26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Beklenmedik bir ikili ve işte Erguvan...

 

 

Kedi-köpek gibi neredeyse ‘asla’ bir araya gelmeyen et ve balık, Boğaz’da ateşkes yapmışlar desek! Yanlış duymadınız... Mehmet Gürs, aynı mekanda dileyenlere et, isteyenlere balık sunuyor bu kez. Etler de balıklar da Türk usulü, mezeler tam istediğiniz gibi, mekan son derece şık ve yalın, manzara harika... Erguvan, şimdilerde yazlık terasında ama yakında yine Boğaz’ı gören iki katlı mekanında olacak. Ve konuklarını orada ağırlayacak…

 

 

 

Erguvan; İstanbul’un, Boğaz’ın simgelerinden biri… Şimdi Boğaz’da; ünlü şef ve işletmeci, aynı zamanda kurumsal anlamda İYİ’nin (İstanbul Yiyecek İçecek) sahibi Mehmet Gürs’ün son mekanı… İnsan Erguvan’da denizin hemen kenarında bir masada olunca Boğaz’ı unutup bir an kendini bir tatil beldesinde gibi hissedebiliyor… Mehmet Gürs ile sabah saatlerinde bir araya geldiğimizde öncelikle Erguvan’ın öyküsünü soruyoruz. “Çok da zor bir öyküsü yok aslında” diyerek başlıyor söze... Mekan olmadan, bir adres çıkmadan, isim bile yokken konseptin hazır olduğunu söylüyor. Ve devam ediyor…

“İyi eti ve balığı bir arada bulunan bir yer aslında. Genelde dünyada gezdiğinizde aynı yerde eti ve balığı bir arada bulabilirsiniz. Türkiye’de ise et lokantaları ve balık ayrı. Bunu bu kadar zor yapmaya gerek yok! Balık lokantalarına baktığımız zaman genelde salaş mekanlar. Ve fiyatları da son derece yüksek. Biz hep -maliyetleri de bildiğimiz için- bu kadar da değil diyorduk. Erguvan, Boğaz kenarında, et ve balık lokantası, alaturka keyifli bir yer… En güzel lokasyonlar, sadece batı yemeği sunmamalı diye düşünmeye başladık. Bu mekan da ortaya çıkınca keyifli, güncel bir ortam yarattık. Kışın içeride, yazın dışarıdayız. Yaptığımız bütün işletmelerde muhakkak 12 ay çalışabilmemiz lazım. Yazın gelip üç ay-dört ay çalışıp mümkün değil yapamayız! Bu müşteriye bakış açımız ve servis kalitemiz açısından doğru değil. Zaten insanları kısa sürede eğitmek de mümkün olamıyor.”

 

 

İsmi, tasarımı, açılışı

İsmi, Fransa’da iken aklına gelmiş... “Et lokantası değiliz, balık lokantası değiliz; dünyada Boğaz’ın simgelerinden biri erguvandır, neden olmasın dedim. Genelde İstanbul’la bağdaşan isimler seçiyorum. Şehir çok heyecanlı ve keyifli bir şehir. Çok uzağına gitmeye gerek yok” diyen Mehmet Gürs, adların mutlaka yabancı olmak zorunda olmadığının da altını çiziyor.

 

Erguvan’ın tasarımı Mahmut Anlar imzası taşıyor. Dekorasyonun son halinin çok ciddi bir ekip çalışması ile ortaya çıktığını ifade eden Gürs, Num Num restoranlarını da birlikte yaptıklarını söyleyerek Anlar’ın farklı bir bakış açısı olduğunu belirtiyor. Ve ekliyor, “Bütün köşelerde o mekanı hissetmek ve keyifli bir his katmakta çok başarılılar”.

