Gen(H)ome Projesi

Karl Chu, “ZyZx1 ve ZyZx2”, “Planetary Automata”, “ZyZx”
serileri, 2004 (Karl Chu ve MAK Center’ın izniyle).


Servo, “Spoorg”, 2006 (Servo ve MAK Center’ın izniyle).
Doğa bilimleri ve bilgi teknolojilerinde -özellikle genetik
alanında- kaydedilen son gelişmeleri mimarlıkla bütünleştiren “Gen(H)ome
Projesi”, MAK Center for Art+Architecture, California’da gerçekleşti. 20. yüzyılın
en bilinen mimari deneylerinden biri olan Schindler Evi’yle etkileşim kuran
sergideki projeler, konut kavramının strüktüründe, iç mekan ve zemininde
“genetik modifikasyon” öneriyor. Referans verilen bilimsel disiplin ve
teknolojiler arasında, nanoteknoloji, klimatoloji, hücre fizyolojisi,
astronomi, robotik ve algoritma yer alıyor. Eran Neuman, Aaron Sprecher, “Open
Source Architecture”dan Chandler Ahrens ve MAK Center yönetmeni Kimbirli
Meyer’in küratörlüğünde gerçekleşen serginin katılımcıları ise şöyle sıralanıyor:
Greg Lynn/FORM, Karl Chu, Servo, Marcos Novak, ocean D, Weathers-Sean Lally,
Phillippe Rahm, Christa Sommerer&Laurent Mignonneau ve Open Source
Architecture. Sergideki projelerin detaylandırıldığı denemelerden oluşan
katalogta ise şu adların denemeleri bulunuyor: Martin Bressani ve Robert Jan
Van Pelt, Marie-Ange Brayer, Helen Furjàn ve Peter Lloyd, Christopher Hight,
Aaron Sprecher ve Eran Neuman.
Sanatın farklı alanlarının doğa bilimlerindeki gelişmelerle
ilişkilendirilmesinin uzun bir tarihi olduğundan söz edilebilir. Geçen yüzyıl,
Victor Horta mimarlığının doğal simgeciliğini, Buckminster Fuller’in strüktürel
iskeletleri gibi Modernist uygulamaları ve yaşamın kendisinden kaynaklanan
imgelemin Postmodernist kopyalarını gördü. Bugün, mimari ya da sanatsal objeler
doğal strüktür ya da biçimleri canlandırmaz ya da taklit etmez. Özne ve nesne,
organik ve inorganik, yapay ve sanal arasındaki ayrım, artarak bulanıklaşmaktadır.
Bu gelişim,
R.M. Schindler’in Kings Road Evi’nde de izlenebilir. Yapı,
sosyal ve mimari deneysellikle 19. yüzyılın romantik eğilimlerini ve
20. yüzyıla ait bir olgu olan kontrollü ve mühendislik ürünü
bir çevreye yönelik talebi birleştirmiştir. İki çift için tasarlanmış ortak
kullanımlı bir ev olan yapı, yeni tür bir domestik alanı tanımlar. Açık kat
planı ve ona eklenmiş odalar gibi duran bahçeleri ile California evlerine özgü
iç-dış mekan bütünlüğü olan yaşam alanlarının habercisi gibidir. Mimarının dediği
gibi; “Odalarımız zeminle yakın bir bağ kuracak ve bahçe evin bütünleyici öğelerinden
biri olacak. İç ve dış mekan arasındaki ayrılık kaybolacak.”
İleri matematik, genetik bilimi ve bilişim teknolojileri,
yeni mimari tasarım tekniklerini doğurmuştur. “Streaming (duraksız veri/çoğul
ortam iletimi), scripting (senaryo yazımı/komut dizisi oluşturma), otomasyon ve
etkileşim”, mimari elemanları sabit elemanlar olmaktan çıkarıp duyarlı birer
bileşene çevirir ve mimarları biyolojik süreçlerle benzeşen bir üretim sürecine
sokar. Tasarım böylelikle evrimsel tasarımı, mutasyon ve genetik modifikasyonu
birlikte içerir hale gelir. Yeni yapılar ve malzemeler üretilir ve keşfedilirken,
genetik prosedürler ender olarak mimari bağlamla ilişkilendirilir. “Gen(H)ome
Projesi”, yeni mimari paradigmaları domestik olanla dolayımlayarak sorgular.
Nanoteknoloji ve biyomühendislik alanlarındaki ilerlemeler yaşam alanları
(habitat) ile yaşayan (inhabitant) arasındaki etkileşimselliği mümkün kılmaktadır.
Akıllı mekanlar çok yakında ihtiyaç ve tercihlerimize göre tepki vermeye başlayacak.
“Gen(H)ome” bu düşünceleri, heyecan verici, oyunumsu ve entelektüel içerikli
projelerle gerçekleştiriyor.

