26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Turizm sektörü yeni bakandan ne bekliyor

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ı yeni görevinde ne tür sıkıntılar bekliyor? Sektörün sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin Bakan Ertuğrul Günay’dan beklentileri neler? Turizm sektörünün önemli isimlerine, Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın devraldığı sıkıntıların neler olduğunu ve çözüm önerilerini sorduk:

Turizm sektörünün sorunları ve bu sorunların çözülmesi konusunda neler yapılabileceği yıllardır tartışılır. Tartışmaların detayları değişse de ana konuları benzerlik taşır. Bütün tartışmaların dönüp dolaşıp vardığı nokta ise Türkiye’nin uzun ve kısa vadeli turizm politikasının eksikliği konusudur.

Sektörün yapıtaşları olan kurum ve kuruluşların temsilcilerine, sorun olarak gördükleri konuları ve bunlar için çözüm önerilerini sorduk. Aldığımız cevaplar, sektörü biraraya getirecek bir birlik yasası arayışından, içki fiyatlarının yükselmesine neden olan Özel Tüketim Yasası’na varan pek çok konuyu içeriyor.

Turizm işletmelerinde kullanılan elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi maliyetlerin diğer ülkelerle rekabet edebilme bakımından makul seviyelere düşürülmesi; müzik meslek birlikleri tarafından talep edilen telif ücretlerinin yeniden ayarlanması; kongre, kültür, inanç, termal, sağlık gibi turizm potansiyelinin harekete geçirilmesi için bu alanda teşviklerin verilmesi; hava yollarının subvansiyonu; altyapı çalışmalarının hızlandırılması, tamamlanması; destinasyon tanıtımlarına ağırlık verilmesi gibi konular, turizm sektöründe farklı alanlarda hizmet veren kurum ve kuruluşların temsilcileri tarafından gündem maddeleri olarak öneriliyor. 

Birlik yasası çıkarılmalı

Timur Bayındır

Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) Başkanı

Turizm sektörü temsilcileri olarak; Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay'ı makamında ziyaret ederek, görevinin hayırlı olmasını diledik. Ziyaretimiz sırasında; turizmin Türkiye'nin parlayan güneşi olduğunu, bu güneşin sürekli aydınlatması için çok çalışmamız gerektiğini aktardık. İlk olarak, birlik yasasına ağırlık verilerek, sektörün daha güçlü olabilmesi için birlik yasasının çıkması gerektiğini vurguladık. Sektörün ikinci ve mühim konusunun telif hakları olduğunu kaydederek, son durumu kendisine aktardık. Son olarak ise, çıkacak olan yerel yönetimler yasasındaki bazı mevzuatların; Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın elindeki yetkileri alarak, belediyelere

devir edildiğini, ilerleyen yıllarda Turizm Bakanlığı belgesine hiçbir işletmenin ihtiyaç duymayacağına işaret ettik.

Bunun dışında sektörümüzün dünü, bugünü ve geleceği hakkında değerlendirmeler yapıldıktan sonra, hedeflere ulaşılmasında kısa, orta ve uzun vadede alınması gereken stratejik kararlar değerlendirildi. Kültür ve Turizm Bakanımızın yaklaşımı çok pozitif ve yapıcıydı. Sektörün sorunlarına yönelik gerekli notları aldı. Biz Bakanlığımızdan, Türk turizminin dünyayla rekabet edebilmesi noktasında, yapılması gerekenler hakkında, gerekli çalışmaları yapmalarını istiyoruz.

 

Kırmızı bölge uygulamalarından vazgeçilmeli

Bahattin Yücel Eski Turizm Bakanı

Kanımca turizmin en ciddi sorun verimsizlik. Verimsizlikten kastımı şöyle tanımlamak mümkün: Satılabilir fiyatla satılması gereken fiyat arasındaki olumsuz fark… Turizmimizdeki bu sorun, daha önceki bakanın da ciddi sorunlarından biriydi ve yeni bakanın da sorunu olmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu sorunu daha da ciddileştiren ise tartışılmayışı, hatta tanımlanmayışı... Eğer bu durum ciddi bir sorun olarak algılanırsa çözüm önerileri de geliştirilebilir. Aradaki fiyat farkını gidermek adına önlemler alınmayışı, sorunu derinleştiriyor. Ampirik söylemlerle ya da herkesin başka bir açıdan soruna yaklaşmasıyla bu sorunu çözmek mümkün olmuyor ve bugüne kadar kalıcı bir çalışma yapılmış değil.

