Ege’nin lezzetleriyle bezeli balık restoranı Kamara
Balık restoranlarının
merkezi sayılan Sarıyer’in güzide semtlerinden Kireçburnu’nda Kamara adında
yepyeni bir balık restoranı açıldı. Adından anlaşılacağı üzere çok büyük
olmayan bu butik restoran balık mönülerini Ege’nin otlarıyla yumuşatarak
sunuyor.

Geçen ay butik anlayışla hayata geçirilen Kamara Balık Restoran,
Ege’nin lezzetleriyle öne çıkıyor. Balık mönülerini Ege otları ve Ege mutfağıyla
yumuşatan Kamara, cibez, hardal otu, turp otu, ısırgan otu, börülceyi taze ve
doğal olarak sunuyor. Ot, meze ve balığı farklı bir sunumla biraraya getiren
Kamara, kalamar tava ve ahtapot salatasında da iddialı. En özel yemeği ise Balık
Keşkek. Etten yapılan keşkeği balığa başarılı bir şekilde uyarlayan Kamara’nın
diğer özel yiyecekleri kalamar ve ahtapot ızgarası, Balık Pastırması, Soyalı
Uskumru Marin. 70 kişilik kapasitesini güzel havalarda açık bölümünü kullanarak
110 kişiye çıkaran Kamara’nın sahipleri Fuat Öztümer ve Halit Özgün turizmci.
Öztümer yıllarca Pera Pelas Oteli’nin Genel Müdürlüğü’nü, Özgün ise yine aynı
otelin Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürütmüş. Hayalinde hep bir meyhane işletmek
olan Fuat Öztümer bu hayalini gerçekleştirmek için arayış içerisine girmiş;
“5-6 senedir böyle bir fikir vardı aklımda. Aslında ben hep bir butik meyhane
istedim ama bu fikir Beyoğlu içindi. Pera’da birlikte çalıştığımız şimdiki ortağım
Halit’le arayış içine girince burada karar kıldık. Belki daha da iyi oldu.
Hayalimizi burada gerçekleştirdik. Burası sahil kesimi olduğu için müşteri
konsepti balık üzerine… Biz de balık restoran olmasına karar verdik. Ama yine
de butik olsun istedik. Bizim önemli farkımız ve özelliğimiz de; Ege mutfağını
kullanmak.” Balık restoranların merkezi sayılabilecek bir bölgede butik ve
farklı olmayı amaçlayan Kamara uzun uğraşlar sonucu ortaya çıkmış. 300 bin
Dolarlık bir yatırımla hayata geçirilen mekanın dekorasyonu içmimar Aslı
Sayan’a ait. Öztümer ve Özgün tasarım yapılırken bu tür restoranlarda yaşanan
sorunlara öncelik vermiş. Tuvaletler büyük ve şık tutulmuş. Sandalyeler rahat
olması için özel tasarlanmış. Gereksiz kalabalık ve aksesuvardan kaçınılarak
mekanda sade bir şıklık hedeflenmiş.

Daha önce gidip gördüğü tüm mekanların olumlu ve olumsuz
etkilenmelerden yola çıkarak Kamara’yı ortaya çıkarttıklarını söyleyen Öztümer,
“Hijyene çok önem verdik. Mutfağa ayrı bir özen gösterdik. İnsanların önce
rahat etmesini istedik. Tuvaletleri büyük tuttuk. Eşimden ve bayan arkadaşlardan
bilirim, mekan ne kadar güzel olarsa olsun tuvalet rahatsızsa o mekana gitmek
istemiyorlar. Sigara dumanı restoranlar için önemli. İyi bir havalandırma
sistemi kurduk sigara dumanı havada kalmasın istedik ve bu yönde çok olumlu
tepkiler alıyoruz. Gelen insanlar oturdukları sandalyede rahat etsinler
istedik. Sandalyenin eğimine kadar hesapladık. Çünkü restoranda yemek yeniyor
ve en az üç saat geçiriliyor. Perla Mobilya firmasıyla çalıştık ve bizim
isteklerimize göre özel tasarım yapıldı. Dışarının mobilyalarını ayrı tasarladık
ve gürgen yaptırdık. Bir yuvarlak masa koyduk hoş bir ambiyans oluşturur diye.
Masaüstü setlerimizi Porland’tan temin ettik. Yerli ürünlerimiz gerçekten çok
kaliteli ve şık, yabancı markalara hiç gerek görmedik. Dekorasyonu yaparken Aslı
Sayan’la beraber çalıştık. Benim Beyoğlu’dan ve Pera’dan kalan bir tuğla duvar
takıntım vardı. ‘Hiç değilse bir duvarı tuğla yapalım’ dedim ve güzel de durdu.
10 yıl önce müzayededen alıp sakladığım özel koleksiyonumu duvarlara astık.
Bunlar Almanya’da sadece 100 adet basıldı ve klişeleri imha edildi. Her birinde
bir İstanbul şarkısı ve o şarkıya uygun çizimler bulunuyor.”

