St.
Barth’dan Richmond Nua’ya
Karayipler’de crémé dé crémé tabakanın tercih ettiği
küçücük bir ada, St. Barth. Adayı herkes çok iyi bilmese de adanın adını taşıyan
SPA ürünlerini, dünyaca ünlü starlar tercih ediyor. Çünkü bu ürünler, mucizevi
sonuçlar bile yaratabiliyor! Ligne St. Barth’ın doğuş hikayesi çok özel. Adanınki
de öyle... Hayatın tesadüflerle insanı nereden nereye sürüklediğinin kanıtı
gibi! Ve şimdi bu eşsiz ürünler, Richmond Nua konuklarıyla buluşuyor.




Bu yıl Moskova’da “En iyi SPA” ve “En İyi Konsept SPA”
ödülünü kazandı Richmond Nua. Bu yüzden Genel Müdür Gracy Sorel Kohen, çok
mutlu. Oteli bir dest.inasyon SPA oteli olarak tanımlayan Kohen, üzerine basa
basa, “Biz SPA’sı olan bir otel değil, oteli olan bir SPA’yız” diyor. Türkiye’de
şu an ilk ve tek olduklarını söyleyen Sarah Garcia, belki Kempinski by Barbaros
Bay Bodrum’daki Six Sense SPA’yı bir derece destinasyon SPA olarak görenler
olabileceğini de belirtiyor. Oteldeki amaçlarını ise SPA kültürünü, SPA
heyecanını ve insanların kendini iyi hissetmeye hazırlayarak sağlıklı yaşamda
yapmaları gereken mücadeleyi öğretmek olarak açıklıyor bizlere.
Ligne St. Barth ürünlerini çok üstün ve spesifik ürünler
olarak değerlendiren Gracy Kohen, pek çok insanın kullandığı büyük bir marka olan
Ligne St. Barth ürünlerinin Türkiye’de çok az sayıda ve çok saygın otellerde
kullanıldığını söylüyor. Ve devam ediyor... “Zaten ilk olarak biz kullanmaya
başladık. St. Barth Adası’nda tamamen doğal yollardan, el emeği ve göz nuruyla
büyütülen ve üretilen bir kalitede olan ürünler bunlar. Bu ürünlerin temelinde
‘roucou’ denilen ve maalesef Türkiye’de olmayan bir bitki yatıyor.”


Ligne St. Barth'ın mucizevi etkisi, 'roucou' meyvesinden
geliyor. Roucou, sadece Karayipler'de bulunan; küçük, hafif dikenli ve içi
tohumlarla dolu, şifalı bir bitki. St. Barthelemy adasında yaşayan Arawake Kızılderilileri,
roucou'nun mucizevi yararlarını keşfetmişler. Ligne St. Barth'ın kurucuları,
ada halkından bu bitkinin sırlarını öğrenmişler. Ve markayı yaratmışlar...
İnanır olmasa!…
St. Barth Türkiye Distribürütörü İnanır Group’tan Neslihan
İnanır ise Ligne St. Barth’ın dünyanın sadece çok özel ve beş yıldızlı oteller
bünyesinde kullanılan bir SPA ürünü olduğunu belirtiyor ve ürünü genel anlamda
kısaca sadelik, doğallık ve lüks diye tanımlıyor. Ürünün çok az yerde olduğuna
dikkat çeken Neslihan Hanım, anlatmayı sürdürüyor... “Kempinski gibi dünyanın
ileri gelen otellerinde çok sık kullanılan bir ürün ama hiçbir şekilde
parfümerilere vermiyorlar. Hâlâ elle üretiliyor. Kendi küçücük olan bir
firmadan söz ediyoruz ama adı çok büyük ve sadece özel yerlerde bulunuyor.”
St. Barth’ı getirmeleri hiç de kolay olmamış. Neden mi?..
