11 Şubat 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

Charles ve Ray Eames: Bir Milat

    

ABD 2. Dünya Savaşı sonrasında tasarım dünyasının önderi haline gelirken, Charles ve Ray adları belirginlik kazanır. Karıkoca Eamesler kısa zamanda birer kült figürü kimliğini kazanarak, iç mekan tasarımında zevk standartlarını uluslararası ölçekte yeniden tanımlayacaklardır.

 

Fotoğraf: © 2007 Eames Office LLC.

 

Çiğdem Kaya

Tasarım tarihinde bir milat olan Charles ve Ray Eames, 2. Dünya Savaşı’ndan hemen sonraki yirmi yıl içerisinde ülkelerinde ve diğer birçok ülkede en etkili olan iki tasarımcı olarak görülebilir. Eamesler malzeme, form, denge ve üretilebilirlik gibi girdileri birarada düşünerek Amerikan tasarımında ekolleşmişlerdir. 20. yüzyılın önemli mobilya, oyuncak, çocuk oyunu, film, sergi ve ikonik Los Angeles yapılarını tasarlayan Eamesler’in yaklaşımının en önemli özelliği, endüstri devriminin ekonomik ve estetik özünü sistem geliştirme, analitik düşünerek bilim ve kültürü bağdaştırma gibi çağdaş kavramlarla gündelik hayata geçirerek yaygınlaştırmaları olmuştur.

 

Tasarımcı, mimar ve film yapımcısı Charles Eames, Saint Louis’deki Washington Üniversitesi’nde bir süre mimarlık okuduktan sonra, bakış açısının fazla modern oluşu sebebiyle okuldan atılmıştır. 1938’de Eliel Saarinen’in daveti üzerine gittiği Cranbrook Sanat Akademisi’nde endüstriyel tasarım bölümünün başkanı olmuştur. Eamesler’in bu dönemdeki önemli çalışmalarından biri, Eero Saarinen ile New York Museum of Modern Art (MoMA)’ın “Organik Tasarım” yarışması için tasarladıkları sandalyedir. Bu sandalyede Alvar Aalto’nun ahşap kalıplama tekniğinden esinlenen Eamesler, daha sonra aynı tekniği kontrplak ürünlerde, çeşitli mobilyalarda ve Amerikan Deniz Kuvvetleri için tasarladıkları ürünlerde kullanarak geniş kitlelere ulaşmışlardır. Tasarımcı çift, 1941’de evlerinde yaptıkları bir kalıplama makinesinde, Charles’ın işten yürüterek getirdiği ahşabı işleyerek Los Angeles’da çalışmaya başlamıştır. 1950’lerde ise artık Eamesler fiberglas, reçine, çelik örgü gibi çağdaş malzemeler kullanarak Herman Miller için tasarımlar yapmaktadırlar.

 

Oturma odası. Önde spiral merdiven (Fotoğraf: Tim Street-Porter/Esto).

 

1949’da Alexander Girard tarafından Detroit Sanat Enstitüsü’nde düzenlenen “Modern Yaşam İçin Bir Sergi”de yer alan Ray Eames imzalı “Eames tanıtım odası” çizimi. Oda, Eamesler’in ev içi mekandaki nükteli ve mütevazı yaklaşımlarını yansıtıyor (© 2007 Eames Office LLC).

 

2. Dünya Savaşı sırasında geliştirilen kontrplağı kalıplama tekniğinin, bugünkü kontrplak işleme tekniğiyle hemen hemen aynı olduğu söylenebilir. Kalıplanan kontrplak ergonomik rahatlık, hafiflik, malzeme tasarrufu ve iskelet bütünlüğü sağlarken, aynı zamanda akışkan heykelsi formların savaş sonrası zenginliğini ve iyimserliğini taşımaktadır. Uzunca bir süre yekpare ve ergonomik bir oturma elemanı tasarlama fikri üzerinde çalışan Eamesler, kontrplak ve alüminyumdan istedikleri sonucu alamayınca, henüz mobilya endüstrisinde hiç denenmemiş olan fiberglas katkılı polyesterle çalışmaya başlamışlar; bu çalışmaların sonucunda 1950’de mobilya tarihinin ilk seri üretilmiş plastik sandalyelerini kullanıcılara sunmuşlardır. Hafif, esnek ve ucuz olan bu sandalyeler, statik yük taşıma kapasitelerinin yüksek oluşu sebebiyle havaalanı, stadyum ve okul gibi kalabalık kamu alanları için uygun bulunmuştur. Eames estetiği ve felsefesinin parçası olan “farklı birimleri birbirleriyle kullanabilme” kavramı plastik sandalyelerde de uygulanmıştır. Dolayısıyla, bir plastik oturma birimi farklı taşıyıcı ayaklarla birlikte kullanılabilmektedir. 1990’lar Amerikası’nın sevilen tasarım kavramlarından biri olan “kişiselleştirme” (customization) fikrini Eamesler erken bir tarihte uygulamışlardır.

