20 Kasım 2008 Perşembe
Bu sitede şu an itibariyle 52.291 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Rüzgargülleri: Gökyüzünü Renklendiren Tasarımlar

 

İskenderiye Feneri’nde denizcilere rüzgarın yönünü gösteren kumaş şeritler.

 

Eskiden Rüzgar Kulesi’nin tepesinde yer alan Triton’un rüzgarın yönünü gösteren asası.

 

Rüzgar Kulesi (Horologion of Andronicos, Atina).

 

Rüzgargülünün anatomisi.

 

En klasik rüzgargülleri: oklu, flamalı, figürlü.

 

Türkiye’de neredeyse hiç rastlamadığımız, genelde Doğu Akdeniz’den Pasifik’e kadar hiçbir kültürde kullanılmayan bir mimari eleman hakkında kısa bir tarihsel değerlendirme.

 

El Giradillo saat kulesinde yer alan rüzgargülü, Sevil, İspanya.

 

Venedik’teki San Marco Katedrali’nin kubbeleri birbirinden alımlı, rüzgarın yönünü gösteren düzeneklerle kuşatılmıştır.

 

Horozlu rüzgargülü, St. Vitus Katedrali, Prag, Çekoslovakya.

 

St. Mary-Le-Bow Kilisesi’nin tepesinde bulunan ejderha rüzgargülü, Londra.

 

Bahar Şener n Rüzgargülleri, rüzgarın değişen yönünün hava durumuyla yakından ilişkili olduğunun anlaşıldığı Antik Çağ’dan bu yana, birer sembol olarak doğa ile iç içe yaşamayı simgelemenin yanında, yöre halkı için vazgeçilmez bir gereksinim de olmuştur. Tarım çağının insanları, saban sürerken, ekim zamanı, hasatta, harmanda çalışırken, geleceklerini belirleyecek olan rüzgara, rüzgargülünün gösterdiği esinti doğrultusuna dikkat etmiştir.

 

Rüzgargüllerine eklenen figürler, onları sadece bilinen en eski hava tahmin araçlarından biri kılmakla kalmayıp, tarihi, hikayeleri ve efsaneleriyle, yüzyıllardır farklı kültürlerin, dinlerin ve ülkelerin sembollerini dile getirmelerini de sağlamıştır. Belki işlevsel değerlerinden de önde olan bir diğer özellikleriyse, kubbe, kule ya da çatı gibi yüksek kesimlerinde konumlandırıldıkları mimari yapılara kattıkları dekoratif değerleridir. Demirci ustalarının el emeğiyle hayat bulan bu öğelerin kökenleri tamamen işlevsel olmakla birlikte, hızla gelişen ve çeşitlenen tasarımları sayesinde, rüzgargülleri günümüzde oldukça aranan ve koleksiyon değeri taşıyan bir halk sanatı haline gelmiştir.

 

Rüzgargülleri uzunca bir geçmişe sahip olmalarına rağmen, kökenleri tarihte gizli kalmıştır. İlk insanların rüzgarın yön değiştirmesine dikkatini çeken şeyin duman olduğu düşünülmektedir. Vahşi hayvanlardan korunmak için yakılan ateş bazı günler yaşadıkları kovuğu duman ile doldururken bazı günler farklı yönde uzaklaşıp yok olmuştur. Duman sonraları haberleşmek için kullanılırken, aynı zamanda rüzgarın da en iyi yön belirleyicisi olmuştur. Rüzgarda dalgalanan bayrak ve sancakların da rüzgargülü yapım ve kullanımını teşvik ettiği düşünülmektedir. Nitekim bayrak motiflerine oldukça eski rüzgargüllerinde rastlanmaktadır.

