25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Simpsonlar, Frank Gehry ve Mimarlık

    

Açalya Allmer, bugüne kadar iki yüzden fazla yıldız konuk eden sevilen çizgi dizi Simpsonlar’ın ilk mimar konuk olarak neden Frank O. Gehry’yi tercih ettiği sorusunun yanıtını arıyor.  

 

Simpsonlar dizisinin karakterleri.

 

Açalya Allmer Siz olsanız ne yapardınız? 1/20.000 ölçekli yol haritasında dahi gözükmeyen kentinizin bir anda; insanların akın akın geleceği, sadece Türkiye’nin değil dünyanın da merkezi olan bir kent haline dönüşmesini sağlayacak bir yol varsa bunu uygulamaz mısınız? Bunun farkında olan Simpsonlar dizisinin anne karakteri Marge Simpson, dizinin 16. sezonunun 14. bölümünde mimar Frank O. Gehry’ye bir mektup yazar ve kendisinden Springfield’de bir konser salonu tasarlamasını ister1.

 

En başından almak gerekirse: Simpsonlar ailesi, komşu şehir Shelbyville’e bir müzikal seyretmeye gittiklerinde Springfield’lilerle dalga geçildiğinin farkına varırlar. Springfield’in kültürel açıdan yoksunluğu ve bununla alay edilmesi karşısında büyük bir öfke duyan Marge, Kültürel Aktiviteler Kurulu’nu bir derginin kapağında gördüğü Frank Gehry’yi davet etmek için ikna eder. Bu coşkuyla Marge, Gehry’ye bir mektup yazar ve kendisini Springfield’e çağırır. Marge’ın mektubunu okuyan Gehry başta sinirlenip mektubu atsa da, buruşturup attığı kağıttan esinlenerek bir maket yapar. Maket meclise sunulur, beğenilir ve inşaat hemen başlar. İlk bakışta gayet normal gözüken çelik strüktür, Gehry onaylayana kadar buldozerler vasıtasıyla oradan buradan yamultulur. Açılış gecesi muhteşemdir; Los Angeles’daki Walt Disney Konser Salonu’nu andırır. Fakat Springfield’lilerin klasik müzikten hoşlanmadıkları ortaya çıkar ve gece bir fiyaskoyla sonuçlanır. Springfield’in en zengin adamı Mr. Burns, harabeye dönen binayı satın alır ve bir hapishaneye dönüştürür. Değişen asayiş kuralları yüzünden baba Homer Simpson hapishanenin ilk sakinlerinden biri olur. Bir ayaklanma sırasında Marge konser salonunun anahtarıyla Homer’ı hapishaneden kurtarır. Simpsonlar günlük yaşamlarına geri dönerler.

 

Simpsonlar komşu şehir Shellbyville’de gezerken (© FOX).

 

Simpsonlar Shellbyville’e özenirken (© FOX).

 

Springfield Kültürel Aktiveler Kurulu toplantısı (© FOX).

 

Marge Simpson derginin kapağındaki Gehry projesini gösterirken (© FOX).

 

Yukarıda sözü edilen bölüm, günümüz mimarlık pratiğinin gülünç bir parodisidir. Hatta durumu herhangi bir araştırmadan veya belgeselden daha iyi yansıtır. ABD yaşam tarzını eleştiren ve cinsellikten politikaya her konuyu gündeme getiren Simpsonlar, bu bölümde mimarlık konusunu ele almıştır. Frank Gehry’yi kurgunun birincil mekanizması olarak öne çıkarmaz, ama insanların dikkatini günümüz mimarlığına yöneltir.

