Turizm sektörü yeni bakandan ne bekliyor

Kültür ve Turizm
Bakanı Ertuğrul Günay’ı yeni görevinde ne tür sıkıntılar bekliyor? Sektörün
sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin Bakan Ertuğrul Günay’dan beklentileri
neler? Turizm sektörünün önemli isimlerine, Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın
devraldığı sıkıntıların neler olduğunu ve çözüm önerilerini sorduk:
Turizm sektörünün sorunları ve bu sorunların çözülmesi
konusunda neler yapılabileceği yıllardır tartışılır. Tartışmaların detayları değişse
de ana konuları benzerlik taşır. Bütün tartışmaların dönüp dolaşıp vardığı
nokta ise Türkiye’nin uzun ve kısa vadeli turizm politikasının eksikliği
konusudur.
Sektörün yapıtaşları olan kurum ve kuruluşların
temsilcilerine, sorun olarak gördükleri konuları ve bunlar için çözüm
önerilerini sorduk. Aldığımız cevaplar, sektörü biraraya getirecek bir birlik
yasası arayışından, içki fiyatlarının yükselmesine neden olan Özel Tüketim
Yasası’na varan pek çok konuyu içeriyor.
Turizm işletmelerinde kullanılan elektrik, su, doğalgaz,
telefon gibi maliyetlerin diğer ülkelerle rekabet edebilme bakımından makul
seviyelere düşürülmesi; müzik meslek birlikleri tarafından talep edilen telif
ücretlerinin yeniden ayarlanması; kongre, kültür, inanç, termal, sağlık gibi
turizm potansiyelinin harekete geçirilmesi için bu alanda teşviklerin
verilmesi; hava yollarının subvansiyonu; altyapı çalışmalarının hızlandırılması,
tamamlanması; destinasyon tanıtımlarına ağırlık verilmesi gibi konular, turizm
sektöründe farklı alanlarda hizmet veren kurum ve kuruluşların temsilcileri
tarafından gündem maddeleri olarak öneriliyor.
Birlik yasası çıkarılmalı

Timur Bayındır
Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği
(TUROB) Başkanı
Turizm sektörü temsilcileri olarak; Kültür ve Turizm Bakanımız
Sayın Ertuğrul Günay'ı makamında ziyaret ederek, görevinin hayırlı olmasını
diledik. Ziyaretimiz sırasında; turizmin Türkiye'nin parlayan güneşi olduğunu,
bu güneşin sürekli aydınlatması için çok çalışmamız gerektiğini aktardık. İlk
olarak, birlik yasasına ağırlık verilerek, sektörün daha güçlü olabilmesi için
birlik yasasının çıkması gerektiğini vurguladık. Sektörün ikinci ve mühim
konusunun telif hakları olduğunu kaydederek, son durumu kendisine aktardık. Son
olarak ise, çıkacak olan yerel yönetimler yasasındaki bazı mevzuatların; Kültür
ve Turizm Bakanlığı'nın elindeki yetkileri alarak, belediyelere
devir edildiğini, ilerleyen yıllarda Turizm Bakanlığı
belgesine hiçbir işletmenin ihtiyaç duymayacağına işaret ettik.
Bunun dışında sektörümüzün dünü, bugünü ve geleceği hakkında
değerlendirmeler yapıldıktan sonra, hedeflere ulaşılmasında kısa, orta ve uzun
vadede alınması gereken stratejik kararlar değerlendirildi. Kültür ve Turizm
Bakanımızın yaklaşımı çok pozitif ve yapıcıydı. Sektörün sorunlarına yönelik
gerekli notları aldı. Biz Bakanlığımızdan, Türk turizminin dünyayla rekabet
edebilmesi noktasında, yapılması gerekenler hakkında, gerekli çalışmaları
yapmalarını istiyoruz.
