Rüzgargülleri: Gökyüzünü Renklendiren Tasarımlar

İskenderiye Feneri’nde denizcilere rüzgarın yönünü
gösteren kumaş şeritler.

Eskiden Rüzgar Kulesi’nin tepesinde yer alan Triton’un
rüzgarın yönünü gösteren asası.

Rüzgar Kulesi (Horologion of Andronicos, Atina).

Rüzgargülünün anatomisi.

En klasik rüzgargülleri: oklu, flamalı, figürlü.
Türkiye’de neredeyse hiç
rastlamadığımız, genelde Doğu Akdeniz’den Pasifik’e kadar hiçbir kültürde
kullanılmayan bir mimari eleman hakkında kısa bir tarihsel değerlendirme.

El Giradillo saat kulesinde yer alan rüzgargülü, Sevil, İspanya.

Venedik’teki San Marco Katedrali’nin kubbeleri
birbirinden alımlı, rüzgarın yönünü gösteren düzeneklerle kuşatılmıştır.

Horozlu rüzgargülü, St. Vitus Katedrali, Prag, Çekoslovakya.

St. Mary-Le-Bow Kilisesi’nin tepesinde bulunan ejderha
rüzgargülü, Londra.
Bahar Şener n Rüzgargülleri, rüzgarın değişen yönünün hava
durumuyla yakından ilişkili olduğunun anlaşıldığı Antik Çağ’dan bu yana, birer
sembol olarak doğa ile iç içe yaşamayı simgelemenin yanında, yöre halkı için
vazgeçilmez bir gereksinim de olmuştur. Tarım çağının insanları, saban
sürerken, ekim zamanı, hasatta, harmanda çalışırken, geleceklerini belirleyecek
olan rüzgara, rüzgargülünün gösterdiği esinti doğrultusuna dikkat etmiştir.
Rüzgargüllerine eklenen figürler, onları sadece bilinen en
eski hava tahmin araçlarından biri kılmakla kalmayıp, tarihi, hikayeleri ve
efsaneleriyle, yüzyıllardır farklı kültürlerin, dinlerin ve ülkelerin
sembollerini dile getirmelerini de sağlamıştır. Belki işlevsel değerlerinden de
önde olan bir diğer özellikleriyse, kubbe, kule ya da çatı gibi yüksek
kesimlerinde konumlandırıldıkları mimari yapılara kattıkları dekoratif
değerleridir. Demirci ustalarının el emeğiyle hayat bulan bu öğelerin kökenleri
tamamen işlevsel olmakla birlikte, hızla gelişen ve çeşitlenen tasarımları
sayesinde, rüzgargülleri günümüzde oldukça aranan ve koleksiyon değeri taşıyan
bir halk sanatı haline gelmiştir.
Rüzgargülleri uzunca bir geçmişe sahip olmalarına rağmen,
kökenleri tarihte gizli kalmıştır. İlk insanların rüzgarın yön değiştirmesine
dikkatini çeken şeyin duman olduğu düşünülmektedir. Vahşi hayvanlardan korunmak
için yakılan ateş bazı günler yaşadıkları kovuğu duman ile doldururken bazı
günler farklı yönde uzaklaşıp yok olmuştur. Duman sonraları haberleşmek için
kullanılırken, aynı zamanda rüzgarın da en iyi yön belirleyicisi olmuştur.
Rüzgarda dalgalanan bayrak ve sancakların da rüzgargülü yapım ve kullanımını
teşvik ettiği düşünülmektedir. Nitekim bayrak motiflerine oldukça eski
rüzgargüllerinde rastlanmaktadır.
Eski Yunan’a ait Savaşçı Vazosu (MÖ 1600-1100, Miken devri)
üzerinde resmedilen savaşa giden askerlerin mızraklarına takılan forsların bu
alanda belki de ilk olabilecekleri düşünülmektedir. Dünyanın yedi harikasından
biri olarak kabul edilen, MÖ 3. yüzyılda Mısır’ın Pharos Adası’nda inşa edilen
