20 Kasım 2008 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 52.291 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa

Yeni Çin Posterleri                                            

    

Çin’in dünyaya açılımı olanca hızıyla sürüyor. Sadece yirmi yıl önce siyasal figüratif posterlerin güdüleyici yaklaşımıyla karakterize olan Çin grafik tasarımı şimdilerde küresel bir ilgi derliyor. Museum für Gestaltung Zürich’teki

“Typo China” sergisi bu açıdan ilginç ve çarpıcı.

 

Liu Zhizhi, “Canlı Çay Sehpası / Bir Metrekarelik Çayır”, yazı karakteri: “çayır”, 2004 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Eva Lüdi Kong n Çin kent peyzajı Çin yazı karakterlerinin işgali altında. Vitrinlerdeki mağaza adları ya da çok katlı restoran cephelerindeki neonlu harfler binaları süslerken, büyük boy reklam afişleri, iki onyıl öncesine kadar kentsel peyzajın temel karakteristikleri olan az katlı, kiremit çatılı, mütevazı yapıların son kalıntılarını gizliyor. “Kendi yolunu bul” [sloganı], güçlü ve baskın karakterleri ile bir giyim markasının ilanı olmaktaki ısrarını sürdürürken, sade süssüz baskısıyla “Vatanı kalkındırmak için gelin birlikte çalışalım” [ifadesi], yeni apartman bloklarının sıralandığı bir mahallenin şantiye duvarları boyunca izlenebiliyor. Yerden henüz bitivermiş bir gökdelenin tepesine konuşlanmış dört metrelik dev karakterler ise, “Gelecek elimin altında” ifadesini kendi reklamlarına tahvil ediyorlar adeta.

 

Ülkenin ekonomik başarılarının tetiklediği bu yeni özgüven olgusu, genç grafik sanatçılarının fikirlerini hayata geçirebilmeleri için elverişli bir ortam hazırlıyor. Sanatçılar, duyguları harekete geçiren, insanları düşünmeye sevkeden böylesi bir gerilim alanının, birbiriyle bağlantılı değer ve normlarla uğraşmayı da kolaylaştırdığı görüşünde: Geleneksellik ve çağdaşlık; Batılı değerlerin varettiği bireycilik, aile ve devlet mutlak kökenli fikirlerin kohezyonu; muazzam bir gelecek tahayyülüne dönüşen süngüsü düşmüş sosyalist ülküler ve kusursuz dünya için son bir umut olan ve piyasa ekonomisinin işgalci ve tüketimsel vaatleri.

 

1920’lerin kolonyal Şanghay’ında üretilmiş ticari amaçlı posterler ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan (1949) üç onyıl sonra dolaşıma giren propaganda posterleri sayılmazsa, yakın geçmişe bakıldığında, Çin poster sanatının ne kadar yeni ve bakir bir alan olduğu anlaşılır. Çin’de yüksek eğitim kurumlarında grafik tasarım derslerinin verilmesi ancak 1980’lerin ortalarından sonra mümkün olmuştur. Ne var ki [grafik] uzun yıllar boyunca, güzel sanatların yağlıboya resim, heykel ya da geleneksel Çin resim sanatı gibi alanlarına kıyasla çok daha mütevazı ve aşılabilir engellerin sözkonusu olduğu “dekoratif sanatlar” alanında bir yan branş olarak varlık gösterebilmiştir. Dönemin saygın sanat disiplinlerinin çiçeği burnunda sanatçıları devlet tarafından dayatılan bu tek tip, mesaj verme kaygılı, gerçekçi sanat anlayışını terk etmeye ve bağnazlığın maskesini düşürüp bireysel tavır almaya başladılar. Ancak 1990’larla birlikte, kentlerin endüstrileşmesini beraberinde getiren dışa açılma ve reform politikaları, keza yeni tüketim kültürü toplumsal yaşamı etkisi altına almaya başladı ve geleneksel değerler giderek önemsizleşti. Mutluluğu satın almak bir an için, mümkünmüş gibi göründü ve para, değer yargılarının tartışmasız standardına dönüştü. Reklam endüstrisi eğitimli grafik sanatçıların peşine düştü ve grafik tasarım, türlü kazanç olasılıkları sunan esaslı bir disiplin olarak hak ettiği itibara kavuştu.