Kırmızı bölge uygulamalarından vazgeçilmeli

Bahattin Yücel Eski Turizm Bakanı
Kanımca turizmin en ciddi sorun verimsizlik. Verimsizlikten
kastımı şöyle tanımlamak mümkün: Satılabilir fiyatla satılması gereken fiyat
arasındaki olumsuz fark… Turizmimizdeki bu sorun, daha önceki bakanın da ciddi
sorunlarından biriydi ve yeni bakanın da sorunu olmaya devam edecek gibi
görünüyor. Bu sorunu daha da ciddileştiren ise tartışılmayışı, hatta tanımlanmayışı...
Eğer bu durum ciddi bir sorun olarak algılanırsa çözüm önerileri de geliştirilebilir.
Aradaki fiyat farkını gidermek adına önlemler alınmayışı, sorunu derinleştiriyor.
Ampirik söylemlerle ya da herkesin başka bir açıdan soruna yaklaşmasıyla bu
sorunu çözmek mümkün olmuyor ve bugüne kadar kalıcı bir çalışma yapılmış değil.
Bu sorun, bugünkü iktidarın sorunu değil; bundan önceki
birkaç bakanlık döneminde de aynı sorun vardı. Türkiye turizminin yüzde 70’ten
fazlasını güneş, deniz ve kum üzerine oturttu. Kaliteli turist gelsin isteniyor
ama bu gerçeklikle çelişiyor. En fazla 80-90 günü kapsayan bir turizm sezonuyla
sınırlandırılıyor. Bu tablonun olumluya dönüştürülebilmesi için sorunun
saptanması ve tartışılarak dünyadaki gelişmeler paralelinde çözümler üretilmesi
lazım.
Turizmin ikinci sorunu ise AKP’nin bazı yörelerde elinde
bulundurduğu yönetimlerin, ideolojik diyebileceğimiz soyut ama turizme zarar
verecek uygulamaları. Yeni bakanımızın bu konuda çözüm üretecek yeterlilikte
olduğuna inanıyorum. İçki ile mücadele ediliyor ki bu turizmi sakatlayacak bir
yöntemdir. Bu eğilimle mücadele etmek de iktidar partisine düşer. Ruhsat işlerinin
belediye meclislerine aktarılması, kırmızı bölge uygulaması gibi yansıyan
uygulamalardan vazgeçtiklerini, açıkça beyan etmelidir. Turizmde moral
önemlidir. Yine ideolojik yaklaşımların ürünü olarak; Türkiye, Akdeniz
bölgesinde alkollü içkilerden en yüksek vergiyi alan ülkedir. Akaryakıtta da en
yüksek fiyat uygulaması Türkiye’de yapılmaktadır ve bunun sonucu, kaçakçılık
bir denge unsuru olarak ortaya çıkmaktadır. Turizmde, alkol fiyatlarının yüksek
oluşunun merdiven altı kaçak üretimle dengelendiğini görüyoruz ki, bu hem
birilerine haksız kazanç sağlıyor hem de bir manipülasyon aracı oluyor. İnsanları
içki içmeye özendiren bir tavır içinde olmadan, bu konunun AKP iktidarı tarafından
çözülmesi gerektiğini düşünüyorum.
Turizm Bakanlığı’nın sektörün önünde, onun ihtiyaçlarına
cevap veren bir bakanlık olmasının ihmal edildiği bir dönem yaşadık. Sadece
eski Bakan Atilla Koç değil, ondan önce de böyleydi. Tüketiciyi korumak, haklarını
gözetmek adına, standartları denetleyen ve bunu yaparken de haksız rekabeti
engelleyen bir çalışma düzeni oturtulmalıdır. Hem sektörün istedikleri yapılmalı
hem de tüketicinin haklarını koruyan bir denge kurulmalıdır. Bunlar sağlandığında
standartlar kaliteyi artıracak, bu da yüksek fiyatlı hizmet satma şansını artıracaktır.