“Teşekkür ederiz, istemiyoruz dediler ama biz ısrar ettik. Çünkü
araştırmalarımız sonucunda Almanya’daki bu konunun profesyonellerinden Ligne
St. Barth’ı muhakkak alın diye çok fazla öneri geldi. Biz de üsteledik,
vazgeçmedik
ve aldık”.
Aşk kapıyı çalınca...
Şimdi sıra St. Barth markasının temel taşlarından biri olan
Peter Grain’de...
Grain, söz başlarken ürünlerinin kozmetik etkilerinden çok,
ailesi, nereden geldiği ile tarihçesini anlatmayı tercih ettiğini belirtiyor.
Gelin şimdi kendisine kulak verelim ve ürünün şaşırtıcı öyküsünü öğrenelim...
“St. Barth, gerçek bir Karayip ürünü ve gerçekten oranın
bütün özelliklerini taşıyor. Ailemiz kozmetik sektöründen gelmiyor, bizim
işimiz aslında otel sektöründe idi. Ben aşçı ve garson olarak çalıştım. Kız
kardeşim de otel sektöründe çalışıyordu. Fakat bizim ailece bir problemimiz
vardı... Bir tür cilt hastalığı; ciltte sivilce, alerji gibi bir şeyler ortaya
çıkıyor. Hastalığımıza çare bulmak için sürekli doktorlara gitmeye başladık.
Kız kardeşim belki bu durumdan kurtulurum diye deniz
kenarında bir yerde çalışmak istediğini söyledi ve böyle bir otelde çalışmak
için başvurdu. O dönemde Avrupa’da bir iş bulamadılar ama St. Barth adasında
bir iş olanağı olduğunu söylediler. Kız kardeşimin bir erkek arkadaşı vardı,
O’na “Ben evlenmeden önce gidip bir yıl St. Barth adasında çalışacağım” dedi ve
gitti. Fakat adaya gittiğinde -şu anda eşi olan- gerçek aşkıyla tanıştı!…
Bizler normalde cildimizde problem olduğu için kozmetik ürünler kullanamıyoruz.
Kardeşim orada 365 gün güneş olduğu ve sürekli yaz yaşandığı için ne yapacağını
bilemedi!
O dönemde kız kardeşimin edindiği yeni erkek arkadaşı,
hiçbir şekilde kozmetik kullanmadıklarını, 1600’lü yıllardan beri
Kızılderililer’den gelen bir öğretiyle kendi kozmetiklerini, kullanacakları
kremleri kendilerinin yaptığını söylemiş. Bu öğreti, 400 yıldan beri ailede
birinden diğerine geçiyormuş... O dönemde kız kardeşim cilt sorunu için
kortizonlu bir ilaç kullanmak zorundaydı. Kardeşimin şimdiki kocası,
babaannesinden ona aktarılan ve roucou’dan elde edilen bir ilaç, bir karışım
vermiş O’na. Ve o günden sonra kardeşimin hiçbir şekilde kortizon kullanması
gerekmemiş. Çünkü cildi normal fonksiyonlarını yerine getirir hale gelmiş.
Ve tabii büyükanne, hazırlanan karışımların neye iyi
geldiğini çok iyi biliyormuş.
Fakat doğal olarak bunun niye böyle olduğunu
açıklayamıyormuş.
Araştırma süreci
Bu durumu haber alınca ben de kardeşimle ve erkek arkadaşı
ile birlikte bunun neden bu faydaları var, içinde neyi gizler araştırmasına
girdim. Bu bitkilerden elde ettiğimiz çeşitli özleri, neyin neye yaradığını
anlamak için farklı laboratuarlara gönderdik. Bu arada aynı şarap konusunda
olduğu gibi örneğin hindistan cevizinin ya da avokadonun Karayipler içerisinde
hangi toprakta daha iyi nerede yetişiğinin araştırmasını yaptık. O günlerde
bütün bu yaptığımız işlerin arkasında hiçbir ticari amaç yoktu.
Sadece ve sadece nedir bu işin sırrı, nasıl oluyor da bu
kadar iyi neticeler alınıyor, bir sürü derde çare oluyor diye kendi
araştırmalarımızı yaptık ve 10 yıl boyunca tek bir şişe bile satmadık.