 

Eski Yunan’a ait Savaşçı Vazosu (MÖ 1600-1100, Miken devri) üzerinde resmedilen savaşa giden askerlerin mızraklarına takılan forsların bu alanda belki de ilk olabilecekleri düşünülmektedir. Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen, MÖ 3. yüzyılda Mısır’ın Pharos Adası’nda inşa edilen İskenderiye Feneri’nin çevresinin de denizcilere rüzgarın yönünü gösterecek uzun kumaş şeritlerle kuşatıldığı söylenir.

 

3500 yıl öncesine dayanan eski Mezopotamya kitabelerinde rüzgargülüne benzer düzeneklerin bahsi geçmektedir. Aynı şekilde Çinliler MÖ 2. yüzyılda rüzgarın yönünü okumak için kullanılan sicim ve bayraklardan bahsederler. Antik yazılarla desteklenen mağara kazıma ve resimleri gösterir ki, Eski Mısır ordusunda askerler ellerinde bağlı oldukları bölgeyi simgeleyen motiflerin yer aldığı (örn. kutsal hayvan, gemi gibi) mızraklar taşımaktadırlar. Bu mızraklar genellikle ince uzun flamalarla donatılmakta ve yürürken rüzgarda dalgalanmaları şüphesiz okçulara rüzgarın yönünü işaret etmekteydi. Aynı şekilde, Luxor tapınağının cephesinde bulunan üzeri şerit bayraklarla dolu bir direğin de dekoratif amaçlı olduğu kadar, rüzgarın yönünü gösterme amacı taşıdığı düşünülmektedir.

 

Modern rüzgargüllerinin öncülerinin ise Ortaçağ Avrupa’sında, özellikle İngiltere, Almanya ve İskandinav ülkelerinde, kale surlarında dalgalanan bayrakların olduğu tahmin edilmektedir. Bu bayrakların amacı her ne kadar hava tahmininde bulunmak olmasa da, kaleyi müdafaa sırasında yine okçulara rüzgara göre konumlanmalarını sağlamaktadırlar. Önceleri kumaştan yapılan bayraklar, daha sonraları yerlerini soyluların rütbe ya da armalarını sembolize eden ve rüzgarda kendi etraflarında dönebilen metal plakalara bıraktılar.

 

Rüzgargüllerinin doğuşunun bu ve benzeri örneklere dayandırılması yanlış olmayacaktır. Yapımlarını her ne tetiklemiş olursa olsun, geçmişte hava tahminleri esnasında oldukça faydalı olmuş ve olmaya devam etmektedirler. Geniş alanları etkileyecek olan hava akımları günlük hava raporlarında tahmin edilebilse bile, rüzgargülleri gün içerisinde oldukça değişiklik gösterebilen yöresel rüzgarlar için hala en etkili gözlem araçlarından biri olmaya devam etmektedir.

 

Rüzgargülü, bir yerin hakim rüzgarının yönünü gösteren, en basit tarifiyle dikey bir çubuğun etrafında serbestçe dönebilen yön ibresi ve figürden oluşan bir düzenektir. Esinti olduğu zaman ibre rüzgarın estiği yöne döner, diğer bir değişle, rüzgar her zaman rüzgargülünün işaret ettiği yönden esmektedir.

 

Rüzgargülleri oldukça basit bir düzeneğe sahip olmakla birlikte, işlevlerini yerine getirebilmeleri için yerleştirildikleri döner aksın üzerinde çok iyi dengelenmeleri gerekmektedir. En hafif esintiyi bile yakalayabilmek için düzeneğin arka tarafının ön tarafına oranla daha geniş yüzeye sahip olması gerekir. Düzgün salınım gerçekleşebilmesi için de arka ve ön tarafların ağırlıklarının eşitlenmesi şarttır. Böylece ibre, esinti düzeneğin ön ve arka kısımlarında dengelenene kadar dönmeye devam eder, rüzgargülünün hareketsiz durduğu noktada ön taraf rüzgarın yönünü işaret eder. Rüzgarı en doğru şekilde okuyabilmeleri için rüzgargüllerinin açıklığa, gerçek rüzgar yönünü kesebilecek her türlü bina ve ağaç gibi engellerden daha yukarıda konumlandırılmaları gerekmektedir.

