Bodrum’da kanat
takmak isterseniz…
Hawthorn Karaca
Resort
Bodrum’a gidip gidip hep aynı yerlerde benzer şeyler
yaşayanlar için esaret devri bitti! Şimdi çok keşfedilmemiş bir yörede, dağın
koynunda yer alan ‘kartal yuvası’ gibi bir tesisten kanatlanıp özgür olma
zamanı… Hawthorn Karaca Resort; butik hizmet alabileceğiniz, sıradanlığa karşı
koyabileceğiniz elegan bir otel…

Bodrum’da ilk akla gelen cazibe merkezi bir beldede değil,
Hawthorn Karaca Resort… Turgutreis’te…
Tam tepeden tüm koyu kucaklayan bir konumda… Manzara
gerçekten çok hoş. Koyun solunda D-Marin, önünde adalar… Hele hele gün
batımında görüntü harika… Eğer erken uyanabilirseniz gün doğumu da şahane…
Güneşin ilk ışıkları, horozların sesleri… Otelin dekorasyonu çok yalın… Göz
yoran detaylar yok. Odalar son derece konforlu ve şık. Otel iki farklı bölümden
oluşuyor. Yapılardan biri beyaz, diğeri taş dokulu. Taş dokulu katlı binadaki
teras suitler, zor beğenenleri bile cezbedecek türden... Bir kere teras
alabildiğine geniş; hem oturma grubu, hem masa-sandalye hem de şezlongları ile
özel bir yaşama alanı... Bende ‘Burada küçük bir arkadaş partisi yapmak
isterdim’ duygusu uyandırdı. Ama çiftler için durum farklı tabii!..

Teras suit’leri denemek lazım…
Teras suitlerde odanın düzeni çok değişik. Girişte iki
sürgülü kapı; biri tuvalet, diğeri giyinme-soyunma odası. Sonra yatak odasına
bağlanan bölümde camlı duşakabin; içinde jakuzi ve hemen yanında duş bölümü. Ve
tam karşısında aynalı bir bölüm, orijinal –yeşil pleksi- bir lavabo ile. Bu duvarın
karşılığında bir konsol; üzerinde cam bir vazo, kırmızı güller… Rahat mı rahat
bir yatak; oturma grubu, LCD televizyon, dilerseniz internet bağlantısı…
Sabahları, check-in sırasında söylediğiniz gazeteyi
kapınızda bulabilirsiniz. Akşamları ise başucunuzda yarın havanın nasıl
olacağını gösteren bir not ve iyi uykular dileği ile sunulan tatlı
lokumlarınızı…

Deneyimli bir ekip
Hawthorn Karaca’nın servis ekibi Hillside, Fuga, İberotel
deneyimleri ile son derece profesyonel ve güler yüzlüler. Zaten otel genel
müdürü de turizmde deneyimli bir isim olan Ronald Rossi. Satış pazarlamada ise
Four Seasons, Çırağan Kempinski ve Swissôtel’den gelen Aygül Özdin var. Kısaca
hal böyle olunca yeni açılan otellerde görülen problemler yaşanmıyor.
D-Marin’de beach zamanı
Havuz başı keyifli olsa da denizin yeri ayrı diyenler,
otelin kendilerine sunduğu ücretsiz shuttle servisi ile 10 dakika sonra
D-Marin’deki Hawthorn Karaca’ya ait özel beach’te kendilerini bulabilirler.
Burası
cıvıl cıvıl; müzik dansa davet ediyor, yemek servisi
veriyor, insan güneşlenirken güvertede olma hissini yaşıyor. Tek bir kusuru
var; deniz yaramaz bir çocuk gibi hiç durmuyor! Dalgalarla boğuşmak herkesin
harcı değil!.. İki iskeleden birinde dubalar yer alıyor. Duşlar da var.
Sonuçta, her ne olursa olsun deniz insana çok iyi geliyor…

