Gulet
geleneğiyle buluşan modernist çizgiler
Daha önce sayfalarımızda da yer alan pek çok konut ve işyeri
dekorasyonuna imza atan mimar Dârâ Kırmızıtoprak, bu kez Bodrum’da bir
tersanede geçen yıl üretilen ve iç dekorasyonunu gerçekleştirmiş olduğu gulet tipi
bir ahşap teknenin dekorasyonu ile konuğumuz oluyor.

Guletler, geleneksel denizcilik tarihimiz içerisinde oldukça
önemli yer tutarlar. Anadolu’nun Ege ve Akdeniz kıyılarında yaşayan denizciler,
uzun yıllardır guletleri hem balıkçılık hem de taşımacılık amacıyla
kullanmışlar. Günümüzde özellikle mavi turları unutulmaz tatil anılarına
dönüştüren guletler, artık çağdaş insanın her türlü gereksinimini uzun deniz
yolculukları boyunca sağlayacak konfor ve donanımda üretilmekte.
Kırmızıtoprak için; Bodrum’un mavisinden sayfalarımıza konuk
olan guletin dekorasyon projesi ve uygulaması; yeni mimari keşifler, cesur
uygulama deneyimleri yaratması açısından keyifli bir mimarlık macerası olmuş.
Mimarın konut dekorasyonundaki kendine özgü yaklaşımı, bu teknenin dekorasyon
ve uygulamasına uyarlama fikrinden yola çıkmış. Bodrum tersanesindeki üretim
ekibinin, projenin gelişimine olanak sağlayan, tüm üretim ve uygulama
tekniklerini zorlayarak gösterdiği çaba ve destekle bunu başarmış da...

Dara Kırmızıtoprak
Dekorasyonda, teknenin Akdenizli kimliğini vurgulamak için
özellikle açık ve naturel renkler, doğal malzemeler, meşe kaplama, ham dokulu
kumaşlar ve duvar kağıtları, bambu tavan kaplamaları kullanılmış. Ana güverte
salonu, geniş ve rahat bir oturma grubu ve çok şık bir yemek grubuyla tefriş
edilirken, plazma TV, ev sineması, müzik sistemi gibi çağdaş yaşama ait
teknoloji de göz ardı edilmemiş. Mobilyaların çoğu, teknenin sürekli hareket
halinde olabileceği düşünülerek yerinde ve sabit olarak üretilmiş. Zemin kaplaması
olarak tik parke tercih edilerek; mobilyalarda beyaz mat lake ve patine açık
meşe kombinasyonu kullanılarak; şık, klas ama çok bağırmayan sade bir ihtişam
yaratılmış. Mefruşat ve aydınlatmalardaki yumuşak dokunuşlar, mekanın dingin
ahengi ve sıcak Akdenizli kimliğine katkıda bulunmuş.
Alt kata inildiğinde, kumaş kaplı duvarları, denizcilikle
ilgili tabloları, şık tablo aydınlatmaları, açık meşe torna küpeşteleri ve
zemindeki şık, tik parke kaplamasıyla; ana güverte salonunun şıklığını yatak
odalarına aynı ritimle taşıyan bir koridor düzenlenmiş. Bu koridor üzerinde; 3
yatak odası oluşturulmuş. Alt katta teknenin karinesi (ana strüktürü oluşturan
kaburga) giderek daraldığı için alanı küçülen yatak odaları, maksimum
fonksiyonla kullanılabilecek bir dekorasyon anlayışıyla tefriş edilmiş.
Odalardaki yatak, giysi dolabı, kitap rafları, komodin gibi her bir mobilya,
yerine göre ve sabit olarak üretilmiş. Tabii yine maksimum konfor ve kullanım
kolaylığı ön planda tutulmuş. Her odada özel banyo alanı yaratılmış ve LCD TV
konmuş.


Dekorasyonda yine ana güverte salonunda olduğu gibi yumuşak
renkler, naturel dokular ve doğal malzemeler kullanılmış. Mobilyalarda patine
açık meşe, beyaz mat lake ve bambu çubuk kombinasyonu uygulanmış ki, bu da
Akdenizli kimliğinin en net yansıması. Ana süitte yatak başı duvarı, naturel
kumaş bazlı duvar kağıdı ile; yatak başı ise kumaş kaplanmış. Tavan lambası ve
giysi dolabının, beyaz lake ve bambu kombinasyonuyla birbirinin devamı gibi
algılanması sağlanmış. Bu da, odanın yerden duvara, duvardan tavana, aynı
ahenkle akan bir ritimle kurgulandığı hissini yaratmış. Yatağın ayak ucuna
yerleştirilen sabit set mobilya, gerektiğinde bir asansörle bu mobilya içine
inerek saklanabilen LCD TV için özel olarak tasarlanmış. Ana süit banyosu,
yatağın karşısına simetrik olarak yerleştirilen iki ayrı lavabo holü ve birer
adet klozet odası ve duş odası şeklinde çözülmüş. Yatağın hemen iki yanında yer
alan giysi dolaplarının arkasında kalan klozet ve duş odaları, böylece hem
açıkta hem de oda içinden görülmeyecek bir şekilde gizli olarak yerleştirilmiş.
Masif açık meşe bir tezgah üzerine yerleştirilen lavabolar, doğal taştan
üretilmiş. Yine tezgah üzerine oturtulan ve banyo malzemelerinin depolanması
ihtiyacını karşılayan dolaplar da giysi dolaplarıyla aynı malzemelerden
üretilmiş. Diğer çift kişilik yataklı odada, yine minimum alanda maksimum
kullanım lüksü ön planda tutularak; açık renklerle mekanı geniş gösterecek bir
dekorasyon uygulanmış. Meşe bu kez mümkün olduğu kadar az kullanılarak, baskınlığı
azaltılmış ve duvar rengi lakeye ağırlık verilmiş.
İki tek yataklı odada ise meşe mobilyalar özgürce
kullanılmış. Yatak mobilyaları, komodinler, yataklar üzerindeki kitap rafları,
yine sabit olarak ve açık meşeden üretilmiş. Zeminde her yatak odasında tercih
edildiği gibi halı kullanılmış. Duvarlar ise yine mekanı olabildiğince geniş
göstermek için açık renk boyanmış. Her iki odanın banyosunda da yine masif açık
meşeden lavabo tezgahı kullanılarak, üzerlerine çanak seramik lavabolar
oturtulmuş. Lavabo tezgahı altına yerleştirilen konsol raf ve naturel sepetler,
minimal banyo alanının maksimum kullanımına destek olmuş. Tüm banyolarda
kullanılan paslanmaz çelik ve krom teknik aksesuarlar, geleneksel guletin
klasik Akdenizli çizgisinde, çağın teknolojisini vurgulayan dikkat çekici şık
detaylar olarak dikkat çekiyor.
Teknede hem ana güverte salonunda hem de yatak odalarında
ortak olarak kullanılan diğer bir dekorasyon elemanı da pencerelerdeki stor
jaluziler. Kumaş perde yerine; özellikle ışığı ve görüntüyü mekanın içine
taşıyan jaluziler tercih edilmiş. Böylece her mekan, sanki derine bakan
manzaranın sürekli değiştiği tam servisli lüks bir otel odasına dönüşmüş.