İskenderiye Feneri’nin çevresinin de denizcilere rüzgarın yönünü gösterecek
uzun kumaş şeritlerle kuşatıldığı söylenir.
3500 yıl öncesine dayanan eski Mezopotamya kitabelerinde
rüzgargülüne benzer düzeneklerin bahsi geçmektedir. Aynı şekilde Çinliler MÖ 2.
yüzyılda rüzgarın yönünü okumak için kullanılan sicim ve bayraklardan
bahsederler. Antik yazılarla desteklenen mağara kazıma ve resimleri gösterir ki,
Eski Mısır ordusunda askerler ellerinde bağlı oldukları bölgeyi simgeleyen
motiflerin yer aldığı (örn. kutsal hayvan, gemi gibi) mızraklar
taşımaktadırlar. Bu mızraklar genellikle ince uzun flamalarla donatılmakta ve
yürürken rüzgarda dalgalanmaları şüphesiz okçulara rüzgarın yönünü işaret
etmekteydi. Aynı şekilde, Luxor tapınağının cephesinde bulunan üzeri şerit
bayraklarla dolu bir direğin de dekoratif amaçlı olduğu kadar, rüzgarın yönünü
gösterme amacı taşıdığı düşünülmektedir.
Modern rüzgargüllerinin öncülerinin ise Ortaçağ
Avrupa’sında, özellikle İngiltere, Almanya ve İskandinav ülkelerinde, kale
surlarında dalgalanan bayrakların olduğu tahmin edilmektedir. Bu bayrakların
amacı her ne kadar hava tahmininde bulunmak olmasa da, kaleyi müdafaa sırasında
yine okçulara rüzgara göre konumlanmalarını sağlamaktadırlar. Önceleri kumaştan
yapılan bayraklar, daha sonraları yerlerini soyluların rütbe ya da armalarını
sembolize eden ve rüzgarda kendi etraflarında dönebilen metal plakalara
bıraktılar.
Rüzgargüllerinin doğuşunun bu ve benzeri örneklere
dayandırılması yanlış olmayacaktır. Yapımlarını her ne tetiklemiş olursa olsun,
geçmişte hava tahminleri esnasında oldukça faydalı olmuş ve olmaya devam
etmektedirler. Geniş alanları etkileyecek olan hava akımları günlük hava
raporlarında tahmin edilebilse bile, rüzgargülleri gün içerisinde oldukça
değişiklik gösterebilen yöresel rüzgarlar için hala en etkili gözlem
araçlarından biri olmaya devam etmektedir.
Rüzgargülü, bir yerin hakim rüzgarının yönünü gösteren, en
basit tarifiyle dikey bir çubuğun etrafında serbestçe dönebilen yön ibresi ve
figürden oluşan bir düzenektir. Esinti olduğu zaman ibre rüzgarın estiği yöne
döner, diğer bir değişle, rüzgar her zaman rüzgargülünün işaret ettiği yönden
esmektedir.
Rüzgargülleri oldukça basit bir düzeneğe sahip olmakla
birlikte, işlevlerini yerine getirebilmeleri için yerleştirildikleri döner
aksın üzerinde çok iyi dengelenmeleri gerekmektedir. En hafif esintiyi bile
yakalayabilmek için düzeneğin arka tarafının ön tarafına oranla daha geniş
yüzeye sahip olması gerekir. Düzgün salınım gerçekleşebilmesi için de arka ve
ön tarafların ağırlıklarının eşitlenmesi şarttır. Böylece ibre, esinti
düzeneğin ön ve arka kısımlarında dengelenene kadar dönmeye devam eder,
rüzgargülünün hareketsiz durduğu noktada ön taraf rüzgarın yönünü işaret eder.
Rüzgarı en doğru şekilde okuyabilmeleri için rüzgargüllerinin açıklığa, gerçek
rüzgar yönünü kesebilecek her türlü bina ve ağaç gibi engellerden daha yukarıda