 

Büyük ölçekte evreni, küçük ölçekte ise gündelik yaşamı rakamlarla birbirine bağlayarak açıklamaya çalışmak Eamesler’in profesyonel yaşantısının itkisidir. 1961 yılında California Bilim Merkezi’nde açılan “Mathematica:

A World of Numbers…and Beyond” başlıklı sergi ile Powers of Ten adlı film, rakamlar dünyasına açılan, bu sayede bilimin popüler hale gelmesini sağlayan çalışmalardır. Powers of Ten filminde en küçük ölçekten başlayarak 10’un katlarının doğada, dünyada ve gezegende denk geldiği olguları öğretici bir şekilde açıklamaya çalışmışlardır. “Mathematica: A World of Numbers…and Beyond” sergisini 1971’de “A Computer Perspective Background to the Computer Age”, 1975 ve 1977 arasında “The World of Franklin and Jefferson” başlıklı sergiler izlemiştir.

 

“Kontrplak Fil” oyuncağı. “Plastik Koltuk” üzerindeki çizim Saul Steinberg’e ait (© 2007 Eames Office LLC / Library of Congress).

 

Ray Eames “Benekli Desen”iyle birlikte (© Eames Office LLC).

 

Charles ve Ray’in birlikte çalışmaları, bir projenin ekonomik, işlevsel, görsel, kültürel ve teknolojik elemanlarının topyekun düşünülmesi açısından önemlidir. Soyut bir ressam ve heykeltıraş olan Ray Eames’in verdiği biçimsel kararlarla çiftin tasarımlarında “özellikle mobilyalarda” antropometrik bilginin yanısıra heykelin mekanda biçimsel karakter geliştirme özelliği açığa çıkmıştır. Ray Eames’in modern sanat eğitimi ile Charles’ın mimarlık eğitiminin birbirini tamamlaması başarılı sonuçlar vermiştir. Örneğin, Eamesler’in ünlü “La Chaise” sandalyesinin ilham kaynağı Gaston Lachaise’in “Floating Figure” adlı heykelinin postürüdür. 1948 yılında New York MoMA’nın mobilya tasarımı yarışması için hazırlanan “La Chaise”, Ray Eames’in biçimsel katkısıyla heykelsi bir derinliğe ulaşmıştır. Birçok oturma pozisyonunu olası kılan sandalyenin, hem biçimsel hem de işlevsel açıdan Eames tasarımının esneklik ilkesini taşıdığı söylenebilir. 1960’tan sonra sergi yapmaya yönelen Eamesler’in sergi tasarımlarındaki üç boyutluluk duygusu ve soyutlamalar Ray Eames’in görüşlerini yansıtmaktadır. Disiplinlerarası uyuma bir diğer örnek ise Blacktop’dır. Charles’ın 16 mm ile sabun köpüklü bir suyun kaldırımdan aşağıya doğru akışını çektiği filmde, ikili “soyut dışavurumcu resim performansı” adını verdikleri köpüklerin hareketini Bach’ın “Goldberg Variations”ıyla çakıştırmışlardır.

 

Bahsedilen hacimli üretim, Eamesler tarafından kurulan bir “yaratım ofisinde” gerçekleşmiştir. 1941 yılında Venice, Los Angeles’da kurulan Eames Ofisi; model atölyesi, karanlık oda, film stüdyosu, fotoğraf stüdyosu, arşiv olarak da kullanılan, birçok görsel sanat kolunun biraraya geldiği bir “stüdyolar birliği” olarak kurgulanmıştır. 1943 ve 1979 yılları arasında 438’in üzerinde tasarımcı ve sanatçı bu ofiste çalışmıştır. Disiplinlerarası çalışmanın getirdiği üretkenlik, ofiste gerçekleşen sürecin bel kemiğidir.

