Charles ve Ray Eames: Bir
Milat
ABD 2. Dünya Savaşı sonrasında
tasarım dünyasının önderi haline gelirken, Charles ve Ray adları belirginlik
kazanır. Karıkoca Eamesler kısa zamanda birer kült figürü kimliğini kazanarak,
iç mekan tasarımında zevk standartlarını uluslararası ölçekte yeniden tanımlayacaklardır.

Fotoğraf: © 2007 Eames Office LLC.
Çiğdem Kaya
Tasarım tarihinde bir milat olan Charles ve Ray Eames, 2.
Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki yirmi yıl içerisinde ülkelerinde ve diğer
birçok ülkede en etkili olan iki tasarımcı olarak görülebilir. Eamesler
malzeme, form, denge ve üretilebilirlik gibi girdileri birarada düşünerek
Amerikan tasarımında ekolleşmişlerdir. 20. yüzyılın önemli mobilya, oyuncak,
çocuk oyunu, film, sergi ve ikonik Los Angeles yapılarını tasarlayan
Eamesler’in yaklaşımının en önemli özelliği, endüstri devriminin ekonomik ve
estetik özünü sistem geliştirme, analitik düşünerek bilim ve kültürü
bağdaştırma gibi çağdaş kavramlarla gündelik hayata geçirerek
yaygınlaştırmaları olmuştur.
Tasarımcı, mimar ve film yapımcısı Charles Eames, Saint
Louis’deki Washington Üniversitesi’nde bir süre mimarlık okuduktan sonra, bakış
açısının fazla modern oluşu sebebiyle okuldan atılmıştır. 1938’de Eliel
Saarinen’in daveti üzerine gittiği Cranbrook Sanat Akademisi’nde endüstriyel
tasarım bölümünün başkanı olmuştur. Eamesler’in bu dönemdeki önemli
çalışmalarından biri, Eero Saarinen ile New York Museum of Modern Art (MoMA)’ın
“Organik Tasarım” yarışması için tasarladıkları sandalyedir. Bu sandalyede Alvar
Aalto’nun ahşap kalıplama tekniğinden esinlenen Eamesler, daha sonra aynı
tekniği kontrplak ürünlerde, çeşitli mobilyalarda ve Amerikan Deniz Kuvvetleri
için tasarladıkları ürünlerde kullanarak geniş kitlelere ulaşmışlardır.
Tasarımcı çift, 1941’de evlerinde yaptıkları bir kalıplama makinesinde,
Charles’ın işten yürüterek getirdiği ahşabı işleyerek Los Angeles’da çalışmaya
başlamıştır. 1950’lerde ise artık Eamesler fiberglas, reçine, çelik örgü gibi
çağdaş malzemeler kullanarak Herman Miller için tasarımlar yapmaktadırlar.

Oturma odası. Önde spiral merdiven (Fotoğraf: Tim
Street-Porter/Esto).

1949’da Alexander Girard tarafından Detroit Sanat
Enstitüsü’nde düzenlenen “Modern Yaşam İçin Bir Sergi”de yer alan Ray Eames
imzalı “Eames tanıtım odası” çizimi. Oda, Eamesler’in ev içi mekandaki nükteli
ve mütevazı yaklaşımlarını yansıtıyor (© 2007 Eames Office LLC).
2. Dünya Savaşı sırasında geliştirilen kontrplağı kalıplama
tekniğinin, bugünkü kontrplak işleme tekniğiyle hemen hemen aynı olduğu
söylenebilir. Kalıplanan kontrplak ergonomik rahatlık, hafiflik, malzeme
tasarrufu ve iskelet bütünlüğü sağlarken, aynı zamanda akışkan heykelsi
formların savaş sonrası zenginliğini ve iyimserliğini taşımaktadır. Uzunca bir
süre yekpare ve ergonomik bir oturma elemanı tasarlama fikri üzerinde çalışan
Eamesler, kontrplak ve alüminyumdan istedikleri sonucu alamayınca, henüz
mobilya endüstrisinde hiç denenmemiş olan fiberglas katkılı polyesterle
çalışmaya başlamışlar; bu çalışmaların sonucunda 1950’de mobilya tarihinin ilk
seri üretilmiş plastik sandalyelerini kullanıcılara sunmuşlardır. Hafif, esnek
ve ucuz olan bu sandalyeler, statik yük taşıma kapasitelerinin yüksek oluşu
sebebiyle havaalanı, stadyum ve okul gibi kalabalık kamu alanları için uygun
bulunmuştur. Eames estetiği ve felsefesinin parçası olan “farklı birimleri
birbirleriyle kullanabilme” kavramı plastik sandalyelerde de uygulanmıştır.
Dolayısıyla, bir plastik oturma birimi farklı taşıyıcı ayaklarla birlikte
kullanılabilmektedir. 1990’lar Amerikası’nın sevilen tasarım kavramlarından
biri olan “kişiselleştirme” (customization) fikrini Eamesler erken bir tarihte
uygulamışlardır.
Büyük ölçekte evreni, küçük ölçekte ise gündelik yaşamı
rakamlarla birbirine bağlayarak açıklamaya çalışmak Eamesler’in profesyonel
yaşantısının itkisidir. 1961 yılında California Bilim Merkezi’nde açılan
“Mathematica:
A World of Numbers…and Beyond” başlıklı sergi ile Powers of
Ten adlı film, rakamlar dünyasına açılan, bu sayede bilimin popüler hale
gelmesini sağlayan çalışmalardır. Powers of Ten filminde en küçük ölçekten
başlayarak 10’un katlarının doğada, dünyada ve gezegende denk geldiği olguları
öğretici bir şekilde açıklamaya çalışmışlardır. “Mathematica: A World of
Numbers…and Beyond” sergisini 1971’de “A Computer Perspective Background to the
Computer Age”, 1975 ve 1977 arasında “The World of Franklin and Jefferson”
başlıklı sergiler izlemiştir.

