Şapkalı
Kadın Mohini’de yetişkin ve zarif bir mutfak
Mohini
Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi içinde hizmet vermeye başlayan Şapkalı Kadın, adının
çağrıştırdığı zarafeti ev tadında bir lezzet dünyasıyla birleştiriyor. Mekanda
yer alan tüm ayrıntılar çağdaşlığı ve inceliği simgeliyor.

Etiler’de
açılan Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi, çocuklar ve çocuklu aileler için
tasarlanmış son derece keyifli ve renkli bir alan. Ocak ayı itibariyle yaşam
merkezi içinde hizmet vermeye başlayan kafe-restoran Şapkalı Kadın ise, hem
dekorasyonu, hem de atmosferiyle Mohini’de yer alan diğer yeme-içme mekanlarından
hayli farklı bir duruş sergiliyor. Çocuklara özgü bir konsept yerine
ebeveynlere hitap etmeyi tercih eden Şapkalı Kadın mönüsü, şık ve zarif
ambiyansı ile günün her saati keyifle zaman geçirebileceğiniz bir mekan.
Şapkalı
Kadın’ın yaratıcıları Nurcay Ceylan Çetince ve eşi Rahmi Çetince; hayallerini
kurdukları mekanı açmaya karar vererek Bursa’dan İstanbul’a taşınmışlar.
İstanbul’da Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi’nde eğitim görerek
danışmanları Osman Serim’in de desteğiyle Şapkalı Kadın’ı hayata geçirmişler.
Önceleri Mohini’nin kendi konseptleriyle ters düşmesinden çekindiklerini dile
getiren çift, şimdi böylesine renkli bir merkezin içinde yer almanın avantajlarını
yaşadıklarını anlatıyor.
Mekan,
adını bir kahve falında görünen Şapkalı Kadın’dan alıyor. Ama Nurcay Çetince, Şapkalı
Kadın’ın, zarafeti ve modern Türk kadınını çağrıştırmasının bu isimde ısrar
etmelerinde önemli rol oynadığını belirtiyor. Şapkalı Kadın’da biraraya
geldiğimiz mekan sahipleri Nurcay Ceylan – Rahmi Çetince ve Olcay Ceylan ile mekanı
ve Mohini içinde yer alan farklı konseptlerini konuştuk.

Şapkalı
Kadın ilginç bir mekan ismi. Konsepti nasıl oluşturdunuz?
Eşimle
birlikte dört yılı aşkın bir süredir tasarlıyorduk ama o esnada Bursa’da
yaşıyorduk. Fikri hayata geçirmeye karar verdiğimiz zaman İstanbul’a taşınmaya
ve mekanı İstanbul’da açmaya karar verdik. Whirlpool Sanat Akademisi’nde profesyonel
ellerden bu işi öğrenmek ve doğru insanlarla çalışmak için eğitime başladık. Aynı
zamanda altı ay kadar bir süre boyunca yer aradık. Nişantaşı ya da Bebek
düşünüyorduk ama bulamadık maalesef. Tesadüf eseri Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi’ndeki
bu yeri bulduk. Bizim düşündüğümüz türden bir şey değildi. Hareket noktalarını,
corner gibi konumları düşünmüştük. Üzerine çok kafa yorduk tabii, kendi konseptimizi
buraya nasıl oturturuz diye. Çünkü biz asla bir çocuk restoranı olmak
istemiyoruz. Buraya gelen ebeveynlere, dışarıdan gelecek insanlara hitap edelim
dedik. Dekorasyonu da bu şekilde kurguladık zaten. Açılıştan sonra anne
babaların kafasında soru işaretleri oldu, bir çocuk restoranı bekliyorlardı sanırım,
biz de bu beklentiye biraz olsun çare olmak için bir çocuk mönüsü yarattık.
Dekorasyonda hedefimiz çocuk dostu ama çocuk restoranı olmayan bir mekan
yaratmak oldu. İsim konusunun hikayesi de uzun aslında. Danışmanımızdan
başlayarak pek çok insan bu ismi istemedi, yabancı bir isim seçin dediler,
insanların aklında kalması açısından. Biz de çok düşündük ama değiştirmeme
kararı aldık. Sonuçta bu coğrafyadayız, Türkçe bir isim kullanmamızdan daha
doğal ne olabilir? Yıllar önce evde babamın kahve falına bakıyorduk. ‘Hayatınıza
bir şapkalı kadın girecek ve her şeyi değiştirecek’ dedi bakan kişi. Biz de çok
güldük buna hep. ‘Göremedik şu şapkalı kadını hala’ derdi babam. Bunun üzerine Alanya’da
bir tatilde dolaşırken butik bir dükkanda şapkalı kadın broşu gördük ve hemen
aldık sonunda şapkalı kadına rastladık diye de şakalaştık. Mekan fikri zaten kafamızdaydı
ve bir gün bir mekan açarsak adını Şapkalı Kadın koymaya karar verdik. Simgelediği
şeyler de çok hoş bizim adımıza. O kadar çok şapkalı kadın profilinden
uzaklaşmış Türk kadını varken bu markayı yaratmak doğru zaman diye düşündüm. Mutfakta
ve mekandaki her şey, şapkalı bir kadının elinden çıkıyormuş gibi çağdaşlığı, zarifliği
simgeliyor.