Havuz başında veya ay ışığında
Hawthorn Karaca Resort’te iyi yemekler de sizi bekliyor.
Otelin mönü danışmanı Osman Serim... Executive Chef, mutfakta deneyimli bir
isim olan Hikmet Özdemir, Sous Chef ise Uzakdoğu, Asya, Thai mutfakları
konusunda Uzakdoğulu eğitmenlerden kurslar alarak kendini geliştiren Mehmet
Baran.
Havuz katındaki Olea’nın Akdeniz ağırlıklı, çok geniş bir
yelpazesi var. Burada öğlen sunulan taş fırından pideler, lahmacunlar ve
pizzalar çok tutuluyor. Dileyenler salata, makarna, el yapımı taze makarna,
ızgara çeşitlerinden de seçebiliyor elbette. Akşam mönüsünde ise daha farklı
seçenekler de çıkıyor karşınıza. Bu kez balık alternatifleri de kebap seçeneği
de var… Akşam için bir diğer seçeneğiniz ise Moon Restaurant&Bar… Burası
daha yüksek konumda, ay ışığında, yanan dönen renkli mumlarla aydınlatılan
romantik bir restoran... Çiftler ya da benzer şeyler yemekten bıkanlar için çok
özel bir mekan… “Live Cooking” anlayışı ile özgün Uzakdoğu lezzetleri sunan
Moon’da taze balık seçenekleri de var ama elbette özel Uzakdoğu sosları
eşliğinde. Ben ilk akşam tattığım yufkaya sarılı karidesi ve fıstık soslu
somonu önerebilirim sizlere… Fiyatları merak ediyorsanız, Türkbükü’ne oranla
makul olduğu söylenebilir… Hawthorn’un gece sürprizlerinden biri de otelin en
tepesinden tüm koyu selamlayan lazer gösterileri ve taş binanın yanındaki
zeytin ağaçlarındaki değişen ışık oyunları…

Seyfi Karaca ile görüşmem
Yukarıda okuduklarınız benim Hawthorn Karaca Resort’te
konakladıktan sonra yazdığım izlenimlerim… Şimdi sıra, otelin sahibi Seyfi
Karaca ile İstanbul’da yaptığım röportajda… Seyfi Karaca, işletme mezunu. Koç
grubuna bağlı Koçtaş’ta beş yıllık bir iş hayatı geçmişi var. Sonra yapı
sektöründe kendisi tarafından kurulan ve aile şirketi olarak faaliyetlerine
devam eden, mobilyadan sonra turizme geçen bir kurum olan Karaca Yapı
kuruluyor. Grup şu an inşaat, mutfak-banyo ve turizm olarak bir üçgen
oluşturuyor. 25 yıllık iş tecrübesine son altı yılda üretim olgusunu da katan
Karaca Yapı, bugüne kadar ürün olarak çok iyi projelerde yer alarak referanslar
oluşturmuş. Yıllardır hizmet sektöründe olan Seyfi Karaca, turizmin işleyişini
tam bilmiyor olsalar da mantığın aynı olduğu görüşünde. “İnsanlar iyi şeylere
layık. İyi şeyleri, iyi yerde, iyi ürün ve hizmetle birleştirerek tanıtımını ve
sunumunu yaparsanız başarılı olursunuz, diye düşünüyorum. Şu an gururla
konaklayabilirsiniz. Ne görüyorsanız doğrudur” diyor.