 

Yaklaşık 18 yıldır aralıksız yayında olan Simpsonlar tüm dünyada büyük hayran kitlesine sahiptir. “Tuhaf” baba Homer, “mavi saçlı” anne Marge, “yaramaz” Bart, “çokbilmiş” kız kardeş Lisa ve bebek Maggie’den oluşan beş kişilik Simpsonlar ailesi ortalama bir Amerikan ailesini betimler2. Aile ABD’nin hayali bir kasabası olan Springfield’de yaşar3. Hayali olmasına rağmen, Springfield gerçek yaşamdaki tipik Amerikan kentleri ile büyük benzerlikler taşır. Paul A. Cantor’un dediği gibi, “Simpsonlar birçok kişi için anlamsız bir eğlence olabilir, fakat gerçekte son derece derinlikli bir komedi ve ironi unsuru içermektedir...”4 Dizinin Amerikan yaşamı hakkında verdiği mesajların tamamını algılamak neredeyse imkansızdır, fakat Amerikan değerleri hakkında bizleri bilgilendirdiği açıktır5.

 

Michael Dirda, “The Simpsons: A Complete Guide to Our Favorite Family” adlı makalesinde Simpsonlar dizisini, “20. yüzyılın sonundaki Amerikan yaşamının acımasız derecede gülünç parodisi” olarak tanımlar6. Yetişkinler için “prime time”da yayınlanmak üzere hazırlanan çizgi dizi, içinde sonsuz sayıda gönderme ve bağıntı içerir. Dikkatli gözlemcilerin bulabileceği sayısız sinema ve edebiyat eserine göndermelerde bulunur. Burada dikkat edilmesi gereken konu, bu göndermelerin büyük çoğunluğunun Amerikan olmasıdır (Bu noktada dizinin ülkemizde çok fazla benimsenmemiş olması sorgulanabilir). Çağdaş kültürle ilgili böylesi göndermelere sahip olan dizinin tekil bir gönderme yöntemi yoktur. Göndermeler, isim veya tarif verme gibi doğrudan olabildiği gibi, hemen göze çarpmayan türden de olabilir. Hatta bazı bölümlerine ünlüler misafir edilir. Kraliçe Elizabeth, Ozzy Osbourne, Papa II Jean Paul, Stephan Hawking, Woody Allen, John Travolta, Tony Blair gibi popüler kültüre ait ünlüler... Ve birçok durumda konuk ünlüler kendilerini oynamakta, yani kendilerini seslendirmektedirler7. Simpsonlar arşivindeki “Simpsons Guest Stars” başlıklı yazıya göre, birden fazla kez konuk yıldız olan isimleri saymazsak, iki yüzden fazla yıldız vardır. Fakat diziye katılan ilk mimar yıldız 1929 doğumlu, mütevazı bir karaktere sahip olan Frank O. Gehry’dir.

 

Burada sorularla başbaşa kalırız: Neden Simpsonlar dizisi Frank Gehry’yi konuk etti de başka bir mimarı etmedi? En meşhur Amerikan mimarı Gehry mi? Bunun da ötesinde neden Frank Gehry kendi karakterini kendi seslendirdi? Bunları sorgulamaya değer diye düşünüyorum.

 

Olabilecek olasılıklardan akla ilk Le Corbusier gelir. Mimarlık öğrencileri herhangi bir Gehry binasından çok, Le Corbusier’nin beş ilkesini ve Poissy’deki Villa Savoye’unu bilir. Fakat Frank Gehry ile aralarında deyim yerindeyse bir kuşak farkı vardır. Villa Savoye’un inşası bittiği yılda bizim Franky ancak yeni doğmuştur. Üstelik Le Corbusier Amerikalı bile değildir. Frank Lloyd Wright ise 1938’de Time dergisinin kapağına çıkmayı başarmış Amerikalı bir mimardır, fakat Simpsonslar dizisinde seslendirmesini kendisinin yapması mümkün değildir.

Louis I. Kahn da şu aralar, My Architect filminin de etkisiyle, meslekten olmayan çevreler tarafından tanınmıştır. Fakat ne yazık ki Simpsonslar’ın ilk bölümü yaratılmadan 15 yıl önce kalp krizi geçirmiştir. Şu günlerde popüler olan Tadao Ando, Rem Koolhaas, Zaha Hadid Amerikalı değildir8. Peter Eisenman Amerikalıdır, aynı zamanda medyatiktir ama Gehry kadar üretken değildir, Eisenman daha çok konuşmayı sever.

