25 Mayıs 2012 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Edward Hopper’ın Resimlerinde Büyük Bunalım Yılları

    

Chop Suey, 1929, tuval üzerine yağlıboya (Barney A. Ebsworth Koleksiyonu; © Museum of Fine Arts, Boston). 

 

Hopper, Amerikan resim sanatının en özgün adlarından biri. Onun resmi, ABD metropollerinin en yabancılaştırıcı ve tekinsiz görüntülerini üretişi bağlamında benzersiz. Hopper’ın 1929 büyük ekonomik bunalımını da kolaycı duygusallıklardan alabildiğine uzak müthiş bir çarpıcılıkla, yitik, yapayalnız, acılı ve umarsız, ama sakin bir bireysellik gösteren insanlarıyla aksettirdiği söylenebilir.


İlaç Dükkanı, 1927, tuval üzerine yağlıboya (Museum of Fine Arts, Boston; John T. Spaulding bağışı; fotoğraf: © Museum of Fine Arts, Boston).

 

Otomat, 1927, tuval üzerine yağlıboya (Des Moines Art Center, Iowa, daimi koleksiyon; fotoğraf: Michael Tropea, Chicago; © Museum of Fine Arts, Boston).

 

Pazar Sabah Erken Saat, 1930, tuval üzerine yağlıboya (Whitney Museum of American Art, New York; Gertrude Vanderbilt Whitney desteğiyle satın alınmıştır; fotoğraf: Steven Sloman, Whitney Museum of American Art’ın izniyle; © Museum of Fine Arts, Boston).

 

“Tek bildiği… insanoğlunun

Yıkık dökük imgeler”

 

T.S. Eliot, The Waste Land, 1922

 

Bora Gürdaş n Edward Hopper’ın resimlerinin, içerdiği altmetinler ve yapıldığı dönemin koşulları göz önüne alındığında, 1. Dünya Savaşı sonrası Amerika’nın içinde bulunduğu durumun panoramasını sunduğu görülmektedir.

Bu görünümler üzerinden Hopper’ın, geleneksel Amerikan resmi, Giorgio Morandi ve Giorgio De Chirico ile olan bağlarını, ticari illüstrasyonlarını, resimlerinde kullandığı teknikleri ve Film Noir, Pop Art ve Photo-Realism gibi sanat akım/hareket/türlerine etkilerini inceleyen çok sayıda kitap, makale ve sergi yazısı mevcuttur. Dolayısıyla, bu yazıda konu sınırlamasına gidilerek, 1929 yılında gerçekleşen Büyük Ekonomik Bunalım’ın toplumsal yaşam üzerinde yarattığı etki üzerinde durulmuş ve bu etkinin Edward Hopper’ın resimlerindeki yansıması çözümlenmeye çalışılmıştır.

 

Peter Burke, imgelerin tarihsel kanıt olarak kullanılmasını ele aldığı Tarihin Görgü Tanıkları adlı kitabında imgelerin tanıklığının “bağlam”a, çoğul anlamıyla bir bağlamlar dizisine (kültürel, siyasi, maddi vs.) yerleştirilmek zorunda olduğunu söyler.1 20. yüzyılın şahsına münhasır ressamlarından olan Edward Hopper’ın resimlerini sağlıklı bir biçimde okuyabilmek için, 1. Dünya Savaşı öncesinde tüm dünyayı etkisi altına alan Büyük Ekonomik Bunalım’a değinmek gerekmektedir.

 