“Kontrplak Fil” oyuncağı. “Plastik Koltuk” üzerindeki
çizim Saul Steinberg’e ait (© 2007 Eames Office LLC / Library of Congress).

Ray Eames “Benekli Desen”iyle birlikte (© Eames Office
LLC).
Charles ve Ray’in birlikte çalışmaları, bir projenin
ekonomik, işlevsel, görsel, kültürel ve teknolojik elemanlarının topyekun
düşünülmesi açısından önemlidir. Soyut bir ressam ve heykeltıraş olan Ray
Eames’in verdiği biçimsel kararlarla çiftin tasarımlarında “özellikle
mobilyalarda” antropometrik bilginin yanısıra heykelin mekanda biçimsel
karakter geliştirme özelliği açığa çıkmıştır. Ray Eames’in modern sanat eğitimi
ile Charles’ın mimarlık eğitiminin birbirini tamamlaması başarılı sonuçlar
vermiştir. Örneğin, Eamesler’in ünlü “La Chaise” sandalyesinin ilham kaynağı Gaston Lachaise’in “Floating Figure” adlı heykelinin postürüdür. 1948 yılında
New York MoMA’nın mobilya tasarımı yarışması için hazırlanan “La Chaise”, Ray Eames’in biçimsel katkısıyla heykelsi bir derinliğe ulaşmıştır. Birçok oturma
pozisyonunu olası kılan sandalyenin, hem biçimsel hem de işlevsel açıdan Eames
tasarımının esneklik ilkesini taşıdığı söylenebilir. 1960’tan sonra sergi yapmaya
yönelen Eamesler’in sergi tasarımlarındaki üç boyutluluk duygusu ve
soyutlamalar Ray Eames’in görüşlerini yansıtmaktadır. Disiplinlerarası uyuma
bir diğer örnek ise Blacktop’dır. Charles’ın 16 mm ile sabun köpüklü bir suyun kaldırımdan aşağıya doğru akışını çektiği filmde, ikili “soyut
dışavurumcu resim performansı” adını verdikleri köpüklerin hareketini Bach’ın
“Goldberg Variations”ıyla çakıştırmışlardır.
Bahsedilen hacimli üretim, Eamesler tarafından kurulan bir
“yaratım ofisinde” gerçekleşmiştir. 1941 yılında Venice, Los Angeles’da kurulan
Eames Ofisi; model atölyesi, karanlık oda, film stüdyosu, fotoğraf stüdyosu,
arşiv olarak da kullanılan, birçok görsel sanat kolunun biraraya geldiği bir
“stüdyolar birliği” olarak kurgulanmıştır. 1943 ve 1979 yılları arasında 438’in
üzerinde tasarımcı ve sanatçı bu ofiste çalışmıştır. Disiplinlerarası
çalışmanın getirdiği üretkenlik, ofiste gerçekleşen sürecin bel kemiğidir.
Charles ve Ray Eames’in kendileri için tasarladıkları
Pasifik Okyanusu’na bakan ev, endüstriyel üretim ile doğanın uyumlu
birlikteliği üzerine kurulmuş; 1945’te Arts&Architecture dergisinin “Case
Study House” programı için gerçekleştirdikleri ev mobilyalarında olduğu gibi,
savaş zamanı teknolojisini gündelik yaşama yansıtmıştır. Neredeyse tümü
prefabrik parçalardan oluşan Eames evi, standartlaşmış birleştirici parçalar
sayesinde kullanımda esneklik sağlayarak kişiselleştirmeye yer açar. Geleneksel
Japon mimarisinin yüzyıllardır sessizce doğada varolma tecrübesinden bazı oran
ve elemanları ödünç alır. Endüstriyel nesneler ile zanaat ürünlerinin, pratik
nesneler ile dekoratif objelerin, doğal malzeme ile yapay malzemenin birlikte
kullanılması sayesinde Eames evinin iç mekanı gündelik ve sıradan bir kolaj
oluşturmuştur. Bu eklektik yapı Amerika’nın bir yansısıdır adeta. Evlerini
“devam eden bir proje” olarak gören Eamesler, zaman içerisinde kişiliklerini