konumlandırılmaları gerekmektedir.
Kayıtlara geçmiş en eski rüzgargülü, Vitruvius tarafından
sözü edilen Antik Yunan “Rüzgar Kulesi”nde yer alan düzenektir. Andronikos
Horologionu olarak bilinen Rüzgar Kulesi, MÖ 100-50 arasında Kyrrhos’lu
Andronikos tarafından yaptırılmıştır. Sekizgen planlı mermer yapının her biri
dört ana ve dört ara yöne bakan cephelerinde, o yönden esen rüzgarı temsil eden
tanrıların yer aldığı bir friz dolanır. Zamanında yapının tepesinde, mitolojide
Küçük Deniz Tanrısı olarak bilinen; belden yukarısı insan, belden aşağısı balık
şeklinde, ayakları at ayağına benzeyen deniz tanrısı Triton figürünün yer
aldığı bronzdan bir düzenek bulunmaktaydı. Triton, rüzgarda dönecek biçimde
ayarlanmış olup, esen rüzgarı tam karşısına alarak durduğunda elindeki asa
rüzgarın estiği yönü gösterir ve o gün hava koşullarına hangi tanrının hakim
olacağını söylerdi. Kule günümüz Atina’sında Akropolis’in batı girişinde yer
almaktadır, ancak Triton figürü varlığını sürdürmeyi başaramamıştır.
Arkeolojik bulgular Yunan ve Romalılar’ın evlerinde de
rüzgargülü kullandıklarını işaret etmektedir. Bunlar çoğunlukla değişik rüzgar
tanrılarını tasvir etmiş ve özellikle zengin toprak sahiplerinin evlerini
süslemişlerdir. Suriye’de bulunan bakırdan yapılmış at ve sürücüsü ile
İstanbul’da ortaya çıkarılmış bronz erkek figürü yine erken dönem
rüzgargüllerine aittirler. MS 9. yüzyılda Vikingler’den kalma bronz
rüzgargülleri bulunmuştur. Sıklıkla çeyrek daire şeklinde olan bu rüzgargülleri
genellikle Norveç masal kahramanlarından birini resmeder. Viking gemilerinde
kullanılan geleneksel bez bayrakların yerine geçen ve oldukça popüler olan
rüzgargülleri 10. ve 11. yüzyıllarda İskandinav kiliselerinde de yer almaya
başlamışlardır. Örneklerine özellikle günümüz İsveç ve Norveç’inde halen
rastlamak mümkündür. Ortaçağ’da rüzgargülleri dini ve askeri çağrışımlardan
etkilendiler. Ancak askeri ve dini yönetim etkisini kaybettikçe
rüzgargüllerinin sembolik potansiyelleri başka şekillerde kullanılmaya
başlandı. 13. yüzyılda rüzgargüllerinin kullanımı kraliyet izni gerektirmekteydi,
izin ise ancak soylu sınıfa verilirdi, böylece rüzgargüllerinde soyluların
rütbe ve armaları da yer almaya başladı.
İbresiz rüzgargülleri 17. yüzyıl başlarına kadar
İngiltere’de oldukça yaygındılar. Ardından kesme demir işçiliğinin revaçta olmaya
başlamasıyla, 18. yüzyılda en gözde malzeme olan bakır, yerini dövme demire
özellikle de yassı siluet tasarımlara bıraktı. Siluetlerin yapımlarındaki
sadelik ise yaratıcılık, espri ve duygu yüklü tasarımları teşvik etti. 18. ve
19. yüzyıl Avrupa’sında rüzgargülü tasarımları çarpıcı bir şekilde gelişim
gösterdiler. 19. yüzyıla gelindiğinde rüzgargüllerini efsanevi karakterler ve
hayvanlar gibi, süse düşkün Victoria dönemine ait motifler süslemeye başladı.
İçi dolu figürler yerlerini yassı iki boyutlu tasarımlara bırakırken, dövme
demir de yerini dökme demire bırakmaya başladı. Bu maalesef bakır ustalığının
