Edward
Hopper’ın Resimlerinde Büyük Bunalım Yılları

Chop Suey, 1929, tuval üzerine yağlıboya (Barney A.
Ebsworth Koleksiyonu; © Museum of Fine Arts, Boston).
Hopper, Amerikan resim
sanatının en özgün adlarından biri. Onun resmi, ABD metropollerinin en yabancılaştırıcı
ve tekinsiz görüntülerini üretişi bağlamında benzersiz. Hopper’ın 1929 büyük
ekonomik bunalımını da kolaycı duygusallıklardan alabildiğine uzak müthiş bir
çarpıcılıkla, yitik, yapayalnız, acılı ve umarsız, ama sakin bir bireysellik
gösteren insanlarıyla aksettirdiği söylenebilir.

İlaç Dükkanı, 1927, tuval üzerine yağlıboya (Museum of
Fine Arts, Boston; John T. Spaulding bağışı; fotoğraf: © Museum of Fine Arts,
Boston).

Otomat, 1927, tuval üzerine yağlıboya (Des Moines Art
Center, Iowa, daimi koleksiyon; fotoğraf: Michael Tropea, Chicago; © Museum of
Fine Arts, Boston).

Pazar Sabah Erken Saat, 1930, tuval üzerine yağlıboya
(Whitney Museum of American Art, New York; Gertrude Vanderbilt Whitney desteğiyle
satın alınmıştır; fotoğraf: Steven Sloman, Whitney Museum of American Art’ın
izniyle; © Museum of Fine Arts, Boston).
“Tek bildiği… insanoğlunun
Yıkık dökük imgeler”
T.S. Eliot, The Waste Land, 1922
Bora Gürdaş n Edward Hopper’ın resimlerinin, içerdiği
altmetinler ve yapıldığı dönemin koşulları göz önüne alındığında, 1. Dünya
Savaşı sonrası Amerika’nın içinde bulunduğu durumun panoramasını sunduğu
görülmektedir.
Bu görünümler üzerinden Hopper’ın, geleneksel Amerikan
resmi, Giorgio Morandi ve Giorgio De Chirico ile olan bağlarını, ticari
illüstrasyonlarını, resimlerinde kullandığı teknikleri ve Film Noir, Pop Art ve
Photo-Realism gibi sanat akım/hareket/türlerine etkilerini inceleyen çok sayıda
kitap, makale ve sergi yazısı mevcuttur. Dolayısıyla, bu yazıda konu
sınırlamasına gidilerek, 1929 yılında gerçekleşen Büyük Ekonomik Bunalım’ın
toplumsal yaşam üzerinde yarattığı etki üzerinde durulmuş ve bu etkinin Edward
Hopper’ın resimlerindeki yansıması çözümlenmeye çalışılmıştır.
Peter Burke, imgelerin tarihsel kanıt olarak kullanılmasını
ele aldığı Tarihin Görgü Tanıkları adlı kitabında imgelerin tanıklığının
“bağlam”a, çoğul anlamıyla bir bağlamlar dizisine (kültürel, siyasi, maddi vs.)
yerleştirilmek zorunda olduğunu söyler.1 20. yüzyılın şahsına münhasır
ressamlarından olan Edward Hopper’ın resimlerini sağlıklı bir biçimde
okuyabilmek için, 1. Dünya Savaşı öncesinde tüm dünyayı etkisi altına alan
Büyük Ekonomik Bunalım’a değinmek gerekmektedir.
1. Dünya Savaşı sonrasından (1919)
2. Dünya Savaşı başına kadar (1939) geçen 20 yıllık dönemde
Batı dünyası ekonomik açıdan dalgalanmalar yaşamıştır. Savaş sonrasının
1919-1921 arasındaki ilk yıllarında hızlı bir iktisadi gelişme yaşanmasına
karşın, 1929 yılına gelindiğinde dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına,
dünyadaki toplam üretimin %42, ticaretin de %65 oranında azalmasına neden olan
“Büyük Ekonomik Bunalım” yaşanmıştır.2 Yaşadığı değişimler ve dünya ekonomisine
etkisinden dolayı Amerika dünyanın en büyük alacaklı ülkesi haline gelmiştir.3
Toplumsal arka plana baktığımızda ise “Büyük Bunalım”a zemin hazırlayan bir
başka unsurun, Amerikan halkının kolay yoldan zengin olma isteği olduğu
görülmektedir. 1926 yılında Florida’daki gayrimenkullerin değer kazanacağını
düşünen halkın büyük çoğunluğu yatırımlarını bu doğrultuda yapmıştır. 1928 yılındaki