Her bir şişe, St. Barth adasında elle üretilip elle şişelendiğinden
yüksek miktarlarda üretim şansı yok. Şu anda 20 kadar ülkede bulunan St.
Barth'a ulaşmak için dünyadaki en iyi otelleri ziyaret etmek gerekiyor. Markayı
kullananlar arasında Naomi Campell, Kate Moss, Tom Cruise gibi ünlü isimleri saymak
mümkün.
Satış havalimanında başlıyor...
O günlerde bu konuyu ticari hale getirmek gibi bir
düşüncemiz yokken her geçen gün daha fazla sayıda arkadaşımız ve tanıdığımız,
bunları neden satmıyorsunuz, bunlar çok özel şeyler demeye başladılar. Biz de
bunun üzerine St. Barth Havaalanı’nda ufak tefek -birkaç şişe- satış
yapabiliriz diye düşündük. O dönemde kardeşim de otel müdürüydü ve O da bir
şeyler satarsak bir parça gelir getireceğini düşündü. Bu arada St. Barth, çok
küçük ama çok özel bir ada, bu ürünün St. Barth’ın ruhunu da içeren bir
prezantasyonda olmasını istedik. Çünkü, St. Barth, diğer Karayip adalarından
son derece farklı bir kere. Bu çok özel adada özel bir yaşam şekli var ve biz
de adadaki bu hayat akışını ürüne yansıtmak istedik.
Aslı, rom şişesi
Ayrıca ürünlerimizle misafirlerimizi tam anlamıyla
şımartırken bakımlarını kişiselleştirmek istedik ve keyif almalarını
olabildiğince doğal ürünlerle, ambalajlarında da abartıya kaçmadan, basit ama
en iyi kalitede hizmet ile vermeyi amaçladık.
Biz bunları şişelere doldurmamız gerekirken boşalan elyaf
şişelerimize dolduruyorduk. Havaalanında satmaya karar verdiğimizde de neye
doldursak diye düşünmeye başladık. Şişe bulamadık. Bunun üzerine rom fabrikası
olan bir arkadaşımızdan rom şişeleri alıp ürünleri bu şişelere doldurduk. Ve
ilk şişelerinin üzerlerine altın yaldızlı bir kalemle, el yazısıyla yazdık. Şu
anda da o yüzden St. Barth şişelerinin üzerindeki yazılar altın yaldızlı.
Tom Cruise da ilk alanlardan biri
Ve havaalanında satmaya başladığımız zaman ilk
müşterilerimiz de Naomi Campell ve Tom Cruise gibi isimler oldu. Onlar
Amerika’ya döndüklerinde basında; ‘Naomi, Vanilla Lotion’ı St. Barth Adası’ndan
aldı’ diye bizimle ilgili haberler çıkmış. Biz de bunun üzerine 1993’te bir
firma kurmaya karar verdik. Bu arada ben halâ otelde çalışmaya devam ediyordum,
bu kurduğum firma da küçük bir firmaydı. Normal işlerimizin yanında bu bir hobi
olarak yer alıyordu. Bütün ürünlerimizi Gustavia Limanı’ndan gönderiyorduk.
1983 yılında başladığımız bu işi, ticari bir şekle sokmamız 10 yıl sürdü. Bu
arada St. Barth’da açtığımız SPA, 1998 ve 99’da Avrupa’nın En İyi SPA ödülüne
aday gösterildi. 1999’da Jameika’da ise Dünyanın En İyi 100 SPA’sı arasındaydı.
Elle üretiliyor ve şişeleniyor
Üretimimiz çok kısıtlı olduğu için, en iyi sahalarda
bulunmak üzere otellere yayılmaya karar verdik. Çok yüksek miktarlarda üretme
şansımız yok, çünkü hâlâ her bir şişe, St. Barth adasında elle üretilip elle
şişeleniyor. Tabii ki Fransız Kozmetik Yönetmeliği içerisinde.
