Kendine
has ruhu ve tarihçesi ile Votka
Geçmişi çok eskilere, neredeyse 9. yüzyıla dayanan votkanın
hikayesi, ilginç kullanım alanlarına değiniyor. 19. yüzyılın sonlarında üretim
standartları oluşturulan votka, artık yalnızca Ruslar ve Polonyalılar’ın değil,
dünyanın sevdiği bir içki türü.

Kökeni gizemle kaplı votkanın sahibi olduklarını iddia eden
pek çok ülke ve kişiler olmasına rağmen bu konuda en iddialı olan ülkeler Rusya
ve Polonya’dır. Her iki ülkede de votka en yaygın içecektir. Söylendiğine göre
“vodka” kelimesi Rusça’da “su” kelimesinden türemiştir. Votkanın doğuşunun 14.
yüzyılda olduğu tahmin edilse de Rusya’da bu içkinin 9. yüzyılda da içildiği
söylenir. 12. yüzyılda tıbbi amaçlarla kullanılan votka, dezenfektan ve
aneztezik olarak kullanılmıştır. Her ne kadar ilk yapımı çavdar olsa da içimi
fazlalaşınca patates bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır ve her ne kadar
tadı çavdardan yapılan kadar iyi olmasa da damıtılması diğer tahıllara oranla
daha kolaylaşmıştır. Bugün votka; çavdar, buğday, arpa ve mısırdan
yapılmaktadır. Rusya ve Doğu Avrupa’da yaygın bir içki olmasına rağmen
Amerika’nın votka ile tanışması, Smirnoff’un 1930 yılında votka üretim
fabrikasını açmasıyla olmuştur. Satışa çıkmadan önce 10 yıl meşe varillerde
bekletilen “Altın Vodka” diye adlandırılan sarı renkli votkayı pazara tanıtan
da Smirnoff olmuştur.

Dini olayların eşlikçisi…
Klasik votkanın alkol oranı yüzde 40 olmakla beraber
Rusya’da Alexander III döneminde ünlü kimyager Dmitri Mendeleev ideal oranın
yüzde 38 olduğunu tespit etmiş ancak o zamanlar vergi, içkinin içindeki alkol
oranına göre tespit edildiğinden, hesaplama kolaylığı olsun diye yüzde 40’a
yuvarlanmıştı. Rusya’da kendine has bir ruhu olduğu düşünülen votka her tür
dini olaylarda içilen bir içkidir. Bu tür dini toplantılarda votka bardağı
elden ele geçer ve içmek istemeyenler günahkar kabul edilirdi.17. yy.’dan
itibaren votka kraliyet ailesinin yemeklerinde baş tacı edilmiş ve yemekler
votka-ekmek servisiyle başlatılmıştır. 18. yy.’da St. Petersburg’da bir
profesör alkolü kömür kullanarak filtre etme metodunu keşfetmiş olmasına rağmen
keçe ve nehirden alınan kum da filtre metodu olarak kullanılmaya devam
edilmiştir.

Votka devlet tekelinde imiş!
Votkanın yayılması 19. yüzyılda özellikle Napolyon savaşları
sırasında devam etmiş ve gitgide talebi artmıştır. Artan talep nedeniyle daha
düşük kalitede votka üretilmiş ve bunların yapılmasında damıtılmış patates
ezmesi tercih edilmiştir. Üretimin kontrol altına alınması için birtakım
tedbirler alınmış ve 1894 yılında votka üretiminin devlet tekelinde yapılması
kararlaştırılmıştır. Bu kanunun amacı sadece devlete kazanç sağlamak değil,
aynı zamanda ucuz ve kalitesiz votka içip sarhoş olma durumunun yarattığı
olayları kontrol alma amacını da güdüyordu. Ancak 19. yüzyılın sonlarında
standart üretim kalitesi ve üretim tekniklerinin yürürlüğe girmesi
sağlanabildi.
Beş sene sonra da Paris’te kendi markasını oluşturdu:
Smirnoff... Son derecede başarılı olan Smirnoff ne yazık ki Büyük Buhran’a
yenik düştü ve firmasını 1934 yılında Amerikalı Rudolph Kunett sattı.
1960’larda votkanın başka içkilerle karıştırılma özelliği keşfedilince -çeşitli
kokteyller- votkanın popülerliği de yaygın hale geldi.