Otelin hikayesi…
Seyfi Karaca’ya ilk olarak otelcilik macerasının nasıl
başladığını soruyorum… “Turizmde son dönemde özellikle güney sahilleri olarak
baktığımızda yaygınlaşan ve birçok insanı da mutlu etmeyen bir sistem olduğunu
gördük. Her şey dahil sistem... Dolayısıyla birtakım insanların tatilde olma
ya da ayrıcalıklı hizmet alma şanslarını kaybettiklerini ve
her şeyin sıradanlaştığını tespit ettik. Turizmin de yapı itibariyle özellikle
Bodrum’da 12 aya yayıldığını en azından bizim amaçladığımız yapıda bir yer
yaparsak belli fonksiyonları olan bir otel ve de kaliteli hizmet verilirse
insanların dinlence, toplantı ya da sağlık amaçlı devamlı gelebileceği
düşüncesiyle yola çıktık” diyerek bu projeye yatırım yaptıklarını ifade ediyor.
Turgutreis doğru lokasyon mu?
Malum Bodrum’un bazı yöreleri var ki, herkes akın akın
oralara koşuyor. Acaba Karacalar, Turgutreis gibi daha sakin bir bölgede bu
derece iddialı bir otel açarken tereddüt ettiler mi?.. Hayır etmemişler… Çünkü,
ileride Bodrum’un kültür merkezi olacak konumda bir yer olacağına eminler.
Bakın Seyfi Bey, yöre hakkında neler söylüyor… “Bence Turgutreis şu anda doğru
yapılanan bir yer. Kurtarılmış bölge gibi. Turgutreis’e baktığınız zaman daha
önceleri daha sakin bir yaşamın seçildiği bir yerdi ancak şu anda buraya
baktığınızda beş tane beş yıldızlı otel var. Halen yapımı sürenler ile birlikte
ciddi bir rakam bu. Sonuç itibarıyla Turgutreis’te Avrupa’da ilk üçe giren
D-Marin’in kazandırdığı bir ivme var. Bu marina, şu anda yüzde 95 kapasite ile
çalışıyor ve bölgeye bir sinerji katıyor. Bölge, D-Marin ile beraber değişiyor
ve üst gelir grubunda insanların tercih ettiği bir yer haline geliyor. Marinada
sürekli etkinlikler yapılıyor. Sonuçta Turgutreis bu saatten sonra yozlaşmaz,
zaten bütün sahil dolu, işgal edilecek bir yer yok.”
Turgutreis’in geç keşfedilmiş olması da aslında bir avantaj,
Seyfi Bey’e göre… “Burası bir şehir” diyerek devam ediyor anlatmaya zaten…
“Çarşısı, sonra Cumartesi günleri, artık ünlü olan pazarı var. Haftasonu
Turgutreis pazarına bir bakıyorsunuz, müthiş bir mozaik. Pazarın içi
yabancılarla dolu, Yunanistan’dan turlarla gelenler bile var! Yunanistan ile
ilişkiler de giderek değişiyor. Helikopter pisti olduğu gibi Yunan adalarına 15
dakikada geçmek mümkün.”

Hawthorn ile buluşma
Projeye 2004 Ağustos, inşaata 2005 Ocak ayında başlayan
Karaca Group, 1 Temmuz 2006’da da fiilen işletmeye açılmış. Peki Hawthorn
zinciri ile işbirliği konusu nasıl gelişmiş acaba?.. Seyfi Karaca, Bodrum’da
böyle bir tesis yaparken uluslararası bir zincirle beraber olmanın katacağı çok
şey olduğunu düşündüklerini söylüyor. Onların geçmişteki tecrübeleri, geleceğe
dönük sağlayabilecekleri katkılar vb. Sonradan böyle bir yatırım düşüncesi olan
bir grup olduğunu tespit ederek onlarla temasa geçiyor ve projeyi anlatıyorlar.
Hawthorn yetkilileri de böyle bir projede beraber olmak istediklerini
belirttikten sonra yola beraberce çıkıyorlar. Hawthorn zinciri, Hyatt Global
Corperation’ı içine alan bir kuruluş. Merkezi Atlanta’da. Amerika dışında çok
yaygın değiller. Genellikle A.B.D.’de residence şeklinde şehir otelciliği
yapmışlar. Şu an Dubai, İsrail, Nijerya ve İngiltere’de de Hawthorn otelleri
var ama daha çok yaygınlaşmak istiyorlar. Grubun dışarı açılma planlarına uygun
olan Bodrum Karaca oteli, resort olarak onlar için bir ‘ilk’. Hawthorn zinciri,
şu an belli bir koordinasyonla ana yatırımcı Karaca Grubu ile birlikte
işletiyor.
Oda detayları ve diğer olanaklar…
Değişik tip binaları ile tekdüze olmayan otelin odaları,
tamamen manzara odaklı. Hawthorn Karaca Resort’te büyüklükleri 40-160 m2 arasında değişen, çağdaş bir dekorasyona sahip beş tipte 90 oda bulunuyor. Tesiste iki Kral
Dairesi, Executive Suit’ler, Deniz Suit’ler ve deniz manzaralı jakuzili odalar
da mevcut. 24 saat oda servisi, LCD ekran televizyon, DVD player ile kesintisiz
internet bağlantısı da odalarda bulunan özelliklerden sadece bazıları. Bu
sayede dileyenler, tatilin yanı sıra her türlü teknolojik olanak sayesinde ofis
rahatlığını da yaşayabiliyor. Bu bağlamda yönetim kurulu ve özel iş toplantıları
için iş dünyasının tüm gereksinimlerini karşılayan en son teknoloji ile
donatılmış 3 konferans ve 1 deluxe executive board odası da yılın 12 ayı hizmet
veriyor. Tesiste ayrıca kişiye özel servis, açık-kapalı havuz, 1000 metrekareye
yayılan özel Wellness&SPA Merkezi de mevcut.