tropik kasırga sonucunda binlerce evin hasar görmesi yüzünden gayrimenkuller
değerlerinin altına bile satılamamış, bu durum spekülatif bir patlamaya neden
olmuştur. 1928’den sonra, düşük faiz hadlerinin de etkisiyle, Amerika’da menkul
değerler borsasında spekülasyon hızlanmış, birçok girişimci parasını hisse
senedi piyasasına yatırmayı tercih etmiştir. Bu dönemde New York borsasında her
gün 5 milyona yakın hisse senedi el değiştirmektedir. Hisse senetlerinin değeri
4 yıl içinde 4 misli yükselmiştir ve bu yükseliş yeni spekülatörlerin piyasaya
girmesiyle gerçekleşmiştir. Yeni spekülatörlerin piyasaya girişi “Kara
Perşembe” diye adlandırılan 24 Ekim 1929’da durmuş ve borsada hızlı bir düşüş
başlamıştır.4 Bu süreçte 4.000 kadar banka batmış, binlerce insan mal varlığını
yitirmiş, açlığa sürüklenmiş, maddi varlıklarıyla beraber sosyal konumlarını ve
ruh sağlıklarını da kaybetmişlerdir. Bunalımın etkileri 2. Dünya Savaşı’na
kadar yaklaşık 10 yıllık bir süreçte devam etmiştir.5
Edward Hopper’ın resimleri, söz konusu bunalımın kent ve
kırsal yaşam üzerindeki olumsuz etkilerini mesafeli bir bakışla yansıtır.6
Hopper, resimlerinde, “Büyük Bunalım” sonrasında atıl durumdaki çiftlikleri,
iflas etmiş işyerlerini, alıcı bulamayan kiralık evleri, işsiz ya da işini
kaybetme korkusuyla yaşayıp giden, geleceğe dair umutlarını yitirmiş fakat
hayatlarını idame ettirmeye çalışan insanları betimlemiş, özgüvenini ve eski
ihtişamını yitirmiş bir Amerika portresi çizmiştir.
New York School of Art’da illüstrasyon ve resim eğitimi
gören sanatçı, 1913’te Armory Show’da bir resim satmış, aynı yıl resim yapmayı
bırakarak ticari illüstrasyonlarla geçimini sağlamıştır. Yağlıboyaya geri
döndüğü 1923 yılından itibaren azimli bir devamlılıkla imzasını attığı
resimlerde, neredeyse Amerikan yaşamının ikonları haline getirdiği,
modernleşmeyle birlikte insanların yaşamına giren köprüler, demiryolları,
arabalar, evler ve deniz fenerleri sanatçının başat konusu olmuştur. 1930’lara
doğru ise Amerika’nın içinde bulunduğu durumun izleri Hopper’ın resimlerinde
karşımıza çıkmaya başlamaktadır. Bu dönemde resimlerinde iç mekan görünümlerine
de ağırlık vermeye başlayan sanatçı, belli başlı bazı göstergeler üzerinden
sosyal dokunun ağır psikodinamiklerini ve Zeitgeist’ı eserlerinde yansıtmaya
başlamıştır. Hopper, “Amerika ve Amerikalıların neredeyse alamet-i farikası
olan dinamizmi dondurarak katı hale getirmesine”7 ve diğer çağdaşı Amerikan
manzara ressamlarıyla birlikte anılmak istememesine karşın, resimlerindeki
imgelerin tamamı Amerikandır.
“Hopper’ın Amerika’sı açılış saatinden önce bir dükkan, tek
başına vakar içinde dikilen garip bir eski ev, yaşlıca bir görevlinin dolanıp
durduğu tenha bir benzin istasyonudur. Mekanlar eski, boş, terkedilmiş,
insanlar ise yalnız, kayıp ve yutulmuş küçük insanlardır.”8 Bu resimlerdeki
Amerika “Büyük Bunalım”dan sonra içi boşaltılmış bir kabuk görünümündedir.
Amerika’daki bunalım büyük ölçüde tarımın ve sanayinin
içinde bulunduğu koşullardan da kaynaklanmıştır. 1920’lerden itibaren tarımda
üretkenliğin düşük olduğu ve çiftçilerin sürekli olarak yoksullaştığı
görülmektedir.9 Edward Hopper, 1930’larda yaz aylarını geçirdiği Cape Cod’u
betimlediği bir dizi resminde, “Büyük Bunalım”ın çiftlik yaşamı üzerindeki
yıkıcı etkisini tespit etmiştir. Amerika’daki çiftliklerin nüfusu 1920’lerden
