26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Manzarası ve lezzetiyle bir numara

 

 

İstanbul’un en hareketli semti Eminönü’ndeki Hamdi Et Lokantası, Güneydoğu mutfağının vazgeçilmez lezzeti kebabın binbir çeşidini sunuyor. Muhteşem manzarasıyla, günün her saati masaları dolu olan restoranın şöhreti çoktan sınırları aşmış durumda.  

 

Unkapanı Köprüsü’nden başlayıp Galata ve ardından Boğaziçi Köprüsü’nün yer aldığı bir manzara gözler önüne seriliyor. Denize biraz daha yakın olmak için ileri doğru adım atıldığında sağ tarafta bütün ihtişamıyla Yeni Cami karşınıza çıkıyor. Burası Hamdi Restaurant’ın teras katı… Teras camla kaplı olduğu için manzara denizle sınırlı değil. Güneşin battığı saatlerde, arka camlardan görünen Süleymaniye devleşiyor, bütün haşmetiyle görüş alanınıza giriyor. Alaca karanlık şehre hâkim olduğunda ise terasta 1001 Gece Masalları’nı andıran ışık oyunları başlıyor.

 

Hamdi’de otantik İstanbul manzarasına eşsiz kebaplar eşlik ediyor.

 

Hele, İstanbul’u sonbahar güneşi ısıtırken Hamdi Restaurant’a gittiyseniz, masmavi gökyüzünde süzülen bulutlara elle dokunmak ister, Karaköy Limanı’nda demirlemiş büyük yolcu gemilerini, yolcu taşıyan şehir hatları vapurlarını, Eminönü’ndeki hiç bitmeyen kalabalığı izlemekten kendinizi alamazsınız. Mekanların haftasonları kalabalık olmasına alışkınsanız, Hamdi’de de öyle olacağı yanılgısına kapılmayın. Neredeyse, her katı, her saatte doludur. Uzun masalarda oturan turistler hem eşi olmayan manzaranın, hem de arka arkaya önlerine gelen lezzetlerin tadını çıkarırlar.

 

Hamdi Arpacı

 

Hamdi Restaurant’ı kuran ve ona ismini veren sahibi, Hamdi Arpacı aslen Urfalı. 1960’lı yılların sonunda İstanbul’a gelip Eminönü’nde 3m2’lik derme çatma bir yerde işe başlamış. Hamdi Bey’in çalışkanlığı ve mesleğine olan sevgisiyle yıllar içinde devamlı büyüyen Hamdi, bugün 400 kişilik, dört katlı binasında, hem İstanbullulara, hem de dünyanın pek çok ülkesinde gelen ziyaretçilerine muhteşem tatlar sunuyor. Peki, 3m2’den dört katlı binalık bir restoran olmayı, dünyanın tanıdığı bir marka haline gelmeyi Hamdi Bey umuyor, bekliyor muydu? Şöyle cevaplıyor bu sorumuzu: “İnsanın hedefi olur ve onun için çalışır.” 10 yıl öncesine kadar yerli müşterinin ağırlıklı olduğunu anlatan Hamdi Arpacı, “Yaşanan ekonomik krizlerle dışarıda yemek yeme alışkanlığı azaldı. Biz de geleceğin müşteri kitlesinin turistler olduğunu keşfettik ve bu yöne ağırlık verdik.” 

 

Gelen turistlerden her türlü ikram ve hizmeti esirgemeyen Hamdi Restaurant, onlara, gerektiğinde otellerine kadar eşlik ederek hizmette sınır tanımıyor. Tabii bu durum Mekanın şöhretinin sınırları aşmasına neden olmuş. Arpacı bu konuyla ilgili bir anısını da şöyle dile getiriyor; “20 yıl önce İspanyol karı-koca gelip kebap yemişti. Yıllar sonra Antalya’ya gitmeye karar verirken eşi ‘İstanbul’a gidelim bir gece kalalım, Hamdi’de kebap yiyelim öyle gidelim’ demiş.”

 

 

Müşteri kuş misali, ürkerse gelmez

 

Kebap pişirmenin bir sanat olduğunu anlatan Hamdi Arpacı, kaliteli malı güzel işleyerek sunmanın önemine dikkat çekiyor. Arpacı, “Müşteri kapıdan girdiğinde ne kadar güzel karşılanırsa, mekânı ne kadar temiz görürse o kadar mutlu olur. Sunulan yemeklerin lezzeti ve mekanda yaşanan mutlulukla beraber memnuniyet oluşur” derken müşteriyi kuşa benzetiyor ve “Ürkerse gelmez, sürüyü de getirmez” diyor.

Haşhaşlısı, eriklisi, domateslisi, fıstıklısı derken Hamdi’nin mönüsünde 40 çeşit kebap bulunuyor. Adana, Urfa, Beyti, İskender derken en çok ilgiyi Testi Kebabı görüyor. Bazı kebaplar mevsimine göre hazırlanıyor. Elma zamanı elma kebabı, mantarın padişahı olarak bilinen Keme Kebabı, kışın soğanlı, baharda Sarımsak Kebabı…

 

Yemeklerdeki malzemeler de özenle seçiliyor. Peynir zamanı Urfa’dan peynir, biber salçası, çiğköfte için toz biber geliyor. Dünyanın en iyi etinin Tekirdağ kıvırcığı olduğunu anlatan Arpacı, “Şimdi her şey İstanbul’da da bulunuyor. Silivri’de çiftliğim var, en iyi Urfa biberini orada yetiştiriyorum” diyor. Kebapların ağızda bıraktığı lezzetin ardından yine Hamdi’ye has bir tatlı olan Katmer önünüze geliyor. Açılmış hamurdan hazırlanan katmer, kaymakla servis ediliyor. Tatlı seçenekleri arasında Künefe de var. Yine Güneydoğu’ya has Mırra da bütün gün pişirilip akşam servis ediliyor. 

 

Hamdi’nin başka şubesi yok. ‘Tek olsun en iyisi olsun’ felsefesini benimseyen Arpacı, “Önceki yıllarda Kadıköy ve Beşiktaş’ta denedim. Beşiktaş’taki Hanedan’ın kurucusuyum. Ama oradayken bu dükkân, buradayken oradaki dükkân eksik kaldı. Kapattım ve bir daha şube açmamaya karar verdim. İşin başında durmak çok önemli” diyor. Günün her saati dolu olan, hatta günler öncesinden rezerve edilen masaların etrafında garsonlar arı gibi çalışıyor. Mutfak ekibiyle toplam 140 personel çalışıyor. Arpacı eleman alımında da titiz… “Simsarlar var. Onların oturduğu kahveye haber verilir. İşe alacağım kişiye 15 günlük deneme süresi veririm, beğenirsem devam eder.” Yıllarını mesleğine veren ve gelişmek için her zaman daha çok çalışan Hamdi Arpacı, “En büyük yanlış, adamın kebapçılıkla ilgisi ve kebap kültürü yok dükkân açıyor. Dükkân açmak yeterli değil o işi gerçekten bilmek, kültürüne vakıf olmak gerekiyor” diyor.

 

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69547 - unknown - 38.107.179.238