Fiskars
Gerçekleşen Bir Ütopya
Finlandiya’nın en eski
metal üretim merkezi olan Fiskars köyü buradaki sanayinin daha geniş ve çağdaş
tesislere taşınmasının ardından korunarak, bir sanat ve tasarım komünü haline
geldi. Şermin Alyanak gezip gördüğü yerleşmeyi ve tarihini anlatıyor.

Bakır işliği önünde işçiler, 1860.

1818 yılı yapısı bakır işliği yangından sonra 1855’te
yeniden inşa edilmiş. Günümüzde restoran ve sergi salonları olarak kullanılmakta
(Fotoğraf: Şermin Alyanak).

Çatal bıçak imalathanesi, 1832’de mimar C.L. Engel’in
çizimlerine göre inşa edilmiş. Çatal bıçak üretiminde çalışan ustaların yetiştirilmesine
küçük yaşlarda başlanırmış. 1900’lerin başında bir görüntü.
Şermin Alyanak n Bir zamanlar bir makas imparatorluğunun
yükseldiği yerde şimdi bir sanatçı/tasarımcı köyü oluşmuş durumda.
Finlandiya’nın, kökleri
17. yüzyılın ortalarına uzanan en eski endüstri bölgesi
artık bir el sanatları merkezi olarak varlık gösteriyor. Helsinki’nin batısında
trenle bir saatlik yolculuktan sonra, Fiskars Nehri’nin kenarında ve yeşil
tepeciklerin arasında sakin bir köy görünümündeki yerleşim alanına
ulaşıyorsunuz. Eski tuğla, sarıya boyanmış ahşap ve üstü yosun tutmuş taş
yapıların arasında heykeller ve sanatsal yerleştirmeler yer alıyor. Yerleşimin
üretim merkezi olduğu dönemlerden kalma ahşap ve demir atölyeleri,
dökümhaneler, depolar, usta konutları ve işçi lojmanları artık farklı bir
amaçla kullanılıyor. Binaların birçoğu sanat ve tasarım mekanlarına
dönüştürülmüş.
Kurulduğu yıllardan beri Fiskars’ın değişimi Finlandiya
tarihsel değişiminin bir parçası olageldi. Ülkenin güneyindeki Pohja adlı
bölgede, Hollandalı işadamı Peter Thorwöste tarafından 1649 yılında kurulan
şirket, aslında İsveç’ten gelen demir madeninin yıllardır işlendiği Fiskars ve
Annskog demir ocak ve atölyelerinin birleştirilmesiyle oluşturuldu. Gerek
çevredeki ormanların kerestesinin demir ocaklarında enerji kaynağı olarak
kullanılması, gerekse de nehrin hammadde ve ürünlerin taşınması için yararlı
bir arter olması bölgenin gelişmesine katkıda bulundu.
18. yüzyılın savaş ve kıtlık ortamı İsveç’i olduğu kadar ona
bağlı olarak gelişen Finlandiya ekonomisini de zayıflattı. Bölge, teknolojik
gelişmelere ve güçlenen komşu ülke Rusya’ya karşı direnebilmek için üretim
merkezi olarak önemini korudu, zengin İsveçli işadamları da bu nedenle bölgeye
yatırım yapmayı sürdürdüler.
1809’da İsveç Rusya ile yaptığı savaştan yenik çıkınca,
Hamina Antlaşması’na göre Finlandiya Rus İmparatorluğu’na özerk bir dükalık