Kamara’n›n sahipleri Halit Özgün ve Fuat Öztümer
Kamara’nın mutfağında harikalar yaratan şefi Ali Kesgün, yıllarca meşhur
balık restoranlarda çalışmış tecrübeli bir şef. Kamara müşterilerine çok çeşit
sunmaktan ziyade yaptığı şeyi doğru iyi yaparak insanların gerçekten beğeneceği
lezzetler sunmayı hedefliyor. Çok çeşit sunmanın kendileri için önemli olmadığını
belirten Fuat Öztümer, mönülerine ilişkin olarak şunları anlatıyor: “Bizim
burada yapmak istediğimiz, yaptığımız şeyi doğru, lezzetli, insanların beğeneceği
şekilde yapmak. Ben hep gittiğim mekanlarda her şeyi natür arzu ettim.
Izgaraysa iyi bir ızgara, buğulamaysa iyi bir buğulama yapmak önemli bizim
için. Yanında otu, salatası, mezesi… Hangi yöntemi uyguluyorsanız doğrusunu
uygulayın. Bazen değişiklikler yapma adına bazı şeyleri bozuyorlar, sosa bulanıyor
tadı değişiyor. Ben onu yapmak istemedim. Otları hazırlayıp masaya sunuyoruz.
Müşteri isterse sarımsaklı zeytinyağlı sos, isterse limonlu veya nasıl arzu
ederse… Müşterinin isteğine göre de sunumlar yapıyoruz. Keşkek’i balığa uyarladık
ve Balık Keşkek yaptık. Çok beğeniliyor. Aynı keşkek yapımındaki gibi dövme buğdaydan
yapılıyor. Balık sütte bekletiliyor. Nasıl kuzu lime lime edilip yapılıyor, aynısını
balığa uyarladık. İçki ve özellikle şarap konusunda insanların kafasını karıştırmamak
için çok çeşide girmek istemedik. Kayra’nın ürünlerini veriyoruz. Çok çeşitli,
yelpazesi geniş ve bütün şarapları çok güzel yapıyorlar. Ben çok beğeniyorum şaraplarını.
Tabi bunun dışında da bazı şaraplar mevcut. Yabancı turistlere rakıyı bir türlü
sevdiremedik. Zorlamanın da anlamı yok. Ama bizim insanlarımız yüzde 80’ini
yine rakıyı tercih ediyor balık yerken.”

Beklediklerinin üstünde bir ilgiyle karşılaştıkların için mutlu olduğunu
söyleyen Öztümer, “Çabalarımızın sonucunu alıyoruz. Mekan için olumlu eleştiriler
geliyor. Dışardan gelenler sade ve güzel buluyor. Bütünü görebiliyorlar ve biz
de amacımıza ulaştığımızı anlıyoruz. Mekan büyük bir mekan olmadığı için de beğeniliyor.
Turizmci kimliğimiz dolayısıyla acentelerin hemen hepsiyle ilişkimiz var. Öğle
saatlerinde yabancı turist gruplarını ağırlıyoruz. İspanyol ve İtalyan gruplara
özel menü veriyoruz öğle yemeği için. Civardaki konsolosluk çalışanlarını ağırlıyoruz.
Şirket yemekleri oluyor. Burayı oturttuktan sonra ikinci bir şube planımız var.
Ama bunu Bodrum civarında düşünüyoruz,” diyor.
