26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Tarihi Çınar’da çağdaş değişimler…

 

Yarım asıra yaklaşan bir Çınar Hotel… Çeyrek asırlık tecrübesi ile Murat Ercan… Ercan, otelcilikte en önemli noktanın hizmetteki incelik olduğunu düşünmesine ve “Hizmet sektöründe en büyük sermaye personeldir” demesine karşın yılların yorgunluğunun izlerini silmek üzere renovasyona karar vermiş. Ve otelin ana felsefesini ve fizyonomik yapısını korumayı ilke edindiği bu projede ‘40 yıllık arkadaşım’ dediği ünlü mimar Mustafa Toner ile çalışmış. Şimdi yaşlı Çınar’ın nasıl doğal bir estetik geçirerek gençleştiğine tanıklık edeceğiz…

 

 

 

Murat Ercan: “Yapılan işler insana aşk veriyor…”

 

Çınar Hotel, İstanbul’da Hilton ve Divan otelleri ile birlikte otelciliğin başlamasında mihenk taşlarından biri… Dile kolay tam 47 yılını dolduran otelin en önemli özelliği, misafir profili…

Bir Yeşilköylü olarak burada oturan herkes için Çınar Oteli’nin hiçbir zaman sarsılmayan çok özel bir yeri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Düşünün ki bir kulüp havasında, örneğin havuzda hep aynı insanları görmek ve selamlaşmak, yıllarca Çınar’da program yapan ve şimdilerde Boğaz’a taşınmış bulunan İlham Gencer’i neredeyse tüm yaz -gündüz saatlerinde- yine otelde görmek mümkün! Yaptığımız röportajda açıkladıklarına göre yabancı konukların da otele sıkı sıkıya bir bağlılıkları söz konusu. Çünkü, buranın ayrı bir havası, sıcaklığı var. Sakin, yeşil, mavi!.. Sanki Yeşilyurt’ta değil, bir sahil beldesindesiniz. Sonra öyle sıcak bir personeli var ki sizi her selamladıklarında yüzlerinde aynı memnuniyeti görmeniz olası.

 

Murat Ercan, kendileri gibi renovasyon düşünenlere, “Tercihen yaptığımızı yapmasınlar! Oteli ellerinden geliyorsa kapatarak 24 saat çalışıp 6 aylık işi 2 ayda bitirsinler” diyor. Çınar’ı kapatamama gerekçelerini ise bina bina yapılanmaları olarak açıklıyor.

 

 

Çınar Hotel, yıllardır özel bir tanıtım çalışması yapmaksızın faaliyetlerini sürdürüyor.

Uzun zamandır devam eden renovasyon çalışmalarının dolayısıyla oteldeki koşuşturmanın sonuna gelindi. Şimdilerde yenilenen yüzüyle konuklarını karşılayan Çınar’da heyecan dorukta. Şimdi dilersiniz “Ömrümün yarısı kadar senedir iş hayatındayım ve hizmet veriyorum” diyen otelin sahibi ve işletmecisi Murat Ercan’a dönelim. Meslektaşlarına dair sivri açıklamalarını okuyacağınız Ercan, bakalım Çınar’ın modernleşmesi ile ilgili neler söylüyor? Sonra Çınar Hotel’in fedakar genel müdürü Esen Çetingil’e kulak verelim. Ardından da mimari projeleri üstlenen Mustafa Toner’in yorumlarını alalım... Ne dersiniz?

