Her
daim çocuk kalanların adresi; İstanbul Oyuncak Müzesi
Yüreğinizdeki çocuğu hala yaşatabiliyorsanız, anılarınızdaki
çocukluğunuz ya da çocukluğunuzdaki anılarınız ne kadar uzak olabilir ki? Bir
gününüzü ayırın ve İstanbul Oyuncak Müzesi’ni gezerek, aslında sizi hiç terk
etmeyen çocukluğunuza doğru bir yolculuğa çıkın…

Göztepe’de bulunan Dr. Zeki Zeren Sokağı’nın görünüşte
İstanbul’un diğer sokaklarından bir farkı yok aslında. Tıpkı diğer sokaklar
gibi o da betonlaşmadan kendi payına düşeni alıyor. Ancak her sokağın olduğu
gibi onun da kendine has özellikleri, geçmişe dair şahitliği, sesi,
söyledikleri ve mutlaka söyleyecekleri var. Diğerlerinden onu ayıran özelliği
ise; yüzlerce yıllık bir geçmişi yarınlara taşıyacak bir müzeye ev sahipliği
yapıyor olması. Boyası gibi umut dolu, şirin ve de sıcak ortamıyla dünden
kalanlar ile dünü ve bugünü yarına taşıyacak olan bir müze; İstanbul Oyuncak
Müzesi…
Yüksek katlı binaların arasından sürpriz bir şekilde
karşınıza çıkan bina, soluksuz kaldığınız bir anda yetişen temiz ve derin bir
soluk gibi iyi geliyor insana. Beyaz boyalı ahşap köşk, geçmişin anıları ile
dolu kuşkusuz. Bahçesinde, giriş holünde, merdivenlerinde, her bir odasında,
balkonunda yılların yaşanmışlıkları ile dimdik ayakta ve yarınları bekliyor.
Bir oyuncak müzesini ilk kez on beş yıl önce katıldığı bir
etkinlikte, Almanya’da gören Sunay Akın ülkesinde de böyle bir müze kurmaya
karar verdikten sonra aile yadigârı olan bu köşkü, İstanbul Oyuncak Müzesi
olarak hizmete açtı. Akın, farklı dönemlere ait binlerce oyuncak ile birlikte
çocukluğunda yaşadığı anıları da yarınlara taşıyor.
Nereye baksanız çocukluğunuz
Yeşillikler içinde sevimli, sıcak bir atmosferi olan Müze,
çocukluğumuzun kirlenmemiş yüzü gibi beyaz, temiz ve umut dolu bir yer. Nereye
bakarsanız bakın karşınızda sizi çocukluğunuza götüren bir obje, bir kesit, bir
görüntü, bir afiş yani bir köşe mutlaka var. Çocukluğunuz ile bugününüz
arasında gelgitler yaşayarak kimi zaman efkârlanıyor, kimi zaman çocuklar gibi
yeniden şenleniyorsunuz. Bahçedeki korkuluk, rüzgârgülleri, yıkanmış ve
kuruması için iplere asılmış bez bebekler, ayıcıklar, hayvancıklar; her biri
geçmişe doğru bir yolculuk yapmanızı sağlıyor.
Müzede, 500 m2lik bir alanda, yaklaşık dört bin adet oyuncak
sergileniyor. Oyuncakların sergilendiği her oda bir tiyatro sahnesi görünümünde
tasarlanmış. Uzay oyuncaklarının olduğu bölüme girdiğinizde başınızın üstünde
yıldızlar yanıp sönerken, oyuncak trenler; tren kompartımanı şeklinde
tasarlanan bölmede sergileniyor. Neredeyse her oda için farklı tarzda
belirlenen müzik ise oyuncaklar ile el ele vererek bütünlüklü bir duygu
yaratıyor.

190 yıllık yolculuk
Müze’deki en eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa'da yapılan
bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika'da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden
1860 yılına ait misketler, Almanya'da yapılan yüz yıllık teneke oyuncaklar ve
porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında yer alıyor.
Bir zamanlar kasabın ve bakkalın arasında kendine yer bulan,
ama zaman içinde tutunamayarak kaybolan mahalle oyuncakçısı müzede yaşatılıyor.
Birçoğumuzun okuma-yazmayı öğrendiği ve her bir kitabın ardından maceralarını
daha bir merakla beklediği Cin Ali serisini görünce farklı bir duyguya
kapılıyorsunuz; sanki kayıp olan bir oyuncağınızı bulmuş gibi keyifleniyor,
şenleniyorsunuz…