Greg Lynn/FORM, “Blob Wall”, 2006 (Greg Lynn/FORM ve MAK
Center’ın izniyle).

Christa Sommerer&Laurent Mignonneau, “Life Writer”,
2006 (Christa Sommerer&Laurent Mignonneau ve MAK Center’ın izniyle).


Marcos Novak, “Allo_gen[H]ome”, 2006 (Marcos Novak ve MAK
Center’ın izniyle).
Projeler
Genetic space (genetik mekan) terimini ilk kez kullanması ve
genetik mimarlığın kuramsal temellerini oluşturmasıyla bilinen Karl Chu,
“Gen(H)ome Projesi”nde, “Planetary Automata” (gezegensel otomatlar) serisinin
bir bölümü olan “ZyZx”i sunuyor. Chu, algoritmalar kullanarak değişken olasılıklar
sunan küresel matematiksel kendilikler (entities) -gezegenler- üretiyor. “Her
gezegen tek boyutlu hücresel bir automaton’daki bir kural tarafından üretilir.
Toplam 256 olası kural ve buna mukabil bir araya gelerek bir monad oluşturan
256 gezegen vardır: Tek boyutlu hücresel “otomatlar” evrenini içeren tüm olası
dünyalar toplamının bir özeti.”


ocean D, “GenLITE”, 2006 (ocean D ve MAK Center’ın
izniyle).

Philippe Rahm, “Polarized House”, 2006 (Philippe Rahm ve
MAK Center’ın izniyle).
Genetik araştırma yalnızca fiziksel özellikleri değil, aynı
zamanda zihinsel ve psikolojik durumları da değerlendiriyor, insanları bilinçli
varlıklar olmanın yanında, dış etkenlerden bilinçdışı etkilenebilen
organizmalar olarak görüyor. Spore’dan türetilen “Spoorg” ile Servo, bu kavrama
işaret ediyor ve Schindler Evi’nin cam pencere-duvarına sarmaşıkvari spoorg ağı
kurarak, organik hücresel uyum sağlayabilme yöntemini uyguluyor. Ağ (network),
mekanik ancak “canlı”, ışığa ve harekete duyarlı. Gölgelendirme ve ses sistemi
işlevleri bulunan ağ güneş ışığını süzerken, ambient sonic bir çevre oluşturuyor.
Greg Lynn/FORM mimarlık ofisi, otomobil, film endüstrisi ve
aeronotik’in yöntemlerini kullanarak “egzotik” formlar yaratıyor. Lynn, hem
felsefe hem de mimarlık eğitimi almasından dolayı, tasarım ve mimari pratiğin
gerçekleri ile spekülatif, teorik ve deneysel olanı bir arada kullanabiliyor.
Mimarlıkla doğa arasında continuum bir bölünmezlik ve süreklilik ilişkisi tanımlayarak
smoothness kavramını ortaya koyuyor. Lynn’in teorisi, yukarıda-aşağıda
(top-down) ya da üstte-altta (bottom-up) yerine, her ölçekte birbiri ardına göz
önüne serilen bir iletişimsel sistem olarak karmaşıklığa işaret eden genetik
prosedürlerden etkilenmiştir. Bu yaklaşım, değişken ve kendine özgü modüler bir
konstrüksiyonu olan “Blob Wall”da görülebilir.
Biyoloji, video-art ve performans gibi altyapıları bulunan
Christa Sommerer ve Laurent Mignonneau, doğayı bir bilgi arayüzü gibi kullanarak
çalışıyorlar. Garip görünümlü “Life Writer”larıyla, insanları kağıt yerine bir
projeksiyon ekranı olan eski tip bir daktilo kullanarak bir metin oluşturmaya
davet ediyorlar. Metin oluşmaya ve projeksiyon ekranında belirmeye başladığında,
yazılı dil bilgisayarlar tarafından genetik kodlara çevriliyor ve bu kodlar da
hareket eden, tepki veren ve mutasyona uğrayabilen canlı organizmalara dönüştürülüyor.