Şimdi ilk operasyon Harbiye devreye girmeden önce, Anex 1 binalarının devreye sokulması ile yapıldı. Orası daha sayfiye konseptine yönelik, direk bahçenin üstünde inanılmaz derecede sessiz bir ortam; önünden geçen bir yürüyüş yolu ve bahçesiyle beraber bambaşka bir ortam yaratıldı orada. Ondan sonra ana binada bazı şeylerin yapılması gerekiyordu. Asansörlerin yenilenmesi esnasında betonarme takviyeleri de yapıldı. Altı ay gibi bir sıkıntı yaşadık. Anex 1 dediğimiz kısmımızda modernizasyona gidildi. Sonra bütün konsantrasyon Harbiye’ye gitti, daha sonra Bentley bitti. Hoş geldin savaş!.. Gayet normal piyasalar duruldu (ekonomik kriz). Onu da yaşadık ve atlattık çok şükür. Ama aradan geçen üç sene içinde ana binamız tamamen bitti… Ben bir Çınar Otel’im, 47 yaşındayım, yeni yatırım yaptım, bunlar evet excuse’dur ama bir müşteriye bunları kullanmak olmaz. Eğer sen beş yıldız statüsündeysen onu korumakla mükellefsin. Bu kadar basit. Adama hiçbir dert anlatamazsın. Her şeyden önce bizim müşterimizin bizle nostaljik bir bağlantısı var. Yani bizim müşterimiz çok yamuk bir şey yaşamadığı takdirde bizi terk edip gitmez.

 

Bunda ekibin ve sizlerden gelen enerjinin rolü büyük tabii…

 

Maalesef Türkiye’deki en büyük handikapımız bu. Biz 5 yıldızı; tabağa çanağa, mobilyaya, birçok şey veriyoruz.

5 yıldızın ancak 4’ünü bunlara verebilirsiniz. Hakiki 5 yıldız statüsüne gelebilmek servis demek. Biz bir hizmet sektörü müesseseyiz. Hizmet verilmeyen yerde, her şeyi altın kaplama da versen hiçbir işe yaramaz. Hizmetteki incelik önemlidir. Biz okul olmaktan yorulduk… Sektörümüzün en büyük handikabı birçok görgüsüz insanın bu sektörün üyesi olmaları. Hizmet sektöründe hizmet vermek istiyorsan, vereceğin hizmetin standardının üstündeki hizmetin

ne olduğunu bilmek mecburiyetindesin ki bunun üzerinde hizmet verebilesin. Bu dünya görgüsüyle alakalı bir şey. Hem beş yıldızlıyım diyeceksin hem de 50-60 dolara oda satacaksın, böyle bir şey yok. Kapatsınlar otellerini! Bunu öğrenemediğimiz sürece bu iş olmaz. Mobilya ile beş yıldız olmaz! Olsa herkes parasını verir; bir mimar tutar, dekorasyon yaptırır; bitti gitti. Beş yıldızın tamamı; management’ın, müşterinin standardına göre verilecek hizmetin inceliklerinden geçer. Fazlasını verirsin hiçbir şey alamazsın, bunun dengesini kurmak güncel bir yönetimin vazifesidir. Bizim başka hiçbir işimiz yoktur. Bizim yaptığımız iş, yatırım koordinasyonudur.

 

Peki asıl renovasyon süreci nasıl başladı?

 

‘Şeytan detayda gizli...’ O kadar doğru bir laf ki… O detayı okursun, o detayı düşünürsün, kendine göre yorum yaparsın. Bizde çoğunlukla çalıştığın mimar ya seni tanımıyor ya tarzını tanımıyor ya da hiçbir şeyden haberi yok. Ukalalıkla bir yere varılmıyor. Herkes her şeyi çok küçük görüyor. Kimse o kadar küçük değil!.. Mühim olan minnet almak... Bentley’de bir İtalyan mimar kızımız var -çok büyük bir projelerde çalışıyor; şimdi Miami’de, aynı zamanda Japonya’da- her gün benden minnet alır. Her gün ama her gün hatırlıyorum, O’nu. Sesi kulağımda, her sabah heyecanla yeni projeler getirdiği, problemlere çözüm ürettiği günleri unutamıyorum. Bundan güzel bir şey var mı? Ne para ne pul, hiçbiri... Yüz misli para verdiğim insanlar var, beş para etmez. Mustafa Bey (Toner), tam üç tane mimar attı biliyor musunuz? Mustafa, benim 40 yıllık arkadaşım. Uzaktan gazel okumak çok kolay geliyor. Herkesin yaptığını takdir etmeyi hepimizin öğrenmesi lazım. Bütün arkadaşlarımın cesaretini tebrik ediyorum, yarattıkları eserleri takdir ediyorum. Ama eser yaratmakla iş bitmiyor. O işi takip etmek lazım, yoksa parana yazık! İçim üzülüyor, Türk milletinin sermayesi harcanıyor. Türk milleti bizim sermayemiz, yetiştirdiğimiz personel sermayemiz ve edindiğimiz müşteriler sermayemiz. Başka bir şey yok... Bunu öğrenmemiz lazım. Dekorasyon yüzde 65’ini tutar, geri kalanı hizmette biter. Şimdi bu yapılan işler, insana aşk veriyor. Size yediğimiz tozun haddini hesabını anlatamam. Ağzımı her sildiğimde siyah toz çıktı. Bu çok ayrı bir duygu…