 

Kayıtlara geçmiş en eski rüzgargülü, Vitruvius tarafından sözü edilen Antik Yunan “Rüzgar Kulesi”nde yer alan düzenektir. Andronikos Horologionu olarak bilinen Rüzgar Kulesi, MÖ 100-50 arasında Kyrrhos’lu Andronikos tarafından yaptırılmıştır. Sekizgen planlı mermer yapının her biri dört ana ve dört ara yöne bakan cephelerinde, o yönden esen rüzgarı temsil eden tanrıların yer aldığı bir friz dolanır. Zamanında yapının tepesinde, mitolojide Küçük Deniz Tanrısı olarak bilinen; belden yukarısı insan, belden aşağısı balık şeklinde, ayakları at ayağına benzeyen deniz tanrısı Triton figürünün yer aldığı bronzdan bir düzenek bulunmaktaydı. Triton, rüzgarda dönecek biçimde ayarlanmış olup, esen rüzgarı tam karşısına alarak durduğunda elindeki asa rüzgarın estiği yönü gösterir ve o gün hava koşullarına hangi tanrının hakim olacağını söylerdi. Kule günümüz Atina’sında Akropolis’in batı girişinde yer almaktadır, ancak Triton figürü varlığını sürdürmeyi başaramamıştır.

 

Arkeolojik bulgular Yunan ve Romalılar’ın evlerinde de rüzgargülü kullandıklarını işaret etmektedir. Bunlar çoğunlukla değişik rüzgar tanrılarını tasvir etmiş ve özellikle zengin toprak sahiplerinin evlerini süslemişlerdir. Suriye’de bulunan bakırdan yapılmış at ve sürücüsü ile İstanbul’da ortaya çıkarılmış bronz erkek figürü yine erken dönem rüzgargüllerine aittirler. MS 9. yüzyılda Vikingler’den kalma bronz rüzgargülleri bulunmuştur. Sıklıkla çeyrek daire şeklinde olan bu rüzgargülleri genellikle Norveç masal kahramanlarından birini resmeder. Viking gemilerinde kullanılan geleneksel bez bayrakların yerine geçen ve oldukça popüler olan rüzgargülleri 10. ve 11. yüzyıllarda İskandinav kiliselerinde de yer almaya başlamışlardır. Örneklerine özellikle günümüz İsveç ve Norveç’inde halen rastlamak mümkündür. Ortaçağ’da rüzgargülleri dini ve askeri çağrışımlardan etkilendiler. Ancak askeri ve dini yönetim etkisini kaybettikçe rüzgargüllerinin sembolik potansiyelleri başka şekillerde kullanılmaya başlandı. 13. yüzyılda rüzgargüllerinin kullanımı kraliyet izni gerektirmekteydi, izin ise ancak soylu sınıfa verilirdi, böylece rüzgargüllerinde soyluların rütbe ve armaları da yer almaya başladı.

 

İbresiz rüzgargülleri 17. yüzyıl başlarına kadar İngiltere’de oldukça yaygındılar. Ardından kesme demir işçiliğinin revaçta olmaya başlamasıyla, 18. yüzyılda en gözde malzeme olan bakır, yerini dövme demire özellikle de yassı siluet tasarımlara bıraktı. Siluetlerin yapımlarındaki sadelik ise yaratıcılık, espri ve duygu yüklü tasarımları teşvik etti. 18. ve 19. yüzyıl Avrupa’sında rüzgargülü tasarımları çarpıcı bir şekilde gelişim gösterdiler. 19. yüzyıla gelindiğinde rüzgargüllerini efsanevi karakterler ve hayvanlar gibi, süse düşkün Victoria dönemine ait motifler süslemeye başladı. İçi dolu figürler yerlerini yassı iki boyutlu tasarımlara bırakırken, dövme demir de yerini dökme demire bırakmaya başladı. Bu maalesef bakır ustalığının bir kenara atılması ve kendine özgü karaktere sahip el yapımı rüzgargüllerinin yerini daha hesaplı maliyetleri olan seri üretim ürünlerinin alması anlamına geliyordu.

