Butik değerlendirmesi

Nişantaşı
bölgesinde geçtiğimiz baharda kapılarını açan şık otel “The Sofa”, Türkiye’nin
turizm haritasındaki girişim ve çabalarını ortaya koyuyor.
Uluslararası
medya, İstanbul’u seyahat etmeyi yaşam biçimi haline getirenler için överken şehirdeki
konaklama oranı önemli ölçüde artıyor. (2006’da yüzde 15’lerden yüzde 69’lara çıktı)
Konaklama ve yiyecek-içecek sektörü bu insanların ihtiyaçlarını karşılamak için
hazırlıklı olmak durumunda. Bu durum The Sofa gibi butik otel konseptleri için
büyük bir fırsat.
The Sofa
Hotel’in ortaklarından Ali Güreli, “Nişantaşı, İstanbul’un en prestijli alışveriş
merkezi iken uygun konaklama yeri sayısı azdır” diyor. 1990’dan bu yana bu
sektörde çalışan Güreli, İstanbul Kongre ve Gösteri Merkezi’nin kurucu ortağı
ve 17 yıldır da bir aile şirketi olan The Marmara’nın Yönetim Kurulu Üyesi. The
Sofa, ev hissi yaratabilmek için yüksek kaliteli servisi, kişisel atmosferi ve
çağdaş dizaynı birleştiriyor. 82 odası bulunan bu çok özel mekan, 4 ana prensip
üzerine kurulmuş:
- 40 m2 ve üstü oranla konuklar için maksimum konfor sağlamak
- Yüksek
profilli yemek kapasitesi
-
Konuklara kendilerini daha iyi hissettirmek için SPA hizmeti
- Çağdaş
sanatla beraberlik (Otel lobisindeki resim heykel sergisi ve içerisindeki sanat
galerisi buna örnek teşkil ediyor)
Güreli ve
ortağı Ali Sözmen, eski ofis binasını yüksek kalitede bir konaklama yeri
yapabilmek için 10 milyon Euro harcadıklarını söylüyor. Konukların çoğunluğunu
yabancılar oluştururken 2007’deki doluluk oranı şimdiden yüzde 60-70 olarak
tahmin ediliyor. Odaların ortalama fiyatı 200 Euro olan Sofa’nın toplamda 1200
m2’ye yayılan bir toplantı salonu da bulunuyor. İkilinin bu konsepti sadece İstanbul’da
değil Atina, Sofya ve Bükreş’te de yaygınlaştırmak için planları bulunuyor. Ali
Güreli’ye göre ülkenin yoğun turizm imajı sektörün gelecekteki gelişiminde
artarak büyüyen bir problem olmakta.
“Her şey
burada; doğa, tatil, kültür; bir açık müze... Birçok çeşit yiyecek...
Bu
elimizdekilerle çok daha iyisini yapmalıyız.”

Ali
Güreli

Ali
Sözmen
The
Sofa’da ‘Tuus’ farkı
“Türkiye’de
klasik neyse alıyoruz ve yaratılan tüm içerikleri onun etrafında döndürüyoruz.
Zevkli ama sade bir yolla…” Bu sözler Sahir Erozan’ın Tuus’taki aşçılık yaklaşımının
tanımı. The Sofa’da Akdeniz mutfağının seçkin lezzetleri sunuluyor. Ülkesine
dönmeden önce 30 yıl boyunca Washington’da 1400 m2’lik bir restoran işleten
Tuus’un işletmecisi, aynı zamanda Bodrum’da yaz aylarının uğrak mekanı olan
Maça Kızı’nın da işletmecisi. Türk konuklarını genelde zorlu ve güçlü tatların
takipçisi olarak tanımlayan girişimci, aynı zamanda geleneksel Türk mutfağına
da bağlı buluyor. “Onları yavaşça ve dikkatlice inandırabilirsiniz. Biz onları
dürtüyoruz”. Erozan, toplam satışları 3.5 milyonu geçerken vergi öncesi yüzde
17-18 kâr amacı güttüklerini söylüyor. Ortalama hesabın 85 dolar olduğu Tuus,
140 kişilik iç mekan, yazın açılan 75 kişilik teras ayrıca bar ve lounge
bölümüyle geniş bir alan avantajı sunuyor.
www.tuus.com.tr
Ali
Sözmen’in sektöre katkıları…
Hobart,
Scotsman, Cimbali ve diğer uluslararası markalar 20 yıldır bu sektördeler. “Ben
işe bir espresso makinesiyle başladım” diyen Ali Sözmen, başlangıçtan bu yana
Makpa uluslararası yemek-hizmet zincirleri ve catering sektöründe tıpkı Sodexho
gibi piramidin tepesine hizmet verdi. Sözmen’in Türk profesyonel yemek
sektörüne katkısı, üst düzeyde. Kendisi sektöre Mike Norman (İstanbul 360) ve
Mehmet Gürs (İstanbul Yiyecek İçecek) gibi yetenekler de kazandırdı. O’nun verdiği
ürünler, Kanyon Harvey Nichols’taki Gilt ve İstanbul’un çok özel restoranlarından
Papermoon gibi projelerin içinde. Geçen yıl Nafem tarafından verilen yemek
sektörü doktora ödülünü alan Sözmen, TUSİD’in de kurucularından. Bugün üye sayısı
120’yi bulan Sözmen’in yönetimindeki TUSİD, seminerlerden ticari fuarlara pek
çok aktivite gerçekleştirdi. Ali Sözmen, EFEDA’ya başkanlık yapmaya başladığı
2004 yılından bu yana buradaki görevinden de emekli oldu.