 

Stanley Wong, “Ayak”, yazı karakteri: “yol”, 2003 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Stanley Wong, “Göz”, yazı karakteri: “görmek”, 2003 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Wang Xu, “Atom Bombardımanının 60. Yıldönümü”, yazı karakteri: “Nagasaki”, 2005 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Chen Shaohua, “İletişim”, 1996 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster

 

Bob Chen, “Dört”, 2005 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Poster tasarımı alanında dikkate değer bir yaklaşım ortaya koymak, ideolojik bir ahlaki örgütlenmenin tayin ettiği sanatsal fikirlerin hükümranlığından onyıllar sonra [Çin’de] sayısız alanda gerçekleşen meydan okumalardan sadece biriydi, Hong Kong ve Tayvan yapımı posterler ise bunun ilk örneklerini oluşturdu. Grafik tasarım buralarda [Hong Kong ve Tayvan’da] 1960’lar kadar erken bir tarihte önemli ilerlemeler kaydetti ve dünyadaki gelişmelerden etkilenerek biçimlendi. Kültür Devrimi’yle (1966-1976) pompalanan gelenek karşıtlığı yüzünden uzun yıllar kendi kaderine terk edilen Çin kültür dünyasının bu kapitalist merkezleri, 1970’lerde yaşanan ekonomik patlamayla birlikte en büyük sıçramasını reklam endüstrisinde yaptı. Bu gibi önemli atılımların ardından Avrupa ülkelerindeki gelişmeler örnek alınmaya başlandıysa da, ilk zamanlarda Çin Halk Cumhuriyeti’nde egemen olan anlayış, -muazzam birikimini büyük ustaları taklit etmesine borçlu geleneksel didaktik örüntülerin peşisıra- tüm üretimin kopyalama üzerinden yürümesiydi. Gelecek vaat eden tasarımcılar bu sayede yeni standartların kaos ortamında ustalıkla ve hızla yol almayı; bir yandan uluslararası trendlere uyum sağlarken bir yandan da Çin pazarının ihtiyaçlarını karşılar hale gelmeyi öğrendiler.

 

1990’lardan itibaren hızla çoğalan uluslararası afiş bienalleri ve grafik tasarım yarışmaları uluslararası başarıya giden yolu açtı. Onaylanma mücadelesi veren genç sanatçılar kısa sürede jüri beklentilerini karşılayacak özgün bir üslup geliştirdiler. Bazen Çin yazı karakterlerine yapılan vurgu, o tasarımın Çinli olmayan gözler için yapıldığına dair bir işaret olabilir. Bu bağlamda, sözkonusu neslin oportünizmi en nihayetinde kendi azami çıkarlarıyla buluştu – bir süre için politik nedenlerle yok yere ihmal edilen geleneksel değerler Batılı bakışının dolambaçlı yollarını aratmayan güzergahlardan geçerek gerçek değerine kavuştu. Bugün “küreselleşerek” Batılılaşan Çin’in aynı zamanda kendi kültürel değerlerine bir geri dönüş sürecinde olduğunu; özellikle Taoculuk ve Konfüçyüsçülük öğretileriyle geleneksel sanatlarda buna sıklıkla rastlamak mümkün.

 

Li Yingwei, “Hızlı Büyüme”, 2003 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

He Jianping, “Yeni Grafik”, 2003 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Chen Guojin, “Dokuz Hayat”, 2004 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu)

 

Takip eden dönemlerde, Çin Halk Cumhuriyeti’nde, reklam tasarımından kitap tasarımına, akla gelebilecek her türlü kurumsal tasarım hizmetini sunabilen hünerli tasarımcıların peşine düşüldü. Posterlere olan talep reklamlarla sınırlandırıldı ancak, kamusal işler bu uygulamanın dışında tutuldu. Ticari amaçlı olmayan, kültürel amaçlı az sayıda poster ise ancak son yıllarda üretilebildi.

Bu koşullar altında, poster tasarlamak, bir yerde, boş vakitleri değerlendirme etkinliğine dönüştü. Grafik tasarım ve güzel sanatlarla uğraşan sanatçılar çoğu kez bizzat belirledikleri konular aracılığıyla kendilerini ifade ederler ve elde ettikleri sonuçları, ulusal grafik bienalleri gibi yerlerde kısıtlı bir çevrenin beğenisine sunarlar - ki bu aynı zamanda bu kadar çok iddialı tasarımın toplum nezdinde karşılık görememesini de açıklıyor. Ancak, Hong Kong ve Tayvan’da daha onyıl öncesinden etkisini hissettiren tipografi bugün Çin medyasında daha önce hiç olmadığı kadar yaygın. Çin yazı karakterleri ise, özerk bir tasarım aracı olarak özellikle televizyon ekranlarında çok revaçta.

