Yemek yeme alışkanlıkları
değişiyor

Dilistan
Çilingiroğlu Shipman - Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları
Bölüm Başkan Yrd.
dshipman@yeditepe.edu.tr
Her geçen
gün hayatımıza bir yenilik girmekte ve tüm bu yeni; ilginç değişik şeyler bazen
farketmeden yaşam biçimimizi değiştirmekte… En önemlisi ise yemek yeme alışkanlıklarımız…
Hergün yeni bir restoran açılmakta ve hergün hangi yiyeceklerin daha iyi ya da
zararlı olduğu tartışılmakta. Günümüze şöyle bir baktığımız zaman hangi tip
restoran olursa olsun porsiyon küçültmenin moda olduğunu görüyoruz. Mezeler ve
tapas son günlerde oldukça revaçta. Artık mönülerde Snacks denilen bir bölüm
var. Her şeyin isminin arkasında bir mini deyimi olduğu herkesin dikkatini
çekmektedir eminim. Çikolata da bu yeni eğilimlerden nasibini almış durumda.
Ama sütsüz çikolata tam bir krallık yaşıyor. Şimdilerde ufak ve çekici özel yapım
çikolata satan dükkanlara rastlıyoruz. Kahve üzerine yoğunlaşmış pek çok kafe
sokaklarımızı süslemekte. Sadece şarap ve puro satan dükkanların artan sayısını
da küçümsememek lazım. Tüm bu butik havalı küçük özel dükkanlara bakacak
olursak hepsinin ortak noktasının acımsı tat olduğunu görürüz.

Markaların
savaşı
Bunların
yanı sıra markaların müthiş savaşı çağımıza damgasını vurmuş durumda… Herkes
birbirinden bir şeyler kapma telaşında. Fast foodcular, Starbucks’ın kahvaltısını
taklit ederek, Starbucks’cılar McDonalds’ın öğle saatleri müşterisini almak
için sandviç alternatifleri sunarak, McDonalds ise değişik kahve alternatifleri
getirerek müşteriyi kapma ve pastadaki paylarını büyültme telaşı içindeler.
Tipik bir örnek İngiltere’deki McDonalds’ların kahve içilecek yerler
(loungelar) yaparak buralara Starbucks tarzı koltuklar koyup buraları müşterinin
testine tabii tutmaları…
Sıhhat, sıhhatli
yemeklerle çılgına dönüştürülmüş bir toplum var karşımızda. Herkes yemeklerin
kalorisini, yağ, tuz oranını bilmek istiyor ve kendilerine bilinçli tüketici
diyorlar. Bu durumda mönüler de alışılagelmişin dışına çıkmakta. Bazı Chef’ler
diyetisyen ve beslenme uzmanları ile ortak mönüler hazırlıyorlar. Mönülere değişik
işaretler koyarak müşteriye sıhhatli ve duyarlı bir tavır sergilemeye çalışıyorlar.
Tuz ve şeker oranını bilmek birtakım rahatsızlıkları olanlar için gerekli
gözükse de alerjisi olanlar da mönülere bu alerji yapabilir ibaresini
isterlerse ne olacak? Sanırım böyle giderse mönüler çeşitli renk ve ikazlarla
dolu olacak.

Yeni
sloganlar
Bu arada
pazarlamacıların işine gelen yeni sloganlar ortaya çıktı. Organik, ev yapımı....
Bu sloganların manası pahalı demek. Çünkü büyük hacimli üretimlerin hakim olduğu
çağımızda özel üretimler emek ve maliyet getiriyor diye düşünülüyor.Emektar
yumurtalar bile kılık değiştirdi. Artık organik, kolestrolsüz, özel beslenmiş
tavuklardan elde edilmiş ve daha nicesi süpermarketlerde yerlerini almış
durumdalar. Tüm bunların yanısıra mönüler ve süpermarketlerde aşırı bir yöre ya
da bölgesel deyimleri kullanılmakta. Burdan anlaşıldığı üzere insanlar artık
eskiden yedikleri ama sonra modası geçmiş olarak niteledikleri eskiye dönme ve
unuttuklarını hatırlama eğilimi taşımaktalar. Özellikle ekmek çeşitlerinde bunu
sıkça görmekteyiz. Bu pazarlamacıların da işine gelmekte tabii ki. Yeni bir akım
da çiğ yemekler. Eskiden sadece Japonlara ait olan bu slogan; şimdi diğer
mutfaklara da sıçramış durumda. Restoranların dış görüntüsüne harcanan büyük
paralar da yeni değişimin sonucu. Artık restoran sahipleri rekabetin dış
görüntüyle hallolabileceğini düşünmekte. Bu da artık yemek pişirmek yerine şık
kıyafetlerle restoran içinde dolaşmayı tercih eden ünlü Chef’lerin işine
gelmekte. Kısaca pazarlama tekniklerindeki beceri lezzetli bir yemeğin önüne
geçmiş durumda.

Minimalist
sunum
Diğer bir
akım da küçülen porsiyonların adının minimalistik sunum olarak değişmesi.
Sunulan yemeğin ortaya çıkarıldığı sunum şekillerine hiç kimsenin itirazı olduğunu
sanmıyorum. Hele ki tabakta yenemeyecek olan şeylerin sadece dekor amacıyla
lüzumsuz yer işgal ettiği tabakların demode olması tüm yemek yemeği zevk edinmiş
olanlar için sevindirici olmuştur eminim. Ancak sanat sanat içindir anlayışıyla
hazırlanmış ve adı da minimalist olan bu sunum şekillerinde insanın sevip
sipariş ettiği bir yemeğin tad hazzını da limitlemekte. Yine de bu şekilde
sunulmuş tabakların son derecede yaratıcı olduğunu söylemeden de geçemeyeceğim.
Meyveler de bu yeni akımların içinde yerlerini almış durumda. Artık pek çok et,
tavuk gibi yemeklere meyvelerin eşlik ettiğini görmekteyiz. Bu oldukça yaratıcı
ve meyveleri yemek üstüne yenen sınıfından da çıkarmış durumda.Gördüğünüz gibi
değişen hayat trendleri, globalleşme ile birlikte mutfağımıza kadar girmiş
durumda. Bazıları tenkit de etse, hepimiz bunlarla yaşamak durumundayız. Ama
hala eskiyi yaşatan ve yemek yemenin o doyulmaz zevkini herkese yaşatan
restoranlar da mücadeleden vazgeçmiş gibi görünmüyor. Herkese keyifli
yemekler...