 

MS 9. yüzyılda Papa Avrupa’daki bütün kiliselerin kubbe veya çan kulelerine

(Hz. İsa’nın son akşam yemeğinin ardından havarisi Aziz Petrus tarafından üç kez inkar edilinceye kadar ötmeyeceği kehanet edilen horozu temsilen) horozlu rüzgargülünün yerleştirilmesini buyurdu. Horoz aynı zamanda Hıristiyanlıkta ihtiyatlı ve uyanık olma gibi değerleri sembolize etmekteydi. Böylece rüzgargülleri Avrupa’da yüzyıllarca kiliseyi süsledi. Avrupa semalarına yayıldıktan sonra kiliselerde farklı tasarımlar da yer almaya başladı.

14. yüzyıl İngiltere’sinde, Hıristiyanlığın en eski sembollerinden biri olan balık da yine kilise rüzgargüllerinde rastlanan figürler arasındadır. Sahil kasabalarında gemi figürleri sıkça kullanılırken, az sayıda kilise ise taç figürünü benimsemiştir. Bazı kiliselerde kötülük ve günahı sembolize eden ejderha kullanılmıştır. İki ejderha motifi daha sonra Londra şehrinin koruyucuları olarak adapte edilmiştir.

 

İngiltere’deki en ihtişamlı ejderha rüzgargülü, 1672’lerden kalma yaklaşık 3 m boyunda ve St. Mary-Le-Bow Kilisesi’nin kulesinde yer almaktadır. En eski rüzgargüllerinden ve en ilginç tasarımlardan bir diğeri ise Ipswich’teki St Mary-at-the-Quay Kilisesi’nde bulunur. Anahtar her ne kadar ilginç bir figür gibi görünmese de, ince demir işçiliği gerçekten hayranlık uyandırıcıdır.

 

Basit ok şekillilerinden hayvanlara, kuşlara, egzotik figürlere, insanlara, soyut şekillere ve bunların birleşimine kadar uzanan geniş bir konu yelpazesine sahip olan rüzgargüllerinin sayısız çeşit model ve tasarımları mevcuttur. Rüzgargüllerinin aynı temayı işlemeleri ve tasarımlarında benzer nesneleri konu almaları yaygın olmakla birlikte, farklı ellerin kattığı yorumlar, işçilik, malzeme, parçaların bir araya gelişi ve büyüklük, birbirinin aynı iki rüzgargülü bulmayı hemen hemen imkansız kılar.

 

En klasik rüzgargülleri ana öğesi ok, flama veya figür olan üç çeşitten birini içerebilir. Figürlerin yapılış şekline göre de farklı gruplandırma yapmak mümkündür. Örneğin siluetler, kabartma yüzeyler ve tam (içi dolu) gövdeler gibi. Siluetler levha halinde demir, bakır ya da pirinçten kesilerek elde edilirler. Kabartma yüzeyler çoğunlukla 1850’lerden önce yapılan ve birbirinin zıttı iki dışbükey yüzeyin kaynakla birleştirilmesi ile elde edilmiş figürlerdir. Tam gövdeler ise özellikle 1850’lerden sonra yaygınlaşmış ve gövdeleri malzeme ile doldurulmuş uygulamalardır. Rüzgargüllerinin dövme demir, alüminyum, bakır ya da bronz gibi farklı malzemelerden yapılmaları, uygulanacakları binanın özelliklerine, konumuna ve alıcısının özel isteklerine uygun olarak tasarlanmaları da mümkündür. Birbirinin benzerine ancak modern (doğal olarak özellikle de seri üretilen) rüzgargüllerinde rastlanmaktadır. Dolayısıyla eski el yapımı rüzgargülleri hem koleksiyon değeri hem de oldukça yüksek maddi değer taşırlar.