 

Geleneksel Çin kaligrafisiyle yüksek sanat standardını yakalayan yazı, Çin Halk Cumhuriyeti’nde ideolojik mesajları iletme görevini üstlenmesi nedeniyle onyıllar boyunca küçümsendi. Geç 1980’lerde, çağdaş sanatçılar Kültür Devrimi’nin duvar yazılarını absürt durumlara uyarlayarak ya da varolmayan, anlaşılmaz harflerin karakter setlerini yaratarak, bunları yeniden dolaşıma sokmaya çalıştılar. [Bu sergi vesilesiyle] biraraya getirilen posterlerde, Çin yazı karakterleri ile oluşturulan tipografi tüm gücünü yeni yaklaşımlardan alıyor.

 

Çin alfabesi, harflerin tıpkı sesler gibi kendi başlarına varolup kelime ve cümlelerde biraraya geldiği alfabetik düzenlerden farklı olarak zengin ve hayli ilginç bir semantik kültürü de yansıtır. Her karakter son derece zengin bir görsel ifade gücüne sahiptir ve küçültülüp tepesine yığılmış ya da yanına dizilmiş unsurlarıyla, başı sonu olmayan görüntüsüyle yabancılara soyut resimler gibi görünür. Her biri resimsel bir anlatıyı temsil eder. Aslına bakılırsa, baktığımız ve bakarken adlandırdığımız bir nesne olarak düşünülebilirler; nesnenin neredeyse ta kendisidirler.

 

Yang Zhen, “Yüzyüze”, 2003 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Han Jiaying, “Çin’de”, 2005 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

He Jun, “Kitapların Güzelliği / 6. Çin Kitap Tasarımı Sergisi”, 2005 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Çince karakterlerle okuma yazma öğrenenler uzun bir geçmişin izleri üzerinden bir yolculuğa çıkarlar: Güneşin ve ayın, yeryüzünün ve gökyüzünün, elin, ayağın, gözün, ağzın resmini ayırt etmeyi öğrenirler. Her yeni ideograf, anlam ve fonetikle ilintili unsurların karmaşık karşılıklı etkileşimine dair daha çok şey ve Çin alfabe sisteminin içsel mantığını tanımayı öğretir. Aslında bu yazı sistemi önüne gelen herşeyi tasnifler: Islak ve akışkan olan ne varsa, -örneğin, hé (nehir), haŠi (deniz), zhı¯ (özsu), yù (banyo)- anlamını iletmek için “su” ile bağlantı kurar. Yanan ya da pişen herşey “ateş” ile tanımlanır, örneğin rè (sıcak), jia¯o (kömür), zhuŠ (pişirmek)... Ve inekler, köpekler, atlar ve kaplanlar, balıklar ve kuşlar, Çin’de gündelik hayatın hayhuyu içinde usulca yaşayıp giden ve modern dünyaya şaşılacak denli sorunsuzca eklemlenen eski zaman artıkları gibi, yazı karakterlerinin mutlak bileşenleri sıfatıyla beliriverirler.

 

Çoğu kez yabancılaştırma üzerinden aktarılan görsel mesajları olan yazı karakterleri, birtakım işlerde özgün ve gerçek anlamlarıyla kullanılırlar. Liu Zhizhi, “Bir Metrekarelik Çayır” [adlı çalışmasında], tián (çayır) ifadesine karşılık gelen karakterin boşluklarını çimle doldurur ve bu sayede, karakterin özgün görsel mesajının da korunduğu alışılmadık bir olumsuzlama tablosu çizer. Karakterlerin piktografik bileşenlerinin yerine, aynı mesajı veren grafik illüstrasyonlar koyan Stanley Wong da benzer bir yaklaşım sergiler. [Wong’un yapıtında] resmin aşırılaşan çıplaklığı izleyicinin bakışında bir yabancılaşmaya neden olur ve göz, karakterden artakalan unsurun tahrifatından doğan anlamlarla sürekli rahatsız edilir.

 

Han Jiaying, “Hudutlar”, yazı karakteri: “güzel”, 1997 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Ye Changchun, “AD 518 Yılbaşı Eğlencesi / Qinghua Üniversitesi”, 2004 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Tsang Kin-wah, “İsimsiz”, 2004 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Han Jiaying, “Füzyon”, 1999 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Li Yingwei, “Çin’de”, 2005 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Joseph Foo, Robin Koh, “İnsan & Tanrı”, 1996 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Guang Yu, “Rüzgar ve ay ebedi, ancak gençlik ve güzelliğin sınırı var”, yazı karakterleri: “rüzgar, ay, yıl, gençlik”, 2004 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Yazıyla resmin iç içe geçmesi, birbirini tamamlaması Çin kültüründe yeni bir olgu değil. Resme yazı yazılması, gerek geleneksel Çin mürekkep [manzara] resminde, gerekse çağdaş pratiklerde sık görülen bir uygulama; dolayısıyla da yazı burada resmin doğal bir parçası konumunda. “Yeni Grafik” adını verdiği çalışmasında, mürekkep [manzara] resmi üslubunda üretilmiş bir fotoğrafa yazı karakterlerini temsili olarak yerleştiren He Jianping, bu geleneği ödünç almışa benziyor.