Bu durumda Gehry fena bir seçim değil gibi gözükür.

 

Gehry, Santa Monica’daki evinin önünde mektuplara bakarken (© FOX).

 

Gehry, Marge’ın mektubunu okurken (© FOX).

 

Marge’ın mektubu (© FOX).

 

Gehry ve buruşturup attığı mektup (© FOX).

 

Konser salonu projesi maketi (© FOX).

 

Yerellik, Simpsonlar ve FOG

Söz konusu bölüm üzerine düşünürken, dikkate alınması gereken başka bir konu daha vardır. Springfield’de yerellik yüceltilir ve bu pek çok bölümde açıkça görülmektedir. Her şey yereldir, yerel televizyon kanalı, yerel radyolar... Paul A. Cantor bu konuya ilişkin şunları yazar: “Springfield, modern dünyada kendi kendine yeten, bağımsız bir ‘polis devlet’ gibidir.”9 Bu önemsiz bir ayrıntı değildir. Burada şu soru ortaya çıkar: Frank Gehry gibi dünyaca ünlü bir mimarın Springfield’de ne işi olabilir?

 

Olası nedenlerden biri, belki de en önemlisi, yukarıda sorulan sorularla doğrudan ilişkilidir. Simpsonlar burada, Frank Gehry’nin Guggenheim Müzesi ile mimarlık ve ekonomi literatürüne kazandırdığı “Bilbao Effect” kavramına gönderme yaparlar. Müzenin İspanya’nın küçük bir kenti olan Bilbao’yu bir anda İspanya’nın en önemli turistik merkezi haline getirmesi sonucunda yerel yönetimlerin, şehirlerinde bir Frank Gehry binası olması için yarışmalarından, aynı etkiyi yaratmak istemelerinden kaynaklanır. Ülkemizde bile İstanbul’da Tepebaşı’nda yapılması düşünülen Kültür Merkezi’nin mimari projesinin Frank Gehry’ye verilip verilmeyeceği uzun süredir konuşulmaktadır. Gehry tabii ki bütün isteklere cevap veremese de, 200 kişilik çalışan kadrosuyla, günümüzün en üretken mimarı olarak dünyanın farklı köşelerinde küçük Guggenheimlar yapmaya devam etmektedir. Gehry’nin Simpsonlar’a çıkması, Springfield’de bile bir binasının olması, aslında bu durumun ve Gehry’nin bir parodisi ve aynı zamanda ona yapılan bir övgüdür. 

 

Gösteriş, Simpsonlar ve FOG

Burada gösteriş ve ihtiyaç arasındaki ilişkiyi daha doğrusu ikiliği inceleyelim. Bölümün daha en başında bu ikiliğin inceleneceği ve alaya alınacağı açıktır. Shelbyville’de aşağılanan Simpsonlar, özellikle ahlaki ve estetik değerlerin tek yetişkin savunucusu Marge Simpson, Springfield sakinlerinin de kültürden anladığını göstermek istemektedir. Daha ucuza getirebileceğini düşündüğü her yerde alışveriş yapan Marge’ın müsriflik konusunda çok titiz olduğu bilinir. Fakat 30 milyon dolara mal olacak konser salonunun yapılması için Springfield halkını ikna eder10. Bu arada, kentte yeni konser salonunun yapılıp yapılmaması konusunda, kent halkı demokratik bir biçimde toplanıp görüş alışverişinde bulunabilmektedir.

