26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

Bölgesel liderliği ele geçiriyoruz

 

Ofis mobilyası sektörünün tanınmış isimlerinden Delta Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Adem Yılmaz son zamanlarda, sektörü incelediği “Dünden Bugüne Mobilya Tasarımı ve Teknolojisi” adlı kitabı ve açmayı planladığı müze ile gündemde. Sorularımızı yönelttiğimiz Yılmaz, ofis mobilyasının dünü ve bugününü değerlendirirken geleceğe yönelik sektörel ve sosyal sorumluluk projelerinden de bahsetti.

 

 

Türkiye’deki ofis mobilya sanayinin bugünkü durumunu değerlendirebilir misiniz?

Temelleri 20 yıl önce atılan ofis mobilyası sanayi, şu anki konumu itibariyle bölgesel liderliği ele geçirmek üzere. Haritaya baktığımız zaman, konum avantajını kullanabilecek en iyi ülkelerden biri olan Türkiye çok ciddi bir aşama kaydetmiştir. Şunu söyleyebiliriz ki, artık sektörde en yeni teknolojiyi yavaş yavaş en etkili şekilde kullanabilme yeteneğine sahip yeni bir nesil ortaya çıktı. Yavaş yavaş diyorum çünkü, en ileri teknolojiyi getirebilir ve en büyük tesisleri kurabilirsiniz; fakat elinizde bu imkanları kullanabilme yeteneğine sahip bir kadronuz mevcut değilse başarıyı sağlayamazsınız. Bugün Türkiye’de üniversitelerle yapılan işbirliği sayesinde hem sanayileşmede büyük bir aşama kaydedilmiş hem de kalifiye personel yetiştirilmiştir. Mobilya sektöründe, özellikle üniversitelerin tasarım bölümleri ile yapılan işbirliğinin iyi sonuç vermesiyle, mobilya tasarımı ve üretiminde çok büyük bir gücün sahibi olduk. Peki bu gücü Türkiye sanayi tam anlamıyla kullanabiliyor mu? Bence kullanamıyor. Çünkü Türkiye’deki genel sıkıntı burada da ortaya çıkıyor, maalesef ülkemizde envanter mevcut değil. Yani hangi ürünleri, hangi makine parkı ile kimin ürettiğini maalesef kimse bilmiyor. Bu eksiklik de ülkemizde gereksiz yatırımların yapılmasına ve sektörlerin birçok alanda ciddi anlamda zarar görmesine sebebiyet vermektedir. Bu bağlamda ben şuna inanıyorum; gerekli değişiklikler yapılır ve isabetli önlemler alınırsa hem mobilya sektörü hem de ülkemiz arzu edilen noktaya gelecek.

 

Geride bıraktığımız yıl ofis mobilyası ihracatı açısından nasıl bir yıldı?

Türkiye ofis mobilyası ihracatında 2006 yılını çok iyi geçirdi. Bunun ana sebebi ise yıllar önce atılan tohumların yeşermesi diyebiliriz. Önümüzdeki 5 yılda bu grafik ivmesi yükselişine devam edecektir. Ancak az önce belirttiğim bariz hataların tekrarlanmaması halinde… Bunun yanında merdiven altı üretimin önüne geçmek gerekiyor. Şu anda merdiven altı üretimin yapan firmaların imal ettiği bazı ürünler maalesef yurt dışına da satılıyor. Bu da, yüksek karda dış ticaret yapan firmaların merdiven altı üretim yapan firmaları kullanarak ürünlerini yurtdışında satma çabasından kaynaklanıyor. Yani en az iş ve en çok kar amacı ile ülke zarara uğratılmakta.

 

Yurtdışındaki rakipleriyle karşılaştırıldığında ülkemizdeki mobilya sanayi nerede yer alıyor?