Çok
ferah bir mekan Şapkalı Kadın. Dekorasyon için kimlerle çalıştınız?
İki
mimarla birlikte çalıştık mekan için, Mehmet Özbaş ve Ebru Acar. Ama mekanı bizimle
birlikte oluşturan danışmanımız Osman Serim’dir. Tabii mekana dair her şey bizim
fikrimiz. Apliklerinden avizelerine hepsini kendimiz seçtik. Bir butik köşemiz var
ev gibi döşedik bu bölümü. El işi havlular var ve dantellerle süslü. Eskiden kızların
çeyizleri için hazırlananlar gibi. Biz onları Bursa’dan el işçiliği yapan
kadınlardan alıyoruz ve burada satıyoruz. Bir de sabun grubumuzun durduğu özel
bir köşe var. Onları da Antalya’da yaşayan Alman bir kimyagerden alıyoruz. Bitkileri
doğal zeytinyağıyla harmanlayarak yapıyor. Gıdayla ilgili satışlarımız var,
zeytinyağı ve zamanla şarap da düşünüyoruz. Şapkalı Kadın markası yaratarak
satmak istiyoruz bu ürünleri. Sürgülü kapılı bir bahçemiz var, yazın kapılarını
açacağız. Portakal ağaçlarımız ve özel ışıklandırmamız olacak. Tabii henüz çok
yeni bir mekanız. Mohini de, biz de yeniyiz. Mohini’nin içinde yer aldığımız
için hızlı bir giriş yaptık. Sömestr tatilinde burası inanılmaz yoğunluk
yaşadı. Daha yeni yeni eksiklerimize bakabiliyoruz.
Mekan
için daha az alternatifinin olacağı Bursa’yı neden düşünmediniz?
Hem yeni
şehir, hem yeni mekan biraz deli cesareti gerektiriyor doğru ama ben zaten
İstanbulluyum. Geri dönmeyi düşünüyordum. Bursa’da da mekan açsaydık maliyet
olarak aynı olacaktı. Eşim eski Bursalı, orada ailelerin hepsi birbirini tanır
ve hep aynı mekanlara giderler, bu yıllarca değişmez. İskender temel gıdadır.
Et, mangal, ‘kendin pişir kendin ye’ önplandadır. Diğer yerler açılır, kapanır.
İnsanlar bir iki dener ve terk ederler. Bursalılar İstanbul’a gelir para
harcarlar, biz bunu çok iyi bildiğimiz için İstanbul’u tercih ettik.