Bu sorun, bugünkü iktidarın sorunu değil; bundan önceki birkaç bakanlık döneminde de aynı sorun vardı. Türkiye turizminin yüzde 70’ten fazlasını güneş, deniz ve kum üzerine oturttu. Kaliteli turist gelsin isteniyor ama bu gerçeklikle çelişiyor. En fazla 80-90 günü kapsayan bir turizm sezonuyla sınırlandırılıyor. Bu tablonun olumluya dönüştürülebilmesi için sorunun saptanması ve tartışılarak dünyadaki gelişmeler paralelinde çözümler üretilmesi lazım.

Turizmin ikinci sorunu ise AKP’nin bazı yörelerde elinde bulundurduğu yönetimlerin, ideolojik diyebileceğimiz soyut ama turizme zarar verecek uygulamaları. Yeni bakanımızın bu konuda çözüm üretecek yeterlilikte olduğuna inanıyorum. İçki ile mücadele ediliyor ki bu turizmi sakatlayacak bir yöntemdir. Bu eğilimle mücadele etmek de iktidar partisine düşer. Ruhsat işlerinin belediye meclislerine aktarılması, kırmızı bölge uygulaması gibi yansıyan uygulamalardan vazgeçtiklerini, açıkça beyan etmelidir. Turizmde moral önemlidir. Yine ideolojik yaklaşımların ürünü olarak; Türkiye, Akdeniz bölgesinde alkollü içkilerden en yüksek vergiyi alan ülkedir. Akaryakıtta da en yüksek fiyat uygulaması Türkiye’de yapılmaktadır ve bunun sonucu, kaçakçılık bir denge unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Turizmde, alkol fiyatlarının yüksek oluşunun merdiven altı kaçak üretimle dengelendiğini görüyoruz ki, bu hem birilerine haksız kazanç sağlıyor hem de bir manipülasyon aracı oluyor. İnsanları içki içmeye özendiren bir tavır içinde olmadan, bu konunun AKP iktidarı tarafından çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.

Turizm Bakanlığı’nın sektörün önünde, onun ihtiyaçlarına cevap veren bir bakanlık olmasının ihmal edildiği bir dönem yaşadık. Sadece eski Bakan Atilla Koç değil, ondan önce de böyleydi. Tüketiciyi korumak, haklarını gözetmek adına, standartları denetleyen ve bunu yaparken de haksız rekabeti engelleyen bir çalışma düzeni oturtulmalıdır. Hem sektörün istedikleri yapılmalı hem de tüketicinin haklarını koruyan bir denge kurulmalıdır. Bunlar sağlandığında standartlar kaliteyi artıracak, bu da yüksek fiyatlı hizmet satma şansını artıracaktır. Böylece tesislerin doluluk ve verimliliği yükseltecektir. Siyasetten gelen bakanlarımız, turist sayısını bakanlıklarının başarısı olarak görürler. Oysa bu görecelidir ve bakanlığın başarısını göstermekten uzak bir ölçüdür. Bakanlık, başarılı bir hizmet vermek istiyorsa, sektörün önündeki sorunları aşmalıdır. Yetki kargaşaları ve yetki devirleri önümüzdeki dönemlerde sıkışıklıklar yaratabilir. Yeni bir yapı oluşturma, idari yapılanmada değişimlere açık olma, yetki bölüştürülerek mevcut kurumların yönetimini sağlamak gibi meseleler konusunda kararlı olunmalıdır.