Bir şeyden zevk alarak yapmak başka bir boyuta götürüyor seni.

 

Yaptığı yatırım tutarı hakkında bilgi vermekten kaçınan Ercan, “Herkes yalan söylüyor! Ben şimdi doğru rakamı versem, herkesin yalan söylediği ortaya çıkar!” diyor.

 

Oteli kapatmadan böyle bir işi başarmak çok zor sanırım…

 

Program gereği yılbaşından önce kapayıp onların modernizasyon sürecine geçerek 3.5 aylık bir süre koyduk kendilerine. Bu süre zarfında ana binadaki işlerimiz bitmiş olacak. Saat 10’dan önce matkap kullanılmıyor, çivi çakılmıyor, tornavida haricinde hiçbir işlem yapılmıyor. Ancak saat 10’dan 5’e kadar çalışabiliyorsunuz. Süre çok uzuyor otomatik olarak. Dolayısıyla oradan bir maliyet yükseliyor. Zaman kaybediyorsunuz. İkincisi bazen öyle bir müşteri telefon açıyor ki: “Gecenin üçünde geldim, Allah rızası için çocuklar ölüyorum uykusuzluktan, ne olur biraz geç başlayın”.

40 yıllık müşteri ne yapacaksın ki?.. Durduruyorsun çocukları. Bunları handle etmek zorundayız. Öyle olduğu zaman biz de ne yapıyoruz? Gece geç gelen, sabahleyin randevusu olmayan kişileri yan binaya (anex) almaya çalışıyoruz. Orada gürültü olayı olmadığı için insanlar daha rahat uyuyor. Otelin parça parça olması kolaylığını yaşıyoruz yani. Sonuçta iş, hep bu ince ayar içinde geçiyor.

 

Önemli olan çizgiyi korumak değil mi?

 

Bu otelin çizgisi her zaman mevcut. Mümkün olduğu kadar otelin ana felsefesini ve fizyonomik yapısını bozmamaya çalışıyoruz. Bu çok önemli… Biz bugün balkonlu, klasik bir oteliz. Ben o balkonları sonuna kadar açılır cam yapıp da odaya kattığım zaman, binanın dış görüntüsü tamamıyla deformasyona geçiyor. Hatta bir önceki renovasyonda yaptığımız dış cephedeki yanlışlığı, orijinal mimarımızın vermiş olduğu espriyi yakalamak üzere şimdi düzeltiyoruz.

 

Mustafa Toner’in devreye girmesi ile projede neler değişti?

 

Fazla bir değişiklik yok. Biz ne minimalist ne klasik mimari arasında bir yerlerde yola çıktık.

Yani zaman içinde demode kalmayacak tarzda bir konsept yapmaya çalıştık. Çünkü bu otel öyle bir otel değil. Çınar Hotel, ticari, klasik bir otel. Ama ticari bir otel derken şimdi ben bu otelde kalkıp da saçmalayabilirim, 5-10 milyon dolar fazladan para harcayabilirim; harcadığımı varsayalım, benim o parayı geri alabilme şansım var mı?

 

Ses getirmek gibi bir amacınız da yok!

