“Yaratıcılık
ve katılımcılık mekandan
beslenir”
‘Yarın, bugünden farklı olacak’ ifadesinde hayat bulan
anlayış, geleneksel ‘iş yeri’ şablonlarını geçersiz kılarak yeni ofislere şekil
veren en güncel yaklaşım. Koleksiyon’dan Koray Malhan, yeni iş kültürü olarak
tanımlanan bu anlayış ve “geleceğin ofisleri” üzerine sorularımızı yanıtladı.

Yeni iş kültürü ve yeni çalışan profilinin yükselişi
ekseninde geleceğin ofislerini nasıl öngörüyorsunuz?
Yeni iş kültürü daha etkin bir bireysel varoluşa dayanıyor.
80’li yılların kalabalık işgücünü oluşturan ortam, bu gün yerini; daha yüksek
değerleri barındıran bireylerin biraradalığına bırakıyor. Bireyselliğin ortak
akıl ile kaynaştığı yeni bir karışım bu. Bu denklemin bir sonucu olarak daha az
sayıda kişi ile daha büyük operasyonları yöneten firma sayısı da artıyor.

Swami
Yeni çalışan profilinin yükselişi ile eskinin kurumsal
kimlik öncelikli çalışma ortamları da, daha insani değerleri öne çıkarmaya
başlıyor. Çağdaş tanımdaki birey’in yapısı da artık farklı. Bireylerden meydana
gelen topluluklar birarada fikir geliştiriyor ve daha yüksek bir iletişim
performansı sergiliyor. Çalışma ortamının tasarımında öncelikli olarak ele
alınması gereken konu, bireylerden oluşan yeni takımların yaratıcı gücünü
tetikleyebilmek.
Doğal üretim sürecini aksaklıkları da dahil olmak üzere
olduğu gibi yansıtan, kimliği net tasarımlar bu süreç ile öne çıkmaya başlıyor.
Tüm bunların sonucu olan günümüz çalışma ortamları da eskisine kıyasla, daha
rahat, dinlendirici ve yaşamın çeşitliliğine açık bir görsel dil kazanıyor. Bu
dil, iş ortamlarının mekansal tasarımından kişilerin giyimine, hatta saç
kesimlerine kadar yansıyor ve ancak bu bütünsellik içinde tarifini buluyor.
Çalışanlarda katılımcılığı, yaratıcılığı ve iletişimi teşvik
eden yeni iş konseptini biraz açıklar mısınız? Bu yaklaşım çalışma ortamlarındaki
yansımasını nasıl buluyor?
Artık günümüz ofis yaşamında teknoloji o kadar ileri bir
noktaya geldi ki bilgiyi derlemek, işlemek çalışanların üzerinde bir görev
olmaktan çıktı. Bundan sonra şirketlerin çalışanlarından beklediği, yaratıcı
boyutlarını öne çıkarmaları. Çalışanların yaratıcılıklarını ortaya çıkarmak
için de işe çalıştıkları mekandan başlamak gerekiyor. Öncelikle mekanların bu
yaratıcılığa hazır olması lazım. Mobilya öyle tasarlanmalı ki çalışanlar orada
çok katı hiyerarşik bir düzen olmadığını hissetmeli. O zaman daha çok söz alır,
katılımcı olur ve önermekten korkmazlar. Yatırımcılar genellikle maliyet
ağırlıklı bir arayışa giriyor. Eğer ki mobilya yatırımı, genel harcamaların
içinde markanın, iletişimin, verimliliğin ve başarının bir parçası olarak
düşünülürse, çalışan başına 500-1000 dolarlık bir harcama ile yaratıcılığa
uygun bir ortam oluşturulabilir.
Bir de tabii kurumun çalışanına verdiği değer söz konusu.
Bir kurumun çalışanına verdiği değer ona sunduğu mekanın ve içindeki yaşamın
kalitesi ile de doğru orantılıdır. Mekanlar iletişimin bir parçasıdır.

Calvino
Dikey örgütlenme yerine artık tüm çalışanlar arasındaki
etkileşimin sağlandığı yatay organizasyonel yapıları mı getiriyor yeni iş
kültürü?
“Yeni iş” i yaratabilmek için “yeni bir zaman” ve “yeni bir
mekan”ı hayal edebilmek gerekiyor. Bu yeni mekan, mutlak kurallar ve fiziksel
sınırlar ile tarif edilemez. Bu hacim zihindeki yerini ararken, baştan
çıkarmaya yer bırakabilmek için boşluk oluşturabilmeli. Hiyerarşik yönetim
formatlarının geliştirilmesi veya maksimum işgücünün ortaya çıkarılması artık
geçmişe ait değerler olarak kalmaya başlıyor.
Çalışma ortamlarının yeni misyonu, içindeki insanları
düşünce ve düşleri ile özgürleştirebilecek boşlukları yaratmak olmalı. Günümüz
işgücünün büyük kısmı artık hafızası bizden de gelişkin olan makinelere
aktarılmış durumda. İnsan gücünün gerçek katılımı artık sadece tüm zekası ve
kalbi ile olduğu zaman anlam kazanabiliyor. Çalışanın tüm bilinç düzeyi ile -
hatta bilinçaltı - katılımı, yeni iş kültürünü, farklı boyutlara taşıyacak
olan en önemli etken olacaktır.