Maddi yük getirmeyecek talepler

Ahmet Barut

Türkiye Otelciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı

Ben bunları sorun olarak adlandırmak yerine “öncelikler” olarak görmek isterim. Bunların başında da sektörün yeniden yapılandırılması gelmektedir. Dünyada ilk on aktör arasına girebilme kapasitesine ulaşmış bir sektörü artık sadece 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile yönetemezsiniz. Eğer hedeflerimizi tutturabilmek istiyorsak tanıtım, örgütlenme, planlama, altyapı, eğitim gibi hayati önem arz eden konuları ama münferiden, ama toplu (birlikte) bir çerçeve yasa ile disipline etmeliyiz. Yani turizmi yeniden dizayn etmeliyiz. Bence önceliğimiz bu olmalı. Tabii vergi yükü, telif sorunu, ÖTV gibi konular da çok önemli, ama pastayı sürdürebilir şekilde büyütmek ve ürünümüzün (hem tesisler hem de bölgeler) cazip kalmasını sağlamak en önemli işimizdir. Bu isteklerimizin hiçbiri hükümete maddi yük getirmez. Bilakis uzun vadede turizm gelirlerimizin artmasını sağlar. Bizim beklentimiz bu konuların sektörün de içinde bulunacağı bir hazırlık sürecinde hayata geçmesidir. AKP iktidarında da bir çoğunluk sorunu olmadığına göre gerekli irade gösterilmelidir. Bu yeni yol haritası turizmimizin gelecek onyıllarını garanti edebilir. Biz de konaklama sektörünü temsilen her zaman olduğu gibi bu sürece mevcut tecrübe ve birikimimizle katkı sağlayabiliriz.

Ulusal Turizm Konseyi oluşturulmalı

Murat Dedeman

Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı

Turizm sektörü, son 20 yıl içinde Türk ekonomisinde en hızlı büyüyen sektördür. Turist talebi ve turizm geliri her 6-7 yılda bir ikiye katlanmakta, turizm yatırımları hızla artmaktadır. 2007’de sektörün cirosu 20 milyar doları dış, 8 milyar doları iç turizmden olmak üzere 28 milyar dolara ulaşacak, turizm yatırımları ise 2 milyar dolar civarında gerçekleşecektir.

Bu denli büyük hacme ulaşmış bir sektörün, merkeziyetçilikten ziyade desentralize edilerek sivil ve yerel inisyatifin ağırlıkta olduğu bir yönetim şekliyle idare edilmesi daha da etkili olacaktır. Bu amaçla TYD, sektör sorunlarının etkin yönetimi, politikaların belirlenmesi, planlama, tanıtım, vb. uygulamalar konusunda yetkili olarak hareket edebilecek kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşan bir Ulusal Turizm Konseyi oluşturulmasından yanadır. Diğer yandan Turizm Yatırımcıları ve Otelcileri Meslek Birliği Yasası da bir an önce çıkartılmalı ve sertifikasyon, denetleme, vb. konular birlik çatısı altında yürütülmelidir.

Sektörün bir diğer önemli konusu yatırım planlamasıdır. Plansız konaklama yatırımları Türk turizminin geleceğini tehdit eder hale gelmiştir. Bu nedenle tüm turizm üstyapı ve altyapı yatırımları, bakanlıkça oluşturulan 2023 Turizm Stratejisi çerçevesinde hazırlanacak Turizm Master Planı’na göre yapılmalı, yatırım teşvikleri, kamu  kurumlarının bütçe ödenekleri, tanıtım ve pazarlama çalışmaları birbiriyle uyumlu şekilde uygulanmalıdır. Master planda şu konular yer almalıdır:

a) Belli bölgelerde ortaya çıkan arz-talep dengesizliği sektör yatırımcılarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle Antalya çevresinde yatak arzı kesinlikle kontrol altına alınmalıdır.

b) Turizmin çeşitlendirilebilmesi ve ülke sathına yayılması için belli bölgelerde ve belli turizm ürünlerinde zaman ile kısıtlı, selektif teşvikler verilmelidir.

c) Mevcut yatırımlarda yenileme ihtiyacı olan tesisler için yenileme teşviği adı altında bir destek programı yaratılmalıdır.

d) Ülkemizin ve bölgelerimizin 52 hafta pazarlanması için dünya örneklerindekine benzer aktivite programları yerel yönetimlerin katkıları ile oluşturulmalıdır. Turizm tanıtımı destinasyonlar bazında yapılmalı ve destinasyon markaları yaratılmalıdır.

Diğer yandan, sektörün ihtiyacı olan elemanların sayı ve niteliklerinin belirlenmesi için insan gücü planlaması yapılmalı ve eğitim kurumları ve müfredatları buna göre yapılandırılmalıdır. Turizm mesleğinin gençler arasında kariyer hedefi haline getirilmesi daha çok özendirilmelidir.

e) İç turizmin geliştirilmesi ve verimliliğinin arttırılabilmesi için okul tatilleri Avrupa’daki gibi bölgelere göre farklı tarihlerde planlanmalıdır.

f) Hava taşımacılığının önündeki uluslararası engellerin kaldırılabilmesi için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü özerk bir yapı ve bütçeye kavuşturularak etkinleştirilmelidir.