1. Dünya Savaşı sonrasından (1919)

2. Dünya Savaşı başına kadar (1939) geçen 20 yıllık dönemde Batı dünyası ekonomik açıdan dalgalanmalar yaşamıştır. Savaş sonrasının 1919-1921 arasındaki ilk yıllarında hızlı bir iktisadi gelişme yaşanmasına karşın, 1929 yılına gelindiğinde dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, dünyadaki toplam üretimin %42, ticaretin de %65 oranında azalmasına neden olan “Büyük Ekonomik Bunalım” yaşanmıştır.2 Yaşadığı değişimler ve dünya ekonomisine etkisinden dolayı Amerika dünyanın en büyük alacaklı ülkesi haline gelmiştir.3 Toplumsal arka plana baktığımızda ise “Büyük Bunalım”a zemin hazırlayan bir başka unsurun, Amerikan halkının kolay yoldan zengin olma isteği olduğu görülmektedir. 1926 yılında Florida’daki gayrimenkullerin değer kazanacağını düşünen halkın büyük çoğunluğu yatırımlarını bu doğrultuda yapmıştır. 1928 yılındaki tropik kasırga sonucunda binlerce evin hasar görmesi yüzünden gayrimenkuller değerlerinin altına bile satılamamış, bu durum spekülatif bir patlamaya neden olmuştur. 1928’den sonra, düşük faiz hadlerinin de etkisiyle, Amerika’da menkul değerler borsasında spekülasyon hızlanmış, birçok girişimci parasını hisse senedi piyasasına yatırmayı tercih etmiştir. Bu dönemde New York borsasında her gün 5 milyona yakın hisse senedi el değiştirmektedir. Hisse senetlerinin değeri 4 yıl içinde 4 misli yükselmiştir ve bu yükseliş yeni spekülatörlerin piyasaya girmesiyle gerçekleşmiştir. Yeni spekülatörlerin piyasaya girişi “Kara Perşembe” diye adlandırılan 24 Ekim 1929’da durmuş ve borsada hızlı bir düşüş başlamıştır.4 Bu süreçte 4.000 kadar banka batmış, binlerce insan mal varlığını yitirmiş, açlığa sürüklenmiş, maddi varlıklarıyla beraber sosyal konumlarını ve ruh sağlıklarını da kaybetmişlerdir. Bunalımın etkileri 2. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 10 yıllık bir süreçte devam etmiştir.5

 

Edward Hopper’ın resimleri, söz konusu bunalımın kent ve kırsal yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini mesafeli bir bakışla yansıtır.6 Hopper, resimlerinde, “Büyük Bunalım” sonrasında atıl durumdaki çiftlikleri, iflas etmiş işyerlerini, alıcı bulamayan kiralık evleri, işsiz ya da işini kaybetme korkusuyla yaşayıp giden, geleceğe dair umutlarını yitirmiş fakat hayatlarını idame ettirmeye çalışan insanları betimlemiş, özgüvenini ve eski ihtişamını yitirmiş bir Amerika portresi çizmiştir.

 

New York School of Art’da illüstrasyon ve resim eğitimi gören sanatçı, 1913’te Armory Show’da bir resim satmış, aynı yıl resim yapmayı bırakarak ticari illüstrasyonlarla geçimini sağlamıştır. Yağlıboyaya geri döndüğü 1923 yılından itibaren azimli bir devamlılıkla imzasını attığı resimlerde, neredeyse Amerikan yaşamının ikonları haline getirdiği, modernleşmeyle birlikte insanların yaşamına giren köprüler, demiryolları, arabalar, evler ve deniz fenerleri sanatçının başat konusu olmuştur. 1930’lara doğru ise Amerika’nın içinde bulunduğu durumun izleri Hopper’ın resimlerinde karşımıza çıkmaya başlamaktadır. Bu dönemde resimlerinde iç mekan görünümlerine de ağırlık vermeye başlayan sanatçı, belli başlı bazı göstergeler üzerinden sosyal dokunun ağır psikodinamiklerini ve Zeitgeist’ı eserlerinde yansıtmaya başlamıştır. Hopper, “Amerika ve Amerikalıların neredeyse alamet-i farikası olan dinamizmi dondurarak katı hale getirmesine”7 ve diğer çağdaşı Amerikan manzara ressamlarıyla birlikte anılmak istememesine karşın, resimlerindeki imgelerin tamamı Amerikandır.

 

“Hopper’ın Amerika’sı açılış saatinden önce bir dükkan, tek başına vakar içinde dikilen garip bir eski ev, yaşlıca bir görevlinin dolanıp durduğu tenha bir benzin istasyonudur. Mekanlar eski, boş, terkedilmiş, insanlar ise yalnız, kayıp ve yutulmuş küçük insanlardır.”8 Bu resimlerdeki Amerika “Büyük Bunalım”dan sonra içi boşaltılmış bir kabuk görünümündedir.