Şu anda 20 ülkede sadece top store’larda bulunuyoruz.
Türkiye’de İnanır Group’la çalışmayı tercih ettik. Çünkü bizim dağıtım
sist.emimize mümessilimizin inanması gerekiyordu. Bugün Almanya, Avusturya,
İsviçre, Bali’de özel yerlerde var ürünlerimiz. St. Barth’ı kullanmak için
dünyadaki en iyi otelleri ziyaret etmek gerekiyor. Şu anda 20 ülkede yaklaşık
200 tane otelde bulunuyor. St. Barth’ın değişik sağlık kuruluşlarından da özel
ödülleri veya tavsiye edilir belgeleri var. Biz ürünlerimizin muhteşem olduğunu
biliyoruz ama bu gerçekten bir sürü bağımsız kurum tarafından da onaylı.
Tüm cilt tiplerine uygun
Yüz bakımı için pek çok ürün var; temizleme, tonik…
Karayipler’deki doğal bitkilere bağlı olarak çok yönlü ürünler mevcut, Ligne
St. Barth içerisinde. Bu ürünlerde -yağlı, kuru cilt gibi- cilt tipi ayrımımız
yok, bizim ürünlerimiz bütün cilt tiplerine uygun. Çünkü cildin kendi yapması
gereken işi, kendisinin yapması gerektiğine inanıyorum. Zaten biz cildin kendi
fonksiyonlarını doğru bir şekilde yerine getiriyoruz. Avokado yağını saç ve
güneşlenmek için, vücut bakımında, ayrıca bebek bakımı gibi pek çok farklı
alanda kullanıyoruz. Yine duş için kullanılan ürünlerimiz, vücut losyonlarımız,
cilt sıkılaştırma için ürünlerimiz var. En önemli ürünlerden bir tanesi roucuo
yağı, bu Kızılderili yağı diye de anılıyor. Sıfır ile 50 koruma faktörü
arasında güneş ürünlerimiz var ve bu ürünlerimizin hepsinde roucuo
kullanılıyor. Bu ürünlerimiz FDA tarafından, “Var Olan En İyi Güneş Ürünü
seçildiler.”


Sadece 25 km. karaya sahip olan St. Barth, minik bir ada.
Dünya jet-set'inin, süper modellerin St. Barth'ı tercih etmelerinin ilk nedeni,
adada doğallığın ön planda olması. St. Barth'ta altı hafta kalacaksanız, altı
hafta şort, t-shirt giyeceksiniz demektir. Bu hangi düzeyde olursanız olun, ne
kadar paranız olursa olsun fark etmez, herkes aynı görünür.
St. Barth nasıl bir ada?
Size biraz St. Barth adasından bahsetmek istiyorum... Son
derece küçük bir ada, sadece 25 km. kara var ve burada 3 bin kişi yaşıyor.
Christopher Columbus bu adayı keşfettiği zaman erkek kardeşinin adını vermiş;
Bartholomeus. Karayip adaları keşfedildiği zaman, dünyadaki güçlü ülkelerin her
biri o adaları ekim işinde kullanmak ve tahıl elde etmek için birbirleriyle
yarışmışlar. Fakat St. Barth o kadar küçük bir adaymış ki kimse almak
istememiş. Dolayısıyla St. Barth korsanların eline kalmış ve korsan adası
haline gelmiş. Bir de az sayıda orada yaşamaya gelen Fransızlar varmış. Diğer
adaların hepsinde güçlü ülkeler, Afrika’dan kalan esirleri getirip adalardaki
ekim işlerinde çalıştırıyorlarmış. Fakat St. Barth’da esir de yokmuş; boş ve
kimsenin ilgilenmediği bir adaymış. Dolayısıyla çok ilginç olmadığı için, çok
fazla insan da gelmemiş buraya. Diğer adaların hepsinde son derece karışık
nüfuslar oluşurken St. Barth adasında İsviçreli ve Fransızlar varmış
1600’lerden itibaren başka herhangi bir kültürel karışım olmamış. 25 yıl kadar
önce Amerikalı zenginler St. Barth’ı keşfetmişler, keşfetmelerinin en büyük
sebebi ise St. Barth’ın Karayipler’deki en güvenilir ada olmasıymış. Diğer
adalarda evden çıktığınız zaman yolda yürürken dikkat etmeniz gerekirken, St.