ifade edecek değişiklikler yapmışlardır.
Yalın ve basit olan Eames mobilyaları, yıllarca süren
deneme-yanılma çalışmaları sonucunda olgunlaşmıştır.
Bu bakımdan Eamesler’in metodolojisinin süreç odaklı ve
deneysel olduğu söylenebilir. Eamesler’in “en iyinin en çoğunu en fazla insana
en düşük fiyattan ulaştırma” mottoları, birçok başka teknoloji ve yeniliğin
ucuzlayarak tabana yayılmasını sağlayan savaş zamanının hemen sonrasına denk
gelir. Mimarlık tarihçisi Beatriz Colomina, savaş zamanı üretim tekniklerinin
Le Corbusier tarafından da mobilya ve mimari tasarımda kullanıldığını
belirtmektedir. Teknik açıdan bakıldığında, Eamesler’in 1945’ten sonra mobilya
tasarımında yaptıkları çıkış, tasarımcıların 1940’larda Amerikan Ordusu için
kalıplanmış kontrplaktan yapılmış uçak parçalarındaki yenilikçi üretim
yöntemini gündelik hayata ait mobilya sektörüne taşımaları olarak görülebilir.
Dolayısıyla, ordudan yaptıkları teknoloji transferi, savaş sonrası gündelik
hayat için gerekli nesneleri kitlesel ölçeklerde orta sınıfa ulaştırmalarını
sağlamıştır. Donald Albrecht’in deyişiyle “Eamesler 20. yüzyıl Amerikası’na
şekil vermişlerdir.” Eamesler’in sandalyeleri sadece havaalanlarında değil, pop
dergilerde, reklamlarda ve çizgi romanlarda da yer almıştır. Eames tasarımları
Amerika, Avrupa ve hatta tüketim kültürünün uzantısı olduğu gerekçesiyle
Amerikan tasarımını reddeden Almanya’da savaş sonrası orta sınıf kültürünün
yeni ikonu haline gelmiştir. 1858 Brüksel Dünya Sergisi’nde Batı Almanya
Pavyonu’nun Eames tasarımlarını sergilemesi, nasyonal sosyalist iktidar sonrası
uluslararası moderniteye yapılan yatırımın bir ifadesidir.
1950 ve 1960’lar Amerikası’nda endüstriyel kültürün umut
veren bu tasarımları, “sosyal reform” düşünün zayıflamasıyla birlikte, pazarda
yer bulan bir anlayış olarak yaşamışlardır. Alman Werkbund ve Bauhaus’un
modernist görüşünden miras alınarak tasarlanan nesneler, benzer şekilde
toplumsal dönüştürücü olamasa da meslek tarihinin 20. yüzyıldaki yapı taşlarını
oluşturur. 1960’lardan itibaren Eamesler de bilgi tasarımına, eğitime yönelik
tasarımlara ve modern tasarım ideolojisini yaygınlaştırmaya eğilmişlerdir. Bu
amaçla Ford Vakfı sponsorluğunda Hindistan’a giden Eamesler, ekonomik ve
etnografik gözlemlerden yola çıkarak hazırladıkları “Hint Raporu”nda (1958),
Hindistan gibi yerel üretim yöntemlerini korumuş bir ülkede endüstriyel
modernleşme süreci içerisinde zanaatın korunmaya devam edilmesi gerektiğini
belirtmişlerdir. Rapor’da “zamana uygun yöresel ürünlerin geliştirilmesi
hedefi”yle açıldığı söylenen ve bugün Hint tasarımının en önemli okulu olan
Ahmedabad’daki National Institute of Design (NID) 1961’de eğitime başlamıştır.
Enstitünün felsefesinde, yetişecek tasarımcıların Hindistan’da barınma,
beslenme gibi konularda yaşam standardını yükseltmeye yönelik çalışmaları
gerektiği belirtilmiştir. Yerel üretim, yerel malzeme, hava koşulları, mevcut
kötünün içinden iyi yönlerin seçilmesi ve güvenlik gibi konular, ülkenin yapısı
