06 Eylül 2008 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 52.066 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

 

 

Türk mutfağının en yaratıcı dostu Maximilian J. W. Thomae

 

 

Kendisini “Yaratıcı ve Genç Türk Mutfağı” adına yaptığı çalışmalarla tanıdığımız ve Crowne Plaza İstanbul’dan sürpriz bir transferle Mövenpick’e geçen Maximilian Thomae, halen Türk mutfağı için durmaksızın çalışıyor. Yetiştirdiği onca şefin, oluşturduğu yüzlerce yeni yemeğin kendisini motive ettiğini belirten kreatif şef ile Türkiye’deki geçmişi, bugünü ve yarınını konuştuk…

 

 

Onu Crowne Plaza İstanbul’daki yaratıcı çalışmalarından tanıyoruz. Çok sonra ülkesine ardından tekrar Crowne Plaza İstanbul’a, yani yuvaya döndü. Ve şimdilerde sürpriz bir transferle geçiş yaptığı Mövenpick İstanbul’da… Yıllar önce Hülya Akyurt’a verdiği bir röportajda “Ben bir gün yüzde yüz gideceğim, fakat gelecekte bir gün yüzde yüz döneceğim. Almanya mı, Türkiye mi, diye düşündüğümde, burası her zaman ağır basıyor. Türkiye’yi çok seviyorum” demişti. Sözünü de tuttu gibi. Peki acaba bu seferki kesin dönüş mü?..

 

Kesin dönüş!

Maximilian’a sorarsanız bu seferki kesin dönüş… O hemen hemen 12 senedir Türkiye’de yaşıyor ve artık Avrupa ile bağlantısının kalmadığını söylüyor. 12 seneye baktığında, o dönemler yanında çalışanların bugünlerde hep uluslararası otellerde executive chef olduklarını, içlerinde kitap çıkaranlar dahi olduğunu söyleyen yetenekli şef, yetiştirdiği aşçıların başarısıyla her zaman gurur ve mutluluk duyduğunu ifade ediyor. Geçmişe baktığında kendisi için çok yatırım yaptığını ve halen devam ettiğini belirten Max motivasyonunu hiç düşürmemiş. Gençler için de sürekli yatırım yapıyor. Genç Aşçı Milli Takımı ile çalışmaları halâ devam ediyor. Her zaman o takımla birlikte en iyisini, en doğrusunu yapmak istiyor. Max’e en doğrusu nedir, diye sorduğumuzda “Avrupa’ya gittiğimizde elimizde kuvvetli bir sertifika olması lazım. Türkiye’de çok iyi ustalar var. Ancak Avrupa’da sadece ustalık yeterli değil. Prezantasyon, yöneticilik ve yaratıcılık da çok önemli. Ayrıca işin halkla ilişkiler kısmı var. Ama bu artık Türkiye’de de değişti. Bu konuda sadece ben değil, birçok kişi çalışıyor. Yeni bir usta profili oluşturmaya çalışıyoruz” diyor.

 

Yuvaya veda

10 seneyi aşkın süre Crowne Plaza İstanbul’da çalışan Thomae için yuvaya veda tabii ki kolay olmamış. Mövenpick’e zaman içinde ailesi gibi olan ekipten ayrı olarak gelmiş. Eski ekibinin halen orada devam ettiğini hatta eski asistanının orada executive chef olduğunu belirtiyor. Yeni yerinde de yine genç bir ekiple çalışıyor. Mutfağa ve ekibine ilk günden adapte olmuş. Birbirlerine kısa sürede alıştıklarını ve sanki 10 yıldır bu ekipleymiş gibi hissettiğini söylerken üç ay içerisinde hızla ilerlediklerini ve şu an için iyi bir yere geldiklerini düşündüğünü de ekliyor.

