Globe’u
Yeniden Keşfetmek: 21. Yüzyıl İçin Beş Shakespeare Tiyatrosu

Globe Tiyatrosu Macbeth, Othello, Kral Lear ve Hamlet gibi
belli başlı Shakespeare oyunlarının ilk kez sahnelendiği yer olması bakımından
Elizabeth Dönemi tiyatroları içerisinde ayrı bir öneme sahip. Arkeolojik
kazılarda ortaya çıkan bulgular, döneme ait gravürler ve çağdaşı olan
tiyatrolarla ilgili eldeki verilere rağmen; 1644 yılında yıkılan binanın mimari
tasarımı hakkında kesin bir bilgiye sahip olamayışımız, Globe’u tiyatro tasarımcılarının
gözünde yaratıcılık yönünden cazip bir konu haline getiriyor. National Building
Museum tarafından düzenlenen “Reinventing the Globe: A Shakespearean Theatre
for the 21st Century” başlıklı sergi, bu cazibenin peşinden 21. yüzyılın
Globe’unu arayan beş yetenekli mimar ve tasarımcının projelerine yer veriyor.
Shakespeare tiyatrosunu tanımlayan kimi kavramların bugünden hareketle yeniden
keşfedilmeye çalışıldığı projelerde, tiyatro sanatı açısından olası çağdaş
yorumlara ilişkin önemli ipuçları bulmak mümkün. Sergide ayrıca, Globe’un 400
yıllık tarihine ışık tutacak harita, çizim, gravür, maket ve kazı diyagramları
gösterilirken; Ice Globe, New Theater Globe gibi dünyanın çeşitli yerlerinde
yapılmış başarılı Globe rekonstrüksiyonları ile ilginç tasarım çalışmaları
fotoğraf ve animasyonlar eşliğinde tanıtılıyor.
Transparent Theater
Rockwell Group
Taşınabilirlik ve farklı ölçeklerde inşa edilebilirlik
özelliklerinin ön planda tutulduğu tasarımda, üçer katlı modüllerden oluşan bir
iskelet kullanılmaktadır. Geleneksel tiyatroların dışa kapalı resmiyetinden
uzak, şeffaf ve her türlü etkileşime açık bir görünüm arz eden binanın alt
katından kolayca girilip çıkılmaktadır. Merdivenlerden inip çıkılan localarda
seyirciler hem sahneyle hem de birbirleriyle rahatça iletişime geçebilmektedir.
En üst katta bulunan balkon ise genel bir görünüm sunmaktadır.



Following Joe Papp
H3 Hardy Collaboration Architecture
New York Shakespeare Festivali’nin kurucusu Joseph Papp
(1921-1991), 1960’larda yaptığı seyyar tiyatro çalışmalarıyla tiyatro sanatının
geniş kitlelere ulaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Amerikalı yönetmenin
anısına H3 tarafından hazırlanan bu tasarımda, “mümkün olduğunca çok kişiye
ulaşacak bir tiyatro” kavramından yola çıkılmaktadır. Tasarım iki parçadan
oluşmaktadır. İlki New York’un en işlek kamusal mekanı olan Times Square’ın
gökdelenleri arasında bir kabuk içerisine yerleştirilmiş 750 koltuklu açıkhava
tiyatrosudur. İkincisi ise ilkinin, oyunların nehir boyunca farklı limanlara
taşınabilmesini sağlayan, suda yüzen halidir. Her iki projede de oditoryum
geniş hacimli ve mahremiyet duygusunu koruyacak şekilde tasarlanırken,
seyircilerin oyuncularla yakınlaşmasını sağlayacak bir sahne düzenlemesi
yapılmıştır. Aydınlatma, ses ve diğer teknik donanımlarda modern teknolojiler
kullanılmıştır.


GlobeTrotter
Jennifer Siegal, OMD
OMD (Office of Mobile Design)’nin tasarladığı seyyar ve
modüler araç, düz bir zemin üzerinde tam teçhizatlı bir tiyatroya
dönüşmektedir. Tırla taşınan 3,5x15x4 m boyutundaki araçtaki sahne Globe’daki
aslıyla neredeyse aynı ölçülere sahiptir. Yanlara doğru açılan kanat duvarları
akustiği kuvvetlendirmek, sahnenin yan yüzeylerini oluşturmak, aydınlatmayı
desteklemek ve oyuncuların yakın plan çekimlerini göstermek amacıyla
kullanılmaktadır. Hava balonlarıyla desteklenen kuliste soyunma odaları,
yönetim odası ve bilet gişesinin yanısıra oyuncular ile teknik ekibin uyuması
için odalar; aracın ortasındaki koridorda ise lavabo, tuvalet, duş ve malzeme
dolapları bulunmaktadır. Üstteki fotovoltaik paneller ses ve aydınlatma için
gerekli gücü sağlamaktadır. Yan tarafta bulunan üç geniş LED ekran, gezici
topluluğa, araç hareket halindeyken önceki oyunlardan sahneler göstererek
reklam yapma fırsatı sunmaktadır.







Playrites
Michele Saee Studio
Oyuncuların vücut dilinin tiyatronun fiziksel ortamında
temsil edilmesi amacıyla tasarlanan sistemde, sahne ve kuliste yaptıkları
hareketleri izlemek için oyunculara birer sensör takılmaktadır. Üç boyutlu
matris sisteminde kaydedilen hareketler, film karelerine dönüştürüldükten sonra
bilgisayar destekli bir tasarım programına yüklenmektedir. Böylelikle oyuncunun
performansıyla aynı akışkanlık ve organikliğe sahip bir temsili mekan
yaratılmaktadır.






A New Global Theatre
John Coyne
Modern iletişimin imkanlarından yararlanılarak yapılan
tasarımda, farklı mekanlarda eşzamanlı olarak gerçekleştirilen üç farklı sahne
performansının sanal ortama taşınması suretiyle gerçek zamanlı bir gösterim
düzenlenmektedir. Seyirciler, etrafa yerleştirilen monitörler sayesinde diğer
iki mekandaki seyircilerin göstermiş olduğu tepkileri izlemekle kalmayıp
onlarla doğrudan iletişime geçebilmektedir. Gösteriyi ayrıca televizyon ve
internette canlı olarak seyretmek mümkündür.