olarak bağlanır. Helsinki artık ülkenin başşehridir; Turku’daki büyük yangın ve
St. Petersburg şehrine yakın olması gibi gerekçelerle ülkenin politik ve
kültürel merkezi değiştirilmiştir. Şirkette de büyük değişiklikler
yaşanacaktır; aslen Turkulu olan eczacı John Jacob Julin 1822 yılında şirketi
satın alır. Tüm Avrupa’da olduğu gibi Finlandiya’da da endüstriyel gelişmelerin
başladığı bu dönemde Fiskars hem üretimi, hem de yönetimi ile örnek bir fabrika
olur. Köyde bir okul açılmıştır, bütün çocukların hatta çalışanların bile
düzgün bir eğitim almalarına uğraşılmaktadır. Aynı zamanda burası tarım,
hayvancılık ve ormancılık açısından da örnek bir çiftliktir. İsveç’i ve
İngiltere’yi sık sık ziyaret eden Julin, hem demir işleme tekniklerindeki
gelişmeleri izlemekte, hem de oralardan kalifiye ustalar getirmektedir. Çatal,
bıçak ve makas üretimi geliştirilmektedir.
Finlandiya’nın ilk makine atölyesi 1837 yılında burada
kurulur, yine ülkenin ilk buharlı gemisi olan SS Helsingfors’un motoru da
burada üretilir. Bunu diğer gemilerin parçaları, köprü ve kanal strüktürlerine
ait elemanların üretimi izler. Fiskars, ürettiği pulluk ve benzeri tarım
aletleriyle de Finlandiya tarım sektörünün gelişmesinde önemli bir rol oynar.
Teknolojik gelişme J.J. Julin’in ölümünden (1853) sonra da devam eder; Fiskars
üretiminin yaklaşık yarısını ihraç eder hale gelir. Yüzyılın sonuna doğru
şirkette
250 kişi çalışmakta, ailelerle birlikte köyde 1050 kişi
yaşamaktadır. İşliklerde çalışanların sağlığıyla da ilgilenen kuruluşun 10
yataklı bir de hastanesi vardır. Bugün Fiskars köyündeki mevcut yapıların büyük
bir kısmı 19. yüzyılda yapılmış, şirketin kendi hızarı gerekli keresteyi, tuğla
ocağı da gerekli kiremitleri sağlamıştır.
Birinci Dünya Savaşı’nda Rus ordusunun siparişlerini
karşılayan Finlandiya’nın metal endüstrisi önemli ölçüde gelişme kaydeder.
Ülke, 1917 Rus Devrimi ile birlikte Bağımsızlık Beyannamesi’ni de yayınlar. Rus
pazarı kaybolsa da, özgürlüğünü kazanmış olan Baltık ülkeleri ile diğer Batı
Avrupa ülkelerinde yeni pazarlar yaratılır. Savaşı izleyen yıllarda hem ülkenin,
hem de şirketin modernizasyonu ve gelişimi tırmanır. Bütün dünyayı etkileyen
ekonomik kriz ve depresyon yılları Fiskars’ın üretimini de etkileyecek, şirket
tam toparlanırken İkinci Dünya Savaşı başlayınca bütün ülke gibi sosyal ve
ekonomik kayıplara uğrayacaktır. İç pazarın gereksinmesini karşılamak bile
ancak 1948’den sonra mümkün olur.