 

Amerika’daki bunalım büyük ölçüde tarımın ve sanayinin içinde bulunduğu koşullardan da kaynaklanmıştır. 1920’lerden itibaren tarımda üretkenliğin düşük olduğu ve çiftçilerin sürekli olarak yoksullaştığı görülmektedir.9 Edward Hopper, 1930’larda yaz aylarını geçirdiği Cape Cod’u betimlediği bir dizi resminde, “Büyük Bunalım”ın çiftlik yaşamı üzerindeki yıkıcı etkisini tespit etmiştir. Amerika’daki çiftliklerin nüfusu 1920’lerden itibaren 31 milyondan

30 milyona düşmüş, çiftlik topraklarındaki 30 milyon hektarlık alan terkedilmiştir.10 Hopper’ın Cape Cod resimlerine baktığımızda, gitgide ıssızlaşan çiftlik yaşamını nasıl bir kavrayışla hafızaya aldığını görmek mümkündür. Terkedilmiş hayalet çiftlik evleri, post-apokaliptik bir zaman dilimine ait gibidirler.

 

“Cape Cod Evening” adlı resminde Amerika’daki yaşanabilir kırsal bölgelerin kaybını görselleştiren Hopper, bunalım yıllarındaki insanlara ve mekana odaklanmıştır. Resim “Yarının Dünyası” konseptli New York Dünya Fuarı’nın açıldığı yıl yapılmıştır. Bu fuarda “Elektro” adı verilen, konuşabilen ve sigara içebilen bir robot izleyiciye sunulmuş ve GM tarafından “Futurama” başlıklı bir sergi düzenlenmiştir. Sergide, 1960’lı yıllarda Amerikan manzarasının neye benzeyeceğini 15 dakika boyunca anlatan ses kaydının dinlenebildiği bir düzenek, 28.000 izleyiciyi kendine çekmeyi başarmıştır.11 Burada dayatılan düşünce, bunalımın ağır yükü altında ezilen kuşağın gelecek hakkında daha iyimser düşünmesi gerektiği yönündedir. Hopper ise “Cape Cod Evening” adlı resminde “Yarının Dünyası” konseptine tamamen zıt, karamsar bir şimdi ve gelecek tahayyül etmiştir. Resimde doğa, sararmış çimenleri ve ağaçlarıyla eğreti bir biçimde konuşlanmış olan Viktoryen tarzdaki evi soğurmak üzere gibidir; “uygarlığın nişaneleri doğada kaybolup gitmektedir”.12 Caspar David Friedrich’in manzara resimlerindeki hükmeden ve hayran olunan, tanrısal gücü simgeleyen doğa, yerini uygarlık ile uyum içinde olmaktan yorulmuş bir doğaya bırakmıştır. Evlerinin önünde sıkıntılı bir biçimde oturan figürler ise işsizliğin çığ gibi büyüdüğü 1930’lardaki haletiruhiyeyi özetler niteliktedir.

 

Sanatçının şehir manzaralarını resmettiği eserlerinde de karamsar bir terkedilmişlik hissi hakimdir ve zaman durmuş gibidir. Şehirlerdeki gayrimenkul çılgınlığından artakalan evler, satılmayı (“East Wind over Weehawken”, 1934) ya da hiçbir zaman gelmeyecek olan turistlere odalarını açmayı (“Rooms for Tourists”, 1945); tüneller ise içlerinden bir trenin geçmesini (“Approaching a City”, 1946) beklemektedir. Bunalımdan sonra nefes almayı bir nebze de olsa başarabilen bazı küçük işletmeler müşteri beklemekte (“Gas”, 1940), bazıları ise iflas ettikten sonra vitrindeki mallarını kendi kaderlerine terketmektedirler (Seven a.m., 1948). Georg Simmel, modern kültürlerde kent ve taşra hayatı arasında derin karşıtlıkların oluştuğuna, hayatın ve duyusal-tinsel imgelerin ritminin kasabalarda daha yavaş olduğuna, buna karşılık metropollerin, insandan kasaba hayatına göre daha başka bir bilinçlilik miktarı talep ettiğine dikkat çeker.13 Hopper’ın resimlerinde ise kent ve taşra yaşamı arasındaki karşıtlıklar minimuma inmiştir; her iki alanda da zamanın akışı ağdalıdır; bunalımın yarattığı maddi ve manevi çöküntü hem ofis çalışanlarını hem de çiftçileri benzer kaygılarla başbaşa bırakmıştır.