İstanbul'da üretilen teneke oyuncakların kalıpları,
Anadolu'nun çeşitli yörelerinden çocukların yaptıkları bez bebekler, tel
arabalar ve II. Abdülhamit dönemine ait gölge oyunu kahramanları Oyuncak
Müzesi'nin girişinde sizleri karşılayan oyuncaklardan yalnızca bir kaçı…
Sirk odasındaki dönme dolaplar, palyaçolar, bebek arabaları,
piyanolar, oyuncak okul ve porselen bebekler yüz yıl öncesinin çocuk oyunlarına
götürüyor ziyaretçileri…
Oyuncak istasyonlar, tüneller ve rayların kenarlarından
trenlere bakan oyuncak ineklerin sergilendiği odayı gezerken, gerçek bir
kompartımanın içinde bulacaksınız kendinizi.
Oyuncaklarla savaşa hazırlanan ve savaşta ‘oyuncak’ olan
çocukların, bir zamanlar oynadıkları oyuncaklar, savaşın çirkin yüzünü de
oldukça başarılı sergilenmiş. Savunulan kaleler ya da günlük yaşam içerisinde;
mektup yazan, yıkanan, yemek yiyen, ekmek kesen, postalını boyayan asker
oyuncaklar…

Kızılderililerin gündelik hayatlarını yansıtan figürlerin
yer aldığı “Vahşi Batı” bölümünde ise George Washington'dan Nixon'a kadar A.B.D
başkanlarının oyuncaklarını görme olanağınız var.
Noel Baba, Süpermen, Batman ve Cinderella gibi masal
kahramanlarının oyuncaklarıyla da karşılaşacağınız müzede bir de uzay odası
bulunuyor. Uzayın boşluğu sizi cezbederken, yıldızlar renk değiştirerek ortamın
büyüsünü bir kez daha artırıyor.
Tahta oyuncaklar, şatolar, üç tekerlekli bisikletler ise
çocukluk günlerinizi anımsatan ve karşılarından dakikalarca ayrılamayacağınız
oyuncaklar olacak…

Kafeteryada dinlenirken…
Oyuncak mutfakların, buzdolapların ve fırınların da
sergilendiği kafeteryada bir yorgunluk kahvesi ya da çayı içerken, işte tam o
anda mahalle bakkalı dikkatinizi çekecektir. Hani ekmek parasının üstü ile bir
şeyler almak için izin kopardığımızda uçarcasına gittiğimiz mahalle bakkalı…
Mandal, çıtçıt, çengelli iğneden, fare kapanına; ‘Arko’ talk pudrasından,
‘Vitaminli Arı Bisküvileri’ne; topaçlardan, kavanozlarda satılan pembe-beyaz
akide şekerlerine kadar, A’dan Z’ye her şeyi bulduğumuz ve hemen hemen
herkesin çocukluğunda önemli bir yeri olan bakkal bölmesi belki de uzun
zamandır yaşamadığınız bir duyguyu; heyecan duygusunu yeniden yaşamanıza neden
olacak…

Yüreğinizdeki çocuğu hala yaşatabiliyorsanız, anılarınızdaki
çocukluğunuz ya da çocukluğunuzdaki anılarınız, ne kadar uzak olabilir ki? Hiç
değilse bir gününüzü ayırın ve sizde çocukluğunuza doğru bir yolculuğa çıkın.
Ya da artık dokunmadan, hissetmeden, elindeki malzemeleri zorlayarak bir
oyuncak “icat” etmeden, kendine sunulan sanal ortamlarda yaratılan oyunlarla
oynamak zorunda kalan çocuğunuza, oyuncağın ne demek olduğunu anlatmak, o tadı
ona da hissettirmek ve çocukluğunuzdaki anılarınızı onunla paylaşmak için zaman
ayırın.
Belki bir teneke araba, belki naylon bir bebek ya da lastik
bir top sizi alıp sokak günlerinize, evcilik oyunlarınıza götürebilir, Oyuncak
Müzesi’nde.

Theo Dede ile keyifli saatler
Aziz Nesin Vakfı’nda çocuklara tahta oyuncaklar yapmayı
öğreten ve tüm gelirini Aziz Nesin Vakfı’na bağışlayan 1927 Hollanda doğumlu
Theo Dede şimdi de İstanbul Oyuncak Müzesi’nde. Teo Dede’nin yardımı ile
çocuklar kendi oyuncaklarını yaparken hem yaratıcılıklarını geliştiriyor, hem
de çok eğleniyorlar.
Her Pazar Saat 09:30-13:00 arası Oyuncak Müzesi’nde siz açık
büfe kahvaltınızı alırken çocuklarınız da Theo dede ile oyuncak boyama
etkinliğine katılabiliyorlar. Yapmanız gereken ise karar verdikten sonra
telefonla arayarak rezervasyon yaptırmak.