 

Uydu ve bilgisayar teknolojileri sayesinde günümüzde hava tahminleri kolaylıkla yapılabiliyor olsa da, modern teknolojinin adımını atmadığı eskilerde belki arkaik, ancak yararlı pek çok hava tahmin yöntemi geliştirilmişti. Hata yapma olasılıkları her ne kadar günümüzdekinden daha yüksek idiyse de, gelenekselleşen rüzgargülleri ve diğer basit araçların toplumların tarımsal üretim faaliyetlerini sürdürme ve modernleşmelerinde oldukça büyük rolleri bulunmaktadır. Rüzgargülleri hala işlevlerini kaybetmemişlerdir. Her ne kadar günlük hava tahminini önceden bilseler de, rüzgarın ne zaman etkin olacağını anlamak için özellikle çiftçilere faydalı olurlar. Daha gelişmiş rüzgargülleri rüzgarın şiddetini ölçebilmek için anomemetre de içerebilmekte, hatta ölçme istasyonları tarafından uzaktan kontrol edilebilmektedir.

 

Çağdaş toplumlarda rüzgargülü sahipleri hava tahmininde bulunmaktan ziyade bu özel tasarımları evlerinde dekoratif amaçlı kullanmayı tercih etmektedirler. Sahil şeridinde yaşayan halk gemi, deniz yaratıkları ve diğer denizcilikle ilgili figürlerin yer aldığı rüzgargüllerini tercih ederken, diğer popüler temalar at, vahşi hayvan ve melekleri içerir. Sonraları evlerin, bayrak direklerinin ve binaların tepelerinde alışagelmemiş tasarımlara da rastlanmaya başlanmıştır. Rüzgargülleri çeşitli ülkelerin semalarında yükselmeye devam ederken, yeni tasarımlar da bu aileye katılmaya devam etmektedir.

 

Rüzgargülleri İngiltere’de çok eskilere dayanmakla birlikte hala popülaritelerini yitirmemişlerdir, yeni inşa edilen binalarda dahi tüm doğallıklarıyla yerlerini almaya devam ederler. Amerika Birleşik Devletleri rüzgargüllerinin son derece popüler olup kısa sürede yaygınlaştığı ve günümüzde belki de en yaygın olarak kullanılmaya devam ettiği ülkelerden biridir. Rüzgargülleri ülkeye Avrupalı sömürgeleri tarafından getirilmişlerdir. İlk gelen örnekler yerel demir işçileri tarafından kopya edilirken, 19. yüzyılda rüzgargüllerine milliyetçi temalar hakim olmuş (kartal, Columbia ve Özgürlük Anıtı gibi), sonraları ise tasarımlar çeşitlenip zenginleşerek konular da yerlerini yerel temalara bırakmaya başlamışlardır. Bunun en önemli nedenlerinden biri hava tahminlerinin sömürge halkı tarafından yürütülen denizcilik ve tarıma dayalı yaşamlarında önemli rol oynamasıdır. Ayrıca yeni sosyal ve politik kimliklerini vurgulamak için de uygun bir aracı olmuştur; çünkü ev ya da tarlalarında rüzgargülü bulunduranlar, bir anlamda varlığını meşrulaştırma mesajı vermekteydi.

 

Dünyadan örnekler

Dünyanın en büyük rüzgargülü Michigan yakınlarındaki White Lake kıyısı yakınlarında Mantague’de yer almaktadır. Yaklaşık 15 m yüksekliğinde olup 8 m uzunluğunda bir yön göstergesine sahiptir.