itibaren 31 milyondan
30 milyona düşmüş, çiftlik topraklarındaki 30 milyon
hektarlık alan terkedilmiştir.10 Hopper’ın Cape Cod resimlerine baktığımızda,
gitgide ıssızlaşan çiftlik yaşamını nasıl bir kavrayışla hafızaya aldığını
görmek mümkündür. Terkedilmiş hayalet çiftlik evleri, post-apokaliptik bir
zaman dilimine ait gibidirler.
“Cape Cod Evening” adlı resminde Amerika’daki yaşanabilir
kırsal bölgelerin kaybını görselleştiren Hopper, bunalım yıllarındaki insanlara
ve mekana odaklanmıştır. Resim “Yarının Dünyası” konseptli New York Dünya
Fuarı’nın açıldığı yıl yapılmıştır. Bu fuarda “Elektro” adı verilen,
konuşabilen ve sigara içebilen bir robot izleyiciye sunulmuş ve GM tarafından
“Futurama” başlıklı bir sergi düzenlenmiştir. Sergide, 1960’lı yıllarda
Amerikan manzarasının neye benzeyeceğini 15 dakika boyunca anlatan ses kaydının
dinlenebildiği bir düzenek, 28.000 izleyiciyi kendine çekmeyi başarmıştır.11
Burada dayatılan düşünce, bunalımın ağır yükü altında ezilen kuşağın gelecek hakkında
daha iyimser düşünmesi gerektiği yönündedir. Hopper ise “Cape Cod Evening” adlı
resminde “Yarının Dünyası” konseptine tamamen zıt, karamsar bir şimdi ve
gelecek tahayyül etmiştir. Resimde doğa, sararmış çimenleri ve ağaçlarıyla
eğreti bir biçimde konuşlanmış olan Viktoryen tarzdaki evi soğurmak üzere
gibidir; “uygarlığın nişaneleri doğada kaybolup gitmektedir”.12 Caspar David
Friedrich’in manzara resimlerindeki hükmeden ve hayran olunan, tanrısal gücü
simgeleyen doğa, yerini uygarlık ile uyum içinde olmaktan yorulmuş bir doğaya
bırakmıştır. Evlerinin önünde sıkıntılı bir biçimde oturan figürler ise
işsizliğin çığ gibi büyüdüğü 1930’lardaki haletiruhiyeyi özetler niteliktedir.
Sanatçının şehir manzaralarını resmettiği eserlerinde de
karamsar bir terkedilmişlik hissi hakimdir ve zaman durmuş gibidir.
Şehirlerdeki gayrimenkul çılgınlığından artakalan evler, satılmayı (“East Wind
over Weehawken”, 1934) ya da hiçbir zaman gelmeyecek olan turistlere odalarını
açmayı (“Rooms for Tourists”, 1945); tüneller ise içlerinden bir trenin
geçmesini (“Approaching a City”, 1946) beklemektedir. Bunalımdan sonra nefes
almayı bir nebze de olsa başarabilen bazı küçük işletmeler müşteri beklemekte
(“Gas”, 1940), bazıları ise iflas ettikten sonra vitrindeki mallarını kendi kaderlerine
terketmektedirler (Seven a.m., 1948). Georg Simmel, modern kültürlerde kent ve
taşra hayatı arasında derin karşıtlıkların oluştuğuna, hayatın ve
duyusal-tinsel imgelerin ritminin kasabalarda daha yavaş olduğuna, buna
karşılık metropollerin, insandan kasaba hayatına göre daha başka bir
bilinçlilik miktarı talep ettiğine dikkat çeker.13 Hopper’ın resimlerinde ise
kent ve taşra yaşamı arasındaki karşıtlıklar minimuma inmiştir; her iki alanda
da zamanın akışı ağdalıdır; bunalımın yarattığı maddi ve manevi çöküntü hem
ofis çalışanlarını hem de çiftçileri benzer kaygılarla başbaşa bırakmıştır.
Hopper’ın söz konusu manzaralar içinde betimlediği
insanların hepsi orta sınıfa mensup beyazlardır. Bu insanlar protestolara,
grevlere ya da mitinglere katılmazlar. Kaderlerine boyun eğmişlerdir. Tuhaf bir
biçimde statik bir dünyada yaşarlar, sokaklar bomboştur. Herhangi bir turist ya
da yabancı bu sessiz dünyaya dahil olmaz.14 Hopper gözlerini şehir yaşamına