 

Charles ve Ray Eames’in kendileri için tasarladıkları Pasifik Okyanusu’na bakan ev, endüstriyel üretim ile doğanın uyumlu birlikteliği üzerine kurulmuş; 1945’te Arts&Architecture dergisinin “Case Study House” programı için gerçekleştirdikleri ev mobilyalarında olduğu gibi, savaş zamanı teknolojisini gündelik yaşama yansıtmıştır. Neredeyse tümü prefabrik parçalardan oluşan Eames evi, standartlaşmış birleştirici parçalar sayesinde kullanımda esneklik sağlayarak kişiselleştirmeye yer açar. Geleneksel Japon mimarisinin yüzyıllardır sessizce doğada varolma tecrübesinden bazı oran ve elemanları ödünç alır. Endüstriyel nesneler ile zanaat ürünlerinin, pratik nesneler ile dekoratif objelerin, doğal malzeme ile yapay malzemenin birlikte kullanılması sayesinde Eames evinin iç mekanı gündelik ve sıradan bir kolaj oluşturmuştur. Bu eklektik yapı Amerika’nın bir yansısıdır adeta. Evlerini “devam eden bir proje” olarak gören Eamesler, zaman içerisinde kişiliklerini ifade edecek değişiklikler yapmışlardır.

 

Yalın ve basit olan Eames mobilyaları, yıllarca süren deneme-yanılma çalışmaları sonucunda olgunlaşmıştır.

Bu bakımdan Eamesler’in metodolojisinin süreç odaklı ve deneysel olduğu söylenebilir. Eamesler’in “en iyinin en çoğunu en fazla insana en düşük fiyattan ulaştırma” mottoları, birçok başka teknoloji ve yeniliğin ucuzlayarak tabana yayılmasını sağlayan savaş zamanının hemen sonrasına denk gelir. Mimarlık tarihçisi Beatriz Colomina, savaş zamanı üretim tekniklerinin Le Corbusier tarafından da mobilya ve mimari tasarımda kullanıldığını belirtmektedir. Teknik açıdan bakıldığında, Eamesler’in 1945’ten sonra mobilya tasarımında yaptıkları çıkış, tasarımcıların 1940’larda Amerikan Ordusu için kalıplanmış kontrplaktan yapılmış uçak parçalarındaki yenilikçi üretim yöntemini gündelik hayata ait mobilya sektörüne taşımaları olarak görülebilir. Dolayısıyla, ordudan yaptıkları teknoloji transferi, savaş sonrası gündelik hayat için gerekli nesneleri kitlesel ölçeklerde orta sınıfa ulaştırmalarını sağlamıştır. Donald Albrecht’in deyişiyle “Eamesler 20. yüzyıl Amerikası’na şekil vermişlerdir.” Eamesler’in sandalyeleri sadece havaalanlarında değil, pop dergilerde, reklamlarda ve çizgi romanlarda da yer almıştır. Eames tasarımları Amerika, Avrupa ve hatta tüketim kültürünün uzantısı olduğu gerekçesiyle Amerikan tasarımını reddeden Almanya’da savaş sonrası orta sınıf kültürünün yeni ikonu haline gelmiştir. 1858 Brüksel Dünya Sergisi’nde Batı Almanya Pavyonu’nun Eames tasarımlarını sergilemesi, nasyonal sosyalist iktidar sonrası uluslararası moderniteye yapılan yatırımın bir ifadesidir.

 

1950 ve 1960’lar Amerikası’nda endüstriyel kültürün umut veren bu tasarımları, “sosyal reform” düşünün zayıflamasıyla birlikte, pazarda yer bulan bir anlayış olarak yaşamışlardır. Alman Werkbund ve Bauhaus’un modernist görüşünden miras alınarak tasarlanan nesneler, benzer şekilde toplumsal dönüştürücü olamasa da meslek tarihinin 20. yüzyıldaki yapı taşlarını oluşturur. 1960’lardan itibaren Eamesler de bilgi tasarımına, eğitime yönelik tasarımlara ve modern tasarım ideolojisini yaygınlaştırmaya eğilmişlerdir. Bu amaçla Ford Vakfı sponsorluğunda Hindistan’a giden Eamesler, ekonomik ve etnografik gözlemlerden yola çıkarak hazırladıkları “Hint Raporu”nda (1958), Hindistan gibi yerel üretim yöntemlerini korumuş bir ülkede endüstriyel modernleşme süreci içerisinde zanaatın korunmaya devam edilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Rapor’da “zamana uygun yöresel ürünlerin geliştirilmesi hedefi”yle açıldığı söylenen ve bugün Hint tasarımının en önemli okulu olan Ahmedabad’daki National Institute of Design (NID) 1961’de eğitime başlamıştır. Enstitünün felsefesinde, yetişecek tasarımcıların Hindistan’da barınma, beslenme gibi konularda yaşam standardını yükseltmeye yönelik çalışmaları gerektiği belirtilmiştir. Yerel üretim, yerel malzeme, hava koşulları, mevcut kötünün içinden iyi yönlerin seçilmesi ve güvenlik gibi konular, ülkenin yapısı sebebiyle okulu farklı kılacak maddeler olarak Rapor’da yer almıştır. Erken bir tarihte yerelliğin altını çizen Eamesler, yenilikçi ve rekabetçi bir perspektifi aşılamadıkları için eleştirilmişlerdir. Bu açıdan Hint Raporu’nun ve NID’nın kuruluş projesinin oryantalist yönleri olduğu söylenebilir. Yerel kalkınma tartışmalarında Birinci Dünya’nın Üçüncü Dünya’ya götürdüğü yardımı ekonomik ve kültürel ilişkiler çerçevesinde incelemesi bakımından Rapor güncelliğini korumaktadır.