 

Kente bir konser salonunun yapılması bir ihtiyaçtır. Çünkü Springfield filarmoni orkestrası çalışmalarını basketbol salonunda yürütmektedir. Ama mimarını magazin kapağından seçmek ve Springfield’e getirtmek, özellikle komşu şehir Shelbyville’e, yani dünyaya yapılan bir gösteriştir. Bu ikiliğin ironik yorumu bölümün sonunda açığa çıkar. Simpsonlar mimarı her şeyden bağımsız önemli bir birey (hatta bir dahi) olarak betimlese de, onun her yaptığını sıradan halk tabakasının kabul etmeyeceğini ya da benimsemeyeceğini göstermektedir. Gehry’nin konser salonu ilgisizlikten harabeye döner ve bir hapishaneye dönüştürülür. Bölümün sonunda eski düzen yeniden sağlanır. Marge ile ailesi, alışkın oldukları kendi ortamlarına geri dönerler. Deborah Knight’ın hatırlattığı gibi, “Simpsonlar gibi çizgi komedilerde hiçbir şey hiçbir zaman değişmediği için” bölümün sonunda başlanılan noktaya geri dönülür11. Bir farkla: Springfield’in artık bir “designed by Gehry” hapishanesi vardır.

 

Bu nokta göz önüne alındığında dizinin verdiği mesaj, bir konser salonunun sonunda bir hapishaneye dönüştürülebildiğidir. Bu dönüşüm göz önüne alındığında bu günlerde hiç konuşulmayan bir kavramı açmak gerekir: Karakter12. Bu kavram, 18. yüzyılda yaşayan Fransız mimar Germain Boffrand’a dayanır. 1745 yılında yayınlanan Livre d’architecture adlı kitabında Boffrand, antik yazar Horace’ın Art of Poetry çalışmasına dayanarak klasik retoriği mimari tasarıma uyarlamıştır13. Binaların, tiyatro sahnesindeki aktörler gibi, kompozisyonları ve üzerlerindeki bezemeleri vasıtasıyla kendi karakterlerini izleyiciye sunduklarını savunmuştur.

Ve bunu konuşma sanatı ile karşılaştırmıştır. Nasıl bir cenaze ve düğün töreninde aynı retorik kullanılarak konuşma yapılamazsa, binaların da duruma ve izleyiciye göre ortama uymaları gerektiğini yazmıştır. Bu noktada Gehry’ye döndüğümüzde, mimarlık ürünlerinin bütününde tek bir sorunsal oluşturduğunu görürüz. Gehry ne yaparsa yapsın, ister müze ister şarap mahzeni, isterse de Simpsonlar’da olduğu gibi hapishane olsun, binalar aynı karaktere sahiptir.

Bu durumda “karaktersiz” demek yanlış olur, çünkü artık Gehry kendine has bir karakter oluşturmuştur.

 

Gehry projesini Springfield’e sunarken (© FOX).

 

Gehry ve Marge Simpson sahnede (© FOX).

 

Springfield halkı projeye bakarken (© FOX).

 

İnşaatın başlaması (© FOX).

 

Buldozerler çelik strüktürü yamulturken (© FOX).

 

Gehry buldozerlerin çalışmasını onaylarken (© FOX).

 

Gehry kaykaycı çocuğu süpürgeyle kovalarken (© FOX).

 

Parodi, Simpsonlar ve FOG

Gerçekte Simpsonlar’ın neyi alaya aldığını anlamak güçtür. Bu da dizinin genel yaklaşımını gözler önüne serer. Günümüz mimarisini alaya alır, fakat bu alaycılık içinde Gehry’yi yüceltir. Dizi herhangi bir şeyi alaya aldığında olduğu gibi, bu noktada da, alaya aldığı kişinin ya da şeyin, yani Frank Gehry ya da projelerinin öneminin de altını çizmekten geri durmaz. Simpsonlar Gehry’yi alaya alırmış gibi görünürken, aslında Gehry’nin Amerikan toplumunda oynadığı rolü gözler önüne sermektedir. Dizi, alay unsurunu yerine getirmek için olguları abartsa da, Jennifer McMahon’un dediği gibi, “Simpsonlar çağdaş yaşamın birçok yönünü büyük bir gerçeklik içinde yansıtmaktadır”14. Söz konusu bölümde, hayali bir mimar betimlenseydi, alayın etkisi bu şekilde yaratılamazdı. İzleyiciler Frank Gehry’nin kim olduğunu bilirler, bilmeseler bile öğrenirler; neyin alaya alındığının farkındadırlar.