 

Hopper’ın söz konusu manzaralar içinde betimlediği insanların hepsi orta sınıfa mensup beyazlardır. Bu insanlar protestolara, grevlere ya da mitinglere katılmazlar. Kaderlerine boyun eğmişlerdir. Tuhaf bir biçimde statik bir dünyada yaşarlar, sokaklar bomboştur. Herhangi bir turist ya da yabancı bu sessiz dünyaya dahil olmaz.14 Hopper gözlerini şehir yaşamına çevirdiğinde insanları ofis, restoran, sinema, tren ve otel gibi mekanlarda resmetmiştir. Hepsi iş dünyasının içindedir, sorumlulukları olan kimselerdir. Bu insanlar genellikle ofis çalışanları, küçük işletme sahipleri, kiracılar, pansiyonerler, garsonlar, tren kondüktörleri, berberler ve sekreterlerdir; hepsinde de bunalımın olumsuz etkileri yüzlerinden okunmaktadır. Hopper resimlerinde büyük anlatılardan kaçınarak bize bu insanların “Büyük Bunalım” sonrası yaşamlarından fragmanlar sunmayı tercih eder. Baudelaire’in modernite üzerine geliştirdiği söylemde belirginleşen “düşünsel ve estetik fragmanlaşmanın, toplumsal parçalanmanın, modernleşmeyle birlikte bireylerin yalıtılmalarının, yalnızlaşmalarının, yabancılaşmalarının belirtisi”15 Hopper’ın resimlerinde açıkça izlenmektedir. Sanatçının resimlerindeki figürler, gece geç saatlere kadar ofiste çalışarak maddi sıkıntılarına çözüm bulmaya çabalarlar (“Office at Night”, 1940), otel odalarında daha iyi bir yaşantı sürmenin hayalini kurarlar (“Hotel Room”, 1931), sıkıntılarını kısa bir süreliğine de olsa unutmak için sinemaya giderler (“New York Movie”, 1939).

 

Yaşadığı dönemin realitesini; anekdotlara dayalı olmayan, insanlar ve mekanlar hakkında öyküler anlatmayan, bu işi izleyiciye bırakan bir üslupta ele alan Hopper’ın resimleri 2. Dünya Savaşı arifesinden kesitler sunmaktadır. n Araş.Gör. Bora Gürdaş, Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü.

 

Notlar:

1 Peter Burke, Afişten Heykele, Minyatürden Fotoğrafa Tarihin Görgü Tanıkları, çev. Zeynep Yelçe, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2003, s. 212.

2 İlhan Tekeli - Selim İlkin, 1929 Dünya Buhranında Türkiye’nin İktisadi Arayışları, ODTÜ Yayınları, Ankara, 1983, s. 3.

3 Murray N. Rothbard, America’s Great Depression, The Ludwig von Mises Institute, ABD, 2000, s. 137-142.

4 İlhan Tekeli - Selim İlkin, a.g.e., s. 12; Murray N. Rothbard, a.g.e., s. 161-163.

5 Gökçe Aysu, Büyük Dünya Buhranı, http://www.buik.net.

6 Amerika’da “Kara Perşembe” ile başlayan ve 1930’lu yıllar boyunca ülkeyi etkisi altına alan ekonomik bunalım sanata da yansımış; Philip Evergood, William Gropper, Ben Shahn, Mitchel Sporin, Jack Levine, Mervin Jules, Robert Gwathmey ve Joseph Hirsch gibi bazı Amerikalı sanatçıların, toplumu eleştiren ve sorgulayan temalara yönelmesine neden olmuştur. (Funda Berksoy, 20. Yüzyıl Batı ve Türk Resminde Toplumsal Gerçekçilik, Bakışlar Matbaacılık, İstanbul, 1998, s. 88-90.) Hopper’ın resimlerinde, eleştirme ve sorgulamadan ziyade, bunalım sonrası yalnızlaşan ve yabancılaşan insanların/mekanların durumunu tespit etme söz konusudur.