bir kenara atılması ve kendine özgü karaktere sahip el yapımı rüzgargüllerinin
yerini daha hesaplı maliyetleri olan seri üretim ürünlerinin alması anlamına
geliyordu.
MS 9. yüzyılda Papa Avrupa’daki bütün kiliselerin kubbe
veya çan kulelerine
(Hz. İsa’nın son akşam yemeğinin ardından havarisi Aziz
Petrus tarafından üç kez inkar edilinceye kadar ötmeyeceği kehanet edilen
horozu temsilen) horozlu rüzgargülünün yerleştirilmesini buyurdu. Horoz aynı
zamanda Hıristiyanlıkta ihtiyatlı ve uyanık olma gibi değerleri sembolize
etmekteydi. Böylece rüzgargülleri Avrupa’da yüzyıllarca kiliseyi süsledi.
Avrupa semalarına yayıldıktan sonra kiliselerde farklı tasarımlar da yer almaya
başladı.
14. yüzyıl İngiltere’sinde, Hıristiyanlığın en eski
sembollerinden biri olan balık da yine kilise rüzgargüllerinde rastlanan
figürler arasındadır. Sahil kasabalarında gemi figürleri sıkça kullanılırken,
az sayıda kilise ise taç figürünü benimsemiştir. Bazı kiliselerde kötülük ve
günahı sembolize eden ejderha kullanılmıştır. İki ejderha motifi daha sonra
Londra şehrinin koruyucuları olarak adapte edilmiştir.
İngiltere’deki en ihtişamlı ejderha rüzgargülü, 1672’lerden
kalma yaklaşık 3 m boyunda ve St. Mary-Le-Bow Kilisesi’nin kulesinde yer
almaktadır. En eski rüzgargüllerinden ve en ilginç tasarımlardan bir diğeri ise
Ipswich’teki St Mary-at-the-Quay Kilisesi’nde bulunur. Anahtar her ne kadar
ilginç bir figür gibi görünmese de, ince demir işçiliği gerçekten hayranlık
uyandırıcıdır.
Basit ok şekillilerinden hayvanlara, kuşlara, egzotik
figürlere, insanlara, soyut şekillere ve bunların birleşimine kadar uzanan
geniş bir konu yelpazesine sahip olan rüzgargüllerinin sayısız çeşit model ve
tasarımları mevcuttur. Rüzgargüllerinin aynı temayı işlemeleri ve
tasarımlarında benzer nesneleri konu almaları yaygın olmakla birlikte, farklı
ellerin kattığı yorumlar, işçilik, malzeme, parçaların bir araya gelişi ve
büyüklük, birbirinin aynı iki rüzgargülü bulmayı hemen hemen imkansız kılar.
En klasik rüzgargülleri ana öğesi ok, flama veya figür olan
üç çeşitten birini içerebilir. Figürlerin yapılış şekline göre de farklı
gruplandırma yapmak mümkündür. Örneğin siluetler, kabartma yüzeyler ve tam (içi
dolu) gövdeler gibi. Siluetler levha halinde demir, bakır ya da pirinçten
kesilerek elde edilirler. Kabartma yüzeyler çoğunlukla 1850’lerden önce yapılan
ve birbirinin zıttı iki dışbükey yüzeyin kaynakla birleştirilmesi ile elde
edilmiş figürlerdir. Tam gövdeler ise özellikle 1850’lerden sonra yaygınlaşmış
ve gövdeleri malzeme ile doldurulmuş uygulamalardır. Rüzgargüllerinin dövme
demir, alüminyum, bakır ya da bronz gibi farklı malzemelerden yapılmaları,
uygulanacakları binanın özelliklerine, konumuna ve alıcısının özel isteklerine
uygun olarak tasarlanmaları da mümkündür. Birbirinin benzerine ancak modern
(doğal olarak özellikle de seri üretilen) rüzgargüllerinde rastlanmaktadır.
