümlerine ünlüler misafir edilir. Kraliçe Elizabeth, Ozzy Osbourne, Papa II
Jean Paul, Stephan Hawking, Woody Allen, John Travolta, Tony Blair gibi popüler
kültüre ait ünlüler... Ve birçok durumda konuk ünlüler kendilerini oynamakta,
yani kendilerini seslendirmektedirler7. Simpsonlar arşivindeki “Simpsons Guest
Stars” başlıklı yazıya göre, birden fazla kez konuk yıldız olan isimleri
saymazsak, iki yüzden fazla yıldız vardır. Fakat diziye katılan ilk mimar
yıldız 1929 doğumlu, mütevazı bir karaktere sahip olan Frank O. Gehry’dir.
Burada sorularla başbaşa kalırız: Neden Simpsonlar dizisi
Frank Gehry’yi konuk etti de başka bir mimarı etmedi? En meşhur Amerikan mimarı
Gehry mi? Bunun da ötesinde neden Frank Gehry kendi karakterini kendi
seslendirdi? Bunları sorgulamaya değer diye düşünüyorum.
Olabilecek olasılıklardan akla ilk Le Corbusier gelir.
Mimarlık öğrencileri herhangi bir Gehry binasından çok, Le Corbusier’nin beş
ilkesini ve Poissy’deki Villa Savoye’unu bilir. Fakat Frank Gehry ile
aralarında deyim yerindeyse bir kuşak farkı vardır. Villa Savoye’un inşası
bittiği yılda bizim Franky ancak yeni doğmuştur. Üstelik Le Corbusier Amerikalı
bile değildir. Frank Lloyd Wright ise 1938’de Time dergisinin kapağına çıkmayı
başarmış Amerikalı bir mimardır, fakat Simpsonslar dizisinde seslendirmesini
kendisinin yapması mümkün değildir.
Louis I. Kahn da şu aralar, My Architect filminin de
etkisiyle, meslekten olmayan çevreler tarafından tanınmıştır. Fakat ne yazık ki
Simpsonslar’ın ilk bölümü yaratılmadan 15 yıl önce kalp krizi geçirmiştir. Şu
günlerde popüler olan Tadao Ando, Rem Koolhaas, Zaha Hadid Amerikalı değildir8.
Peter Eisenman Amerikalıdır, aynı zamanda medyatiktir ama Gehry kadar üretken
değildir, Eisenman daha çok konuşmayı sever.
Bu durumda Gehry fena bir seçim değil gibi gözükür.

Gehry, Santa Monica’daki evinin önünde mektuplara
bakarken (© FOX).

Gehry, Marge’ın mektubunu okurken (© FOX).

Marge’ın mektubu (© FOX).

Gehry ve buruşturup attığı mektup (© FOX).