Yurtdışından Antalya, Dalaman ve Bodrum gibi turizm merkezlerine tarifeli uçak seferlerinin planlanması ve özendirilmesi sağlanmalıdır.

g) Turizm sektörümüz Turquality kapsamına alınarak desteklenmelidir. Turquality, yurtdışı tanıtım ve markalaşma konusunda firmalara önemli destekler bağlamaktadır. Turizm sektörü için düşük sezonlarda indirimli istihdam vergisi desteği sağlanmalıdır.

h) Orman arazileri ile doğal ve kültürel varlıklarımızın koruma ve kullanma dengesi içinde turizm yatırımcıları tarafından değerlendirilebilmesinin önü açılmalıdır.

i) Yat ve marina yatırımlarını hızlandırıcı ve uluslararası rekabete uyumlu mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır.

j) Ülkemizde gayrimenkul edinmek isteyen yabancıların önündeki mevzuat engelleri kaldırılmalıdır.

k) ÖTV, özellikle alkollü içeceklerde en kısa zamanda indirilmelidir.

 

Otelciler birliği yasası çıksın; ÖTV düşürülsün

Seçim Aydın

Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Başkanı Türkiye Otelciler Federasyonu TÜROFED 2. Başkanı

Türkiye, turizm sektöründe örgütlenme yapısını gözden geçirmek durumundadır. Her şeyden önce sektördeki devlet-özel sektör dengesi ve işbölümü yeniden değerlendirilmelidir. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) dışında kalan konaklama tesisleri, turizm yatırımcıları, rehberler, yatçılar, yan sektör kuruluşları dernek statüsünü aşan güçlü kuruluşlar tarafından temsil edilmemektedir. İlk aşamada Türkiye Otelciler Birliği Yasası çıkarılmalıdır.

ÖTV oranlarının yüksek olması, sektörün rekabet gücünü kısıtlamaktadır. Alkollü içecekler üzerindeki vergi yükü son yıllarda çok yüksek oranlarda artmıştır.

Çok yüksek olan ÖTV oranları rakip ülkelerin seviyesine düşürülmelidir.

Turizm işletmelerinde kullanılan elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi maliyetler diğer ülkelerle rekabet edebilme bakımından makul seviyelere düşürülmelidir.

Konaklama sektörüne cirodan yüzde 3 oranında konaklama vergisi getirilmesi düşüncesinden vazgeçilmelidir.

Konaklama sektöründe Müzik Meslek Birlikleri tarafından talep edilen telif ücretleri çok yüksektir. Sözkonusu ücretler makul düzeye indirilmelidir. Kongre, kültür, inanç, termal, sağlık gibi turizm potansiyelinin harekete geçirilmesi bakımından, sözkonusu turizm çeşitleri teşvik edilmelidir.

 

Kırsal kesim turizme dahil edilmeli

Necati Çalışkan

Hey Travel Trends CEO

Sektör, istihdam üzerindeki ağır vergi ve SSK yükünü kaldıramıyor. Bu yükün AB üyesi ülkelerin seviyelerine düşürülmesi, daha fazla istihdama yol açacağından personel sorununu da hafifletecektir. Bir tek kişi için ödenen vergi ve SSK prim miktarı, dünyada eşi benzeri olmayan boyutta. Asgari ücrette bu yük yüzde 50, net ücret üzerinden ise yüzde 70’lerdedir. İşletmeler, bu maliyet nedeniyle personel sayısını gerektiğinden az rakamlarda tutmaktadır. Bu indirimin karşılığında turizm sektörü, istihdam konusunda ne kadar açığı kapatacağını taahhüt etmelidir.

Gelen turistlere sunduğumuz içkinin üzerinde bulunan ÖTV’nin yüksek olması sebebiyle rakiplerimizle rekabet edebilme zorluğu yaşıyoruz. Sadece içkinin değil en büyük gider kalemlerinden birisi olan haberleşme üzerindeki vergilerin de makul seviyelere gelmesi gerekir. Neredeyse konuştuğumuz bedel kadar vergi ödüyoruz. Kullandığımız yakıtta, telefonda, elektrikte, suda, istihdam üzerindeki vergilerde, içkinin üzerindeki ÖTV’de rakiplerimizin çok üstünde maliyetlere sahibiz.