 

Bu noktada, Simpsonlar dizisinin söz konusu bölümünde Gehry ve projelerinin betimlemelerinin gerçekçi olmayan yönleri ile karşılaşırız. Bu nedenle, içinde ne tür göndermeler barındırdığını görmek için, diziyi daha yakından incelemek yararlı olabilir. Gehry’ye ilk referans Marge’ın elindeki derginin kapağında gözüken, Los Angeles’daki Walt Disney Konser Salonu’dur. 1989’da başlanan ve 2003’te tamamlanan konser salonu, Gehry’nin Bilbao’daki Guggenheim Müzesi’nden sonra en büyük projesidir. Gehry’yi ilk olarak Santa Monica’daki evinin önünde mektupları açarken görürüz. Evin betimlenmesi, minyatür bir ev olan posta kutusu hariç, gerçeğine olabildiğince yakındır. Mimarlık tarihinde yer etmiş bu evden habersiz olan izleyiciler bu göndermeyi kaçıracaklardır. Gehry’nin Marge’ın mektubunu buruşturup fırlatışı ve buruşturduğu kağıttan ilham alıp onun aynısını projelendirmesi gerçekten gülünç bir parodidir. Gehry’nin projelerinin nasıl bir tasarım sürecinden geçtiği mimarlık camiası tarafından iyi bilinir ama bu kadarı da abartıdır. Buldozerlerin binayı yamultmak için neden çalıştığını tam olarak anlayabilmek için, Gehry’nin tasarım stiline yapılan göndermeyi yakalamak gerekir. İnşaat bittiğinde Gehry elinde süpürgeyle kaykay kayan çocukları kovarken görülür. Burada Gehry’nin sıkı bir hokey hayranı olduğu, ofiste çalışanlardan oluşan bir hokey takımının olduğu mimarlık literatürüne bile girmiştir, fakat az kişi tarafından bilinir. Herkesin sahip olmadığı bir bilgiye dayanan göndermelerin avantajı, bunların yazar ve izleyici arasındaki bağlantıyı güçlendirmeleridir, fakat bu göndermeler anlaşılmadıkları takdirde yine de dizi keyif verebilmektedir15. Bunun en uç örneği, on dört aylık bir bebeğin bile sadece ve sadece Simpsonlar jeneriğini seyrederken yemek yemeyi kabul etmesidir16. Ve bunun sebebi tabii ki diziyi anlamış olması değildir. Dizinin yaratıcısı Matt Groening şöyle der: “Simpsonlar’la ilgili en önemli şey, birkaç kitap daha okuduğunuzda daha fazla espriyi anlıyor olmanızdır”17. Ama zaten tüm komedi türleri izleyicinin ya da okurun donanımlı olmasını gerektirir. 

 

Bölümde, aynı zamanda, Gehry’nin yaklaşımının olumsuz yanları da betimlenmiştir. Gehry iyi ve ünlü bir mimar olabilir, fakat aynı zamanda son derece kendini beğenmiş bir yanı da vardır. Söz konusu bölümden yalnızca bir örnek göstermek gerekirse o da şu sahnedir. Gehry bölümün başında kendi kendine şöyle der: “Frank Gehry, sen bir dahisin!” Sonuçta Gehry karakteri beyaz saçları, gözlükleri ve hatta sesiyle gerçek Gehry’ye ne kadar çok benzese de, onun taklidi veya uyarlamasından çok parodisidir. Seyircinin yorumu, aynı şekilde, Gehry’nin binalarını tanımak ve böylece parodi yapan ile yapılan arasındaki farkı ortaya çıkarmak zorundadır. Aslına bakarsanız bu durum, Gehry’nin ne kadar popüler sayıldığı sorusuna sebep olur. Cevabı hiç de kolay değildir. n Yrd.Doç.Dr. Açalya Allmer, Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Bölümü.

 

Notlar:

1 Söz konusu bölüm 4 Mart 2005 tarihinde ABD’de Fox kanalında yayınlanmıştır.

2 Anne, baba ve iki çocuktan oluşan çekirdek aile. Paul A. Cantor, “The Simpsons: Atomistic Politics and the Nuclear Family,” Political Theory, 27 no. 6, Aralık 1999, s. 735.