Konser salonu projesi maketi (© FOX).
Yerellik, Simpsonlar ve FOG
Söz konusu bölüm üzerine düşünürken, dikkate alınması
gereken başka bir konu daha vardır. Springfield’de yerellik yüceltilir ve bu
pek çok bölümde açıkça görülmektedir. Her şey yereldir, yerel televizyon
kanalı, yerel radyolar... Paul A. Cantor bu konuya ilişkin şunları yazar:
“Springfield, modern dünyada kendi kendine yeten, bağımsız bir ‘polis devlet’
gibidir.”9 Bu önemsiz bir ayrıntı değildir. Burada şu soru ortaya çıkar: Frank
Gehry gibi dünyaca ünlü bir mimarın Springfield’de ne işi olabilir?
Olası nedenlerden biri, belki de en önemlisi, yukarıda
sorulan sorularla doğrudan ilişkilidir. Simpsonlar burada, Frank Gehry’nin
Guggenheim Müzesi ile mimarlık ve ekonomi literatürüne kazandırdığı “Bilbao
Effect” kavramına gönderme yaparlar. Müzenin İspanya’nın küçük bir kenti olan
Bilbao’yu bir anda İspanya’nın en önemli turistik merkezi haline getirmesi
sonucunda yerel yönetimlerin, şehirlerinde bir Frank Gehry binası olması için
yarışmalarından, aynı etkiyi yaratmak istemelerinden kaynaklanır. Ülkemizde
bile İstanbul’da Tepebaşı’nda yapılması düşünülen Kültür Merkezi’nin mimari
projesinin Frank Gehry’ye verilip verilmeyeceği uzun süredir konuşulmaktadır.
Gehry tabii ki bütün isteklere cevap veremese de, 200 kişilik çalışan
kadrosuyla, günümüzün en üretken mimarı olarak dünyanın farklı köşelerinde
küçük Guggenheimlar yapmaya devam etmektedir. Gehry’nin Simpsonlar’a çıkması,
Springfield’de bile bir binasının olması, aslında bu durumun ve Gehry’nin bir
parodisi ve aynı zamanda ona yapılan bir övgüdür.
Gösteriş, Simpsonlar ve FOG
Burada gösteriş ve ihtiyaç arasındaki ilişkiyi daha doğrusu
ikiliği inceleyelim. Bölümün daha en başında bu ikiliğin inceleneceği ve alaya
alınacağı açıktır. Shelbyville’de aşağılanan Simpsonlar, özellikle ahlaki ve
estetik değerlerin tek yetişkin savunucusu Marge Simpson, Springfield
sakinlerinin de kültürden anladığını göstermek istemektedir. Daha ucuza
getirebileceğini düşündüğü her yerde alışveriş yapan Marge’ın müsriflik
konusunda çok titiz olduğu bilinir. Fakat 30 milyon dolara mal olacak konser
salonunun yapılması için Springfield halkını ikna eder10. Bu arada, kentte yeni
konser salonunun yapılıp yapılmaması konusunda, kent halkı demokratik bir
biçimde toplanıp görüş alışverişinde bulunabilmektedir.
Kente bir konser salonunun yapılması bir ihtiyaçtır. Çünkü
Springfield filarmoni orkestrası çalışmalarını basketbol salonunda
yürütmektedir. Ama mimarını magazin kapağından seçmek ve Springfield’e
getirtmek, özellikle komşu şehir Shelbyville’e, yani dünyaya yapılan bir
gösteriştir. Bu ikiliğin ironik yorumu bölümün sonunda açığa çıkar. Simpsonlar
mimarı her şeyden bağımsız önemli bir birey (hatta bir dahi) olarak betimlese
de, onun her yaptığını sıradan halk tabakasının kabul etmeyeceğini ya da
benimsemeyeceğini göstermektedir. Gehry’nin konser salonu ilgisizlikten
harabeye döner ve bir hapishaneye dönüştürülür. Bölümün sonunda eski düzen
yeniden sağlanır. Marge ile ailesi, alışkın oldukları kendi ortamlarına geri
dönerler. Deborah Knight’ın hatırlattığı gibi, “Simpsonlar gibi çizgi
komedilerde hiçbir şey hiçbir zaman değişmediği için” bölümün sonunda
başlanılan noktaya geri dönülür11. Bir farkla: Springfield’in artık bir
“designed by Gehry” hapishanesi vardır.
Bu nokta göz önüne alındığında dizinin verdiği mesaj, bir
konser salonunun sonunda bir hapishaneye dönüştürülebildiğidir. Bu dönüşüm göz
önüne alındığında bu günlerde hiç konuşulmayan bir kavramı açmak gerekir:
Karakter12. Bu kavram, 18. yüzyılda yaşayan Fransız mimar Germain Boffrand’a
dayanır. 1745 yılında yayınlanan Livre d’architecture adlı kitabında Boffrand,
antik yazar Horace’ın Art of Poetry çalışmasına dayanarak klasik retoriği
mimari tasarıma uyarlamıştır13. Binaların, tiyatro sahnesindeki aktörler gibi,
kompozisyonları ve üzerlerindeki bezemeleri vasıtasıyla kendi karakterlerini
izleyiciye sunduklarını savunmuştur.
Ve bunu konuşma sanatı ile karşılaştırmıştır. Nasıl bir
cenaze ve düğün töreninde aynı retorik kullanılarak konuşma yapılamazsa,
binaların da duruma ve izleyiciye göre ortama uymaları gerektiğini yazmıştır.
Bu noktada Gehry’ye döndüğümüzde, mimarlık ürünlerinin bütününde tek bir
sorunsal oluşturduğunu görürüz. Gehry ne yaparsa yapsın, ister müze ister şarap
mahzeni, isterse de Simpsonlar’da olduğu gibi hapishane olsun, binalar aynı karaktere
sahiptir.
Bu durumda “karaktersiz” demek yanlış olur, çünkü artık
Gehry kendine has bir karakter oluşturmuştur.

Gehry projesini Springfield’e sunarken (© FOX).

Gehry ve Marge Simpson sahnede (© FOX).

Springfield halkı projeye bakarken (© FOX).

İnşaatın başlaması (© FOX).

Buldozerler çelik strüktürü yamulturken (© FOX).

Gehry buldozerlerin çalışmasını onaylarken (© FOX).