 

Çok güzel bir noktaya değindiniz. Yeni bir şey değilim ki ses getirmeye uğraşayım!... Benim zaten müşteri kitlem belli. Ben müşteri kitleme en iyi şekilde hizmet etmeyi amaçlayan bir konseptim. Müşteri benden ne istiyor? Yepyeni, tertemiz bir oda istiyor... Bugünün standartlarında klasik, düzgün, tertemiz odamı, her zamanki hizmetimi verdikten sonra sorun yok.

 

Sonuçtan memnun musunuz?

 

Yola çıkarken dış cephe bizi çok oyaladı, 1-1,5 sene dış cepheyi nasıl halledeceğiz diye uğraştık. Şu anda yaptığımdan çok memnunum. Bütün her tarafı dolaştık, sonra karar verdik ki binanın orijinalini bozmayacak, en yakın proje hangisiyse ona gidecektik. Sonunda binanın karakterini çözdük. Balkondaki korkuluğun malzemesi değişti. Görsel boyutta bina hiç bozulmadı. En büyük mutluluğum da müşterilerin bundan mutluluk duymaları.

Çünkü bize gelen müşteri ile Polat’a giden müşteri arasında uçurum fark var. Bizde halâ Mr. James, Sir Johnes olabiliyorsun. Müşteri onu hissediyor. Onu yaşayabilmek için geliyor. Hem de bunu ortalama 120-140 Euro’dan yaşıyor. Normalde bunu Avrupa’da yaşamak istediğin zaman 500-600 Euro’dan aşağısına yaşayamıyorsunuz.

 

Fiyatlarınızdaki dengeleri değiştirmediniz sanırım…

 

Şu anda tek bir gerçek var: Müşteri fiyat istediğinde yeni odalara girdiği zaman pazarlık bile etmiyor. Diyeceksiniz ki daha fazla istesenize… Onun da zamanı var. Şu inşaat tam anlamıyla bitsin, pozisyonumuz tamamen değişecek. Çünkü kritik alacağımız bir şey kalmayacak. Kritik her zaman alırısınız; servisinden, personelinden vs… Ama öbür türlü malından kritik alma faslı ortadan kalkacak.

 

Konuklarınızın tepkilerini merak ediyorum...

 

Yılların verdiği eskilikler vardı, gelen müşteriler bunu hissediyordu. Ama alışkanlık diyeyim; onları inşaat zamanında bile başka yere (Bentley Hotel) transfer edelim dediğimiz halde gitmediler… Şimdi onları yeni odalarımızda misafir ediyoruz. Hepsi bizimle beraber çok mutlular. Biz şaşırdık onların mutluluğuna; sürekli teşekkür ediyorlar. Biz onlardan teşekkür beklemiyorduk!.. Şimdi eski bölüm ile yeni bölüm arasında minimum bir fiyat farkı söz konusu. Onu da severek veriyorlar. Şimdi bu yüzde 70’lik bir oran. Aslında fazla bulur, beğenmeyebilir de. Ama bize eski müşterilerimiz devamlı bir deste teşekkür yazıyorlar.

 

Esen Çetingil yorumlardan çok mutlu

 

 

İşte tam bu noktada Genel Müdür Esen Çetingil, sohbete katılarak o gün bir konuklarından teşekkür için çikolata aldığını söylüyor. Ve “Bana bir mücevher hediyesi kadar etki yaptı” diyerek çok mutlu olduğunu ifade ediyor. “Teşekkür eden müşterilerimizin yüzde 99.9’u yabancı. Biz bu arada bütün odalara anket formu koyduk; yeni açılmış bir bölümdür, teknik arıza olabilir diye düşündük ve yorumlarını bildirmelerini istedik. Hiçbir arıza çıkmadı. Yorum olarak güzel şeyler geldi. Halı koyduğumuz için teşekkür ettiler, yenilediğimiz için teşekkür ettiler. Bir İngiliz bayan, ‘Ben 15 yıldır burada kalıyorum, yenilenen suit’leri gezmek istiyorum’ dedi. Gezdikten sonra süper olduğunu belirterek parası olsa burada kalmak isteyeceğini belirtti. Kendisine hemen, ‘İsterseniz sizi bir gün misafir edebiliriz’ dedim, gözlerindeki sevinç pırıltıları görülmeye değerdi...”