Ayrıca, turizmle ilgili eğitim almış gençler sektöre kazandırılmalı; turizm kültürü ilkokullarda müfredatta bulunmalı ve ders olarak okutulmalı.

Turizmin geleceği için bütün üniversitelerde turizm bölümleri açılmalı. İç turizmin geliştirilmesi ve turizmin olumlu etkilerinden vatandaşlarımızın da yararlanmasını sağlamak amacıyla tanıtım faaliyetlerinin geliştirilmesini sağlamalıyız. Doğa ve kültürel turizm potansiyeli bulunan yörelerimizde turizmin altyapısını geliştirerek, bu konulardaki özel kesim yatırımcılarının desteklenmeleri gerektiğini anlatmalıyız.

Turizm fuarlarında daha etkin daha ciddi daha hedefçi yaklaşmalıyız. Kırsal kesimi, turizmde üretime dahil edecek projelerin içine katmayı hedeflememiz gerektiğini anlatmalıyız. Kırsal alanda aile işletmeciliğini güçlendirici, girişimciliği artırıcı, mevcut ürün desenimizi katma değeri yüksek ürünlere dönüştürücü, turizm, el sanatları ve çevre gibi tarım dışı faaliyetleri de destekleyici programları yaygınlaştırmamız gerekir. Bu çerçevede, kırsal kesimde yaşayan vatandaşımızın, kendi yöresinde özellik arz eden ürünler ile el sanatları, turizm v.b. alanlarda sunacakları projeleri hükümet olarak desteklemeleri gerektiğini anlatmalıyız.

Avrupa ülkeleri ile mukayese edildiğinde, önemli üstünlüklerimizden biri olan biyolojik çeşitliliğimizi koruyucu tedbirleri sürdürebilmeliyiz. İnsanımızın bu zenginliklerden daha fazla yararlanması için Eko-turizm ve Eko-tarım uygulamalarının yaygınlaşması gerektiğini anlatmalıyız.

Yeni bakanımıza, 2023 Turizm Strateji Projesi’nin takipçisi olduğumuzu anlatmalıyız. Turizmi çeşitlendiren ve yeni modellerin devreye girmesini sağlayan bu strateji sonucunda, 2023 yılına yönelik hedefimiz 65 milyon turist ve yıllık 85 milyar ABD doları gelirdir. Bu proje ile ülkemizde 12 ay turizm yapılması ve turizmin tüm ülke sathına yayılması planlanmaktadır. Bu projenin gerçekleşmesi için yeni bakanımızın sektörün bileşenleri ile bilgi alışverişinde bulunmasını istemeliyiz.

Turizm sektöründe bütün aktörleri aynı şemsiyenin altına toplayacak bir hukuki düzenleme yapılması gerektiğini, böylece, bu önemli sektörde daha etkin bir organizasyon yapısı içinde politika geliştirme ve uygulama imkanı oluşturacağını anlatmalıyız. Strateji ve master planlar kapsamında, sektör temsilcileriyle güçlü bir iletişim ve işbirliği içinde hareket etmeleri gerektiğini anlatmalıyız.

Turizm politikaları belirlerken diğer bileşenlerle ortak hareket etmeyi anlatmalıyız.

Başta metropoller, gelişme potansiyeli yüksek cazibe merkezleri ve çevreleri olmak üzere bütün ülke sathının yerleşim, sanayi, turizm, tarım, orman ve koruma alanlarını bir bütün olarak ele alan yaklaşımlar benimsenmelidir. İpek Yolu üzerinde bulunan han ve kervansaraylara, otel, restoran, dinlenme tesisi ve hediyelik eşya satış merkezi gibi fonksiyonlar verilerek tarihi İpek Yolu bölgesi turizm merkezi haline getirilmesi gerektiğini anlatmalıyız.

