New
York MoMA Mimarlık 75 Yaşında

Potsdamer Platz, Berlin, Marcel Breuer, 1929,
aksonometrik perspektif, çini mürekkebi, karakalem, guaş, suluboya, 55,5x77,3
cm (Elise Jaffe + Jeffrey Brown armağanı; © 2007 The Museum of Modern Art).

Uçak Hangarı, R. Buckminster Fuller, 1955, maket, ahşap
ve boya, 31,1x160,7x88,3 cm (R. Buckminster Fuller armağanı; © 2007 The Museum
of Modern Art).

Toplumsallaşma Evi Çalışma Maketi, Hermann Finsterlin,
1920, polikromatik alçı ve boya, 25,4x31x39,4 cm (D.S. and R.H. Gottesman
Foundation armağanı; © 2007 The Museum of Modern Art).
Dünyanın ilk mimarlık departmanına sahip müzesi New York
MoMA (Modern Sanat Müzesi), 1932’de başladığı ve 1948’den itibaren Mimarlık ve
Tasarım Departmanı çatısı altında yürüttüğü mimarlık çalışmalarının 75. yılını
“MoMA’da Mimarlığın 75 Yılı” başlıklı bir sergiyle kutluyor. Müze
koleksiyonundan seçilmiş, 1920-1990 yıllarına ait 50’ye yakın çizim ve maketin
yer aldığı sergi dört ana başlıktan oluşuyor: “Başka Modernizmler”, “Şehircilik”,
“Vizyoner Mimarlık” ve “Çizim Sanatı”. Müzenin “Modern Mimarlık: Uluslararası
Sergi” (1932), “Mies van der Rohe” (1947) ve “École des Beaux-Arts Mimarlığı”
(1975) başlıklı geçmiş sergilerinden toplanan büyük ölçekli enstalasyon fotoğrafları,
küratörlüğünü Barry Bergdoll’un yaptığı serginin tarihsel arkaplanını oluşturuyor.
MoMA’nın öncülük rolü mimarlık ve tasarımla sınırlı değil.
Kurum aynı zamanda dünyanın ilk modern sanat müzesi olma özelliğini taşıyor.
Müzenin ilk yöneticisi Alfred H. Barr Jr’ın daha 1929’da, yani kuruluş
evresinde ortaya attığı mimarlık departmanı fikrinin hayata geçmesinde ilk
büyük adım, hiç şüphesiz “Modern Mimarlık” sergisidir. Le Corbusier, Ludwig
Mies van der Rohe ve J.J.P. Oud gibi erken dönem Avrupalı modernistlerin çalışmalarının
yer aldığı Philip Johnson ve Henry-Russell Hitchcock imzalı sergide, modern
Amerikan mimarlığını olduğu kadar MoMA’nın koleksiyon anlayışını da
biçimlendiren “Uluslararası Üslup” ile Ekspresyonizm ve Organik Mimarlık gibi
20. yüzyıl Avrupa mimarlığına yön veren akımlar geniş bir tanıtım imkanı bulmuştu.
75. yıl sergisinin “Başka Modernizmler” başlıklı bölümü,
bahsi geçen bu ilk sergiden hareketle Mies van der Rohe’nin “Eilat Evi” (1925),
Hugo Häring’in “Garkau Çiftlik Evi” (1922-1926) ve Hermann Finsterlin’in
“Toplumsallaşma Evi Çalışma Maketi” adlı biyomorfik konut maketi gibi örnekler
eşliğinde 1920’li ve 1930’lu yılların mimarisine odaklanıyor. 20. yüzyılın
ortalarında özellikle çevre kirliliği, trafik ve yoğun nüfus gibi sorunlara
alternatif çözümler sunan modern şehir tasarımlarının işlendiği “Şehircilik”
bölümünde, Marcel Breuer’in kesişen şoseler, metro ağları ve yaya geçitleriyle
kaplı Berlin kent merkezi planı önerisi ve Louis I. Kahn’ın Philadelphia kent
merkezi için ok, kesik çizgi, spiral gibi semboller yardımıyla çizdiği trafik
akış şeması öne çıkıyor.
1960’lı ve 1970’li yılların deneysel ve ütopik tasarımlarını
konu alan “Vizyoner Mimarlık” teması altında sunumda olan Ron Herron’un
“Walking City on the Ocean” önerisi, sakinlerinin savaş tanklarını andıran
devasa araçlar içerisinde yaşadığı bir metropol düşlemidir. 1900-1994 yıllarını
kapsayan “Çizim Sanatı” başlıklı bölümde, müzenin 20.000 mimari çizimden oluşan
zengin koleksiyonundan seçkiler sunuluyor. Koleksiyonda Paul Rudolph’un dalgalı
beton yüzeyleri ve girift iç mekan kompozisyonuyla dikkat çeken Yale
Üniversitesi Sanat ve Mimarlık Binası çizimi de yer alıyor.
MoMA bugün, Mies van der Rohe başta olmak üzere pek çok
modern mimarın arşivlerinin tümünü kapsayan koleksiyonlarıyla, yeryüzünün en
geniş tasarım ve mimarlık belleğini oluşturuyor. Ama ondan da önemlisi, kurumun
çağdaş mimarlığın biçimlenmesinde oynadığı itici, hatta harekete geçirici rol.
Sözgelimi, Mies’in ABD’deki ünü bile büyük oranda buradaki sergisi sayesinde
yaygınlaşabilmişti. Drexler’ın Paris Beaux-Arts Okulu’nu unutulmuşluk ve hatta
lanetlenmişlik pozisyonundan çıkaran sergisi de yine bir MoMA yapımıydı. Ve
nihayet, Dekonstrüktif Mimarlık terimini gündeme taşıyan ilk serginin burada
gerçekleştirildiğini anımsamakta da yarar var. Dolayısıyla, şimdilerde müzeyi
mimarlık bağlamında sansasyonel bir manipülatör olarak işlev gördüğü iddiasıyla
pek de hayırlı bir etkide bulunmadığı şeklinde eleştirenler bile var.

Trafik Akış Şeması, Philadelphia, Pennsylvania, Louis I.
Kahn, 1952, çini mürekkebi, grafit, kağıt, 62,2x108,6 cm (Louis I. Kahn armağanı;
© 2007 Estate of Louis I. Kahn).

Walking City on the Ocean, Ron Herron, 1966, perspektif,
polimer tabakayla kaplı grafit ve kesilip yapıştırlmış fotoğraf kağıdı,
29,2x43,2 cm (The Howard Gilman Foundation armağanı; © 2007 The Museum of
Modern Art).

Sanat ve Mimarlık Binası, Yale Üniversitesi, New Haven,
Connecticut, Paul Rudolph, 1958, perspektif, karton üzerine çini mürekkebi,
76,2x101,6 cm (Paul Rudolph armağanı; © 2007 The Museum of Modern Art).

İsviçre Pavyonu, Cité internationale universitaire de
Paris, Le Corbusier, 1932, profil, litograf üzerine havalı püskürtme, 40,6x93,7
cm (© 2007 Artists Rights Society (ARS), New York / ADAGP, Paris / FLC).