 

Ve AzzuR…

Maximillian’ın Mövenpick’e gelir gelmez ilk yaptığı iş bir yaz mönüsü oluşturmak olmuş. AzzuR’un bilinen Türk lezzetlerine biraz daha genç, kreatif çeşitler ekleyerek kendi stilini burada da geliştiren şef, Türk mutfağını biraz daha genç ve hafif duruma getirmek arzusunda. AzzuR’un mönüsüne baktığımızda da bunu açıkça görüyoruz. Genellikle Akdeniz usulü hafif lezzetlerin tercih edildiği çok renkli bir mönü… Prezantasyonda renge çok önem veren Max, farklı ürünlerle kimsenin kullanmadığı farklı kombinasyonlar yaratmaya bayılıyor. Bu düşünceden hareketle yaz mönüsünü de farklılık ve hafiflik temaları üzerine kurmuş. Mönüde sebzeler ve beyaz et yoğunlukta… Şefe misafirlere önerilerini sorduğumuzda cevap vermenin zorluğundan yakınıyor!.. “AzzuR’a gelen konuklara gerek içeriği gerek prezantasyonuyla salataları mutlaka denemelerini öneririm. Portakallı sunshine salatamız çok hafif, renkli ve lezzetli. Mönümüzde çok çeşitli yemekler var. Kendimce en büyük restoratör olarak gördüğüm Beyti’den esinlenerek hafif bir beyti oluşturdum. Bir de Mövenpick’e gelince dondurma mutlaka yenmeli.”

 

Çarşı, pazar gezileri

Hayatının kendi sözleriyle ‘Malzemelerle oynayarak kreatif çalışma yapmak üzerine kurulu’ olduğunu söyleyen Maximillian Thomae, Türkiye’den ayrı kaldığı dönemlerde de eski alışkanlıklarını unutmamış. O hala çarşı, pazar dolaşıp yeni keşifler yapıyor. Yanına asistanlarını da alarak kimi gün Eminönü kimi gün Kadıköy’e giden, Mısır Çarşısı ve semt pazarlarının gediklisi şef, yemeklerde kullandığı malzemeleri genellikle yerinden almaya çalışıyor. Yemek fikirlerini mutfakta değil, dışarıda oluşturan Thomae, yaratıcı farklı tatların orada aklına geldiğini, yan yana gördüğü ürün ve baharatların kendisine ilham verdiğini söylüyor. Sözlerinde ekip çalışmasının önemi üzerinde ısrarla dururken yeni tasarımlar konusunda asla tek başına karar vermediğini, en başarılı sonuçların takım çalışması yaparak ortaya çıktığını belirtiyor.

 

Genç, Kreatif Türk Mutfağı

Thomae’nin “Genç, Kreatif Türk Mutfağı” konusundaki çalışmaları Mövenpick’te de sürüyor. Kendisinin yetiştirmiş olduğu kişiler şu an çok iyi yerlerdeler. Crowne Plaza’da yetiştirdiği Eyüp Kemal Sevinç, İngiltere’de bir yıldızlı Michelin bir restoranda çalışan Uğur Talayan ve Crowne Plaza’da halen devam eden Suat Çetin onlarca örnekten sadece birkaçı…

 

Genç, Yaratıcı Türk Mutfağı çalışmasına 10 yıl önce başlamışlar. Piyasanın içindeki insanların projenin özünü yeni yeni kavramaya başladıklarını düşünüyorlar. Max’ın bu projede çalıştığı asistanların şimdi kendi asistanları var. Ona göre 10 sene ön hazırlıktan sonra Genç, Kreatif Türk Mutfağı şimdi gerçekleşiyor.

 

Şefler yetiştiriyor…

Türkiye Turizm Okulu ekibinin eğitmenlerinden olan Maximilian’ın yetiştirdiği öğrenciler Portekiz, Hollanda ve Macaristan’da birincilikler elde ediyor. Gelecekte de Türkiye Turizm Okulu için çalışmalarının devam edeceğini ve bizlerle bilgilerini paylaşmak istediğini vurgularken ülkemizde turizm okullarındaki yetersizliklere de değiniyor: “Bir araştırma yaptım. Türkiye’de bu alanda okutulan kitaplar ile yurt dışındaki kitaplara baktım. Aralarında çok büyük bir fark var. Türkiye’ye gelecekte, bu alanda daha modern bir okul ve yeni kitaplar lazım. Diğer ülkelerdeki eğitim modelleri araştırılarak bir model bulunabilir. Örnek de alınabilir. Bir de Avrupa’da baş aşçılar okullarda pratik dersi veriyorlar. Bu uygulama Türkiye’de de olmalı”. Yarışmaların motivasyonu yükselttiğine de inanan Thomae ilk kez yurtdışına gidişlerinde profesyonel olmadığımız halde gerek yemeklerimiz gerekse sunumumuzla başarı kazandığımızı belirtiyor.