Böylece tesislerin doluluk ve verimliliği yükseltecektir. Siyasetten gelen
bakanlarımız, turist sayısını bakanlıklarının başarısı olarak görürler. Oysa bu
görecelidir ve bakanlığın başarısını göstermekten uzak bir ölçüdür. Bakanlık,
başarılı bir hizmet vermek istiyorsa, sektörün önündeki sorunları aşmalıdır.
Yetki kargaşaları ve yetki devirleri önümüzdeki dönemlerde sıkışıklıklar
yaratabilir. Yeni bir yapı oluşturma, idari yapılanmada değişimlere açık olma,
yetki bölüştürülerek mevcut kurumların yönetimini sağlamak gibi meseleler
konusunda kararlı olunmalıdır.
Maddi yük getirmeyecek talepler

Ahmet Barut
Türkiye Otelciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı
Ben bunları sorun olarak adlandırmak yerine “öncelikler”
olarak görmek isterim. Bunların başında da sektörün yeniden yapılandırılması
gelmektedir. Dünyada ilk on aktör arasına girebilme kapasitesine ulaşmış bir
sektörü artık sadece 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile yönetemezsiniz. Eğer
hedeflerimizi tutturabilmek istiyorsak tanıtım, örgütlenme, planlama, altyapı,
eğitim gibi hayati önem arz eden konuları ama münferiden, ama toplu (birlikte)
bir çerçeve yasa ile disipline etmeliyiz. Yani turizmi yeniden dizayn
etmeliyiz. Bence önceliğimiz bu olmalı. Tabii vergi yükü, telif sorunu, ÖTV
gibi konular da çok önemli, ama pastayı sürdürebilir şekilde büyütmek ve
ürünümüzün (hem tesisler hem de bölgeler) cazip kalmasını sağlamak en önemli işimizdir.
Bu isteklerimizin hiçbiri hükümete maddi yük getirmez. Bilakis uzun vadede
turizm gelirlerimizin artmasını sağlar. Bizim beklentimiz bu konuların sektörün
de içinde bulunacağı bir hazırlık sürecinde hayata geçmesidir. AKP iktidarında
da bir çoğunluk sorunu olmadığına göre gerekli irade gösterilmelidir. Bu yeni
yol haritası turizmimizin gelecek onyıllarını garanti edebilir. Biz de konaklama
sektörünü temsilen her zaman olduğu gibi bu sürece mevcut tecrübe ve
birikimimizle katkı sağlayabiliriz.
Ulusal Turizm Konseyi oluşturulmalı

Murat Dedeman
Turizm Yatırımcıları Derneği Başkanı
Turizm sektörü, son 20 yıl içinde Türk ekonomisinde en hızlı
büyüyen sektördür. Turist talebi ve turizm geliri her 6-7 yılda bir ikiye
katlanmakta, turizm yatırımları hızla artmaktadır. 2007’de sektörün cirosu 20
milyar doları dış, 8 milyar doları iç turizmden olmak üzere 28 milyar dolara
ulaşacak, turizm yatırımları ise 2 milyar dolar civarında gerçekleşecektir.
Bu denli büyük hacme ulaşmış bir sektörün,
merkeziyetçilikten ziyade desentralize edilerek sivil ve yerel inisyatifin ağırlıkta
olduğu bir yönetim şekliyle idare edilmesi daha da etkili olacaktır. Bu amaçla
TYD, sektör sorunlarının etkin yönetimi, politikaların belirlenmesi, planlama,
tanıtım, vb. uygulamalar konusunda yetkili olarak hareket edebilecek kamu ve
özel sektör temsilcilerinden oluşan bir Ulusal Turizm Konseyi oluşturulmasından
yanadır. Diğer yandan Turizm Yatırımcıları ve Otelcileri Meslek Birliği Yasası
da bir an önce çıkartılmalı ve sertifikasyon, denetleme, vb. konular birlik çatısı
altında yürütülmelidir.
Sektörün bir diğer önemli konusu yatırım planlamasıdır.