 

İngiltere’nin en ünlü rüzgargüllerinden birisi Londra’nın ünlü borsası The Royal Exchange’de bulunan yaklaşık 3,5 m uzunluğundaki çekirge figürüdür. Çekirge esnafın geleneksel sembolü olmakla birlikte eski zamanlarda ayrıca iyi şansı da temsil etmiştir. Figürün ilginçliği bir yana, 16. yüzyıla ait bu düzenek, 1666’daki Büyük Yangın, ardından da 1838’deki binanın tamamen yok olmasına neden olan yangınlardan sağ kurtulabilmesiyle daha da ünlenmiştir.

 

Sir Christopher Wren Büyük Yangın’ın ardından Londra’yı yeniden inşa ederken rüzgargüllerine özellikle önem verdi. Yaptığı her yeni kilisede birbirinden ilginç rüzgargülü tasarımları yer alırken, bunlardan en çarpıcı örnekler arasında, Belçika’daki St. Bavon Katedrali’nden esinlenerek yapılan St. Mary-Le-Bow Kilisesi’ndeki ejderha figürü vardır.

 

Amerika’da en eski rüzgargülü 1716’da Shem Drwone tarafından yapılan bakırdan bir Kızılderili figürüdür. Drowne aynı zamanda Amerika’da Boston semalarını süsleyen ve Fanueil Hall binasının tepesinde yer alan ünlü “çekirge”yi de yapmıştır. Londra’daki adaşından esinlenen bu rüzgargülü yaklaşık 250 yıldır şehrin temsilcilerinden biri olmuştur.

 

El Giradillo ya da Giralda, Sevil’de eskiden bir camii minaresi olan Giralda saat kulesinin tepesinde yer alan 4 m yüksekliğinde oldukça iri ve gösterişli bir heykeldir. Bir diğer özelliği ise aynı zamanda kendi etrafında dönebilen bir rüzgargülü olmasıdır. Adını ?giros? (dönen) kelimesinden almıştır ve güçlü inancı temsil etmektedir.

 

Londra’da bulunan Greenwich Rasathanesi’nin güney binasında başlangıç meridyeninin özellikle gemicilik için önemini vurgulayabilmek amacıyla gemi şeklinde bir rüzgargülü yer almaktadır.

 

Prag’da St. Vitus Katedrali’nde yer alan rüzgargülü horozlu rüzgargüllerinin en güzel örneklerinden biridir, yükseklerden adeta şehre meydan okumakta ve gözcülük yapmaktadır.

 

Venedik’te San Marco Meydanı’nda yer alan San Marco Katedrali’nin kubbeleri birbirinden alımlı, rüzgarın yönünü gösteren düzeneklerle kuşatılmıştır. Meydanda yükselen heybetli çan kulesi Campanile di San Marco ise tepesindeki ihtişamlı altın melek heykeli ile göze çarpmaktadır. Ancak bu heykelin bir diğer özelliği yine rüzgargülü işlevi görmesidir.

 

Uzak Doğu, Orta Asya, Osmanlı, İslam ve Doğu Akdeniz geleneklerinde rüzgargülü kullanımına hemen hiç rastlanmaz. Yrd.Doç.Dr. Bahar Şener, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü.

 

Felbrigg Hall, İngiltere.

 

Leicester Belediye Binası, İngiltere.

 

Guildhall Müzesi, Kent, İngiltere.

 

Kuzey Yorkshire Vadisi, Malham, İngiltere.

 

Wallingford Belediye Binası, İngiltere.

 

Round House Tren İstasyonu, Derby, İngiltere.

 

İsviçre ve Danimarka’dan rüzgargülü örnekleri.

 

Şili, Almanya, İngiltere, Maldivler pullarında rüzgargülü.

 

Kaynaklar:

Needham, A., English Weathervanes: Their Stories and Legends from Medieval to Modern Times, Carroll and Nicholson, Ltd., Londra, 1953.

Vitruvius, Mimarlık Üzerine On Kitap, Türkçe çevirisi: Suna Güven, Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı Yayınları, İstanbul, 1998.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>



YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66995 - unknown - 38.103.63.57