 

Teknik açıdan başarılı birçok yeniliğin geliştirilmesinde ve yaygınlaştırılmasında katkısı olan Eamesler’in, savaş sonrası Amerikası’na topluca bakıldığında, soğuk savaşın kültürel mücadele kısmında yer aldıkları söylenebilir. 2. Dünya Savaşı sonrasında Amerika’nın Sosyal Gerçekçiliğe karşı “Amerika’nın Sanatı” olarak Soyut Dışavurumculuğu –ki bu soyut dışavurumculardan Hans Hofman, Ray Eames’in hocasıdır– başta Clement Greenberg olmak üzere ağır modernist düşünürlerle birlikte ilan etmesinin ve modern sanatın kurallarının Amerika’da yazılıyor olduğu iddiasının, Eamesler’in de bir anlamda parçası olduğu kültürel propaganda politikasının en bilinen yüzü olduğu söylenebilir. 1959 Moskova Fuarı’nda Buckminister Fuller’ın Amerikan Pavyonu’nda Eamesler tarafından yedi kanallı yerleştirme olarak tasarlanmış Glimpses of the USA adlı film, sanatsal açıdan başarılı ve başdöndürücü olmakla beraber, Amerikan rüyasının parlaklığını göstermesi açısından Konstrüktivistler’in yeni Rus insanını inşa etme misyonunu çağrıştırmaktadır. Zamanın alışılmamış tekniği olan yedi kanallı yerleştirme, bolluk ve zenginlik işareti olarak yerini almıştır. n Araş.Gör. Çiğdem Kaya, İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü.

 

Kaynaklar:

Betts, P., “The Work of Charles and Ray Eames: A Legacy of Intervention” - Kitap eleştirisi, College Art Association, 2000.

Croal, N., “Now, May the Force Be...Us”, Newsweek, 23 Mayıs 2005.

Eames, C. ve R., India Report, 1958.

Murphy, D. (ed), The Work of Charles and Ray Eames: A Legacy of Intervention, Harry N. Abrams, New York, 1997.

Muschamp, H., “Design Review: Molding a Plywood Utopia”, New York Times, 15 Ekim 1999.

Neuhart ve diğerleri, Eames Design: The Work of the Office of Charles and Ray Eames, Harry N. Abrams, New York, 1989.

Plos, A.J., The American Design Adventure, MIT Press, 1988.

Pollack, B., Abbas Kiarostami and Charles and Ray Eames at Andrea Rosen, Brant Publications, Inc., 2002.

Schwartz, A., Bright Minds, Beautiful Ideas, BIS Publishers, Amsterdam, 2003.

Valérie Braidi-Ketter (ed.), The Furniture of Charles and Ray Eames, Vitra Kataloğu, Almanya, 2007.

 

Kontrplak sandalye ve paftaları (© 2007 Eames Office LLC; fotoğraf: Hans Hansen).

 

1955’te geliştirilmiş istiflenebilir plastik sandalyeler (Fotoğraf: Hans Hansen).

 

Charles ve Ray Eames “Yumuşak Yastıklı Şezlong”un yapım aşamasını izlerken (Library of Congress / © 2007 Eames Office LLC).

 

Saul Steinberg’in 1948 tarihli Eames Ofis ziyaretinde “La Chaise”in alçı maketine yaptığı çizim (© 2007 Eames Office LLC).

 

“La Chaise”, Hotel Julien, Brüksel (Fotoğraf: Jan Bitter).

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69339 - unknown - 38.107.179.238