 

Adı olan ağaçlar ve kuşlar bizde!

 

Hepsinin dediği ‘Aman bina yaptınız, oda güzel ama sakın bahçenizi bozmayın!’. Bahçeyi bozarsak zaten şehir otellerinden bir farkımız kalmaz… Her otelde bir oda var, her otelin odası teknolojiyle donanmış ama pencereyi açıp baktığınız zaman bizde muhteşem bir manzara var. Bizim çok güzel bir çizgimiz var. Mesela binanın rengi tabiatı bozmadı. İsterdik ki belediye bize çevre ödülü versin. Öndeki bahçemizdeki ağaçların hepsi 50–60 senelik, hatta bir tanesi -çınar- en azından 80 yaşında. Sonra hepsinin ismi var. Bakımı bizde. Birkaç tane çok büyük çınar ağacımız var ki onlar Yeşilyurt’un eskisinden kalma. Ağaçların başında bekçi var, olur da biri gelir keser diye! Binayı para ile yapıyorum ama ağacı nasıl yapacağım? İstanbul’un kuşları kalmadı büyük ağaçlar yok diye.

80-90 yıllık çınarımız, atkestanesi, manolya ağaçlarımız, palamutlar; işte müşteri bunu seviyor. Bu sayede kuşların hepsi bizde. Hatta müşterilerin arasında geziyor. Kuşlar kaçmıyor, müşterinin hiçbirinin şikayeti yok…

 

Mimar Mustafa Toner: “Sıcak ve kalıcı olmasına gayret ettik”

 

 

Çınar Hotel’in yenileme projelerini gerçekleştiren tanınmış mimar Mustafa Toner, Murat Ercan’ın yakın arkadaşı. Bu durumu hem iyi hem kötü olarak değerlendiren Mustafa Bey, öncelikle dostla iş yaparken dikkatli olmak gerektiğini söylüyor. En önemli avantajın fikir birliği sağlamanın daha kolay olması, daha az kelimeyle daha çok anlaşabilme olduğuna dikkat çekerken dikkatli olunmazsa hatalarla dostluğun bozulabileceğin ifade ediyor. Ve “O da çok büyük kayıptır” diyor.

 

 

Uyumlu ve tempolu bir süreç

 

Bu proje için her konuda çok iyi bir çalışma çıkarttıklarını düşünüyor, Mustafa Toner… “Murat’la her alanda, her detayda, her seçimi birlikte yaptık. Bunu söylemem lazım. Murat, bu işlerden anlayan, meraklı bir yatırımcı aynı zamanda da işletmeci.”

Murat Ercan, bu projeyi kendisine sunduktan sonra çok büyük değişiklikler olmadığını Mustafa Bey de söylüyor.

Ve devam ediyor… “Başlarken detaylarda değişiklikler oldu. Onun dışında kat planlarında farklılık yapmadık. Sadece odalar ve dış cephe şimdi daha halâ renove edilecek bir barımız, cafemiz, alt lobby’miz ve toplantı odamız var. Bunların hepsini birden yaptığınız zaman, restoran renove edilirken yemek alt restoranda verilecek. Orası bitince alt kata başlanıyor ancak öyle oluyor. Hepsinde dikkat ettiğimiz şey bu oldu, baştan kararları verdik, öyle büyük değişiklikler yapmadık. Murat, baştan ne istediğini biliyordu, bizde olması gerekeni söylüyorduk.

Otelin koşulları, tempolu bir çalışmaya engel olduğundan uzun sürmüş.. “Artı biri bitip biri başlamak zorunda olduğu için önce restoran yapıldı, sonra lobby, ondan sonra katlara geçildi; katlar tek tek yapıldı. Toplamda herhalde bir seneden bile fazla” diyor Mustafa Toner. 

İkilemde kalmış!