Saat kuleli yapı 1826’da okul olarak yapılmış, 1830’da
üstüne kat çıkılmış, ahır olarak kullanılan birim ve saat kulesi eklenmiş.
Günümüzde Fiskars Kooperatifi’nin “Onoma” adlı satış mağazası ve galerisi
burada yer alıyor.

Wärdhuset, Fiskars Hanı. 1836 yılında mimar A.F.
Grenstedt’in çizimlerine göre neoklasik üslupta inşa edilmiş. Günümüzde otel ve
restoran olarak hizmet veriyor.

Tahıl ambarı W. Asplin’in çizimlerine göre 1902’de inşa
edilmiş. 1996 yılından beri sergi salonu olarak kullanılıyor.

Studio Widnäs: Seramik sanatçısı Karin Widnäs’ın ev ve
atölyesi, mimar: Kuomo Siitonen (Fotoğraf: Rauno Träskelin).
Bunu izleyen yıllarda, ülkenin yaptığı antlaşmalarla dışa
açılması ve iç ekonomik politikada gözlenen değişimler, ağır sanayide de yeni
yapısal değişikliklere gidilmesine neden olur. 60’lı yıllar Fiskars için de zor
yıllardır ve ilginç bir şekilde, bir tasarım ürünü şirketin adının dünya
çapında duyulmasına neden olur: Artık “Classic” adıyla tanınan, turuncu plastik
saplı bir makastır bu. 60’lı yıllarda geleceğin malzemesi olarak sunulan
plastiğin kullanıldığı ürünler arasında meyve suyu sıkacağı ve mikrodalga fırın
gibi ev ve mutfak ürünlerinin üretimine başlandığını görmek de mümkün.
1967 yılında piyasaya sürülen ve bir tasarım ikonu olarak
kabul edilen makasın günümüzde yaklaşık 18 çeşidi bulunuyor, buna solaklar için
üretilen modeli de dahil. Fiskars şirketinin tasarımcısı Olavi Lindén’in
“Ergonomi sürekli düzeltilebilir” veya “ İyi bir endüstri tasarımı ürünleri
düzeltmeli ve de maliyeti azaltmalıdır” gibi savları şirketin ürün politikasını
da yansıtır: “Yeni bir ürün tüketicinin sorununu yenilikçi biçimde ve daha
düşük üretim maliyetleriyle (yeni malzemeler ve teknoloji) çözmeli. Tasarım
kalitenin, güvenliğin, konforun ve kullanılabilirliğin altını çizmelidir.”
Fiskars şirketinin bu felsefeyle ürettiği makas ve bıçaklar,
işlev, biçim ve teknolojinin içiçe olduğu tasarım mükemmellikleriyle evde, büroda,
bahçede keyifle kullanılan aletler. Özellikle bağ ve bahçede kullanılan kesme,
budama makasları, balta ve testereler 90’lı yıllardan beri değişik tasarım
ödüllerine değer görülüyor. Uluslararası yapısıyla şirketin satışlarının yüzde
90’ı Finlandiya dışında, üretimi de on farklı ülkede gerçekleşiyor. Tasarım ve
ürün geliştirme bölümleri ise Finlandiya’da bulunuyor.
Fiskars’ın Finlandiya’daki üç fabrikası yine Pohja
bölgesinde, ancak ilk kurulduğu yerin biraz uzağında konumlanıyor. Şirketin
büyümesi ve endüstrinin biçim değiştirmesi sırasında mevcut işliklerin yetersiz
olması gibi tarımcılığın da önemini kaybetmesi nedeniyle, çalışan nüfusun,
60’lardan 80’lere uzanan süreçte aileleriyle birlikte Fiskars köyünü yavaş
yavaş terk ettikleri anlaşılıyor.
Doğal güzellikleriyle olduğu kadar kültür mirası ve el
sanatları geleneği ile de öne çıkan bölge, 90’lı yıllarda yeni bir üretici