 

Çin yazı sistemiyle çalışmak ister istemez, bu kültürün yüksek sanat standardını temsil eden kaligrafi sanatıyla uğraşmayı da beraberinde getirir. Çin yazısında dekoratif öğelere, bezemelere ihtiyaç yoktur; işin sırrı, çizgilerin dinamizminde ve siyahla beyazın yoğun ve ahenkli etkileşimindedir. Jiang Hua kaligrafiyi Çin sanatının düğüm, grafik tasarımın da kilit noktası olarak niteler. Çinli grafik sanatçılar bu geleneksel yönteme sıklıkla başvururlar ve fırça darbeleriyle oluşturulmuş bu siyah karakterleri kimileyin mesajlarını iletmenin tek çıkar yolu olarak görürler. Wang Xu, beyaz fon üzerine iki büyük siyah karakter yerleştirerek iki çarpıcı poster tasarlamıştır. “Atom Bombardımanının 60. Yıldönümü” adını taşıyan posterler, okunma kaygısına düşmeden, salt duyulara hitap ederek mesajlarını iletmeyi başarırlar.

 

Yazı Çin kültür ortamında kültürel bir araç olması bakımından önemlidir. Çinliler için kültürel bağlamlarla doğrudan bağlantı kuran, [yazının] salt resimsel zenginliği değil, aynı zamanda muhtelif biçem ve tezahürleridir. [Sözgelimi] Chen Shaohua’nın iletişim konulu posteri, zengin ortak paydalar oluşturmak amacıyla basit araçları göreve çağırır. Posterin sınırladığı alan, Yin ve Yang’in evrensel kutupluluğunu çağrıştıracak, görselliğiyle de karanlık ve aydınlık ya da yeryüzü ve gökyüzü anıştırması yapacak şekilde iki eşit siyah-beyaz parçaya ayrılmıştır. Tam ortada, “hendek” anlamına gelen ve -serbest bilgi akışı üzerinden- “iletişim” kelimesinin bir bölümünü oluşturan go¯u karakterinin iki farklı versiyonu yer almaktadır. Karakter, üste geleneksel, alta ise Çin Halk Cumhuriyeti’nde 1950 yılından bu yana kullanılagelen sadeleştirilmiş ifadesiyle yerleştirilmiştir. “Su” bileşeni her iki karakterde de aynı olup, [karakterlerin] iletişim kurmaya başladığı; uç kısımlar karışımın rengine (gri) bürünmüşken, siyahla beyazın birbirine nüfuz etmeye kalkıştığı o küçük görsel kesişim kümesini oluşturur. Chen, Yin-Yang ve Klasik-Modern sembolizmine ek olarak, İngilizce “communication” kelimesini Çince karakterleriyle (go¯u to¯g) birlikte kullanarak Doğu ile Batı arasında bir bağlantı kurmaya çalışmaktadır.

 

Çin yazı geleneği büyük önem taşımasına rağmen, ideogramın tarihsel gelişim sürecinden her tasarımcı aynı şekilde yararlanmıyor. Çoğu, basılı yazıya bilgisayar fontlarının sağladığı imkanlar ölçüsünde yakınlaşmayı tercih ediyor.

Bu durumda da yazı çoğunlukla Batı tipografisine yaklaşan bir anlayışla ele alınıyor; sözgelimi, karakterlerin sadece yarısını göstererek asgari düzeyde okunaklılık elde etmeye çalışarak ya da vuruşların birbirinden ayrı düşmesini önemsemeyerek ya da yatay vuruşları her defasında atlayarak. Bob Chen’in bir kağıt üreticisi için tasarladığı ve “dört” kelimesinin karşılığı olan karakterin boş bir sayfayı andıran beyaz bir alanla tanımlandığı “Dört” adlı poster bunun somut bir örneği. Karakterin karmaşık yapısı, ideogramın ana hatlarıyla zorluk çekmeden okunmasını mümkün hale getiriyor.

