Bölgesel
liderliği ele geçiriyoruz
Ofis mobilyası sektörünün tanınmış isimlerinden Delta
Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Adem Yılmaz son zamanlarda, sektörü incelediği
“Dünden Bugüne Mobilya Tasarımı ve Teknolojisi” adlı kitabı ve açmayı planladığı
müze ile gündemde. Sorularımızı yönelttiğimiz Yılmaz, ofis mobilyasının dünü ve
bugününü değerlendirirken geleceğe yönelik sektörel ve sosyal sorumluluk
projelerinden de bahsetti.

Türkiye’deki ofis mobilya sanayinin bugünkü durumunu değerlendirebilir
misiniz?
Temelleri 20 yıl önce atılan ofis mobilyası sanayi, şu anki
konumu itibariyle bölgesel liderliği ele geçirmek üzere. Haritaya baktığımız
zaman, konum avantajını kullanabilecek en iyi ülkelerden biri olan Türkiye çok
ciddi bir aşama kaydetmiştir. Şunu söyleyebiliriz ki, artık sektörde en yeni
teknolojiyi yavaş yavaş en etkili şekilde kullanabilme yeteneğine sahip yeni
bir nesil ortaya çıktı. Yavaş yavaş diyorum çünkü, en ileri teknolojiyi
getirebilir ve en büyük tesisleri kurabilirsiniz; fakat elinizde bu imkanları
kullanabilme yeteneğine sahip bir kadronuz mevcut değilse başarıyı
sağlayamazsınız. Bugün Türkiye’de üniversitelerle yapılan işbirliği sayesinde
hem sanayileşmede büyük bir aşama kaydedilmiş hem de kalifiye personel
yetiştirilmiştir. Mobilya sektöründe, özellikle üniversitelerin tasarım
bölümleri ile yapılan işbirliğinin iyi sonuç vermesiyle, mobilya tasarımı ve
üretiminde çok büyük bir gücün sahibi olduk. Peki bu gücü Türkiye sanayi tam
anlamıyla kullanabiliyor mu? Bence kullanamıyor. Çünkü Türkiye’deki genel
sıkıntı burada da ortaya çıkıyor, maalesef ülkemizde envanter mevcut değil.
Yani hangi ürünleri, hangi makine parkı ile kimin ürettiğini maalesef kimse
bilmiyor. Bu eksiklik de ülkemizde gereksiz yatırımların yapılmasına ve
sektörlerin birçok alanda ciddi anlamda zarar görmesine sebebiyet vermektedir.
Bu bağlamda ben şuna inanıyorum; gerekli değişiklikler yapılır ve isabetli
önlemler alınırsa hem mobilya sektörü hem de ülkemiz arzu edilen noktaya
gelecek.
Geride bıraktığımız yıl ofis mobilyası ihracatı açısından
nasıl bir yıldı?
Türkiye ofis mobilyası ihracatında 2006 yılını çok iyi
geçirdi. Bunun ana sebebi ise yıllar önce atılan tohumların yeşermesi
diyebiliriz. Önümüzdeki 5 yılda bu grafik ivmesi yükselişine devam edecektir.
Ancak az önce belirttiğim bariz hataların tekrarlanmaması halinde… Bunun
yanında merdiven altı üretimin önüne geçmek gerekiyor. Şu anda merdiven altı
üretimin yapan firmaların imal ettiği bazı ürünler maalesef yurt dışına da
satılıyor. Bu da, yüksek karda dış ticaret yapan firmaların merdiven altı
üretim yapan firmaları kullanarak ürünlerini yurtdışında satma çabasından
kaynaklanıyor. Yani en az iş ve en çok kar amacı ile ülke zarara uğratılmakta.
Yurtdışındaki rakipleriyle karşılaştırıldığında
ülkemizdeki mobilya sanayi nerede yer alıyor?