topluluğun köye yerleşmesiyle birlikte yeniden canlanmakta. Mevcut kullanımdışı
kalmış eski işliklerin mekansal olanakları ve boş konutlar elsanatçısı,
tasarımcı ve sanatçıların ilgisini çekmeye başlamış. İlk gelenlerden tasarımcı
Barbro Kulvik o günleri hatırlarken, “1990’ların başında Helsinki’den buraya
taşındığımızda köy oldukça boştu. Fiskars şirketi insanları tekrar buraya getirmek
için değişik şeyler düşünmesine karşın, somut bir çözüm de getirilmemişti. Bir
bakıma herşey kendiliğinden oldu. Bir kişi diğerini getirdi. Özgürce ve plansız
olarak gelişmesi daha da ilginçti” diyor. 1993 yılında el sanatları, sanat ve
tasarımın değişik dallarından 20 kadar profesyonel, köydeki terk edilmiş
yapıları tamir ederek işlik ve ev olarak kullanmaya başladıktan sonra, topluluk
üyelerinin aklına, ürettikleriyle bir sergi açma fikri gelir. 1994 yılında
açtıkları sergi gerek tasarım gerekse işçilik açısından kaliteli ürünleri ile
beğeni toplayınca bunu her yıl tekrarlamaya karar verirler.
1996 yılında, köyde yaşayan ve üretenlerden oluşan üye
sayısının 30’u aştığı görülür ve düzenlenen etkinliklerin standardını
yükseltmek amacıyla bir kooperatif (REP) kurulur. Fiskars’ın elsanatçıları,
tasarımcılar ve sanatçılar kooperatifi yıllar içinde büyür ve bugüne
gelindiğinde 92 üyesi olan bir topluluk halini alır. Sanat ve el sanatlarının
hemen hemen her dalının temsil edildiği toplulukta üyelerin çoğunluğunu
marangozlar, mobilya ustaları, seramik sanatçıları, endüstri ürünleri
tasarımcıları ve sanatçılar oluşturuyor. Kooperatifte ürünlerin satış ve
pazarlaması profesyonel şirket mantığına uygun olarak yürütülüyor ve burada
amaç, gerçek kaliteye ulaşırken ekonomik olarak da başarı sağlamak. Kooperatif
bir taraftan sergiler düzenlerken, bir taraftan da üyelerinin ürün ve
hizmetlerini satış sunan bir ajans görevi görüyor; köy neredeyse kendi kendine
yeten bir topluluk görüntüsünde.
Bir zamanlar okul ve ahırları barındıran, saatkuleli, tuğla
yapı 1996 yılında yenilenerek, kooperatif ürünlerinin satıldığı ve sürekli
sergilendiği “Onoma” adlı dükkana dönüştürülmüş. Bu binanın içinde, Fiskars
ürünlerinin satıldığı bir dükkan, antika sanat kitaplarının satıldığı küçük bir
mekan ve kafe yer alıyor. Bir zamanlar işçi evi olan komşu büyük yapının içinde
yer alan minik galerilerin oluşturduğu ikinci bir satış yeri de var. Ayrıca,
değişik sanatçılara ait, konutlarının bir parçası olan kağıt, sabun, mum,
tekstil, cam ve seramik işlikleri de alışveriş yapılabilecek galeriler olarak
düzenlenmiş. Köy ve çevresinin neredeyse tek sahibi olan Fiskars şirketi bu
oluşumu sessizce desteklemekte. Fiskars’a bağlı emlak şirketinin koruyucu
politikası da buralara salt kar amaçlı yaklaşmayı doğru bulmadığından,
yaşayanlar için bir tehdit unsuru olmaktan uzak.