Plansız konaklama yatırımları Türk turizminin geleceğini tehdit eder hale gelmiştir.
Bu nedenle tüm turizm üstyapı ve altyapı yatırımları, bakanlıkça oluşturulan
2023 Turizm Stratejisi çerçevesinde hazırlanacak Turizm Master Planı’na göre
yapılmalı, yatırım teşvikleri, kamu kurumlarının bütçe ödenekleri, tanıtım ve
pazarlama çalışmaları birbiriyle uyumlu şekilde uygulanmalıdır. Master planda şu
konular yer almalıdır:
a) Belli bölgelerde ortaya çıkan arz-talep dengesizliği
sektör yatırımcılarımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle Antalya
çevresinde yatak arzı kesinlikle kontrol altına alınmalıdır.
b) Turizmin çeşitlendirilebilmesi ve ülke sathına yayılması
için belli bölgelerde ve belli turizm ürünlerinde zaman ile kısıtlı, selektif
teşvikler verilmelidir.
c) Mevcut yatırımlarda yenileme ihtiyacı olan tesisler için
yenileme teşviği adı altında bir destek programı yaratılmalıdır.
d) Ülkemizin ve bölgelerimizin 52 hafta pazarlanması için
dünya örneklerindekine benzer aktivite programları yerel yönetimlerin katkıları
ile oluşturulmalıdır. Turizm tanıtımı destinasyonlar bazında yapılmalı ve
destinasyon markaları yaratılmalıdır.
Diğer yandan, sektörün ihtiyacı olan elemanların sayı ve
niteliklerinin belirlenmesi için insan gücü planlaması yapılmalı ve eğitim
kurumları ve müfredatları buna göre yapılandırılmalıdır. Turizm mesleğinin
gençler arasında kariyer hedefi haline getirilmesi daha çok özendirilmelidir.
e) İç turizmin geliştirilmesi ve verimliliğinin arttırılabilmesi
için okul tatilleri Avrupa’daki gibi bölgelere göre farklı tarihlerde
planlanmalıdır.
f) Hava taşımacılığının önündeki uluslararası engellerin
kaldırılabilmesi için Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü özerk bir yapı ve bütçeye
kavuşturularak etkinleştirilmelidir.
Yurtdışından Antalya, Dalaman ve Bodrum gibi turizm merkezlerine
tarifeli uçak seferlerinin planlanması ve özendirilmesi sağlanmalıdır.
g) Turizm sektörümüz Turquality kapsamına alınarak
desteklenmelidir. Turquality, yurtdışı tanıtım ve markalaşma konusunda
firmalara önemli destekler bağlamaktadır. Turizm sektörü için düşük sezonlarda
indirimli istihdam vergisi desteği sağlanmalıdır.
h) Orman arazileri ile doğal ve kültürel varlıklarımızın
koruma ve kullanma dengesi içinde turizm yatırımcıları tarafından değerlendirilebilmesinin
önü açılmalıdır.
i) Yat ve marina yatırımlarını hızlandırıcı ve uluslararası
rekabete uyumlu mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır.
j) Ülkemizde gayrimenkul edinmek isteyen yabancıların
önündeki mevzuat engelleri kaldırılmalıdır.
k) ÖTV, özellikle alkollü içeceklerde en kısa zamanda indirilmelidir.
Otelciler birliği yasası çıksın; ÖTV düşürülsün

Seçim Aydın
Anadolu Turizm İşletmecileri Derneği (ATİD) Başkanı Türkiye
Otelciler Federasyonu TÜROFED 2. Başkanı
Türkiye, turizm sektöründe örgütlenme yapısını gözden
geçirmek durumundadır. Her şeyden önce sektördeki devlet-özel sektör dengesi ve
işbölümü yeniden değerlendirilmelidir. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği
(TÜRSAB) dışında kalan konaklama tesisleri, turizm yatırımcıları, rehberler,
yatçılar, yan sektör kuruluşları dernek statüsünü aşan güçlü kuruluşlar tarafından
temsil edilmemektedir. İlk aşamada Türkiye Otelciler Birliği Yasası çıkarılmalıdır.