 

Ona göre son dönemde şeflerimizin yurt dışında yarışmalara gidip, ödüller almaları Türkiye için çok önemli bir nokta. Geçtiğimiz günlerde bir yarışmada çalışma şansı yakaladığı Serkan Bozkurt’tan bahsediyor. Genç ve okullu olarak Bozkurt’un çok iyi bir örnek olduğunu, Türkiye’de de şeflerin artık kendilerini geliştirdiklerini belirtiyor. Genç aşçılara önerisi ise başta kendilerine güven, zaman yönetimi ve yaratıcılık... HACCP’i, hijyen standartlarının önemini ısrarla vurgularken genç meslektaşlarına bu konuda eğitim almalarını da tavsiye ediyor.

 

Türkiye’de gözlemlediği farklar

Maximilian Thomae, Türkiye’den ayrı kaldığı iki sene içerisinde gastronomi anlamında çok büyük bir değişiklik olmadığını düşünüyor. Ancak Türkiye’ye ilk geldiği 1993’te çok iyi restoranların genelde beş yıldızlı otellerin içlerinde olduklarını şimdi ise birçok yerde her kültürün çok iyi restoranları olduğunu söylüyor. Ona göre Türkiye’de şimdi herkes bir Cezar Salad, bir sushi denince biliyor, yani durum eskisi gibi değil!..

 

Son dönemde sıkça karşılaşılan yabancı şeflerin İstanbul’da restoran açmaları ya da danışmanlık hizmeti verdiklerini de gözlemlediğini belirten Thomae için ise şu an böyle bir girişim için erken. Otelde çalışıyor olma fikrini ve yeni ekibini çok seviyor. Onun AzzuR için daha yapacakları var. Ancak ileride kendisine ait bir restoran açma fikri olduğunu da açıklıyor...

 

Kalbinin yarısı Doruk’ta

Yemekleriyle herkesi büyüleyen ünlü şefin en favori restoranı uzun yıllar çalışmış olduğu Crowne Plaza İstanbul içerisinde yer alan Doruk Restaurant. Kalbinin bir parçası halen orada! Doruk’un yanı sıra tüm aktüel restoranları işinin gereği olarak gezdiğini söyleyen başarılı şefe sık sık gittiği Suadiye’de ya da Nişantaşı’ndaki restoranlarda rastlayabilirsiniz.

 

Müzik ve mutfak

Maximilian’ın bir dönemler Doruk’taki çalışma arkadaşları ile müzik yaptığını, ud dersleri aldığını biliyoruz. Ancak usta şef bu hevesten şimdilerde vazgeçmiş gibi!.. Müziğin o dönemde Türkiye’ye ve çalışma arkadaşlarına alışmada, aralarında bağ kurmada bir araç olduğunu söyleyen Max için müzik halen mutfağın dostu. Yemek yapma sanatının içinde bir kişi olarak diğer sanatlarla da ilgileniyor…

 

Büyükada aşığı…

Max şu anda Mövenpick’e yakın olan Nişantaşı’nda, şehrin tam merkezinde yaşıyor. Bunun çok stresli olduğunu düşünen şef, şehir yaşamının kalabalık, kirli ve gürültülü olmasından yakınıyor. Eskiden iş stresini attığı, adeta nefes aldığı Büyükada’yı ise hiç unutamamış. Bir gün mutlaka tekrar Büyükada’da yaşayacağını söyleyen yaratıcı şef, hayatı boyunca en mutlu, huzurlu olduğu ve kendisi için dünyanın en güzel yeri olan Büyükada’yı halâ aşk ve özlemle anıyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>



YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


61965 - unknown - 38.103.63.60