Studio Widnäs, yaşam bölümü (Fotoğraf: Rauno Träskelin).

Studio Widnäs, yaşam ve çalışma birimini birleştiren sofa
(Fotoğraf: Rauno Träskelin).

Studio Widnäs, çalışma birimindeki seramik atölyesi (Fotoğraf:
Rauno Träskelin).

Studio Widnäs, Karin Widnäs’ın ürünlerinin sergilendiği,
çalışma birimindeki galeri (Fotoğraf: Rauno Träskelin).
Finlandiya’nın en eski üretim merkezi olan Fiskars köyü
diğer endüstri yerleşimlerinden epey farklı gelişmiş; ilk kurulduğu yıllardan
beri doğanın korunmasına da adeta özel bir gayret gösterilmiş. Fabrika
işlikleri, usta ve işçi lojmanları, hizmet yapıları doğanın ortasına büyük bir
ustalıkla yerleştirilmiş. Bir zamanlar demir hammadde üretiminin ve işliklerin
enerji kaynağı gereksinmesini sağlayan çevredeki ormanın geliştirilmesine,
hatta yerel floranın farklı ağaç türleriyle zenginleştirilmesine çalışılmış. Bu
ağaç türlerinin envanteri çıkarılıp doğa meraklıları için bir tur planı dahi
hazırlanmış.
Fiskars köyündeki eski çatal bıçak fabrikası bugün “Fiskars
Forum” adıyla bir kongre merkezi olarak hizmet veriyor. Bakır işliği, her yıl
konusu önceden belirlenen ve yaz aylarında açık olan büyük serginin yer aldığı
sergi salonu ve restoran olarak kullanılmakta. 1836 yılında han olarak inşa
edilen Wärdhus binası ise halen 15 odalı bir otele ve restorana ev sahipliği
yapıyor. Bunun dışında iki tane daha minik oteli var köyün. Tahta köprüyle
ulaşılan eski erzak ambarıysa sergi mekanı olarak kullanılıyor. Yıl boyunca
kongrelere, çalıştay ve müzik gösterilerine, bahçe ve çevre düzenlemeleri ile
karma ve kişisel sergilere ev sahipliği yapan köy, Finlandiya’nın en çok
ziyaret edilen turistik merkezine dönüşmüş durumda. Köy ahalisinin günlük alışverişini
sağladığı bir marketi de var. Anlatıldığına göre, 90’lı yıllarda sanatçı
kolonisinin kalabalıklaştığı dönemde yörenin yerlilerinin de kendilerine göre
kuşkuları varmış. Bir süre sonra tasarımcıların ve sanatçıların da normal
insanlar gibi yaşadığını, hatta çok daha fazla çalıştıklarını görünce bu
oluşumu benimsemişler. Şimdiye kadar sağlıklı bir gelişme gösteren oluşum bu
ilgiden memnun ama yine de geleceğe kuşkuyla bakıyorlar. Eşi Anti Siltavuori
ile birlikte köyün ve kooperatifin kurucu üyelerinden olan Barbro Kulvik 2004
yılında yaptığı bir röportajda, “Son altı yılda herşey çok çabuk gelişti. İşin
büyük bir kısmı gönüllü grubun gayretleriyle oldu. İnsanlar bir stüdyo
oluşturduklarında veya bir sergi hazırladıklarında beraber çalışıyorlar ve ücret
talep etmiyorlar. İşin cazibesi de buydu, ama ne kadar daha sürebileceğini
bilmiyorum. Eğer kiralar ve arsa fiyatları artar ve burada yaşamak moda olursa,
köyün bugünkü tazeliğini koruması zorlaşacak” diyerek tüm iyimserliğine rağmen
kuşkularını dile getiriyordu.
Ekim ayı içinde ziyaret ettiğim gün belki de yaz mevsimi
programının bittiği ayrıca bir hafta içi olması nedeniyle etraf kalabalık
değildi. Sonbahar renkleri içinde sakin bir köy görünümündeydi. Herkes kendi
işinin başındaydı, yine de, genel binalarının dışında iki farklı “stüdyo-ev”i
ziyaret etmem programlanmıştı. Bir tanesi, 1937 yılında fabrikanın servis
binası olarak yapılmış, aşı boyalı, üç katlı “Maja” binası. İlk yapıldığında
zemin katı işlik ve garaj, üst katları da minik daireler olarak kullanılmış.
2001 yılında Camilla ve Jukka çifti tarafından satın alınan binanın onarım ve
yeniden planlamasını Camilla’nın babası, mimar Kurt Moberg gerçekleştirmiş. Bir