 

İngilizce’nin kaçınılmazlığı ve resmi Pinyin* transliterasyonu** sayesinde Çin’de yaygınlık kazanan Latin alfabesi zaman zaman grafik uygulamalarında da kullanılır. Zengin bir arkaplanı olan karakterlerin aksine, Çince’de harfler genellikle sığ, ruhsuz işaretler, salt sesle ilişkilenen soyut strüktürler olarak algılanır. Görsel repertuar sözkonusu olmadığından transliterasyonda karakterleri layıkıyla tanımlamak olanaksızdır.

 

Sonuç olarak, bu seçkide yer alan posterler yazının grafiksel formlarının zengin çeşitliliğini ortaya koyuyor. Bazen beklentiler boyut değiştirmiş ve artmış gibi görünür, herşey imkanlı hale gelir ve aynı anda sunulur. Çin’in görsel kültür ortamı bugün, bahsi geçen ümit verici gelişmelerle birlikte büyüme dönemini yaşıyor. Ancak yine de uzmanlar Çin grafiğinin yetersiz kaldığı durumlardan yakınıyorlar. Wang Xu, bu işgalci tasarımları salt kitlesel beğenilere hitap eden “fast food üsluplu” oluşumlar olarak nitelendiriyor. [Xu], iddialı tasarımların oranının çok düşük olmasından, dahası, başarılı örneklerin güçbela kabul görmesinden yakınıyor. Eleştirisi aynı zamanda, gitgide yaygınlaşan ve geleneksel unsurların üstünkörü kullanımıyla çoğu kez başabaş giden, Batılı örneklerin akla ziyan yöntemlerle kopyalanması girişimlerine yönelik. [Xu], bir yandan da nitelikli eğitmen açığına dikkat çekiyor.

 

Çoğu tasarımcı için, gelenekle uzlaşım sağlamak halen parlak bir seçenek olmayı sürdürüyor. Bunları yeniden düşünmek, Batı’dan tek yönlü esinlenmeler döneminin ardından, en nihayetinde, ülkede bağımsız fikirlerin uluslararası bağlama taşınacağı umudunu kısmen de olsa barındırıyor. Çin Halk Cumhuriyeti’nde iddialı tasarımların önünü açacak gerçek bir kültürün vuku bulması kuşkusuz en çok arzu edilenler arasında.

 

“Typo China” başlığı altında sunulan örneklerle poster tasarımı, farklı veçheleriyle, Batılılar’ın gözünde gizemli ve deşifre edilmeyi bekleyen bir fenomen olmayı sürdürüyor. Pratikte ortaya konulanları okumayı olsun, karşılarına geçip öylece bakakalmayı olsun büyüleyici bir deneyime dönüştüren tek şey, halen daha görsel ifade ve zenginlikleriyle Çince karakterler – bir kültür atmosferinde olduğumuzu hissetmek ve deneyimimizi görsel, grafiksel alanların ötesine taşıyarak zenginleştirmek, henüz çok da kanıksadığımız birşey değil. n Eva Lüdi Kong, China Academy of Arts.

 

Notlar:

* Pinyin ya da Hanyu Pinyin (HànyuŠ Pı¯nyı¯n): Standart “Mandarin” (12 şive içinde en çok kullanılanı) için Çince yazısında kullanılan romanizasyon sistemidir. Yani her biri ayrı bir ideogram olan Çince karakterlerin Latin alfabesi olarak yazılıp okunabilmesini sağlarlar. Bu sistem 1979 yılından itibaren Çin Halk Cumhuriyeti hükümeti tarafından resmen benimsenmiştir. (Kaynak: www.wikipedia.org; www.pinyin.info)

** Bir alfabedeki harfleri ve/veya fonetik sesleri başka bir alfabeye uyarlamanın sistematik yöntemi (Kaynak: www.wikipedia.org).

 

Bu metin yazarının izniyle, Museum für Gestaltung Zürich tarafından yayınlanan Poster Collection / Typo China adlı sergi kataloğundan çevrilmiştir.

Çeviren: Bahar Demirhan

 

Bai Zhiwei, “Horo Burada / Sert Dans Müziğinde Yeni Üslup”, 2004 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Alan Chan, “Tasarım & Hayat”, 1998 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Alan Chan “Bambuyla Aşk”, 2005 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Chen Yuanchuan, “Fırça/Parmaklık” 2000 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

 

Stanley Wong, “Hong Kong’un İnşası”, 2003 (Museum für Gestaltung Zürich, Poster Koleksiyonu).

<< Önceki Sayfa



YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


64808 - unknown - 38.103.63.57