Weathers-Sean Lally, “Amplification”, 2006 (Sean Lally ve
MAK Center’ın izniyle).

Open Source Architecture, “Hylomorphic Project”, 2006
(Open Source Architecture ve MAK Center’ın izniyle).
Marcos Novak, “Allo” serisinde, nanoteknoloji ve malzeme
bilimindeki yeni gelişmeler sayesinde, genom şifrelerinin çözülmesi ve yeniden şifrelenmesi
tekniklerini kullanarak hayali kombinasyonlar oluşturuyor. “Allo_gen(H)ome”
projesi, mimarlığı inşa etmeyi bırakırsak ve onun yerine mimarlığı geliştirmeye
başlarsak ne olacağını araştırıyor. Beynin manyetik rezonans aktivasyonlarının
imgelerinden türettiği, hücre benzeri formlardan oluşan hantal yaratıkvari
“biçim”ler sunan Novak, çevresel formlar ailesinin en büyük öğesini duvar ve
tavanlara iliştiriyor. Bu formlar içindeki tümleşik bilgisayar sistemi ve alıcılar,
mekanı canlandıran hoparlör ve projektörleri harekete geçiriyor.
Bilişsel tekniklerin yeni materyalizasyon biçimlerine
uygulanmasına odaklanan ocean D, Londra, New York ve Boston merkezli bir tasarım
grubu işbirliği. 2007’de evsel, ticari ve eğlence ortamlarında kullanılmak
üzere piyasaya sürülmesi planlanan etkileşimli aydınlatma elemanı “GenLITE”in
prototipinin üretilmesi çalışmaları devam ediyor. “GenLITE”, biçimlenmenin ve
büyümenin oldukça özgül örüntülerini oluşturmayı hedefleyen yazılımları
gerçekleştiren küçük hacimli bileşenler (hücreler) çokluğunun bir araya gelmesi
ve bağlanmasıyla şekilleniyor. Her hücrenin içinde, dinamik renk değişimlerine
cevap veren renkli ışıklar konumlandırılmış.
“Polarized House”da Philippe Rahm, Schindler Evi’nin bir
ucunu pozitif iyonlarla, diğer ucunu da negatif iyonlarla bombalamak için, kiriş
üzerine yerleştirilmiş minik iyonlaştırıcılar kullanıyor. Proje, binanın sadece
kanatlı ve çarkıfelekvari strüktürünü değil, aynı zamanda iki çift için
tasarlanmış bir evin tarihini, onun sonrasında da boşanmış bir çiftin evinin
tarihini yansıtarak, sosyal ve psikolojik bağlamı, ortamın fiziksel deneyimiyle
bütünleştiriyor.
Teksaslı Weathers-Sean Lally ofisi, “Amplifications” adlı,
altı adet cam kaplı mikro-klima ortamından oluşan enstalasyonuyla sergiye katıldı.
Lally, doğal çevre görüntülerini yeniden düzenleyerek (re-form) ve yeniden
temsil ederek (re-present), doğayı genetik modifikasyona uğratıyor. Özerk çalışabilir
ve kendi kendini destekleyebilen sistemler oluşturarak bitkilerin evsel alana
olan etkilerini araştırırken, bahçe alanının “yükseltilmesi ve manipüle
edilmesi” amacına ulaşıyor.
Open Source Architecture, Schindler Evi’nin strüktürünü
düzenleyen 2 ft uzunluğundaki modüle evrimsel bir olasılıksal (stochastic)
algoritma uygulayarak “Hylomorphic Project”ini oluşturuyor. Schindler Evi’nin
avlusunu kaplayan üçgensel açık strüktür, “form ve madde, strüktür ve yüzeyin
diyaloğu ile olduğu kadar, işlev ve program arasında da etkileşim kurulabilmesi
için hazırlanmış” bir yazılımla yaratılmış.
R.M. Schindler’in yaptığı gibi, modüler strüktür, iç ve dış
mekan kavramları, mimarlıkla doğa arasında gidip geliyor, birbirine karışıyor.