Bugün bizim geldiğimiz noktaya gelince; Türkiye mobilya
sektöründe, ofis mobilyaları ile ihracatta olağanüstü bir hız yakalamış
durumdadır. Ofis mobilya sanayi, şu anda üretim olarak Avrupa’daki rakipleri
ile çok rahat boy ölçüşebilecek seviyededir. Tabi bu seviyeye 20 yıllık,
oldukça sancılı bir süreç sonrasında gelinmiştir. Bugün yeni nesil, yani 2.
kuşak olarak tabir ettiğimiz nesil büyük kuruluşların başında yer alıyor.
Sektörde söz sahibi olan firmalar, ileriki yıllarda hayatta kalabilmeleri için;
yurtdışı kültürü olan, lisan bilen bu genç nesile olan ihtiyacı kavramıştır.
Bundan dolayıdır ki ikinci nesilden mutlaka yararlanılması gerekiyor.
Mobilya sanayinin, yan kollarıyla birlikte ülkemizde değeri
geç anlaşılan bir sektör olmasının nedenleri nelerdir?
Bugün Türkiye’deki ofis mobilya sanayinin geldiği noktayı
zaman zaman tartışanların, yurt dışında bu sektörün nasıl işler yaptığını göz
ardı etmemeleri gerekiyor. Özellikle şu aralar mobilya dernekleri işbirliği
çabası içerisinde. Düne kadar mobilya sektörü sahipsiz durumdaydı. Bunun nedeni
ise, tekstilden sonra Türkiye’de en büyük istihdamı sağlayan mobilya sanayinin
geç keşfedilmesiydi. Mevcut derneklerin tek bir çatı altında toplanamaması, bu
sektörün geç keşfedilmesine neden oldu. Böyle bir oluşum, bu sektörün çıtasını
yükseltmedeki en önemli girişimler arasındadır. Sonuç olarak Türk mobilya
sanayisinin yükselişi sürecektir. Yalnız burada çok önemli bir soruna değinmek
istiyorum. Mobilyada yan sanayi gelişmemiştir ve halen ithalata dayalı bir
takım üretimler yapılmaktadır. Bu sektörü geliştirmek istiyorsak, bitmiş ürün
peşinde olmamalıyız. Yurt dışında yan sanayi ile ana üretici firmaların ürün
kaliteleri arasında ciddi farklar mevcut değidir. Fakat Türkiye’de parça
tedariği yapan yan sanayi firmaları ile ana üreticiler arasındaki fark oldukça
fazladır. Bu yüzden mobilyadaki yan sanayinin gelişmesi şart. Bunun için de yan
sanayide yer alan firmaların kendilerini gözden geçirerek, her ürünü değil,
üretim kapasitesi doğrultusunda belirli ürünleri en iyi kalitede üretebilecek
şekilde işlerine yön vermeleri gerekiyor.
Delta Mobilya’yı sektör içinde nasıl konumlanıyor?
70’li yıllarda Türkiye’de ilk paneli ürettiğimiz zaman bunun
ne olduğunu aylar sonra sektöre anlatabilmiştik. Aynı şekilde ilk venge
mobilyayı ürettiğimiz zaman aylarca satış yapamamış ve “bu nasıl renk?”
şeklinde tepkiler almıştık. Daha sonra bu renk sektörün lokomotifi oldu ve
yıllarca Türkiye bu renkte mobilya üretti. İşte biz bu tür bir anlayıştan
sektörü buralara kadar getirdik ve bugün de birçok yeniliği yaratma imkanımız
var. İtalyan ortaklarımızın üretkenliği ve bizim işi iyi bilmemiz, yani
tecrübemiz nedeni ile her türlü yeniliği yaratıp, sorunsuz uygulama yeteneğine
sahibiz. Bugün Türkiye’de çok önemli kurumları donatırken, yurtdışında da çok
ciddi projeler direkt olarak bize gelmektedir. Son olarak Kazakistan
Başbakanlık binasının mobilyaları bizden gitmiştir. Bugün Delta Ofis Mobilya,
41 ülkeye ihracat yapmaktadır ve ihracat yaptığı her ülkede marka olarak aranmaktadır.
Sektörde giderek daha çok söz sahibi olan Çin karşısında
nasıl önlemler alınıyor?