süreliğine yiyecek dükkanı olarak hizmet veren giriş kat, sonrasında endüstri
ürünleri tasarımcısı Camilla Moberg’in ürünlerini sergilediği bir galeri ve
stüdyo mekanı olarak düzenlenmiş. Dükkan işleviyle kullanıldığı dönemden kalan
cam cephe galerinin bol ışık almasına ve tasarımcının cam ürünlerini başarıyla
sergilemesine olanak tanıyor. Orta katta bulunan dairelerin kapıları
genişletilerek, mutfak, yemek ve yaşam odalarının, kitaplığın bulunduğu açık
planlı bir mekan elde edilmiş. En üst katta yatak odaları yer alırken, büyük
merdiven sahanlığı çocukların oyun alanı olarak kullanılıyor. Ailenin yaşadığı
alanlara girmeyi aklımdan bile geçirmedim, stüdyosunda sohbet ettim.
Camilla Moberg, Fiskars kooperatifinin bir üyesi, aynı
zamanda da Nuutajärvi cam şirketi için tasarımlar yapıyor. Özellikle büyük
boyutlu ürünlerini şirketin sağladığı olanaklarla gerçekleştiriyor. Tasarladığı
sanatsal objelerin üretimi sırasında farklı cam üfleme tekniklerinde uzmanlaşan
ustalarla birlikte çalışıyor ve en uygun tekniklere de bu şekilde karar
veriyor. Tasarımları arasında kadehler, şamdanlar, vazolar ve aydınlatma
araçları yer almakta. Kooperatif fikrine, insanların paylaşımına inandığını
söylerken, “en başarılı sonuca, insanların en iyi yaptıklara işlere
yoğunlaştıklarında ve birbirlerinin yeteneklerine saygı gösterdiklerinde
ulaşıldığına inanıyorum” diyor.
Ziyaret ettiğim bir başka stüdyo-ev de benzer bir ortaklaşa
çalışma ve üretim etkinliğinin bir sonucu. Yenilenerek farklı işlevlerle
kullanılan eski binaların dışında köyde birkaç modern yapı da mevcut. Bunlardan
biri de, seramik sanatçısı Karin Widnäs’ın tarihi fabrika alanının tam ucunda,
Hasselbacka Tepesi’nde Degersjö Gölü’ne bakan stüdyosu. Stüdyo hem ev, hem
çalışma mekanı, hem de Karin Widnäs’ın fayans, soba çinisi, çanak vb seramik
ürünleri için bir deneme laboratuarı olarak planlanmış. Sanatçı burada
geleneksel tuğla yapım tekniği ile çeşitli denemeler yapıyor. Evin yemek
bölümünde ve giriş holünün duvarında kullandığı pişmiş toprak çinilerin sırsız
yüzeyleri, yine geleneksel bir yöntem olan “yağlama” tekniği ile dış etkilerden
korunuyor. Rengini demir oksitten alan Fin kırmızı çamurunun işlenmesi zor ama
Widnäs bunun güzel bir hammadde olduğunu söylüyor. Son zamanlarda Fiskars
köyünde bulunan toprakla da denemeler yaptığını söyleyen sanatçı, aynı zamanda
bir raku ustası ve bu tekniği soba kaplamalarının yanısıra değişik sofra
ürünlerine de uyguluyor.
Karin Widnäs bu arsayı Fiskars sanatçı topluluğunun ilk
sergisini açtığı yıl olan 1994’te satın almış. Başından beri düşüncesi, evin
yapımında yerel ahşap türlerinden ve yerel ustalardan yararlanmak, tüm
seramikleri de kendisinin üretmesiymiş. Bol pencereli olması ve konuklarını
ağırlamak için yeteri kadar odasının bulunması ise en temel önceliklerinden
bazılarıymış. Studio Widnäs’ın mimarı olan Prof. Tuomo Siitonen bu ilginç ahşap
yapıyı şöyle anlatıyor: “Binanın üç ana bölümü var. Çalışma alanları, ev ve
sauna birbirinden ayrı. Birimler eğik bir bakır çatı ile birleşiyor. Orman
tarafındaki iki katlı bölüm penceresiz bir duvar. Atölye ve ev arasında üstü
kapalı bir galeri var, adeta bir giriş alanı gibi. Çalışma alanının ve salonun
çatı eğiminin altında kalan cam cephesi Degersjö Gölü’ne bakan nefis bir
manzarası var. Bölümler değişik evrelerde tamamlandı. Turba kaplı çatısıyla