İyi bir votka
İyi ve kaliteli bir votka ağızda yumuşak bir tat bırakır ve
ağzı yakmaz. Buğday votkası genellikle yumuşak olmasına rağmen, çavdardan
yapılmış bir votka ağızda daha kuvvetli, varlığını hissettiren ve biraz da
baharatlı bir tat bırakır. Patatesten yapılmış votkalar ise daha kremsi bir
tada sahiptirler.
Votka bugün değişik meyve ya da otlarla tatlandırılmış
olarak da bulunabiliyor. Şişelerin dizaynı da bu tatlara uygun yapılıyor. Tüm
bunlar votka içimini hoş bir hale getirdiği gibi pazarlanmasına da yardımcı
oluyor. Aslında sizler de tatlandırılmış votkayı biraz sabırla evde yapabilir
yemeklerinizde kullanabilirsiniz. Gerekli ipuçları için sayfayı çevirmek
kaydıyla tabii…
VOTKA YAPIMI

Malzemeler:
• İçine koymayı arzu ettiğiniz malzeme (Meyve ya da otlar)
• Üstü sıkıca kapanabilecek tercihen yuvarlak, şişmanca bir
cam şişe
• Tavsiyem mümkünse 3 kere damıtılmış ve tercihan patates
veya çavdardan yapılmamış votkalar… Çünkü bu tip votkalar renk ve tat konusunda
çok geçirgen değiller ve içine koyduğunuz malzemenin tadını azaltıyorlar.


Yapılışı:
Tüm malzemenizi şişeye koyun ve üstünü şişe ağzına kadar
votka ile doldurun. Ağzını sıkıca kapatıp oda sıcaklığında direkt güneş
ışığından uzakta olacak şekilde bekletin. Meyveleri iyice yıkayın. Çekirdekli
olanların çekirdeklerini çıkarın ve ananas gibi büyük meyveleri küçük küçük
kesin. Limon, portakal gibi meyvelerin ince kabuklu olanlarını seçin ve biberi
ikiye kesin ki tadı daha iyi votkayla nüfus etsin.
Süre:
Her malzemenin bekleme süresi farklıdır.
3-4 gün: Vanilya, limon, portakal, grapefruit, Bodrum
limonu, nane, fesleğen, dereotu ve kekik
1 hafta: Çilek, şeftali, mango, kiraz (çekirdeği çıkmış)
2 haftaya kadar: Tüm kırmızı biber, ananas, taze zencefil
Süreyi kısaltmak veya tadı kuvvetlendirmek için meyvelerin
üstüne biraz şeker serpebilir ve ara sıra karıştırabilirsiniz.
Votka Soslu Tavuk
(2-4 kişi için)

Malzemeler:
• 1 limon (ince ince kesilmiş)
• 2 yemek kaşığı sızma zeytinyağı
• 2 yumurta
• 2 yemek kaşığı süt
• 250 gr. un
• 4 adet tavuk göğsü (derisi alınmış)
• 5 yemek kaşığı tereyağı
• 1 yemek kaşığı maydanoz
(küçük doğranmış)
• 4 yemek kaşığı votka
• Tuz, karabiber ve kapari
Yapılışı:
1. Un, çırpılmış yumurta ve sütü karıştırıp bulamaç haline
getirin ve tavuk göğüslerini bu bulamaca bulayın.
2. Isıtılmış tavada limon dilimlerini, 1-2 dakika döndürüp çıkarın.
3. Tavaya zeytinyağını koyup kızdırın ve bulamaçlanmış
tavukları bu yağda her iki tarafını altın rengi olana dek döndürerek kızartın.
Pişen tavukları üstünü kapatarak servis yapacağınız tabakta bekletin.
4. Kızartma işlemi bitince tavaya votkayı dökün ve tereyağı,
maydanoz, tuz, karabiber, kapari ilave ederek pişirin ve tavukların üzerine
dökerek servis yapın. Sonra da afiyetle yiyiniz…