Bugün bizim geldiğimiz noktaya gelince; Türkiye mobilya sektöründe, ofis mobilyaları ile ihracatta olağanüstü bir hız yakalamış durumdadır. Ofis mobilya sanayi, şu anda üretim olarak Avrupa’daki rakipleri ile çok rahat boy ölçüşebilecek seviyededir. Tabi bu seviyeye 20 yıllık, oldukça sancılı bir süreç sonrasında gelinmiştir. Bugün yeni nesil, yani 2. kuşak olarak tabir ettiğimiz nesil büyük kuruluşların başında yer alıyor. Sektörde söz sahibi olan firmalar, ileriki yıllarda hayatta kalabilmeleri için; yurtdışı kültürü olan, lisan bilen bu genç nesile olan ihtiyacı kavramıştır. Bundan dolayıdır ki ikinci nesilden mutlaka yararlanılması gerekiyor.

 

Mobilya sanayinin, yan kollarıyla birlikte ülkemizde değeri geç anlaşılan bir sektör olmasının nedenleri nelerdir?

Bugün Türkiye’deki ofis mobilya sanayinin geldiği noktayı zaman zaman tartışanların, yurt dışında bu sektörün nasıl işler yaptığını göz ardı etmemeleri gerekiyor. Özellikle şu aralar mobilya dernekleri işbirliği çabası içerisinde. Düne kadar mobilya sektörü sahipsiz durumdaydı. Bunun nedeni ise, tekstilden sonra Türkiye’de en büyük istihdamı sağlayan mobilya sanayinin geç keşfedilmesiydi. Mevcut derneklerin tek bir çatı altında toplanamaması, bu sektörün geç keşfedilmesine neden oldu. Böyle bir oluşum, bu sektörün çıtasını yükseltmedeki en önemli girişimler arasındadır. Sonuç olarak Türk mobilya sanayisinin yükselişi sürecektir. Yalnız burada çok önemli bir soruna değinmek istiyorum. Mobilyada yan sanayi gelişmemiştir ve halen ithalata dayalı bir takım üretimler yapılmaktadır. Bu sektörü geliştirmek istiyorsak, bitmiş ürün peşinde olmamalıyız. Yurt dışında yan sanayi ile ana üretici firmaların ürün kaliteleri arasında ciddi farklar mevcut değidir. Fakat Türkiye’de parça tedariği yapan yan sanayi firmaları ile ana üreticiler arasındaki fark oldukça fazladır. Bu yüzden mobilyadaki yan sanayinin gelişmesi şart. Bunun için de yan sanayide yer alan firmaların kendilerini gözden geçirerek, her ürünü değil, üretim kapasitesi doğrultusunda belirli ürünleri en iyi kalitede üretebilecek şekilde işlerine yön vermeleri gerekiyor. 

 

Delta Mobilya’yı sektör içinde nasıl konumlanıyor?

70’li yıllarda Türkiye’de ilk paneli ürettiğimiz zaman bunun ne olduğunu aylar sonra sektöre anlatabilmiştik. Aynı şekilde ilk venge mobilyayı ürettiğimiz zaman aylarca satış yapamamış ve “bu nasıl renk?” şeklinde tepkiler almıştık. Daha sonra bu renk sektörün lokomotifi oldu ve yıllarca Türkiye bu renkte mobilya üretti. İşte biz bu tür bir anlayıştan sektörü buralara kadar getirdik ve bugün de birçok yeniliği yaratma imkanımız var. İtalyan ortaklarımızın üretkenliği ve bizim işi iyi bilmemiz, yani tecrübemiz nedeni ile her türlü yeniliği yaratıp, sorunsuz uygulama yeteneğine sahibiz. Bugün Türkiye’de çok önemli kurumları donatırken, yurtdışında da çok ciddi projeler direkt olarak bize gelmektedir. Son olarak Kazakistan Başbakanlık binasının mobilyaları bizden gitmiştir. Bugün Delta Ofis Mobilya, 41 ülkeye ihracat yapmaktadır ve ihracat yaptığı her ülkede marka olarak aranmaktadır.

 

Sektörde giderek daha çok söz sahibi olan Çin karşısında nasıl önlemler alınıyor?