Amaç zengin turist
Oteli daha çok 35-40 yaş ve üstü tercih ediyor. Seyfi
Karaca, bu yıl gerek sezona giriş zamanlamaları gerekse turizmin içinde
bulunduğu durum nedeniyle birtakım eksikleri olduğunu kabul ediyor. Ama gezmeyi
ve turizmi bilen insanlardan hep olumlu geri dönüşler almanın mutluluğunu
yaşadıklarını hemen sözlerine ekliyor. Ve devam ediyor… “İnanıyorum ki sabreder
ve doğru pazarlama satış tekniklerini uygularsak ileride çok başarılı olacağız
ve otelimiz gelecekte aranan, tercih edilen bir yer olacak. Burası tam bir
kaçış oteli... Bu sene çok parlak geçmeyebilir. Ancak bizim hedef kitlemiz
ağırlıklı olarak yerli turist olacak gibi. Gördüğümüz fotoğraf bu. Ayrıca
zengin turisti de buraya getirebilmek istiyoruz ki bu da zaman alıyor.”
Kış projeleri, iş ve SPA ağırlıklı
“Karaca Group, oteli sürekli açık tutabilmeyi amaçlıyor.
Kışın da Turgutreis’in bir güzelliği olduğuna inanıyorum. Kış enteresan ve
farklı bir güzellikte. Bizim şu iki seneyi kış ayında doğru değerlendirmemiz
gerekiyor. Otel 12 ay açık olacağından kış aylarında iş toplantıları ve SPA
ağırlıklı olarak hizmet verecek. Wellness&SPA merkezimizde birçok terapi ve
masaj çeşitlerinin yanı sıra sauna, Türk hamamı, jakuzi, solaryum, dinlenme
salonu ve fitness merkezi bulunuyor. Otelimiz ayrıca organizasyonların da
yapılabileceği keyifli bir yer oldu. Bunun dışında Turgutreis’te kış aylarında
da 5 bin kişi yaşıyor. Buradaki insanların gelip güzelce yemeklerini yiyip
barında oturup zaman geçirebilecekleri bir tesis burası. SPA’yı da yörede
yaşayan insanlara açabiliriz. Esas olarak seneye Mayıs ayından itibaren etkin
olacağız”.
Tanıtım şart!
Şu ana beklentilerinin rezervasyon olarak altında
olduklarını öğreniyoruz. Bunda sezonun geç başlaması, Turgutreis’in tanıtımının
yapılamıyor olması ve turizm sektörünün içinde bulunduğu durum etkili. Her
yerde Yalıkavak, Türkbükü tanıtımı yapıldığına dikkat çeken Seyfi Bey,
“İnsanlar bildiği için Türkbükü’ndeki bir oteli tercih ediyor. Bizim zorluğumuz
ise tanıtım” diyerek eğer tanıtımı yeteri kadar yaparlarsa başarılı
olacaklarına inandığını söyleyerek, “Bize bir gelen bir daha gelir” diyor.
İdealize bir durum…
Bu seneyi insanların markayı tanımaları ve geriye dönük
imajın oluşması ile değerlendirmek istiyorlar. Amaçları gelen insanları, ikinci
bir gelişe hazırlamak. Oteli rafine yaşanabilecek bir yer haline getirmek ve
insanların kendi kalitelerinde kişilerle karşılaşabileceği, aynı hissiyatla
gidebileceği bir yer olmasını sağlamak. İlk anda otelin üst düzey konuklarının
olması da bir tesadüf değil elbette. Bunda 25 yıllık başarılı ticari geçmişin
getirdiği portföye sahip olan Seyfi Karaca’nın rolü çok fazla. Bu anlamda ‘iyi
yapmak’ duygusu ya da hırsı var kendisinde.