Çocuk
merkezinde yer almak konseptinizle biraz ters düşüyor. Mesela gençler çocuklu
bir ortamdan keyif almayabilirler…
Evet, biz
de bunları çok düşündük ama artılar ve eksiler birarada. Krizle birlikte
Nişantaşı’nda olsaydık belki kapanmıştık, orada adım başı kafe var. Mohini’de
olmanın yararları çok fazla. Böyle zor bir dönemde burada her gün yoğun bir
biçimde müşteri ağırladık. Şapkalı Kadın’ı herkes tanımaya ve buradan mutlu
ayrılmaya başladı. Zaten Nişantaşı’nda bir dükkan alabilmeniz, marka değilseniz
ve tanınmıyorsanız çok zor. Size bu fırsatı vermiyorlar, tanımak bile
istemiyorlar, paranızın olması da önemli değil.
Gençler açısından
belki haklısınız ama biz burada daha çok çalışan yetişkinleri hedefledik zaten.
Etrafımızda bir sürü iş merkezi var. Çocuklarını buraya getiren ebeveynler
kendilerine hitap edecek bir mekan olmasından mutlular. Mohini, 20.30 civarında
kapanıyor zaten bu da akşamları bize daha özgür bir ortam sağlıyor. Biz çok
daha geç saatlere kadar açık kalabiliyoruz. Yeter ki insanlar Mohini içinde
böyle bir mekan olduğundan haberdar olsun, gerisi bizi korkutmuyor açıkçası.
Gizli bir bahçe gibiyiz şu an. Zamanla dışarıdan sipariş alarak işyerlerine ve
evlere pizza servisi de yapmak istiyoruz. Yemek Sepeti ile anlaşmak üzereyiz.
Bu konu bizim için çok önemli çünkü pizza konusunda çok iddialıyız.

Mönünüzü
nasıl oluşturdunuz?
Mönü
aslında çok alternatifli bir mönü ama anneler babalar çok fazla talep ettiği
için bir çocuk mönüsü de oluşturduk. Biz piyasada olmayan bir şeyi yapalım demedik
hiçbir zaman, mevcut olanı yapalım ama en iyisini yapalım istiyoruz. Domates
çorbasıysa onun en iyisini sunmayı amaçladık. Mönüyü binlerce tadım yaparak
oluşturduk. Müşterilerin kritiklerine göre de ekleme ve çıkarmalar yapıyoruz. Ablam,
eşim ve ben bu işin başındayız ve her şeyle en ince ayrıntısına kadar
ilgileniyoruz. Eleman seçimlerimizde de çok titiz davrandık. Mekanımız ev gibi
bir ortam sunuyor, dolayısıyla müşterilerimiz de misafirimiz gibi oluyor. Maya Residences’ın
yanındayız, oradan da çok konuğumuz oluyor. İstanbul’da kafe–restoran konseptli
mekanların birçoğundan daha iyi ve titiz bir mönü sunduğumuzu rahatlıkla
söyleyebilirim. Pizzalarımız çok özel. İtalya’dan özel bir fırın aldık bunun için.
İstanbul’daki yedinci fırın bizimki sanırım ve sadece yedi adet var. Fiyat aralıklarımız
da oldukça uygun. Biz büyük markaların da yer aldığı bir bölgedeyiz. Kaliteli
ama uygun bir mönü sunmak istedik. Kalabalık bir mönü yapmak istemedik mümkün
mertebe. Her malzemenin kaliteli ve taze olmasına dikkat ediyoruz. Her şey el
yapımı, hepsi bizim mutfağımızdan çıkıyor.
Farklı bir
lezzet sunmak adına ördeğe yer verdik bir tek. Büyük restoranlar dışında
kafelerde ördek bulamıyorsunuz malum. Ördeğimiz çok lezzetli. Sadece ana yemek olarak
değil aynı zamanda ‘ördek wrap’ de yapıyoruz ve çok tutuyor. Sırf ördek yemek
için gelen konuklarımız var. Bunun dışında içeceklerimiz çok özel. Evde annelerin
yaptığı şerbetlerden yapıyoruz. İnsanlar bu lezzetleri uğraşıp yapamıyor artık.
Yazın taze kızılcıkla eriğin şerbeti buzla müthiş oluyor mesela. Bizim evimizde
hep yapılır, keyfini çok iyi bildiğim için burada sunmak istedim.

İleride
farklı planlarınız var mı mekan için?
Pek çok etkinlik
yapmak istiyoruz burada. Yaşayan büyük bir mutfak yaratmak istiyorum; konuk
şefler, mönüler, workshoplar, insanların zaman zaman mutfağa dahil olacakları aktiviteler
ve tadım günleri gibi. Zamanla hepsini hayata geçirmek istiyoruz. Şu anda
doğumgünü ya da özel günler için organizasyonlar yapıyoruz zaten. İleride bunu
daha da geliştirmek istiyoruz.
www.sapkalikadin.com