7 Sevin Okyay, “Edward Hopper: Ya Tenha, Ya Yalnız”, Sanat Dünyamız 58, YKY, İstanbul, 1995, s. 188.

8 Sevin Okyay, a.g.e., s. 184.

9 Anonim, “Büyük Bunalım”, Görsel 20. Yüzyıl Genel Kültür Ansiklopedisi, Görsel Yayınlar, İstanbul, 1984, s. 554.

10 Robert Hobbs, Edward Hopper, H.N. Abrams ve The National Museum of American Art işbirliğiyle, New York, 1987, s. 104.

11 Robert Hobbs, a.g.e., s. 109.

12 Sevin Okyay, a.g.e., s. 186.

13 Georg Simmel, Modern Kültürde Çatışma, İletişim Yayınları, İstanbul, 2005, s. 86.

14 Wieland Schmied, Edward Hopper: Portraits of America, Prestel-Verlag, Münih, 1995, s. 53-54.

15 Ali Artun, “Baudelaire’de Sanatın Özerkleşmesi ve Modernizm”, Modern Hayatın Ressamı, çev. Ali Berktay, İletişim Yayınları, İstanbul, 2004, s. 48.

 

Gece Kuşları, 1942, tuval üzerine yağlıboya (The Art Institute of Chicago; Friends of American Art Collection; fotoğraf: © The Art Institute of Chicago; © Museum of Fine Arts, Boston).

 

New York’ta Bir Oda, 1932, tuval üzerine yağlıboya (Sheldon Memorial Art Gallery and Sculpture Garden, University of Nebraska, Lincoln; UNL-F.M. Hall Collection; © Sheldon Memorial Art Gallery; © Museum of Fine Arts, Boston). 

 

Gece Ofiste, 1940, tuval üzerine yağlıboya (Walker Art Center Koleksiyonu, Minneapolis; T.B. Walker Foundation, Gilbert M. Walker Funds armağanı, 1948; © Museum of Fine Arts, Boston).

 

Şehirde Sabah, 1944, tuval üzerine yağlıboya (Williams College Museum of Art, Massachusetts; Lawrence H. Bloedel bağışı, 1923; © Museum of Fine Arts, Boston).

 

Mansart Çatı, 1923, kağıt üzerine suluboya ve grafit (The Brooklyn Museum, New York, Museum Collection Fund; © Museum of Fine Arts, Boston).

 

Kaptan Upton’ın Evi, 1927, tuval üzerine yağlıboya (Steve Martin Koleksiyonu; © Museum of Fine Arts, Boston).

 

Gece Gölgeleri, 1921, gravür (Museum of Fine Arts, Boston, William Emerson’un armağanı; fotoğraf: © Museum of Fine Arts, Boston).

 

Pazar, 1926, tuval üzerine yağlıboya (© The Phillips Collection, Washington, DC).

 

Vagon, 1965, tuval üzerine yağlıboya (özel koleksiyon).

 

Otel Lobisi, 1943, tuval üzerine yağlıboya (© Indianapolis Museum of Art).

 

Benzin İstasyonu, 1940, tuval üzerine yağlıboya (© The Museum of Modern Art, New York).

 

Cape Cod Akşamı, 1939, tuval üzerine yağlıboya (© National Gallery of Art, Washington).

 

Turistler İçin Odalar, 1945, tuval üzerine yağlıboya (© Yale University Art Gallery, New Haven, Connecticut).

 

Bir Şehre Yaklaşırken, 1946, tuval üzerine yağlıboya (© The Phillips Collection, Washington, DC).

 

Otel Odası, 1931, tuval üzerine yağlıboya (© Museo Thyssen-Bornemisza, Madrid, Room 47).

 

Kıvrılıp Yatan Nü, 1924-27, suluboya (Whitney Museum of American Art Koleksiyonu, Josephine N. Hopper bağışı, fotoğraf: © Whitney Museum of American Art, New York).

 

New York Filmi, 1939, tuval üzerine yağlıboya (© The Museum of Modern Art, New York).

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67889 - unknown - 38.107.179.238