Dolayısıyla eski el yapımı rüzgargülleri hem koleksiyon değeri hem de oldukça
yüksek maddi değer taşırlar.
Uydu ve bilgisayar teknolojileri sayesinde günümüzde hava
tahminleri kolaylıkla yapılabiliyor olsa da, modern teknolojinin adımını
atmadığı eskilerde belki arkaik, ancak yararlı pek çok hava tahmin yöntemi
geliştirilmişti. Hata yapma olasılıkları her ne kadar günümüzdekinden daha
yüksek idiyse de, gelenekselleşen rüzgargülleri ve diğer basit araçların
toplumların tarımsal üretim faaliyetlerini sürdürme ve modernleşmelerinde
oldukça büyük rolleri bulunmaktadır. Rüzgargülleri hala işlevlerini
kaybetmemişlerdir. Her ne kadar günlük hava tahminini önceden bilseler de,
rüzgarın ne zaman etkin olacağını anlamak için özellikle çiftçilere faydalı
olurlar. Daha gelişmiş rüzgargülleri rüzgarın şiddetini ölçebilmek için
anomemetre de içerebilmekte, hatta ölçme istasyonları tarafından uzaktan
kontrol edilebilmektedir.
Çağdaş toplumlarda rüzgargülü sahipleri hava tahmininde
bulunmaktan ziyade bu özel tasarımları evlerinde dekoratif amaçlı kullanmayı
tercih etmektedirler. Sahil şeridinde yaşayan halk gemi, deniz yaratıkları ve
diğer denizcilikle ilgili figürlerin yer aldığı rüzgargüllerini tercih ederken,
diğer popüler temalar at, vahşi hayvan ve melekleri içerir. Sonraları evlerin,
bayrak direklerinin ve binaların tepelerinde alışagelmemiş tasarımlara da
rastlanmaya başlanmıştır. Rüzgargülleri çeşitli ülkelerin semalarında
yükselmeye devam ederken, yeni tasarımlar da bu aileye katılmaya devam
etmektedir.
Rüzgargülleri İngiltere’de çok eskilere dayanmakla birlikte
hala popülaritelerini yitirmemişlerdir, yeni inşa edilen binalarda dahi tüm
doğallıklarıyla yerlerini almaya devam ederler. Amerika Birleşik Devletleri
rüzgargüllerinin son derece popüler olup kısa sürede yaygınlaştığı ve günümüzde
belki de en yaygın olarak kullanılmaya devam ettiği ülkelerden biridir.
Rüzgargülleri ülkeye Avrupalı sömürgeleri tarafından getirilmişlerdir. İlk
gelen örnekler yerel demir işçileri tarafından kopya edilirken, 19. yüzyılda
rüzgargüllerine milliyetçi temalar hakim olmuş (kartal, Columbia ve Özgürlük
Anıtı gibi), sonraları ise tasarımlar çeşitlenip zenginleşerek konular da
yerlerini yerel temalara bırakmaya başlamışlardır. Bunun en önemli
nedenlerinden biri hava tahminlerinin sömürge halkı tarafından yürütülen
denizcilik ve tarıma dayalı yaşamlarında önemli rol oynamasıdır. Ayrıca yeni
sosyal ve politik kimliklerini vurgulamak için de uygun bir aracı olmuştur;
çünkü ev ya da tarlalarında rüzgargülü bulunduranlar, bir anlamda varlığını
meşrulaştırma mesajı vermekteydi.
Dünyadan örnekler
Dünyanın en büyük rüzgargülü Michigan yakınlarındaki White
Lake kıyısı yakınlarında Mantague’de yer almaktadır. Yaklaşık 15 m yüksekliğinde olup 8 m uzunluğunda bir yön göstergesine sahiptir.
İngiltere’nin en ünlü rüzgargüllerinden birisi Londra’nın