Barth’a hiç dokunulmamış, son derece zengin bir adaymış. Yaşayan herkesin işi
varmış
o dönemde. Çünkü İkinci Dünya Savaşı döneminde ve sonrasında
da kaçakçıların üssü, bu zincirin bir halkası olarak kullanılıyormuş.
Dolayısıyla herkes çok zenginmiş. O kadar güvenliymiş ki kapılarını ve
pencerelerini açık bırakabiliyormuşsun. Biz adaya ilk gittiğimiz dönemlerde
evimizin kapı ve penceresi dahi yoktu.
Plajdaki uçak uyarısı...
Şu an adada Naomi Campell, Brooke Shields gibi ünlü isimler
tatil yapıyor. Bu insanlar adayı çok düzenli olduğu, kendilerini son derece
rahat hissettikleri, paparazziler bulunmadığı için tercih ediyorlar. Burada
farklı giyinmek zorunda değilsiniz. Bir şort giyip isterlerse kiliseye
isterlerse sahile inebildikleri bir yer, St. Barth. Hiç yüksek bina, yüksek
otel yok. Dolayısıyla zincir otellerin hiçbiri yok, St. Barth adasında.
En büyük otelde 30 tane bungalov var. Otellerin çoğu bungalovlardan
oluşuyor ve hepsi de küçük küçük. St. Barth’ın uluslararası havaalanı, öyle
küçük ki plajın hemen yanındaki alana uçak geldiği zaman, inişe geçtiğinde
yolcular sahildekileri, sahildekiler de uçaktakileri görüyorlar!..
Direkt kumsala bağlanan bir havaalanı burası. Sahilde sadece
bir tane uyarı var: ‘Dikkat uçak inebilir’!…
Kate Moss da farklı değil!
Bir tane küçük bir şehir var; St. Barth’ta, Gustavia. 10
dakikada tüm şehri gezebiliyorsunuz. Dolce Gabanna, Gucci, Armani gibi bütün
ünlü markalarına ait mağazaları görüyorsunuz, zaten dünya jet-set’i adada. Kate
Moss ve bütün süper modeller… Aslında St. Barth’ın en büyük özelliği herkesin
aynı görülmesi. Bir yere gittiğiniz, bir barda oturduğunuzda yanınızda Naomi
Campell da, bahçıvan da olabilir.
St. Barth’ta altı hafta kalacaksanız, altı hafta şort,
t-shirt giyeceksiniz demektir. Bu hangi düzeyde olursanız olun, ne kadar
paranız olursa olsun fark etmez, herkes aynı görünür. St. Barth’ta hiçbir şeyde
abartı yoktur. Oradan satın aldığınız şeyler de son derece basit, doğal ama bir
o kadar da lüks ve pahalıdır. Ve tabii ki St. Barth markalı satın alacağınız
her şey bulunabilecek en yüksek kalitededir.


St. Barth SPA, dünya jet set’inin gözdesi.
Nua’da St. Barth deneyimi
Richmond Hotel Sapanca bünyesindeki kapsamlı wellness ve SPA
merkezi Nua'da "Ligne St. Barth ürünleri ile tam 7 çeşit vücut bakımı
alabilirsiniz.
Önce peeling'i öneriyorlar. Bakımlara başlamadan size
ürünler ve yapılacak ritüel hakkında bilgi veriyorlar. Özel bir kapta yoğurt, papaya,
Karayip denizinden gelen deniz kumu ve sezen tercihiniz doğrultusunda avocoda
veya coconat yağını karıştırıp vücudunuza masaj yaparak uygulayıp örtüyorlar.