Gehry kaykaycı çocuğu süpürgeyle kovalarken (© FOX).
Parodi, Simpsonlar ve FOG
Gerçekte Simpsonlar’ın neyi alaya aldığını anlamak güçtür.
Bu da dizinin genel yaklaşımını gözler önüne serer. Günümüz mimarisini alaya
alır, fakat bu alaycılık içinde Gehry’yi yüceltir. Dizi herhangi bir şeyi alaya
aldığında olduğu gibi, bu noktada da, alaya aldığı kişinin ya da şeyin, yani
Frank Gehry ya da projelerinin öneminin de altını çizmekten geri durmaz.
Simpsonlar Gehry’yi alaya alırmış gibi görünürken, aslında Gehry’nin Amerikan
toplumunda oynadığı rolü gözler önüne sermektedir. Dizi, alay unsurunu yerine
getirmek için olguları abartsa da, Jennifer McMahon’un dediği gibi, “Simpsonlar
çağdaş yaşamın birçok yönünü büyük bir gerçeklik içinde yansıtmaktadır”14. Söz
konusu bölümde, hayali bir mimar betimlenseydi, alayın etkisi bu şekilde
yaratılamazdı. İzleyiciler Frank Gehry’nin kim olduğunu bilirler, bilmeseler
bile öğrenirler; neyin alaya alındığının farkındadırlar.
Bu noktada, Simpsonlar dizisinin söz konusu bölümünde Gehry
ve projelerinin betimlemelerinin gerçekçi olmayan yönleri ile karşılaşırız. Bu
nedenle, içinde ne tür göndermeler barındırdığını görmek için, diziyi daha
yakından incelemek yararlı olabilir. Gehry’ye ilk referans Marge’ın elindeki
derginin kapağında gözüken, Los Angeles’daki Walt Disney Konser Salonu’dur.
1989’da başlanan ve 2003’te tamamlanan konser salonu, Gehry’nin Bilbao’daki
Guggenheim Müzesi’nden sonra en büyük projesidir. Gehry’yi ilk olarak Santa
Monica’daki evinin önünde mektupları açarken görürüz. Evin betimlenmesi,
minyatür bir ev olan posta kutusu hariç, gerçeğine olabildiğince yakındır.
Mimarlık tarihinde yer etmiş bu evden habersiz olan izleyiciler bu göndermeyi
kaçıracaklardır. Gehry’nin Marge’ın mektubunu buruşturup fırlatışı ve
buruşturduğu kağıttan ilham alıp onun aynısını projelendirmesi gerçekten gülünç
bir parodidir. Gehry’nin projelerinin nasıl bir tasarım sürecinden geçtiği
mimarlık camiası tarafından iyi bilinir ama bu kadarı da abartıdır.
Buldozerlerin binayı yamultmak için neden çalıştığını tam olarak anlayabilmek
için, Gehry’nin tasarım stiline yapılan göndermeyi yakalamak gerekir. İnşaat
bittiğinde Gehry elinde süpürgeyle kaykay kayan çocukları kovarken görülür.
Burada Gehry’nin sıkı bir hokey hayranı olduğu, ofiste çalışanlardan oluşan bir
hokey takımının olduğu mimarlık literatürüne bile girmiştir, fakat az kişi
tarafından bilinir. Herkesin sahip olmadığı bir bilgiye dayanan göndermelerin
avantajı, bunların yazar ve izleyici arasındaki bağlantıyı güçlendirmeleridir,
fakat bu göndermeler anlaşılmadıkları takdirde yine de dizi keyif
verebilmektedir15. Bunun en uç örneği, on dört aylık bir bebeğin bile sadece ve
sadece Simpsonlar jeneriğini seyrederken yemek yemeyi kabul etmesidir16. Ve
bunun sebebi tabii ki diziyi anlamış olması değildir. Dizinin yaratıcısı Matt
Groening şöyle der: “Simpsonlar’la ilgili en önemli şey, birkaç kitap daha okuduğunuzda
daha fazla espriyi anlıyor olmanızdır”17. Ama zaten tüm komedi türleri
izleyicinin ya da okurun donanımlı olmasını gerektirir.
Bölümde, aynı zamanda, Gehry’nin yaklaşımının olumsuz
yanları da betimlenmiştir. Gehry iyi ve ünlü bir mimar olabilir, fakat aynı
zamanda son derece kendini beğenmiş bir yanı da vardır. Söz konusu bölümden
yalnızca bir örnek göstermek gerekirse o da şu sahnedir. Gehry bölümün başında
kendi kendine şöyle der: “Frank Gehry, sen bir dahisin!” Sonuçta Gehry
karakteri beyaz saçları, gözlükleri ve hatta sesiyle gerçek Gehry’ye ne kadar