3 Amerika’da Springfield adında 53 coğrafi bölge adı vardır. Stephen J. Scanlan, Seth L. Feinberg, “The Cartoon Society: Using ‘The Simpsons’ to Teach and Learn Sociology,” Teaching Sociology, 28, no. 2, Nisan 2000, s. 127-8.

4 Paul A. Cantor, “The Simpsons: Atomistic Politics and the Nuclear Family,” Political Theory 27 no. 6, Aralık 1999,

s. 734.

5 Simpsonlar dizisini izlemenin yararlarından söz eden Simpsonlar ve Felsefe kitabı son derece ilginçtir. William Irwin, Mark T. Conard ve Aeon J. Skoble, ed., The Simpsons and Philosophy: The D’oh! of Homer, Open Court, Chicago, 2001. Söz konusu kitap 2003 yılında Türkçeye de çevrilmiştir. Bkz.: William Irwin, Mark T. Conard ve

Aeon J. Skoble, ed., Simpsonlar ve Felsefe, çev.: G. Ezber,

M. Sağlam, Güncel Yayıncılık, İstanbul, 2003.

6 Michael Dirda, “The Simpsons: A Complete Guide to Our Favorite Family,” Washington Post Book World, 11 Ocak 1998, s. 5.

7 Liste için bkz.: www.snpp.com/guides/gueststars.html.

8 Mimarlıkta “star” kavramı üstüne Arredamento Mimarlık 2006 Ocak sayısına bakınız.

9 Paul A. Cantor, “The Simpsons: Atomistic Politics and the Nuclear Family”, Political Theory 27 no.6, Aralık 1999,

s. 744-45.

10 Aslına bakılırsa, bu herhangi bir Gehry binası için gayet iyi bir rakamdır.

11 Deborah Knight, “Popüler Parodi, Simpsonlar ve Felsefe,” Simpsonlar ve Felsefe, ed.: W. Irwin, M.T. Conard ve

A.J. Skoble, çev.: G. Ezber, M. Sağlam, Güncel Yayıncılık, İstanbul, 2003, s. 133.

12 Yazar bu kavrama Towards a Draped Architecture adlı çalışmasında değinmiştir. Ayrıntılı bilgi için bkz.: Açalya Kıyak, Towards a Draped Architecture: An Examination of Theatricality, Virtuosity, and Ambiguity in the Recent Works of Frank O. Gehry, and Others, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Pennsylvania Üniversitesi, Philadelphia, ABD, 2005.

13 Germain Boffrand, Book of Architecture: Containing the General Principles of the Art and the Plans, Elevations and Sections of Some of the Edifices Built in France and in Foreign Countries, ed.: C. van Eck, çev.: D. Britt, Ashgate Publishing, Aldershot, İngiltere; Burlington, VT, 2003.

14 Jennifer McMahon, “Kurmacanın İşlevi: Homer’ın Eğitsel Değeri”, Simpsonlar ve Felsefe, s. 280.

15 William Irwin ve J.R. Lombardo, “Simpsonlar ve Anıştırma”, Simpsonlar ve Felsefe, s. 109.

16 Bu sevimli bebeğin ismi Nehir Erk’tir.

17 Bkz.: www.snpp.com/other/interviews/groening99e.html.

 

Springfield Konser Salonu’nun açılış gecesi (© FOX).

 

Springfield filarmoni orkestrasının ilk ve son konseri (© FOX).

 

Konser salonunun harabeye dönüşmesi (© FOX).

 

Konser salonunun daha çok harabeye dönüşmesi (© FOX).

 

Montgomery Burns Hapishanesi ilanı (© FOX).

 

Marge’ın hayal kırıklığı (© FOX).

 

Konser salonu hapishaneye dönüştürülürken (© FOX).

 

“Designed by Gehry” Springfield hapishanesi (© FOX).

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67180 - unknown - 38.107.179.238