sebebiyle okulu farklı kılacak maddeler olarak Rapor’da yer almıştır. Erken bir
tarihte yerelliğin altını çizen Eamesler, yenilikçi ve rekabetçi bir
perspektifi aşılamadıkları için eleştirilmişlerdir. Bu açıdan Hint Raporu’nun ve
NID’nın kuruluş projesinin oryantalist yönleri olduğu söylenebilir. Yerel
kalkınma tartışmalarında Birinci Dünya’nın Üçüncü Dünya’ya götürdüğü yardımı
ekonomik ve kültürel ilişkiler çerçevesinde incelemesi bakımından Rapor
güncelliğini korumaktadır.
Teknik açıdan başarılı birçok yeniliğin geliştirilmesinde ve
yaygınlaştırılmasında katkısı olan Eamesler’in, savaş sonrası Amerikası’na
topluca bakıldığında, soğuk savaşın kültürel mücadele kısmında yer aldıkları
söylenebilir. 2. Dünya Savaşı sonrasında Amerika’nın Sosyal Gerçekçiliğe karşı
“Amerika’nın Sanatı” olarak Soyut Dışavurumculuğu –ki bu soyut
dışavurumculardan Hans Hofman, Ray Eames’in hocasıdır– başta Clement Greenberg
olmak üzere ağır modernist düşünürlerle birlikte ilan etmesinin ve modern
sanatın kurallarının Amerika’da yazılıyor olduğu iddiasının, Eamesler’in de bir
anlamda parçası olduğu kültürel propaganda politikasının en bilinen yüzü olduğu
söylenebilir. 1959 Moskova Fuarı’nda Buckminister Fuller’ın Amerikan
Pavyonu’nda Eamesler tarafından yedi kanallı yerleştirme olarak tasarlanmış
Glimpses of the USA adlı film, sanatsal açıdan başarılı ve başdöndürücü olmakla
beraber, Amerikan rüyasının parlaklığını göstermesi açısından
Konstrüktivistler’in yeni Rus insanını inşa etme misyonunu çağrıştırmaktadır.
Zamanın alışılmamış tekniği olan yedi kanallı yerleştirme, bolluk ve zenginlik
işareti olarak yerini almıştır. n Araş.Gör. Çiğdem Kaya, İTÜ Endüstri Ürünleri
Tasarımı Bölümü.
Kaynaklar:
Betts, P., “The Work of Charles and Ray Eames: A Legacy of
Intervention” - Kitap eleştirisi, College Art Association, 2000.
Croal, N., “Now, May the Force Be...Us”, Newsweek, 23 Mayıs
2005.
Eames, C. ve R., India Report, 1958.
Murphy, D. (ed), The Work of Charles and Ray Eames: A Legacy
of Intervention, Harry N. Abrams, New York, 1997.
Muschamp, H., “Design Review: Molding a Plywood Utopia”, New
York Times, 15 Ekim 1999.
Neuhart ve diğerleri, Eames Design: The Work of the Office
of Charles and Ray Eames, Harry N. Abrams, New York, 1989.
Plos, A.J., The American Design Adventure, MIT Press, 1988.
Pollack, B., Abbas Kiarostami and Charles and Ray Eames at
Andrea Rosen, Brant Publications, Inc., 2002.
Schwartz, A., Bright Minds, Beautiful Ideas, BIS Publishers,
Amsterdam, 2003.
Valérie Braidi-Ketter (ed.), The Furniture of Charles and
Ray Eames, Vitra Kataloğu, Almanya, 2007.

Kontrplak sandalye ve paftaları (© 2007 Eames Office LLC;
fotoğraf: Hans Hansen).

1955’te geliştirilmiş istiflenebilir plastik sandalyeler
(Fotoğraf: Hans Hansen).

Charles ve Ray Eames “Yumuşak Yastıklı Şezlong”un yapım aşamasını
izlerken (Library of Congress / © 2007 Eames Office LLC).

Saul Steinberg’in 1948 tarihli Eames Ofis ziyaretinde “La Chaise”in alçı maketine yaptığı çizim (© 2007 Eames Office LLC).

“La Chaise”, Hotel Julien, Brüksel (Fotoğraf: Jan
Bitter).