çevirdiğinde insanları ofis, restoran, sinema, tren ve otel gibi mekanlarda
resmetmiştir. Hepsi iş dünyasının içindedir, sorumlulukları olan kimselerdir.
Bu insanlar genellikle ofis çalışanları, küçük işletme sahipleri, kiracılar,
pansiyonerler, garsonlar, tren kondüktörleri, berberler ve sekreterlerdir; hepsinde
de bunalımın olumsuz etkileri yüzlerinden okunmaktadır. Hopper resimlerinde
büyük anlatılardan kaçınarak bize bu insanların “Büyük Bunalım” sonrası
yaşamlarından fragmanlar sunmayı tercih eder. Baudelaire’in modernite üzerine
geliştirdiği söylemde belirginleşen “düşünsel ve estetik fragmanlaşmanın,
toplumsal parçalanmanın, modernleşmeyle birlikte bireylerin yalıtılmalarının,
yalnızlaşmalarının, yabancılaşmalarının belirtisi”15 Hopper’ın resimlerinde
açıkça izlenmektedir. Sanatçının resimlerindeki figürler, gece geç saatlere
kadar ofiste çalışarak maddi sıkıntılarına çözüm bulmaya çabalarlar (“Office at
Night”, 1940), otel odalarında daha iyi bir yaşantı sürmenin hayalini kurarlar
(“Hotel Room”, 1931), sıkıntılarını kısa bir süreliğine de olsa unutmak için
sinemaya giderler (“New York Movie”, 1939).
Yaşadığı dönemin realitesini; anekdotlara dayalı olmayan,
insanlar ve mekanlar hakkında öyküler anlatmayan, bu işi izleyiciye bırakan bir
üslupta ele alan Hopper’ın resimleri 2. Dünya Savaşı arifesinden kesitler
sunmaktadır. n Araş.Gör. Bora Gürdaş, Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi
Bölümü.
Notlar:
1 Peter Burke, Afişten Heykele, Minyatürden Fotoğrafa
Tarihin Görgü Tanıkları, çev. Zeynep Yelçe, Kitap Yayınevi, İstanbul, 2003, s.
212.
2 İlhan Tekeli - Selim İlkin, 1929 Dünya Buhranında
Türkiye’nin İktisadi Arayışları, ODTÜ Yayınları, Ankara, 1983, s. 3.
3 Murray N. Rothbard, America’s Great Depression, The
Ludwig von Mises Institute, ABD, 2000, s. 137-142.
4 İlhan Tekeli - Selim İlkin, a.g.e., s. 12; Murray N.
Rothbard, a.g.e., s. 161-163.
5 Gökçe Aysu, Büyük Dünya Buhranı,
http://www.buik.net.
6 Amerika’da “Kara Perşembe” ile başlayan ve 1930’lu
yıllar boyunca ülkeyi etkisi altına alan ekonomik bunalım sanata da yansımış;
Philip Evergood, William Gropper, Ben Shahn, Mitchel Sporin, Jack Levine,
Mervin Jules, Robert Gwathmey ve Joseph Hirsch gibi bazı Amerikalı
sanatçıların, toplumu eleştiren ve sorgulayan temalara yönelmesine neden
olmuştur. (Funda Berksoy, 20. Yüzyıl Batı ve Türk Resminde Toplumsal Gerçekçilik,
Bakışlar Matbaacılık, İstanbul, 1998, s. 88-90.) Hopper’ın resimlerinde,
eleştirme ve sorgulamadan ziyade, bunalım sonrası yalnızlaşan ve yabancılaşan
insanların/mekanların durumunu tespit etme söz konusudur.
7 Sevin Okyay, “Edward Hopper: Ya Tenha, Ya Yalnız”,
Sanat Dünyamız 58, YKY, İstanbul, 1995, s. 188.
8 Sevin Okyay, a.g.e., s. 184.
9 Anonim, “Büyük Bunalım”, Görsel 20. Yüzyıl Genel
Kültür Ansiklopedisi, Görsel Yayınlar, İstanbul, 1984, s. 554.
10 Robert Hobbs, Edward Hopper, H.N. Abrams ve The National
Museum of American Art işbirliğiyle, New York, 1987, s. 104.
11 Robert Hobbs, a.g.e., s. 109.
12 Sevin Okyay, a.g.e., s. 186.
13 Georg Simmel, Modern Kültürde Çatışma, İletişim
Yayınları, İstanbul, 2005, s. 86.
14 Wieland Schmied, Edward Hopper: Portraits of
America, Prestel-Verlag, Münih, 1995, s. 53-54.
15 Ali Artun, “Baudelaire’de Sanatın Özerkleşmesi ve
Modernizm”, Modern Hayatın Ressamı, çev. Ali Berktay, İletişim Yayınları,
İstanbul, 2004, s. 48.