ÖTV oranlarının yüksek olması, sektörün rekabet gücünü kısıtlamaktadır.
Alkollü içecekler üzerindeki vergi yükü son yıllarda çok yüksek oranlarda artmıştır.
Çok yüksek olan ÖTV oranları rakip ülkelerin seviyesine düşürülmelidir.
Turizm işletmelerinde kullanılan elektrik, su, doğalgaz,
telefon gibi maliyetler diğer ülkelerle rekabet edebilme bakımından makul
seviyelere düşürülmelidir.
Konaklama sektörüne cirodan yüzde 3 oranında konaklama
vergisi getirilmesi düşüncesinden vazgeçilmelidir.
Konaklama sektöründe Müzik Meslek Birlikleri tarafından
talep edilen telif ücretleri çok yüksektir. Sözkonusu ücretler makul düzeye
indirilmelidir. Kongre, kültür, inanç, termal, sağlık gibi turizm
potansiyelinin harekete geçirilmesi bakımından, sözkonusu turizm çeşitleri teşvik
edilmelidir.
Kırsal kesim turizme dahil edilmeli

Necati Çalışkan
Hey Travel Trends CEO
Sektör, istihdam üzerindeki ağır vergi ve SSK yükünü kaldıramıyor.
Bu yükün AB üyesi ülkelerin seviyelerine düşürülmesi, daha fazla istihdama yol
açacağından personel sorununu da hafifletecektir. Bir tek kişi için ödenen
vergi ve SSK prim miktarı, dünyada eşi benzeri olmayan boyutta. Asgari ücrette
bu yük yüzde 50, net ücret üzerinden ise yüzde 70’lerdedir. İşletmeler, bu
maliyet nedeniyle personel sayısını gerektiğinden az rakamlarda tutmaktadır. Bu
indirimin karşılığında turizm sektörü, istihdam konusunda ne kadar açığı
kapatacağını taahhüt etmelidir.
Gelen turistlere sunduğumuz içkinin üzerinde bulunan
ÖTV’nin yüksek olması sebebiyle rakiplerimizle rekabet edebilme zorluğu yaşıyoruz.
Sadece içkinin değil en büyük gider kalemlerinden birisi olan haberleşme
üzerindeki vergilerin de makul seviyelere gelmesi gerekir. Neredeyse konuştuğumuz
bedel kadar vergi ödüyoruz. Kullandığımız yakıtta, telefonda, elektrikte, suda,
istihdam üzerindeki vergilerde, içkinin üzerindeki ÖTV’de rakiplerimizin çok
üstünde maliyetlere sahibiz.
Ayrıca, turizmle ilgili eğitim almış gençler sektöre kazandırılmalı;
turizm kültürü ilkokullarda müfredatta bulunmalı ve ders olarak okutulmalı.
Turizmin geleceği için bütün üniversitelerde turizm
bölümleri açılmalı. İç turizmin geliştirilmesi ve turizmin olumlu etkilerinden vatandaşlarımızın
da yararlanmasını sağlamak amacıyla tanıtım faaliyetlerinin geliştirilmesini sağlamalıyız.
Doğa ve kültürel turizm potansiyeli bulunan yörelerimizde turizmin altyapısını
geliştirerek, bu konulardaki özel kesim yatırımcılarının desteklenmeleri
gerektiğini anlatmalıyız.
Turizm fuarlarında daha etkin daha ciddi daha hedefçi yaklaşmalıyız.