Turizm ihtisas fuarlarına önceki yıllara kıyasla daha yüksek oranda katılım göstermemiz gerekmektedir. Ülkelerin yapılarına göre farklılaştırılmış reklam kampanyaları geliştirmek, güncel gelişmeler ışığında, tanıtım ve pazarlama alanında yeni teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak gerektiğini anlatmalıyız. Tanıtım ve pazarlamaya daha çok kaynak yaratmaları gerektiğini anlatmalıyız.

Yukarıda sıraladıklarımın birçoğu yeni hükümetimizin Seçim Beyannamesi’nde mevcuttu. Bunların hayata geçirilmesini sağlamak yeni bakanımızın ve hükümetimizin en önemli görevidir…

Umutla bekliyoruz.

 

Tanıtım bütçeleri daha fazla olmalı

Nuri Kalyoncu

Nippon Hotel Genel Müdürü

Türk turizminin geleceği parlaktır. Zira, istihdama, diğer sektörlere ve ülkeye getirdiği dövizde bunu göstermektedir. Eğer, geleceğimiz turizm ise, sektörümüz hedeflerine ulaşması için önündeki bazı sorunların çözülmesi gerekmektedir. Tanıtım için bütçelerin daha fazla olması önemlidir. KDV, ÖTV ve Telif Hakları’yla ilgili sorunların biran önce çözülmesi gerekmektedir. Aslında, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birbirinden ayrılması gerektiğini düşünmekteyim. Bir de turizm politakalarının oluşması gerekiyor.

 

Etkinliklerde evsahibi olmalıyız

Sevda Yılgaz

TUROB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antik Hotel Genel Müdürü

Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay, göreve geldiği ilk günden itibaren pozitif bir enerji ile sektörü kucaklamıştır. Bakanımızdan, sektörümüzün Meslek Yasası’nın çıkmasını istiyoruz. Meslek Yasası çıktığında, sektör olarak oluşturacağımız sinerji ile dünyayla daha güçlü rekabet edebileceğiz. Bunun yanında, sertifikasyon, nitelikli eleman, iş turizminin geliştirilmesi de çok önemli konudur. Turizmde toplam kalite, sürdürülebilir turizm ve rekabetimiz açısından zorunludur. Zira, hükümetimizin, bakanlığımızın, özel sektörümüzün, sivil toplum örgütlerimizin yaptıkları işbirlikleri ile turizmde ülke olarak iyi bir yerdeyiz.

Türkiye’nin lokomotif sektörü olan turizmde hedeflere ulaşılabilmesi için, daha güçlü bir konaklama sektörü işbirliği için, Meslek Birliği Yasası’nın çıkması önemlidir. Hedeflerimize ulaşabilmemiz için yurtdışında etkin bir tanıtım ve pazarlama çalışmasının yapılması da öncelikli ve önemli bir konudur. Etkili mecralarda tanıtım, uluslararası etkinliklere evsahipliği, yurtdışı turizm fuarlarına katılma ülkemizi ve güzel İstanbul’umuzu dünya gündemine taşıyacaktır. Turizmde geleceğimiz parlaktır ve hedeflerimize ulaşabilmek için toplum olarak topyekün hareket etmemiz gerekir.

 

Turizm bakanlığından subvansiyon bekliyoruz

Musa Alioğlu

Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği Genel Sekreteri (TÖSHİD)

Saga Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı

Öncelikle, turizmin en önemli ayaklarından biri de ulaştırmadır. Ulaştırma olmadan turizmi düşünmek olmaz. Bu nedenle otelci, acenteci, rehber, lokanta diye bakarken bir de ulaştırmayı kimler yapıyor diye bakmakta yarar var. Yurt dışından Türkiye’ye gelen turistlerin yüzde 90’ının uçakla geldiği kesin bir gerçek olduğuna göre, Turizm Bakan’ının bizim alanımıza da bir bakmasında yarar var. Her ne kadar bizim sorunlarımız Ulaştırma Bakanlığı’nı ve bu bakanlığa bağlı devlet hava meydanları işletmesini ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü ilgilendirse de Turizm Bakanlığı’nı da yardımcı olacağı konular vardır.

