Free
Üniversitesi’ne radikal bir “Beyin”
Dünyaca tanınmış İngiliz mimar Lord Norman Foster tarafından
tasarlanan ve planda “bir kafatasını” anıştıran yeni kütüphane yapısıyla Berlin
çağdaş mimarlık yapılarına çarpıcı bir örnek daha eklerken, Free Üniversitesi
de yepyeni ve radikal bir konsepte kavuşmuş.

Kütüphane Foster and Partners’ın enerji tasarrufunu artırmak
ve çevresel etkiyi artırmak ve çevresel etkiyi azaltmak için yapılarda pasif ve
aktif teknolojilerin nasıl kullanılabileceğine yönelik on yıllardır süren araştırmalarının
bir ürünü.
Berlin’deki Free Üniversitesi Kütüphanesi ile
Foster&Partners, ikonik modern bir kampüs yapısına radikal bir yenilik
getiren bir bölüm entegre etti. Yeni yapının, Berlin Belediye Başkanı ve Lord
N. Foster’ın katıldığı açılış töreni 14 Eylül 2005 yılında gerçekleşti.
Dünyanın önde gelen üniversitelerinden biri olan Berlin Free
Üniversitesi modern ve enternasyonel karakteriyle öne çıkan bir eğitim kurumu.
Almanya’nın en büyük üniversitelerinden biri olan bu üniversitede yüzde 15’i
diğer ülkelerden gelen 35.500 öğrenci öğrenim görmekte. Kütüphane üniversitenin
1990’larda 21. yüzyılın ihtiyaçlarına cevap vermek üzere atılım yapan yeni
ruhuna hayat veriyor. Bu atılım sadece idarecilikte modern yönetim yapılarının
sunumunu içermeyip aynı zamanda kütüphane ve fakültelerin yeniden yapılanmasını
kapsıyor.
Berlin’de konumlanan Free Üniversitesi’nin sonradan kampüse
eklemlenen kütüphanesi, hem fonksiyon hem de plan kurgusuna yapılan bir
göndermeyle öğrenciler tarafından “Beyin” olarak adlandırılmış. Bağlantılı
yapılar ağının entelektüel merkezi olarak kurgulanan yeni Filoloji Fakültesi
Kütüphanesi, tepeden bakıldığında bir kafatasını anıştırıyor. Daha da önemlisi
bir dizi yeşil mimarlık stratejisinin ve insanları bilgiyle buluşturma amacı
taşıyan en son teknolojilerin uygulandığı akıllı bir bina bu.
Foster&Partners imzası taşıyan bu kütüphane, firmanın
Free Üniversitesi renovasyonunun en önemli öğesi olarak öne çıkıyor. Aralarında
Georges Candilis, Shadrach Woods, Peter ve Alison Smithson gibi isimlerin
bulunduğu ve Takım 10 olarak bilinen bir mimarlar grubunun bir çok fikrinin
yaşama geçirildiği yenileme projesinin tasarım çalışmaları 1963 yılında
başlamış, birinci fazı ise 1973 yılında tamamlanmış. Kampüs projesi, avlu ve
yapılardan oluşan, genişleme eğilimindeki bir “grid üzerinde kurgulanan”
şehircilik sistemi olarak ele alınmış. Yapıların yenilikçi kaplama panelleri
Jean Prouvé tarafından tasarlanmış.
Foster’ın başarısı, Candilis, Josic, Woods ve Schiedhelm’in
yoğun kampüs dokusu içinde, onu ezmeden, devasa bir kütüphane yapısı
oluşturabilmesinde yatıyor. Bu strateji ekseninde oval planlı, eğrisel formlu
bir bina tasarımı çıkmış ortaya. 700.000 kitap ve daha önce kampusün farklı
yerlerinde konumlanan 11 kütüphaneye ev sahipliği yapacak olan yapıya yer açmak
için mimarlar aralarındaki yapıları yıkarak birleştirdikleri 6 avluyu
değerlendirmiş. Statik mühendisliğini Pichler Ingenieure’nin üstlendiği yapının
cephe imalatı FFT Karlotto Schott’a ait. İç mekanda kullanılan “contract” halı
Anker-Teppichboden; masa aydınlatma elemanları Kotzolt-Leuchten; duvara monte
aydınlatmalar ERCO Leuchten imzalı. Oturma grupları Patrick Norguent imzalı
olup, Minimum Einrichten, Egon Eiermann imzalı sandalyeler Wilde + Spieth
firmalarından temin edilmiş.

Berlin Free Üniversitesi’nin yeni kütüphanesi, Foster and
Partners’ın gerçekleştirdiği en ekolojik yapılardan biri.

Yapının dış kabuğu, değişimli olarak opak alüminyum ve sırlı
saydam panellerle kaplı. Bu saydam paneller güneş ışınlarının yapı içinde
izleyecekleri yola karşılık geliyor.

Kütüphane hafif diyaframımsı bir kabuk ile ağır beton
strüktürü birleştiriyor. Bu buluşma hem yapının biçimsel karakterini belirliyor
hem de ekolojik programının anahtarını oluşturuyor.

Işınsal bir geometriyle biçimlendirilen çelik iskelete
sarı renk verilmiş. Böylece strüktür okunabiliyor ve iç ve dış kabuklar arasındaki
boşluk vurgulanmış oluyor.

Foster’ın başarısı, Candilis, Josic, Woods ve
Schiedhelm’in yoğun kampüs dokusu içinde, onu ezmeden, devasa bir kütüphane yapısı
oluşturabilmesinde yatıyor. Bu strateji ekseninde oval planlı, eğrisel formlu
bir bina tasarımı çıkmış ortaya.

Yılın yüzde 60’lık bir bölümünde kütüphane panellerin açılması
ve yer altı tüneli içinden alınan temiz hava sayesinde doğal olarak havalandırılabiliyor.