Kırsal kesimi, turizmde üretime dahil edecek projelerin içine katmayı
hedeflememiz gerektiğini anlatmalıyız. Kırsal alanda aile işletmeciliğini
güçlendirici, girişimciliği artırıcı, mevcut ürün desenimizi katma değeri
yüksek ürünlere dönüştürücü, turizm, el sanatları ve çevre gibi tarım dışı
faaliyetleri de destekleyici programları yaygınlaştırmamız gerekir. Bu
çerçevede, kırsal kesimde yaşayan vatandaşımızın, kendi yöresinde özellik arz
eden ürünler ile el sanatları, turizm v.b. alanlarda sunacakları projeleri
hükümet olarak desteklemeleri gerektiğini anlatmalıyız.
Avrupa ülkeleri ile mukayese edildiğinde, önemli
üstünlüklerimizden biri olan biyolojik çeşitliliğimizi koruyucu tedbirleri
sürdürebilmeliyiz. İnsanımızın bu zenginliklerden daha fazla yararlanması için
Eko-turizm ve Eko-tarım uygulamalarının yaygınlaşması gerektiğini anlatmalıyız.
Yeni bakanımıza, 2023 Turizm Strateji Projesi’nin takipçisi
olduğumuzu anlatmalıyız. Turizmi çeşitlendiren ve yeni modellerin devreye
girmesini sağlayan bu strateji sonucunda, 2023 yılına yönelik hedefimiz 65
milyon turist ve yıllık 85 milyar ABD doları gelirdir. Bu proje ile ülkemizde
12 ay turizm yapılması ve turizmin tüm ülke sathına yayılması planlanmaktadır.
Bu projenin gerçekleşmesi için yeni bakanımızın sektörün bileşenleri ile bilgi
alışverişinde bulunmasını istemeliyiz.
Turizm sektöründe bütün aktörleri aynı şemsiyenin altına
toplayacak bir hukuki düzenleme yapılması gerektiğini, böylece, bu önemli
sektörde daha etkin bir organizasyon yapısı içinde politika geliştirme ve
uygulama imkanı oluşturacağını anlatmalıyız. Strateji ve master planlar kapsamında,
sektör temsilcileriyle güçlü bir iletişim ve işbirliği içinde hareket etmeleri
gerektiğini anlatmalıyız.
Turizm politikaları belirlerken diğer bileşenlerle ortak
hareket etmeyi anlatmalıyız.
Başta metropoller, gelişme potansiyeli yüksek cazibe
merkezleri ve çevreleri olmak üzere bütün ülke sathının yerleşim, sanayi,
turizm, tarım, orman ve koruma alanlarını bir bütün olarak ele alan yaklaşımlar
benimsenmelidir. İpek Yolu üzerinde bulunan han ve kervansaraylara, otel,
restoran, dinlenme tesisi ve hediyelik eşya satış merkezi gibi fonksiyonlar
verilerek tarihi İpek Yolu bölgesi turizm merkezi haline getirilmesi gerektiğini
anlatmalıyız.
Turizm ihtisas fuarlarına önceki yıllara kıyasla daha
yüksek oranda katılım göstermemiz gerekmektedir. Ülkelerin yapılarına göre
farklılaştırılmış reklam kampanyaları geliştirmek, güncel gelişmeler ışığında,
tanıtım ve pazarlama alanında yeni teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmak
gerektiğini anlatmalıyız. Tanıtım ve pazarlamaya daha çok kaynak yaratmaları
gerektiğini anlatmalıyız.
Yukarıda sıraladıklarımın birçoğu yeni hükümetimizin Seçim
Beyannamesi’nde mevcuttu. Bunların hayata geçirilmesini sağlamak yeni bakanımızın
ve hükümetimizin en önemli görevidir…
Umutla bekliyoruz.
Tanıtım bütçeleri daha fazla olmalı

Nuri Kalyoncu
Nippon Hotel Genel Müdürü
Türk turizminin geleceği parlaktır. Zira, istihdama, diğer
sektörlere ve ülkeye getirdiği dövizde bunu göstermektedir. Eğer, geleceğimiz
turizm ise, sektörümüz hedeflerine ulaşması için önündeki bazı sorunların
çözülmesi gerekmektedir. Tanıtım için bütçelerin daha fazla olması önemlidir.