 

Yine her zaman olduğu gibi özel bir açılış daveti vermeden yapılan bir başlangıç…

Ve fısıltı gazetesi aracılığıyla adını duyuran, ünlenen bir Mehmet Gürs işletmesi daha. Erguvan’ın Haziran ayından itibaren hizmet vermeye başladığını biliyoruz. “Biz bütün mekanlarımızda sezonu yakalama endişesi taşımadan hazır olduğumuzda başlıyoruz” derken akşamları ortamın tamamen değiştiğine dikkat çekiyor… “Gece görünüşü çok farklı, Erguvan’ın. Kız Kulesi’nden Topkapı’ya doğru engin bir manzara… Sonra ayın büyüsü...”

 

 

Sıfırdan bir icat yapılmıyor!

Mönü üzerinde, pişirme teknikleri ve tarzları üzerinde epeyce çalışmışlar. “O gün ne çıkıyorsa denizden günlük onları alıyoruz, etleri de yenmeye hazır olduklarında kullanıyoruz” diyen Gürs; balıkların gramajlarını, mezelerin standartlarını ve düzenlerini oturttuklarını söylüyor.

 

“Merkez mutfağımız var. Sıfırdan bir icat yapılmıyor burada. Uskumru varsa örneğin, uskumru pişiriliyor, fotoğrafı çekiliyor ve budur denince oluyor. Çünkü müşterinin parasıyla ya da zamanıyla deneme yapmamız mümkün değil! Önümüzdeki senenin standardını da bu yıldan belirlememiz lazım. Bütün işletmelerde kullandığımız ızgaralar aynı. Kullanma şekli, sürati var.”

 

Boğaz’dan, Marmara’dan, Ege’den sürekli değişiklikler gelmesinin kendileri için büyük bir avantaj olduğunu düşünüyor. “Değişiklikler sürekli. Balıkta palamut başlayacak, sonra kalkan mevsimi… Türkiye’deki mevsimsel heyecanı en iyi balıkta hissediyoruz. Domateste bu heyecan yaşanmıyor. Belki bir bakla, enginar çıkınca oluyor. Erguvan’da bu, en çok balıkta hissediliyor”.

 

 

Tatlıya yer bırakın

Mevsimsel sebzeler ve balıklar kullandıklarından mezeler de zamana uygun değişiyor. Mönüde; soğuk-sıcak mezeler, salatalar, balıklar ve kabuklular, et ve tatlılar yer alıyor. Mehmet Bey’in misafirlerine önerileri farklı bir şekilde… “Gelen konuklara ete, balığa göre meze seçimi öneriyoruz. Eğer kuzu pirzola yiyecekse, ondan önce hafif bir şey yemesini tavsiye ediyoruz. Muhakkak tatlıya yer bırakmasında yarar var. Çok meze yiyip baştan doyuyorlar. Biz keyifli bir içki ile başlayıp yemeğini ve tatlısını yiyip üstüne bir kahve içmelerini öneriyoruz. Bizim tatlılarımız da alaturka; ev yapımı dondurma, baklava ve fıstıklı burma (Gaziantep’ten bir aile tarafından çok az miktarda üretilip Pazartesi hariç her gün Erguvan’a gönderiliyor), odun fırınında sakızlı sütlaç ve krem karamel…

 

Radisson SAS ile ilgili…

Radisson SAS Bosphorus’tan sandığımızın aksine çok müşteri gelmediğini belirtiyorlar. Mehmet Gürs, başka otellerden daha çok misafir gönderdiklerini belirtirken seçkin otellerin müşterilerini ağırlamaktan ötürü mutluluk duyduklarını belirtiyor. Otelin içinde olmanın da kendilerini için bir avantaj olduğunu söyleyerek, “Fakat lokasyon çok önemli. Tabii bir kompleks içinde olduğunuz için binanın prensiplerine uymak zorundasınız. Örneğin burada çöp atma saatleri, sipariş saatleri bellidir. Her saatte olmaz. Ama bizim zaten diğer işletmelerimizde de buna benzer bir disiplin olduğundan biz hiç zorlanmadık” diyor.

