Sektörün İtibarı...

Paslanmaz
çelikte yaşanan büyük fiyat artışları yeni ‘paslanmaz’ serilerinin endüstriyel
mutfak dünyasına girmesine neden oldu. Bunların en temel özelliği gözle veya
basit yöntemlerle diğer paslanmaz çelik tiplerinden ayırdedilememesidir. Bu
yeni malzemelerin endüstriye girmesi bir yandan yeni olanaklar yaratırken öte
yandan tehditler ortaya çıkarmaktadır...
Semih
ORCAN
TUSİD
Yönetim Kurulu Başkanı
Endüstriyel
mutfak ve çamaşırhane sektörü bir süredir paslanmaz çelik fiyatlarının aşırı
yüksekliğinden şikayet ediyor. Bunun temel nedeni paslanmaz çeliğin önemli bir
girdisi olan nikel fiyatlarındaki büyük artışlardır. Nikel fiyatları, 5 yıldır
kesintisiz olarak yükseliyor. Endüstriyel mutfak ve çamaşırhane sektörünün
kullandığı paslanmaz çelik tiplerinin ortalama yüzde10 oranında nikel içerdiğini
düşünürsek bu artışın nasıl bir etki yapacağı açıkça görülür. Öte yandan Çin ve
Hindistan’ın paslanmaz çelik tüketimlerini yüzde 35 oranında artırmış olmaları
da dünya paslanmaz fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor.
304 kalite
rulo paslanmaz çeliğin fiyatı 2006 yılbaşında ton başına ortalama 2000 ABD
Doları iken Mayıs 2007’de 5500-6000 Dolar civarında dolaştı. Mayıs ayında
52,000 Dolara vuran nikel fiyatları bu yazının yazıldığı Ağustos ayı başında 30
bin dolarlara inmiş bulunuyor. Ancak bu düşüşün henüz paslanmaz çelik fiyatlarına
aynı oranda yansımadığı görülüyor.
Paslanmaz
çelik fiyatlarındaki bu dalgalanma özellikle endüstriyel mutfak ve çamaşırhane
sektöründe negatif etkiler doğuruyor; mamul fiyatlarında istirarsızlık orta ve
uzun vadeli mal taahütlerinin yapılamamısına neden oluyor.
Endüstriyel
mutfak ve çamaşırhane sektöründe imalatta en yoğun biçimde kullanılan malzeme,
kaliteli ve nispeten pahalı olan paslanmaz çeliğin bir tipi olan AISI 304’dür.
Ancak tüm dünyada endüstriyel mutfak ve çamaşırhane ekipmanları üretiminde
farklı paslanmaz çelik tipleri kadar paslanmaz çelik olmayan malzemeler de
kullanılagelmiştir. Bu anlamda değişik malzemelerin kullanılıyor olması olağandışı
ve yeni bir gelişme değildir. Bazılarının öncelikle tercih edilmesinin maliyet
sorunu olabileceği gibi bazen de bu malzemelerin farklı kimyasal ya da fiziksel
reaksiyonlarıyla ön plana çıkmalarıdır.
Bu
malzemelerin birçoğunun ne olduğu nihai tüketici tarafından bile ya sadece
gözle veya çok basit yöntemlerle kolayca saptanabilir. Oysa paslanmaz çelikte
yaşanan büyük fiyat artışları yeni ‘paslanmaz’ serilerinin endüstriyel mutfak
dünyasına girmesine neden oldu. Bunların en temel özelliği gözle veya basit
yöntemlerle diğer paslanmaz çelik tiplerinden ayırdedilememesidir. Oysa bunlar
kimyasal özellikleriyle bizim alışık olduğumuz 300 serisi paslanmaz çelik
tiplerinden oldukça faklılıklar gösterir. 300 serisine göre fiyatı oldukça düşük
olan 200 serisi daha düşük krom ve özellikle düşük nikel içeriği ve daha yüksek
mangan yüzdesiyle öne çıkar.
Bu yeni
malzemelerin endüstriye girmesi bir yandan yeni olanaklar yaratırken öte yandan
tehditler ortaya çıkarmaktadır... 200 serisi paslanmaz çelik tipleri doğru
kullanıldıkları takdirde gerek fiyatı gerekse fiziksel özellikleriyle olumlu
bir alternatif olmaya adaydır.
Ancak ucuz
olmasının nedeni düşük nikel ve krom oranıdır ve bu özelliği ile olumsuz yanları
da içinde taşımaktadır. Korozyona karşı dayanıklılığın, derin çekme kabileyetinin
ve elastikiyetinin düşük olması başlıca zayıflıklarıdır. Üstelik Çin ve
Hindistan uluslararası standartlar arasında bile bulunmayan çok düşük nikel
(yüzde 1) ve oldukça yüksek oranda sulfür ve karbon içeren 200 serisi
‘paslanmaz çelik’ türlerini uluslararası piyasaya sürmektedir.
Eğer
endüstrimiz bu yeni malzemeler konusunda doğru bir ticari tutum takınamazsa
korkarım bu gelişme haksız rekabete yolaçmasının yanı sıra sektörü itibar kaybına
da uğratacaktır. Oysa bu tehditi engeleyecek çözüm basittir. Tek yöntem tüm
üreticilerin her ekipman için ne tür malzeme kullanıldığını bütün
dokümantasyonlarında belirtmeleridir. Bu tutum, nihai tüketici karşısında
sektörün itibarını korur; aksi uzun vadede silinemeyecek şüpheler ve
güvensizlikleri ortaya çıkarır. Çare büyük üreticilerin nihai tüketiciye karşı
açıklık politikası izlemesinden geçiyor.