Şu anda sektörümüzde Çin, dünya pazarlarını altüst
etmektedir. Bu durum birçok ülkede sektörün gerilemesine neden olmaktadır.
Özellikle Çin’in durdurulabilmesi için Malezya ve Hindistan, Amerika ile
işbirliği içerisindedir. Bu ülkeler Çin’in etkisini azaltabilmek için çeşitli
tedbirler almaktadır. Biz bu noktada alınan tedbirleri iyi tespit ederek statik
kriterlere göre, durumdan bize ve ülkemize fayda sağlayacak stratejiler
geliştirmiş bulunuyoruz. Bu kriterlere kısaca değinmek gerekirse, ilk olarak
ülkemiz lojistik olarak haritada çok iyi bir yerdedir. İkincisi, bildiğiniz
gibi mobilya seyahati sevmez. Biz bu iki faktörü çok iyi kullanarak mevcut
çalışma anlayışımızı geliştirdik ve sonuçta Almanya, Fransa ve İngiltere gibi
üzerine yoğunlaştığımız ülkelerde satışlarımızda herhangi bir gerileme
yaşanmadı.
Sizi, mobilya ve sektörün tarihine yönelik incelemelerde
bulunduğunuz “Dünden Bugüne Mobilya” kitabını çıkarmaya iten nedenler nelerdir?
Bugünlerde çok dikkat çeken bu kitabı tamamlamış
bulunuyorum. Bu kitap sektöre olan faydasının dışında, üniversitelerde mobilya
konusunda kaynakça olarak kabul edilmiştir. Hayatta herşey ticaret değildir.
İnsanların yapması gereken sosyal görevler de mevcuttur. Maalesef ülkemizde
özellikle mobilya sektöründe bu tip sosyal görevler bu zamana kadar göz ardı
edildiği için, böyle bir kitap hazırlama ihtiyacı duydum. Bizden sonraki
kuşaklar tarafından, bu sektör bu noktaya nereden ve nasıl geldi? Nereye
gidiyor? Tüm bunların bilinmesi gerektiği düşüncesindeyim. Kitabımın içinde
yalnızca mobilya üretimi veya sektörün geçmişini değil, aynı zamanda ürünlerin
tasarımını ve yeni teknolojileri de kapsamlı bir şekilde gelecek nesillere
aktarmaya çalıştım. Kitabın satışından elde edilecek gelir ise 5 yıldır kurmayı
planladığım müzeye aktarılacak.
Bir müze açmayı planlıyorsunuz. Bu proje hakkında bilgi
alabilir miyiz? Müzenin içeriği ne olacak?
Ana teması mobilya olacak. Ofis yaşamına dair her türlü ürün
de sergilenecek. Bu amaçla, özellikle Türkiye’de çok önemli kaynaklar olduğunu
gördüm ve uzun zamandır bu kaynakların aynı çatı altında toplanarak herkes
tarafından görülmesi gerektiğini düşünerek çalışmalarımı yoğunlaştırdım. Bu
amaçla 5 yıldır yurtiçinde ve yurtdışında müzede sergilenecek ürünleri
toplamakla meşgulüm. Hala varlığından haberdar olmadığım parçalar var. Bu tip
parçalara sahip olan kişiler eğer arzu ederlerse ürünlerini, kendi isimleri
altında sergileyerek müzemize katkıda bulunabilirler. Bu müzenin gençlerin
ufkunu geliştireceği düşüncesindeyim. Hayatta insanın ticaret amacı gütmeden
yapması gereken vicdani görevleri olduğuna inanıyorum. Bu müzeyi kurarken tek
amacım; diğer sektörlerin de yeni nesiller için bu tip girişimlerde bulunmalarına
öncülük etmek.

“Doğru yatırımlar yapıldığı takdirde, Türk mobilya
sanayisinin önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok iyi yerlere geleceğine inanıyorum.”



Kazakistan Başbakanlık binasının mobilyalarının tamamı
Delta Mobilya’dan temin edilmiş.

Delta Ofis Mobilya’nın ilk olarak uluslararası fuarlarda
sergilediği Sphera Modeli.