Şu anda sektörümüzde Çin, dünya pazarlarını altüst etmektedir. Bu durum birçok ülkede sektörün gerilemesine neden olmaktadır. Özellikle Çin’in durdurulabilmesi için Malezya ve Hindistan, Amerika ile işbirliği içerisindedir. Bu ülkeler Çin’in etkisini azaltabilmek için çeşitli tedbirler almaktadır. Biz bu noktada alınan tedbirleri iyi tespit ederek statik kriterlere göre, durumdan bize ve ülkemize fayda sağlayacak stratejiler geliştirmiş bulunuyoruz. Bu kriterlere kısaca değinmek gerekirse, ilk olarak ülkemiz lojistik olarak haritada çok iyi bir yerdedir. İkincisi, bildiğiniz gibi mobilya seyahati sevmez. Biz  bu iki faktörü çok iyi kullanarak mevcut çalışma anlayışımızı geliştirdik ve sonuçta Almanya, Fransa ve İngiltere gibi üzerine yoğunlaştığımız ülkelerde satışlarımızda herhangi bir gerileme yaşanmadı.

Sizi, mobilya ve sektörün tarihine yönelik incelemelerde bulunduğunuz “Dünden Bugüne Mobilya” kitabını çıkarmaya iten nedenler nelerdir?

Bugünlerde çok dikkat çeken bu kitabı tamamlamış bulunuyorum. Bu kitap sektöre olan faydasının dışında, üniversitelerde mobilya konusunda kaynakça olarak kabul edilmiştir. Hayatta herşey ticaret değildir. İnsanların yapması gereken sosyal görevler de mevcuttur. Maalesef ülkemizde özellikle mobilya sektöründe bu tip sosyal görevler bu zamana kadar göz ardı edildiği için, böyle bir kitap hazırlama ihtiyacı duydum. Bizden sonraki kuşaklar tarafından, bu sektör bu noktaya nereden ve nasıl geldi? Nereye gidiyor? Tüm bunların bilinmesi gerektiği düşüncesindeyim. Kitabımın içinde yalnızca mobilya üretimi veya sektörün geçmişini değil, aynı zamanda ürünlerin tasarımını ve yeni teknolojileri de kapsamlı bir şekilde gelecek nesillere aktarmaya çalıştım. Kitabın satışından elde edilecek gelir ise 5 yıldır kurmayı planladığım müzeye aktarılacak.

 

Bir müze açmayı planlıyorsunuz. Bu proje hakkında bilgi alabilir miyiz? Müzenin içeriği ne olacak?

Ana teması mobilya olacak. Ofis yaşamına dair her türlü ürün de sergilenecek. Bu amaçla, özellikle Türkiye’de çok önemli kaynaklar olduğunu gördüm ve uzun zamandır bu kaynakların aynı çatı altında toplanarak herkes tarafından görülmesi gerektiğini düşünerek çalışmalarımı yoğunlaştırdım. Bu amaçla 5 yıldır yurtiçinde ve yurtdışında müzede sergilenecek ürünleri toplamakla meşgulüm. Hala varlığından haberdar olmadığım parçalar var. Bu tip parçalara sahip olan kişiler eğer arzu ederlerse ürünlerini, kendi isimleri altında sergileyerek müzemize katkıda bulunabilirler. Bu müzenin gençlerin ufkunu geliştireceği düşüncesindeyim. Hayatta insanın ticaret amacı gütmeden yapması gereken vicdani görevleri olduğuna inanıyorum. Bu müzeyi kurarken tek amacım; diğer sektörlerin de yeni nesiller için bu tip girişimlerde bulunmalarına öncülük etmek. 

 

“Doğru yatırımlar yapıldığı takdirde, Türk mobilya sanayisinin önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok iyi yerlere geleceğine inanıyorum.”

 

 

 

Kazakistan Başbakanlık binasının mobilyalarının tamamı Delta Mobilya’dan temin edilmiş.

 

Delta Ofis Mobilya’nın ilk olarak uluslararası fuarlarda sergilediği Sphera Modeli.

 

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


67385 - unknown - 38.107.179.240