Gece Kuşları, 1942, tuval üzerine yağlıboya (The Art
Institute of Chicago; Friends of American Art Collection; fotoğraf: © The Art
Institute of Chicago; © Museum of Fine Arts, Boston).

New York’ta Bir Oda, 1932, tuval üzerine yağlıboya
(Sheldon Memorial Art Gallery and Sculpture Garden, University of Nebraska,
Lincoln; UNL-F.M. Hall Collection; © Sheldon Memorial Art Gallery; © Museum of
Fine Arts, Boston).

Gece Ofiste, 1940, tuval üzerine yağlıboya (Walker Art
Center Koleksiyonu, Minneapolis; T.B. Walker Foundation, Gilbert M. Walker
Funds armağanı, 1948; © Museum of Fine Arts, Boston).

Şehirde Sabah, 1944, tuval üzerine yağlıboya (Williams
College Museum of Art, Massachusetts; Lawrence H. Bloedel bağışı, 1923; ©
Museum of Fine Arts, Boston).

Mansart Çatı, 1923, kağıt üzerine suluboya ve grafit (The
Brooklyn Museum, New York, Museum Collection Fund; © Museum of Fine Arts,
Boston).

Kaptan Upton’ın Evi, 1927, tuval üzerine yağlıboya (Steve
Martin Koleksiyonu; © Museum of Fine Arts, Boston).

Gece Gölgeleri, 1921, gravür (Museum of Fine Arts,
Boston, William Emerson’un armağanı; fotoğraf: © Museum of Fine Arts, Boston).

Pazar, 1926, tuval üzerine yağlıboya (© The Phillips
Collection, Washington, DC).

Vagon, 1965, tuval üzerine yağlıboya (özel koleksiyon).

Otel Lobisi, 1943, tuval üzerine yağlıboya (©
Indianapolis Museum of Art).

Benzin İstasyonu, 1940, tuval üzerine yağlıboya (© The
Museum of Modern Art, New York).

Cape Cod Akşamı, 1939, tuval üzerine yağlıboya (©
National Gallery of Art, Washington).

Turistler İçin Odalar, 1945, tuval üzerine yağlıboya (©
Yale University Art Gallery, New Haven, Connecticut).

Bir Şehre Yaklaşırken, 1946, tuval üzerine yağlıboya (©
The Phillips Collection, Washington, DC).

Otel Odası, 1931, tuval üzerine yağlıboya (© Museo
Thyssen-Bornemisza, Madrid, Room 47).

Kıvrılıp Yatan Nü, 1924-27, suluboya (Whitney Museum of
American Art Koleksiyonu, Josephine N. Hopper bağışı, fotoğraf: © Whitney
Museum of American Art, New York).

New York Filmi, 1939, tuval üzerine yağlıboya (© The Museum
of Modern Art, New York).