Sonrasında ılık bir duş almanızı istiyorlar, tabii şampuan kullanmadan (30
dakika, 85 TL). Vücudum yumuşacık oldu deyip sevinirken sıra Ligne St Barth
Sensation Bakımı'na geliyor... Bu kez baz jelinin içine isteğe bağlı avacado ya
da coconat, sonra da yine sizin zevkinize göre seçeceğiniz vanilia, coconat,
jiane'den biri ekleniyor. Bu mis gibi karışım yine masaj ile vücudunuza sürülüp
biraz bekleniyor (60 dakika, 125 TL). Bu bakımlar sonrası insanın teni, bebek
cildi gibi oluyor. Yani, bu doğal ürünlerin farkı hemen hissediliyor... St.
Barth SPA, dünya jet set’inin gözdesi.
KISA KISA
Şu an dünyaca çok iyi bilinen bir kimyager ile çalışılıyoruz
ama esas reçeteler büyükanneden… Büyükannenin reçeteleri üzerine yaptığımız
10-20 yıllık doğal sağlık ile ilgili araştırmalar, o kimyager ile birlikte ürün
haline dönüştü.
Bunlar tamamen doğal ürünler. Bir şişedeki avokado yağını
çıkartmak için 40 kg. avokado kullanılıyor.
Ürüne bağlı olarak günde 500 kg ile 1 ton arasında ürün üretiyoruz, 700 şişe civarında.
Bu ürünleri yetiştirmek için biri Almanya, biri İsviçre ve
biri de Amerika’da olmak üzere dünyada üç bağımsız laboratuarla çalışıyoruz.
Bizim laboratuarımızda 17 kişi görev yapıyor.
Bütün otlardan bitkilerden yağ elde edimini laboratuarda
kendimiz yapıyoruz. Her şişenin altında bir üretim numarası var. Dolayısı ile
herhangi bir şey sormak istediğinizde bu numarayı vererek laboratuara geri
dönerseniz, orada hangi tarihte, hangi avokado alınmış, hangi ekim alanından
gelmiş hepsini biliyoruz. Bunlar bizim kalitemizle alakalı en önemli rehber
noktalar.
Baştan beri dediğimiz gibi biz kozmetik ürün satmak istemiyoruz
‘life style’ ürün olmak istiyoruz. Life style ürünlerimiz arasında Karayipler
esintisi taşıyan parfümler, mumlar, saç fırçaları ve sizin egzotik bir banyoda
ihtiyacınız olan her şey var.
Herhangi bir pazar araştırması yapmıyoruz. Çünkü genelde herkes
trendlerin peşinden gidip aynı ürünleri çıkarıyor ve içerikleri de aynı oluyor.
Örneğin, naneli ürünler piyasaya sürülüyor ama nane kokusu almamıyoruz. Bizim
ürünlerimiz ise hem dokunuş hem koku anlamında çok farklı…
Yeteri kadar fazla müşterimiz var. Bize başlarken kesinlikle
reklam yapmayın ve çok yere dağıtmayın uyarısı yaptılar. Biz reklam yapmıyoruz
ama şu anda günde 5-10 istek geliyor. Ayda beş yeni müşteriden fazlasına onay
veremiyoruz. Her müşterinin, tamamı ile ürünleri tanıması, içeriklerini
öğrenmeleri, hatta St. Barth’ın ruhunu bilmeleri zorunlu. Dolayısıyla çok fazla
yeni yere verme şansımız yok.
Bütün yeni ürün kararlarımız, aile arasındaki toplantılar
sonucunda ortaya çıkar. Altı hafta sonra yeni bir ürün çıkarıyoruz. O da benim
kız kardeşim bir tane dudak koruyucu kullanıyordu, eniştem de “Sen onu neden
kullanıyorsun” dedi. Onun üzerine liptisk yaptılar... Ama bu arada iki yıldır
enişteme bana bir tane saç köpüğü yapmasını söylüyorum, söz veriyor ve
yapmıyor!