 

Çınar Oteli, aşağı yukarı yarım asırlık bir otel. Bir zamanların en lüks oteli. Daha sonra Abdurrahman Hancı tarafından bir renovasyon geçirmiş. Ardından seneler yıpratmış ve bir renovasyon ihtiyacı doğmuş. Murat ile o zaman oturduk. Gönlümüzün bir yanı Abdurrahman Hancı’nın anılarının olduğu bir yeri fazlasıyla etkilememek istiyorken diğer yandan da yenileme mecburiyeti olduğunu görüyorduk.

Ne yapabiliriz diye düşündük ve bazı çok belirgin unsurları korumaya karar verdik. Çünkü aksi takdirde renovasyon yapma şansımız da kalmıyordu. Banyoyu komple değiştirmek zorundasınız, panoları büyütmek durumundasınız. Açılmayan kapılar, ses geçiren kapılar, bunları tutmak gibi bir şansınız yok. Ama ne yaptık giriş lobby’sindeki eskiden kalan tavan armatürleri ile duvar panosunu ve ahşap merdiven trabzanlarını koruduk. Cephesinin ise biraz ferahlatılmaya ihtiyacı vardı. Bunu yaparken çok fazla müdahale etmeyerek o çizgiyi koruduk.

 

 

Enteresan bir müşteri yapısı var!

 

Murat’ın hayatının burada geçmesi ve otelcilik konusundaki çok büyük tecrübesinin projeye katkısı çok büyük. Dolayısıyla gelen müşterinin nasıl olduğu, ne istediği, ezbere bildiği bir şey... Otelin çok enteresan kemikleşmiş bir müşteri yapısı var. Hatta çevrede otelde kalmasa dahi otelde yaşayan çok insan var. Bu otel yaşanan bir otel; havuzuyla, cafe’siyle, restoranıyla çevrenin de kullandığı bir kompleks... Birçok yer açılmasına rağmen Yeşilköy’de, halâ eski Yeşilköylüler burayı gerçekten seviyor ve kullanıyorlar. Bir de diğer otellere baktığınızda buranın başka bir özelliği var: Her odasının balkonu olan, camları açılabilen, daha samimi bir ifadesi olan bir otel. Burası bir tower değil. Orada bir camı açıp balkonda oturma imkanınız yok.

 

Gösterişli olmasından kaçındık

 

Biz buraya gelen müşteri profilini rahatsız etmemek için de fazla abartılı bir şey yapmak istemedik. Oteli bir yandan yenilemek, kullanışlı hale getirmek isterken gösterişli hale getirmekten özellikle kaçındık. İşte şu an bulunduğumuz suitte dahi, belki bir tane grasuar var. Bu da aslında bir masaydı; ortadan ikiye kestik,

iki suite iki konsol yaptık. Yani o da eskiden kalan bir şey aslında… Burada gördüğünüz tek koltuk, eski Çınar Oteli’nden kalmadır, yüzü değişti. Bazı suitlerde ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz jakuziler, büyük banyolar yapıldı. Teknolojik birtakım yenilikler ilave edildi; plazma televizyonlar, internet bağlantıları, zamanın gerektirdiği, bir otelde olması gereken her türlü teknoloji... Bunların tabii müşterilere yapılan bir jest değil, her otelin yapması gereken şeyler olduğunu düşünüyorum.

 

Oteli şimdi nasıl tanımlıyor?

 

Sıcak modern ya da sıcak çağdaş diyebiliriz. Minimalist olma iddiasında değiliz, sakin olma iddiasındayız. Sıcak ve kalıcı olmasına gayret ettik. Çünkü öyle kolay değil otel renove etmek. İçinde müşteri olan otelde çalışmak çok zor. Seçtiğiniz gerek yöntem gerek malzemeleri biraz kalıcı, en azından bir 10 sene 15 sene götürecek olanlardan seçmeniz lazım.

 

Mustafa Toner, Hülya Akyurt’a bu projenin kendisi için anlamını anlatırken, “Çınar Oteli, Hilton Oteli... Bunlar bizim çocukluğumuzun önemli mekanları olduğu için bizde ayrı bir yeri var. Bu tip mekanlarda çalışmak bana ayrı keyif veriyor” diyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


65414 - unknown - 38.107.179.239