KDV, ÖTV ve Telif Hakları’yla ilgili sorunların biran önce çözülmesi
gerekmektedir. Aslında, Kültür ve Turizm Bakanlıklarının birbirinden ayrılması
gerektiğini düşünmekteyim. Bir de turizm politakalarının oluşması gerekiyor.
Etkinliklerde evsahibi olmalıyız

Sevda Yılgaz
TUROB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antik Hotel Genel Müdürü
Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay, göreve geldiği
ilk günden itibaren pozitif bir enerji ile sektörü kucaklamıştır. Bakanımızdan,
sektörümüzün Meslek Yasası’nın çıkmasını istiyoruz. Meslek Yasası çıktığında,
sektör olarak oluşturacağımız sinerji ile dünyayla daha güçlü rekabet edebileceğiz.
Bunun yanında, sertifikasyon, nitelikli eleman, iş turizminin geliştirilmesi de
çok önemli konudur. Turizmde toplam kalite, sürdürülebilir turizm ve
rekabetimiz açısından zorunludur. Zira, hükümetimizin, bakanlığımızın, özel
sektörümüzün, sivil toplum örgütlerimizin yaptıkları işbirlikleri ile turizmde
ülke olarak iyi bir yerdeyiz.
Türkiye’nin lokomotif sektörü olan turizmde hedeflere ulaşılabilmesi
için, daha güçlü bir konaklama sektörü işbirliği için, Meslek Birliği Yasası’nın
çıkması önemlidir. Hedeflerimize ulaşabilmemiz için yurtdışında etkin bir tanıtım
ve pazarlama çalışmasının yapılması da öncelikli ve önemli bir konudur. Etkili
mecralarda tanıtım, uluslararası etkinliklere evsahipliği, yurtdışı turizm
fuarlarına katılma ülkemizi ve güzel İstanbul’umuzu dünya gündemine taşıyacaktır.
Turizmde geleceğimiz parlaktır ve hedeflerimize ulaşabilmek için toplum olarak
topyekün hareket etmemiz gerekir.
Turizm bakanlığından subvansiyon bekliyoruz

Musa Alioğlu
Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği Genel
Sekreteri (TÖSHİD)
Saga Havayolları Yönetim Kurulu Başkanı
Öncelikle, turizmin en önemli ayaklarından biri de ulaştırmadır.
Ulaştırma olmadan turizmi düşünmek olmaz. Bu nedenle otelci, acenteci, rehber,
lokanta diye bakarken bir de ulaştırmayı kimler yapıyor diye bakmakta yarar
var. Yurt dışından Türkiye’ye gelen turistlerin yüzde 90’ının uçakla geldiği
kesin bir gerçek olduğuna göre, Turizm Bakan’ının bizim alanımıza da bir bakmasında
yarar var. Her ne kadar bizim sorunlarımız Ulaştırma Bakanlığı’nı ve bu bakanlığa
bağlı devlet hava meydanları işletmesini ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü
ilgilendirse de Turizm Bakanlığı’nı da yardımcı olacağı konular vardır.
Turizm Bakanlığı, kendi ilgi alanına giren konuların dışında
Ulaştırma Bakanlığı ile koordinasyona girerek birçok konunun hükümet nezdinde
daha hızlı çözümlenmesini sağlayabilir. Turizm gibi çok önemli bir gelir kaynağını
iki bakanlık elele vererek artırabilirler. Havalimanlarından tutun da iç ve dış
turizmdeki birtakım bürokratik engellerin kaldırılması gibi turizm teşviklerinden
havayolu şirketlerinin de yararlanması için bazı çalışmalar yapılabilir.