masif ahşap blok konstrüksiyonlu sauna birimi yapı kompozisyonunun üçüncü birimini
oluşturacak (Ben oradayken kabası bitmiş ama henüz sauna olarak donanımı
tamamlanmamıştı).
Yapı yerel ahşap türlerinden ve Fiskars köyünde yaşayan
yerli ustaların becerileriyle gerçekleştirildi. Her yer için o işe en uygun
ahşap türü seçildi. Masif kirişler bir fırtınada kökünden devrilmiş ladin
ağacından biçilmiş, dış duvarlar da ladin kerestesi ile kaplanmış, dış
taraçanın zemininde de melez çam kullanılmış. Sauna blokları ve kuzeye bakan
bölümün ziftli çatı kaplamasında titrek kavak kullanılmış. İç mekanların yer
kaplaması da sistirelenmiş ve yağlanmış ladin.
Ahşap ve seramik yüzeyler birbirleriyle güzel bir ilişki
içinde ve köklerinde yatan elsanatları becerisini yansıtıyorlar. İç mekanın
açık renkli ahşabı, Karin Widnäs’ın üretimi olan soba seramiği ve duvarda
kullanılan koyu kırmızı çinilerle uyum içinde. Bina içindeki merdiven marangoz
Kari Virtanen’in bir uygulaması, pencere ve kapı doğramaları ise marangoz Peter
Schmied tarafından üretilmiş. Binanın ahşap uygulamalarının altında ise Risto
ve Makro Niilimäki kardeşler ile Olli Kauto’nun imzası bulunuyor.
Yaklaşık 350 metrekarelik alana sahip yapının mükemmel bir
planı var. Çalışma ve yaşam alanları iç içe geçişli gibi gözükmekle beraber,
gerektiğinde atölyedeki işinizi anında arkanızda bırakarak yaşam mekanına
geçmeyi kolaylaştırmakta. Evin düzeni aynı zamanda, ev sahibinin dostlarını
ağırlamayı sevdiğini de anlatıyor. Modern yapısına rağmen, seçilen malzemeler,
işçiliğin iddiasız mükemmelliği ve doğaya açıklığıyla Fiskars köyünde bulunan diğer
tarihi yapılar gibi çevreyle uyumlu. Herhalde bütün bu özellikleri “Studio
Widnäs”ın bu yılın Ahşap Ödülü jürisinin özel ödülünü almasına neden olmuş.
Ahşap Ödülü (Puupalkinto) her yıl Fin ahşap mimarisinin
kalitesine ve ahşap yapı teknolojisine yaptığı katkılar nedeniyle bir yapıya
verilmekte. 1994 yılından beri ödül alan yapılar, Finlandiya’da ahşap mimarinin
her geçen gün daha da geliştiğinin somut örnekleri olduğu ve her yıl jürinin
işinin daha da zorlaştığı söyleniyor.
Bir günlük Fiskars köyü ziyaretini bir yazıya sığdırmakta
zorlandım. Köyün kendisi kadar, tanıştığım sanatçı ve tasarımcılardan yansıyan
huzur ve üretilenlerin kendi alanlarındaki mükemmelliğinin verdiği coşku
çoktandır yaşamadığım bir duyguydu. Trenle tekrar Helsinki’ye dönerken tek
düşündüğüm, 19. yüzyıldan beri oluşturulan sanat kolonisi ütopyalarının 21.
yüzyılda gerçekleşebildiğiydi. En azından bizim buralardan öyle gözüküyor.
Umarım bir gün Fiskars ve Fiskars Kooperatifi ürünleriyle ilgili sergiler
dünyayı dolaşırken yolunu şaşırıp buralara da gelir. n Prof.Dr. Şermin Alyanak,
Marmara Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü.
Kaynaklar:
Kulvik, B.; Siltavuori, A. (ed.), Fiskars 1649-350 Years of
Finnish Industrial History, sergi kataloğu, Fiskars Oyj Abp, Pohja, 1999.
Kulvik, B.; Siltavuori, A. (ed.), Extending Handpower-Made
by Fiskars, DDk, 2001.
Puuistinen, S., Arälä, I., At Home in Fiskars, Tammi
Publishers, Helsinki, 2006.
Siitonen,T.; Widnäs, K., Studio Widnäs, Fiskars,
Puu 3/2006 Helsinki
Stenger,W., “Fiskars Village: Redesigning tradition”,
Scandinavian Review www.findarticles.com
www.fiskars.com
www.fiskarsvillage.net
www.onoma.org

Camilla Moberg tasarımı “Azurio” vazo, 2003.

Camilla Moberg tasarımı “Sirius” aydınlatma elemanı,
1998/2000.

Camilla Moberg tasarımı “Iris” kase, 2001.