26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey



Her daim çocuk kalanların adresi; İstanbul Oyuncak Müzesi

 

Yüreğinizdeki çocuğu hala yaşatabiliyorsanız, anılarınızdaki çocukluğunuz ya da çocukluğunuzdaki anılarınız ne kadar uzak olabilir ki? Bir gününüzü ayırın ve İstanbul Oyuncak Müzesi’ni gezerek, aslında sizi hiç terk etmeyen çocukluğunuza doğru bir yolculuğa çıkın…

 

 

Göztepe’de bulunan Dr. Zeki Zeren Sokağı’nın görünüşte İstanbul’un diğer sokaklarından bir farkı yok aslında. Tıpkı diğer sokaklar gibi o da betonlaşmadan kendi payına düşeni alıyor. Ancak her sokağın olduğu gibi onun da kendine has özellikleri,  geçmişe dair şahitliği, sesi, söyledikleri ve mutlaka söyleyecekleri var. Diğerlerinden onu ayıran özelliği ise; yüzlerce yıllık bir geçmişi yarınlara taşıyacak bir müzeye ev sahipliği yapıyor olması. Boyası gibi umut dolu, şirin ve de sıcak ortamıyla dünden kalanlar ile dünü ve bugünü yarına taşıyacak olan bir müze; İstanbul Oyuncak Müzesi…

Yüksek katlı binaların arasından sürpriz bir şekilde karşınıza çıkan bina, soluksuz kaldığınız bir anda yetişen temiz ve derin bir soluk gibi iyi geliyor insana. Beyaz boyalı ahşap köşk, geçmişin anıları ile dolu kuşkusuz. Bahçesinde, giriş holünde, merdivenlerinde, her bir odasında, balkonunda yılların yaşanmışlıkları ile dimdik ayakta ve yarınları bekliyor.

Bir oyuncak müzesini ilk kez on beş yıl önce katıldığı bir etkinlikte, Almanya’da gören Sunay Akın ülkesinde de böyle bir müze kurmaya karar verdikten sonra aile yadigârı olan bu köşkü, İstanbul Oyuncak Müzesi olarak hizmete açtı. Akın, farklı dönemlere ait binlerce oyuncak ile birlikte çocukluğunda yaşadığı anıları da yarınlara taşıyor. 

 

Nereye baksanız çocukluğunuz

Yeşillikler içinde sevimli, sıcak bir atmosferi olan Müze, çocukluğumuzun kirlenmemiş yüzü gibi beyaz, temiz ve umut dolu bir yer. Nereye bakarsanız bakın karşınızda sizi çocukluğunuza götüren bir obje, bir kesit, bir görüntü, bir afiş yani bir köşe mutlaka var. Çocukluğunuz ile bugününüz arasında gelgitler yaşayarak kimi zaman efkârlanıyor, kimi zaman çocuklar gibi yeniden şenleniyorsunuz. Bahçedeki korkuluk, rüzgârgülleri, yıkanmış ve kuruması için iplere asılmış bez bebekler, ayıcıklar, hayvancıklar; her biri geçmişe doğru bir yolculuk yapmanızı sağlıyor.

Müzede, 500 m2lik bir alanda, yaklaşık dört bin adet oyuncak sergileniyor. Oyuncakların sergilendiği her oda bir tiyatro sahnesi görünümünde tasarlanmış. Uzay oyuncaklarının olduğu bölüme girdiğinizde başınızın üstünde yıldızlar yanıp sönerken, oyuncak trenler; tren kompartımanı şeklinde tasarlanan bölmede sergileniyor. Neredeyse her oda için farklı tarzda belirlenen müzik ise oyuncaklar ile el ele vererek bütünlüklü bir duygu yaratıyor.

 

 

190 yıllık yolculuk

Müze’deki en eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa'da yapılan bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika'da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya'da yapılan yüz yıllık teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında yer alıyor.

Bir zamanlar kasabın ve bakkalın arasında kendine yer bulan, ama zaman içinde tutunamayarak kaybolan mahalle oyuncakçısı müzede yaşatılıyor. Birçoğumuzun okuma-yazmayı öğrendiği ve her bir kitabın ardından maceralarını daha bir merakla beklediği Cin Ali serisini görünce farklı bir duyguya kapılıyorsunuz; sanki kayıp olan bir oyuncağınızı bulmuş gibi keyifleniyor, şenleniyorsunuz…

 

 

İstanbul'da üretilen teneke oyuncakların kalıpları, Anadolu'nun çeşitli yörelerinden çocukların yaptıkları bez bebekler, tel arabalar ve II. Abdülhamit dönemine ait gölge oyunu kahramanları Oyuncak Müzesi'nin girişinde sizleri karşılayan oyuncaklardan yalnızca bir kaçı…

Sirk odasındaki dönme dolaplar, palyaçolar, bebek arabaları, piyanolar, oyuncak okul ve porselen bebekler yüz yıl öncesinin çocuk oyunlarına götürüyor ziyaretçileri…

Oyuncak istasyonlar, tüneller ve rayların kenarlarından trenlere bakan oyuncak ineklerin sergilendiği odayı gezerken, gerçek bir kompartımanın içinde bulacaksınız kendinizi.