 

 

Mikla’ya çok yakın

Mehmet Gürs, kendilerini takip eden kitlenin her yeni işletmede arta arta gitmesinden ötürü keyifli… Bilinçli müşterinin artması ile kendilerini geliştirme fırsatı bulduklarını söyleyen Gürs, Erguvan ile Mikla’yı karşılaştırmasını istediğimizde ise şunları söylüyor: “Balık ve et yemek isteyenler buraya geliyor. Çok geniş bir spektruma hitap ediyoruz. Mikla’yı ayrı bir noktaya koyuyoruz. Mikla, dünyayı gezip dolaşan farklı tatları denemeyi seven kişilere hitap ediyor. Erguvan’a da yine dünyayı gezmiş görmüş parasının karşılığını almak isteyen bilinçli müşteri geliyor. Erguvan’ı çok ayırt edemiyorum, Mikla ile birbirine yakın işletmeler. İnsanlar kimi zaman köfte-piyaz yemek istediklerinde Erguvan’a, daha farklı tatlar denemek için Mikla’ya geliyorlar. Sonuçta doğru bir iş yaptığımız zaman karşılığını alıyoruz.”

 

Erguvan’ın şarap seçenekleri de Mikla ile çok benzer. Türkiye’de legal olarak buldukları bütün şaraplar, kavlarında mevcut. Ağırlıklı olarak Doluca ile çalışıyorlar, çünkü şaraplarını beğeniyorlar.

 

Ekibine çok güveniyor

Mehmet Gürs’ün Erguvan’a ayırdığı zaman değişken! Yeni açılan işletmelerinde, sistem oturuncaya kadar gece-gündüz bulunduğunu belirten Gürs, bunun gittikçe kolaylaşan bir işlem olduğunu söylüyor. Bütün sistemler, merkez mutfağın oturması, basınla ilişkiler hep güvendiği kişilerde… Ekibinde çok uzun yıllardır kendisi ile birlikte olan kişiler olduğunu da gururla ifade ediyor.

 

Erguvan’ın 35 kişilik bir ekibi var. Servis Cumartesi-Pazar öğlen başlayıp akşama kadar devam ediyor. Pazartesiden Cumaya kadar öğlen yemeği verdikten sonra kapanan mekan, akşam yine açılıyor. Ama Cumartesi, Pazar tam gün hizmet sürüyor.

 

 

 

Toplantı sonrası Boğaz’da yemek!

Özel davet ve kutlamalar için restoranı kapatmıyorlar. Ama rezervasyon alıyorlar. Şu anda şirket yemekleri ve iş toplantıları için yoğun bir taleple karşı karşıyalar. Otelin keyifli toplantı salonları olsa da artık daha farklı bir beklentinin oluştuğunu vurguluyor, Mehmet Gürs… Ve “Öğlen yemeğini klasik bir açık büfe restoran mönüsünden ziyade, Boğaz kenarında keyifli bir öğlen yemeği verelim şeklinde bir trend oluşmaya başladı. Bu da iş toplantılarına bakış açısının nasıl değiştiğini gösteriyor. Ciddi bir toplantı yapıyorlar arkasından da keyifli bir yemek yiyorlar” diyor.

 

Sonuç…

Yazlık kapasitesi 150-160 kişi olan kışları ise kapalı alanda 140 kişiyi ağırlayabilen Erguvan’da ortalama hesap 70-80 Lira arasında değişiyor. Et ile balığın el ele verdiği Boğaz kıyısında, dingin ve abartısız bir ortamda, kolalı, hiç ütü izi taşımayan bembeyaz örtülerde, özenle seçilmiş porselenlerde yine sade bir biçimde sunulan sağlıklı yemekleri ve leziz mezeleri tatmak isteyenler için Erguvan, doğru bir adres... Havalar soğuduktan sonra daha ağır bir atmosferde konuklarını ağırlayacak olan Erguvan’da üst kattaki bar ortamının devamındaki yüksek taburelerde yemek ve gümüş sinilerde içkinizi yudumlamak ya da kahve içmek de yemek öncesi ya da sonrası için hoş bir alternatif. Ve de denemeye değer…

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


61944 - unknown - 38.107.179.238