ünlü borsası The Royal Exchange’de bulunan yaklaşık 3,5 m uzunluğundaki çekirge figürüdür. Çekirge esnafın geleneksel sembolü olmakla birlikte eski
zamanlarda ayrıca iyi şansı da temsil etmiştir. Figürün ilginçliği bir yana,
16. yüzyıla ait bu düzenek, 1666’daki Büyük Yangın, ardından da 1838’deki
binanın tamamen yok olmasına neden olan yangınlardan sağ kurtulabilmesiyle daha
da ünlenmiştir.
Sir Christopher Wren Büyük Yangın’ın ardından Londra’yı
yeniden inşa ederken rüzgargüllerine özellikle önem verdi. Yaptığı her yeni kilisede
birbirinden ilginç rüzgargülü tasarımları yer alırken, bunlardan en çarpıcı
örnekler arasında, Belçika’daki St. Bavon Katedrali’nden esinlenerek yapılan
St. Mary-Le-Bow Kilisesi’ndeki ejderha figürü vardır.
Amerika’da en eski rüzgargülü 1716’da Shem Drwone tarafından
yapılan bakırdan bir Kızılderili figürüdür. Drowne aynı zamanda Amerika’da
Boston semalarını süsleyen ve Fanueil Hall binasının tepesinde yer alan ünlü
“çekirge”yi de yapmıştır. Londra’daki adaşından esinlenen bu rüzgargülü
yaklaşık 250 yıldır şehrin temsilcilerinden biri olmuştur.
El Giradillo ya da Giralda, Sevil’de eskiden bir camii
minaresi olan Giralda saat kulesinin tepesinde yer alan 4 m yüksekliğinde oldukça iri ve gösterişli bir heykeldir. Bir diğer özelliği ise aynı zamanda kendi
etrafında dönebilen bir rüzgargülü olmasıdır. Adını ?giros? (dönen)
kelimesinden almıştır ve güçlü inancı temsil etmektedir.
Londra’da bulunan Greenwich Rasathanesi’nin güney binasında
başlangıç meridyeninin özellikle gemicilik için önemini vurgulayabilmek
amacıyla gemi şeklinde bir rüzgargülü yer almaktadır.
Prag’da St. Vitus Katedrali’nde yer alan rüzgargülü horozlu
rüzgargüllerinin en güzel örneklerinden biridir, yükseklerden adeta şehre
meydan okumakta ve gözcülük yapmaktadır.
Venedik’te San Marco Meydanı’nda yer alan San Marco
Katedrali’nin kubbeleri birbirinden alımlı, rüzgarın yönünü gösteren
düzeneklerle kuşatılmıştır. Meydanda yükselen heybetli çan kulesi Campanile di
San Marco ise tepesindeki ihtişamlı altın melek heykeli ile göze çarpmaktadır.
Ancak bu heykelin bir diğer özelliği yine rüzgargülü işlevi görmesidir.
Uzak Doğu, Orta Asya, Osmanlı, İslam ve Doğu Akdeniz
geleneklerinde rüzgargülü kullanımına hemen hiç rastlanmaz. Yrd.Doç.Dr. Bahar
Şener, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri
Tasarımı Bölümü.

Felbrigg Hall, İngiltere.

Leicester Belediye Binası, İngiltere.

Guildhall Müzesi, Kent, İngiltere.

Kuzey Yorkshire Vadisi, Malham, İngiltere.

Wallingford Belediye Binası, İngiltere.

Round House Tren İstasyonu, Derby, İngiltere.

İsviçre ve Danimarka’dan rüzgargülü örnekleri.

Şili, Almanya, İngiltere, Maldivler pullarında
rüzgargülü.
Kaynaklar:
Needham, A., English Weathervanes: Their Stories and Legends
from Medieval to Modern Times, Carroll and Nicholson, Ltd., Londra, 1953.
Vitruvius, Mimarlık Üzerine On Kitap, Türkçe çevirisi: Suna
Güven, Şevki Vanlı Mimarlık Vakfı Yayınları, İstanbul, 1998.