Oyuncaklarla savaşa hazırlanan ve savaşta ‘oyuncak’ olan çocukların, bir zamanlar oynadıkları oyuncaklar, savaşın çirkin yüzünü de oldukça başarılı sergilenmiş. Savunulan kaleler ya da günlük yaşam içerisinde; mektup yazan, yıkanan, yemek yiyen, ekmek kesen, postalını boyayan asker oyuncaklar…

 

 

Kızılderililerin gündelik hayatlarını yansıtan figürlerin yer aldığı “Vahşi Batı” bölümünde ise George Washington'dan Nixon'a kadar A.B.D başkanlarının oyuncaklarını görme olanağınız var.

Noel Baba, Süpermen, Batman ve Cinderella gibi masal kahramanlarının oyuncaklarıyla da karşılaşacağınız müzede bir de uzay odası bulunuyor. Uzayın boşluğu sizi cezbederken, yıldızlar renk değiştirerek ortamın büyüsünü bir kez daha artırıyor. 

Tahta oyuncaklar, şatolar, üç tekerlekli bisikletler ise çocukluk günlerinizi anımsatan ve karşılarından dakikalarca ayrılamayacağınız oyuncaklar olacak…

 

 

Kafeteryada dinlenirken…

Oyuncak mutfakların, buzdolapların ve fırınların da sergilendiği kafeteryada bir yorgunluk kahvesi ya da çayı içerken, işte tam o anda mahalle bakkalı dikkatinizi çekecektir. Hani ekmek parasının üstü ile bir şeyler almak için izin kopardığımızda uçarcasına gittiğimiz mahalle bakkalı…  Mandal, çıtçıt, çengelli iğneden, fare kapanına; ‘Arko’ talk pudrasından, ‘Vitaminli Arı Bisküvileri’ne; topaçlardan, kavanozlarda satılan pembe-beyaz akide şekerlerine kadar,  A’dan Z’ye her şeyi bulduğumuz ve hemen hemen herkesin çocukluğunda önemli bir yeri olan bakkal bölmesi belki de uzun zamandır yaşamadığınız bir duyguyu; heyecan duygusunu yeniden yaşamanıza neden olacak…

 

 

Yüreğinizdeki çocuğu hala yaşatabiliyorsanız, anılarınızdaki çocukluğunuz ya da çocukluğunuzdaki anılarınız, ne kadar uzak olabilir ki? Hiç değilse bir gününüzü ayırın ve sizde çocukluğunuza doğru bir yolculuğa çıkın. Ya da artık dokunmadan, hissetmeden, elindeki malzemeleri zorlayarak bir oyuncak “icat” etmeden, kendine sunulan sanal ortamlarda yaratılan oyunlarla oynamak zorunda kalan çocuğunuza, oyuncağın ne demek olduğunu anlatmak, o tadı ona da hissettirmek ve çocukluğunuzdaki anılarınızı onunla paylaşmak için zaman ayırın.

Belki bir teneke araba, belki naylon bir bebek ya da lastik bir top sizi alıp sokak günlerinize, evcilik oyunlarınıza götürebilir, Oyuncak Müzesi’nde.

 

 

Theo Dede ile keyifli saatler

Aziz Nesin Vakfı’nda çocuklara tahta oyuncaklar yapmayı öğreten ve tüm gelirini Aziz Nesin Vakfı’na bağışlayan 1927 Hollanda doğumlu Theo Dede şimdi de İstanbul Oyuncak Müzesi’nde. Teo Dede’nin yardımı ile çocuklar kendi oyuncaklarını yaparken hem yaratıcılıklarını geliştiriyor, hem de çok eğleniyorlar. 

Her Pazar Saat 09:30-13:00 arası Oyuncak Müzesi’nde siz açık büfe kahvaltınızı alırken çocuklarınız da Theo dede ile oyuncak boyama etkinliğine katılabiliyorlar. Yapmanız gereken ise karar verdikten sonra telefonla arayarak rezervasyon yaptırmak.

 



© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


65143 - unknown - 38.107.179.238