Bilinmeyen
bir öykü…
Oturmak için elinizi attığınız sandalyenin, ya da
üzerinde çalışmak için kollarınızı dayadığınız masanızın bir öyküsünün
olabileceği aklınıza geldi mi hiç? Eğer daha önce böyle bir öykünün olabileceğini
düşünmemiş veya böyle bir öykü dinlememişseniz Tuna Mobilya’nın tesislerinde
üretilen bir sandalyenin öyküsünü şimdi okumaya ne dersiniz?

Bu bir öykü… Ofisinizde ya da evinizde her gün kullandığınız
bir sandalyenin, kullanırken belki aklınıza bile gelmeyen öyküsü. Bu bir üretim
öyküsü…
İstanbul’dan çıkıp Silivri’yi geçtikten sonra karşınıza
çıkıyor Tuna Mobilya’nın üretim tesisleri. Üretim bölümüne ulaşabilmek için 15
bin m2lik mağazadan geçerken, bu işin mutfağı olan fabrikanın nasıl bir yer
olduğunu düşünmek bile zor geliyor insana. Çünkü dekorasyonu ve ürün gamında
bulunan envai çeşit ürünleri ile şık ve etkileyici bir yer Tuna...
Açılan kocaman bir kapı ve uzaktan gelen uğultu… Ardından
bir kapı daha ve kulakları sağır eden sesle birlikte artık ne konuşmak ne de
duymak mümkün.

Devasa üretim parkında ahşabın kokusunu ciğerlerimize
doldururken nereye bakmalı, nereden başlamanın tereddüdünü yaşıyoruz. Ciladan
mı? Kesimden mi? Montajdan mı? Kaplamadan mı?
En iyisi en baştan başlamak… Eğer işin mutfağındaysak ve
amacımız güzel bir sunum yapmaksa, ilk önce mutfaktaki malzemelerden
başlamalıyız…

Yani kocaman sunta, kontrplak ve ahşap plakalardan…
Forkliftlerle taşınan plakalar, oraya gelene kadar
yaşadıkları macera bir tarafa kesim için makinelere doğru yeni bir yolculuğa
çıkıyor.
Kesim makinelerinin acımasızlığı onları ihtiyaç duyulan
büyüklükte parçalara ayırıyor. Artık birbirlerinden ayrılar; kimisi bir
sandalyenin bacağı kimisi bir masanın tablası kimisi ise bir dolabın kapağı
olma yolunda ilerliyor.

Tutkalla birbirlerinden ayrılmamacasına sıkıştırılıyor,
cenderelerle tek parça haline getiriliyorlar. Önce ufak, sonra büyük parçalar
birleşiyorlar. Ardından gerekli rötuşlar...

Küçüklü büyüklü kesilen parçalar usta ellerin hünerli
parmakları arasında farklı parçalarla bir araya gelerek bir şekil meydana
getirmeye başlıyorlar.
Ve artık süslenme vakti; cila bölümü. Kimyasalların boğucu
kokusu genzinizi yakarken, ahşap boyanarak ve parlatılarak bu bölümdeki
macerasının sonuna geliyor.

Ahşabın macerası sürerken, bir başka yerde metal aksamlar
şekle giriyorlar. Kesiliyor, kaynatılıyor, parlatılıyorlar. Döşeme bölümünde
ise ahşap ve metal iskeletlerin üzerine elbiseler; biçiliyor, kesiliyor ve
dikiliyor.
Uzun bir yolculuğun ardından artık bir sandalye iskeleti
haline gelen ahşabın yorucu macerası bu kez yeni mekanı olan döşeme bölümünde
devam ediyor. Dolgu malzemeleri ile kaplanıyor, yapıştırılıyor. Çiviler
çakılıyor. Ve dikilen elbiseler üzerine giydiriliyor.

Artık yeni bir isimle, yeni bir yolculuk vakti. Onun adı;
“Sandalye”. Önce mağazada görücüye çıkılacak, ardından son defa kısa bir
yolculuk. Yaşanmış öyküsünü ardında bırakarak bir ofis ya da bir evde, mekana şıklık
katacak, size rahatlık sunacak…
Bir üretim öyküsü okuduğunuz. İnsan emeğinin, emeğin şekillendirdiği
usta ellerin, ellerin şekillendirdiği bir sandalye veya masanın öyküsü. Büyük
plakalar halinden; insan beyninin tasarladığı çizgide, emeğin ve makinenin gücü
ile şekillenen ve size sunulan.
Dünden Bugüne Rakamlarla Tuna
1970 yılında İstanbul/Bayrampaşa’da bir çelik atölyesi
olarak kuruldu.
1976’da ilk satış mağazasını Karaköy’de açtı.
1977’de 8.000 m2 üzerine kurulu Bağcılar fabrikasına
taşındı.
1978 yılında çelik ve ahşabı birleştirerek daha çağdaş
üretimler gerçekleştirmek üzere ahşap atölyesini kurdu.
1982 yılında Ankara satış mağazasını açtı.
1993’te İstanbul Harbiye’deki satış mağazasını açtı.
1985’te TSE belgesi aldı.
1992 yılında, İsviçre’nin dünya lideri markası Girsberger
A.G. ile ortak oldu. Tuna Girsberger koltuklarının üretimine Türkiye’de aşladı.
1993 yılında Bağcılar fabrikasını yenileyerek, 19.500 m2 kapalı alanda 300 kişilik entegre bir üretim tesisi oluşturdu. Üretim ka pasitesini
5 kat arttırdı.
1986, 1995 ve 1996 yıllarında Türkî Cumhuriyetler ve
Rusya’daki banka ve kamu binaları tefrişatı ile ilgili üç kez ihracat ödülü
aldı.
1999 yılında ISO 9002 belgesini almaya hak kazandı. 2004
yılında ISO belgesi yeni versiyonu alındı. ISO 9001/2000
1999 yılında 50.000m2 alana sahip Silivri/ Kınalı üretim
tesislerine taşındı.
15.000 m2 alana sahip sektördeki en büyük ofis & ev
mobilyası mağazasını 2002 yılında hizmete soktu.
Silivri/Kınalı üretim tesislerinin yatırım maliyeti:
30.000.000 – ABD Doları
Silivri/ Kınalı üretim tesisi
• Arsa alanı: 50.000 m2
• Üretim tesisleri: 35.000 m2
• Mağaza: 15.000 m2