Devlet, turisti getiren tur operatörünü teşvik ederken, bu işi gerçekleştiren
havayolu şirketine de yolcu başına bir destek sağlayabilir. Başka ülkelerde
turizme katkıda bulunanlardan vergi bile alınmazken bizde bu rakamlar oldukça
yüksektir. Birtakım konularda Turizm Bakanlığı bizim de subvansiyonlardan
yararlanmamızı sağlayabilir. Turiste daha kolay hizmet edebilmek için ve ulaştırmada
yapılacak olan düzenlemeler konusunda kendilerine düşüncelerimizi anlatmak
isteriz. Turizm Konseyi’nin aktif hayata geçirilmesi ve bu kurulda sivil havacılık
sektörünün de temsil edilmesini istiyor ve bekliyoruz.
Telif hakları ve sektör için indirimler

Yılmaz Yeter
Güney Ege Turistik Otelciler Birliği GETOP Ofis Müdürü
Türkiye, turizm sektörü anlamında da gelişen bir ülkedir.
Kültür ve Turizm Bakanımız bu anlamda sektörün gelişimini değerlendirecek ve
ona göre yön vermeye çalışacaktır. Kendisini bekleyen sorunlar demekten daha
çok bekleyen projeler demeyi daha doğru buluyorum.
Bakanımızdan beklediklerimizi sıralarsak;
1- Telif Hakları Yasası’nın yeniden gözden geçirilmesi ve
uygulanabilirlik ölçüsüne getirilmesi…
2- KDV indirimi..
3- Sektörün ihracatçı sayılması…
4- Enerji indirimi…
5- Tanıtım stratejisinin yeniden belirlenmesi ve imaj
yenilemesi…
6- Tur operatörlerine kolaylıklar getirilmesi…
7- Turizm bölgelerinde alt yapı çalışmalarının hızlandırılması,
tamamlanması ve
bitirilmesi…
8- Duble yol veya otobanlarla havaalanlarından turizm
bölgelerine daha sağlıklı bağlantı…
9- Ulusal turizm politikasının gözden geçirilmesi…
10-Bakanlık bürokrasisinin turizmi bilen kişilerden oluşturulması…
11- Destinasyon tanıtımına ağırlık verilmesi…
Halkımızda turizm bilinci gelişmeli

Eşref Yıldırım
TUROB Yönetim Kurulu Üyesi
Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay’ın turizme
pozitif yaklaşımıyla büyük katkıları olacağı düşüncesindeyim. Sektörümüzün
öncelikli sorunlarının başında ise, örneğin telif hakları gelmektedir. Bu
sorunun bir an önce çözülmesi önemlidir. Aynı zamanda turizmde turist sayısı ve
döviz girdisi hedeflerine ulaşmamız için, ülkemizin yurtdışında daha etkin tanıtılıp,
pazarlanması gerekmektedir. Ben buradan bir konuya işaret etmek isterim ki,
Akdeniz Çanağı’nın en güzel tesisleri, kalifiye işgücü ve sektör deneyimiyle,
turizm lokomotif bir sektörümüzdür. Eğer turizm bu kadar önemli ise,
gençlerimize istihdam sağlayıp, 40’a yakın sektörü tetikliyorsa, halkımızda da
turizm bilincinin oluşması gerekmektedir. Yani, 7’den 70’e herkes turizm
bilinciyle hareket etmelidir. Ülkemizde çok fazla ağır sanayi olmadığı için doğamız
ve denizlerimiz temizdir. Bu temizliği, uzun yıllar korumak için çevremize,
temizliğe ve doğamıza çok önem vermeliyiz. Özetle, turizmde hedeflerimiz
büyüktür. Hedeflere ulaşılması için bakanımızın önderliğinde; kamu, yerel
yönetimler, sivil toplum örgütleri ve özel sektör işbirliğiyle oluşturacağımız
sinerji ile dünyanın sayılı turizm merkezleri arasına gireriz. Bu arada, 2008 yılı
başında turizmde KDV düşeceği için, rakiplerimizle daha güçlü rekabet ederken,
hizmet kalitemizi daha da yukarıya çekebileceğiz.