çok benzese de, onun taklidi veya uyarlamasından çok parodisidir. Seyircinin
yorumu, aynı şekilde, Gehry’nin binalarını tanımak ve böylece parodi yapan ile
yapılan arasındaki farkı ortaya çıkarmak zorundadır. Aslına bakarsanız bu
durum, Gehry’nin ne kadar popüler sayıldığı sorusuna sebep olur. Cevabı hiç de
kolay değildir. n Yrd.Doç.Dr. Açalya Allmer, Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık
Bölümü.
Notlar:
1 Söz konusu bölüm 4 Mart 2005 tarihinde ABD’de Fox
kanalında yayınlanmıştır.
2 Anne, baba ve iki çocuktan oluşan çekirdek aile. Paul A.
Cantor, “The Simpsons: Atomistic Politics and the Nuclear Family,” Political
Theory, 27 no. 6, Aralık 1999, s. 735.
3 Amerika’da Springfield adında 53 coğrafi bölge adı vardır.
Stephen J. Scanlan, Seth L. Feinberg, “The Cartoon Society: Using ‘The
Simpsons’ to Teach and Learn Sociology,” Teaching Sociology, 28, no. 2, Nisan
2000, s. 127-8.
4 Paul A. Cantor, “The Simpsons: Atomistic Politics and the
Nuclear Family,” Political Theory 27 no. 6, Aralık 1999,
s. 734.
5 Simpsonlar dizisini izlemenin yararlarından söz eden
Simpsonlar ve Felsefe kitabı son derece ilginçtir. William Irwin, Mark T.
Conard ve Aeon J. Skoble, ed., The Simpsons and Philosophy: The D’oh! of Homer,
Open Court, Chicago, 2001. Söz konusu kitap 2003 yılında Türkçeye de
çevrilmiştir. Bkz.: William Irwin, Mark T. Conard ve
Aeon J. Skoble, ed., Simpsonlar ve Felsefe, çev.: G. Ezber,
M. Sağlam, Güncel Yayıncılık, İstanbul, 2003.
6 Michael Dirda, “The Simpsons: A Complete Guide to Our
Favorite Family,” Washington Post Book World, 11 Ocak 1998, s. 5.
7 Liste için bkz.: www.snpp.com/guides/gueststars.html.
8 Mimarlıkta “star” kavramı üstüne Arredamento Mimarlık 2006
Ocak sayısına bakınız.
9 Paul A. Cantor, “The Simpsons: Atomistic Politics and the
Nuclear Family”, Political Theory 27 no.6, Aralık 1999,
s. 744-45.
10 Aslına bakılırsa, bu herhangi bir Gehry binası için gayet
iyi bir rakamdır.
11 Deborah Knight, “Popüler Parodi, Simpsonlar ve Felsefe,” Simpsonlar
ve Felsefe, ed.: W. Irwin, M.T. Conard ve
A.J. Skoble, çev.: G. Ezber, M. Sağlam, Güncel Yayıncılık,
İstanbul, 2003, s. 133.
12 Yazar bu kavrama Towards a Draped Architecture adlı
çalışmasında değinmiştir. Ayrıntılı bilgi için bkz.: Açalya Kıyak, Towards a
Draped Architecture: An Examination of Theatricality, Virtuosity, and Ambiguity
in the Recent Works of Frank O. Gehry, and Others, Yayınlanmamış Doktora Tezi,
Pennsylvania Üniversitesi, Philadelphia, ABD, 2005.
13 Germain Boffrand, Book of Architecture: Containing the
General Principles of the Art and the Plans, Elevations and Sections of Some of
the Edifices Built in France and in Foreign Countries, ed.: C. van Eck, çev.:
D. Britt, Ashgate Publishing, Aldershot, İngiltere; Burlington, VT, 2003.
14 Jennifer McMahon, “Kurmacanın İşlevi: Homer’ın Eğitsel
Değeri”, Simpsonlar ve Felsefe, s. 280.
15 William Irwin ve J.R. Lombardo, “Simpsonlar ve
Anıştırma”, Simpsonlar ve Felsefe, s. 109.
16 Bu sevimli bebeğin ismi Nehir Erk’tir.
17 Bkz.: www.snpp.com/other/interviews/groening99e.html.

Springfield Konser Salonu’nun açılış gecesi (© FOX).

Springfield filarmoni orkestrasının ilk ve son konseri (©
FOX).

Konser salonunun harabeye dönüşmesi (© FOX).

Konser salonunun daha çok harabeye dönüşmesi (© FOX).

Montgomery Burns Hapishanesi ilanı (© FOX).

Marge’ın hayal kırıklığı (© FOX).

Konser salonu hapishaneye dönüştürülürken (© FOX).

“Designed by Gehry” Springfield hapishanesi (© FOX).