Turizm Bakanlığı, kendi ilgi alanına giren konuların dışında Ulaştırma Bakanlığı ile koordinasyona girerek birçok konunun hükümet nezdinde daha hızlı çözümlenmesini sağlayabilir. Turizm gibi çok önemli bir gelir kaynağını iki bakanlık elele vererek artırabilirler. Havalimanlarından tutun da iç ve dış turizmdeki birtakım bürokratik engellerin kaldırılması gibi turizm teşviklerinden havayolu şirketlerinin de yararlanması için bazı çalışmalar yapılabilir. Devlet, turisti getiren tur operatörünü teşvik ederken, bu işi gerçekleştiren havayolu şirketine de yolcu başına bir destek sağlayabilir. Başka ülkelerde turizme katkıda bulunanlardan vergi bile alınmazken bizde bu rakamlar oldukça yüksektir. Birtakım konularda Turizm Bakanlığı bizim de subvansiyonlardan yararlanmamızı sağlayabilir. Turiste daha kolay hizmet edebilmek için ve ulaştırmada yapılacak olan düzenlemeler konusunda kendilerine düşüncelerimizi anlatmak isteriz. Turizm Konseyi’nin aktif hayata geçirilmesi ve bu kurulda sivil havacılık sektörünün de temsil edilmesini istiyor ve bekliyoruz.

 

Telif hakları ve sektör için indirimler

Yılmaz Yeter

Güney Ege Turistik Otelciler Birliği GETOP Ofis Müdürü

Türkiye, turizm sektörü anlamında da gelişen bir ülkedir. Kültür ve Turizm Bakanımız bu anlamda sektörün gelişimini değerlendirecek ve ona göre yön vermeye çalışacaktır. Kendisini bekleyen sorunlar demekten daha çok bekleyen projeler demeyi daha doğru buluyorum.

Bakanımızdan beklediklerimizi sıralarsak;

1- Telif Hakları Yasası’nın yeniden gözden geçirilmesi ve uygulanabilirlik ölçüsüne getirilmesi…

2- KDV indirimi..

3- Sektörün ihracatçı sayılması…

4- Enerji indirimi…

5- Tanıtım stratejisinin yeniden belirlenmesi ve imaj yenilemesi…

6- Tur operatörlerine kolaylıklar getirilmesi…

7- Turizm bölgelerinde alt yapı çalışmalarının hızlandırılması, tamamlanması ve

bitirilmesi…

8- Duble yol veya otobanlarla havaalanlarından turizm bölgelerine daha sağlıklı bağlantı…

9- Ulusal turizm politikasının gözden geçirilmesi…

10-Bakanlık bürokrasisinin turizmi bilen kişilerden oluşturulması…

11- Destinasyon tanıtımına ağırlık verilmesi…

 

Halkımızda turizm bilinci gelişmeli

Eşref Yıldırım

TUROB Yönetim Kurulu Üyesi

Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay’ın turizme pozitif yaklaşımıyla büyük katkıları olacağı düşüncesindeyim. Sektörümüzün öncelikli sorunlarının başında ise, örneğin telif hakları gelmektedir. Bu sorunun bir an önce çözülmesi önemlidir. Aynı zamanda turizmde turist sayısı ve döviz girdisi hedeflerine ulaşmamız için, ülkemizin yurtdışında daha etkin tanıtılıp, pazarlanması gerekmektedir. Ben buradan bir konuya işaret etmek isterim ki, Akdeniz Çanağı’nın en güzel tesisleri, kalifiye işgücü ve sektör deneyimiyle, turizm lokomotif bir sektörümüzdür. Eğer turizm bu kadar önemli ise, gençlerimize istihdam sağlayıp, 40’a yakın sektörü tetikliyorsa, halkımızda da turizm bilincinin oluşması gerekmektedir. Yani, 7’den 70’e herkes turizm bilinciyle hareket etmelidir. Ülkemizde çok fazla ağır sanayi olmadığı için doğamız ve denizlerimiz temizdir. Bu temizliği, uzun yıllar korumak için çevremize, temizliğe ve doğamıza çok önem vermeliyiz. Özetle, turizmde hedeflerimiz büyüktür. Hedeflere ulaşılması için bakanımızın önderliğinde; kamu, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve özel sektör işbirliğiyle oluşturacağımız sinerji ile dünyanın sayılı turizm merkezleri arasına gireriz. Bu arada, 2008 yılı başında turizmde KDV düşeceği için, rakiplerimizle daha güçlü rekabet ederken, hizmet kalitemizi daha da yukarıya çekebileceğiz.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69583 - unknown - 38.107.179.238