Minimum
su tüketimi maksimum konfor

ECA-Serel markalarının dağıtıcısı Elmor A.Ş. Genel Müdürü Hakan Günderen
Özellikle mutfaktan sonra banyo da ihtiyaçları karşılamaktan
öte, bir yaşam tarzının tanımlayıcısı haline geldi ve önemli bir dekorasyon
unsuru oldu. Artık banyoda belirli ürünleri bir araya getirmek yerine, görsel
olarak bütünlük sağlatan ürün serileriyle bir konsept oluşturmak öne çıkıyor.

Konsept banyo tasarım ve üretimi hangi tüketici
ihtiyaçlarından doğdu?
Günümüz banyolarında son zamanlarda minimalist tarzdaki ürünler moda. Banyo
aslında bir yaşam tarzının yansıması olarak da çok önemli. Tüketici özellikle
bir markada bu beklediği tarzı bulduğu zaman aynı markadan bütün ihtiyaçları
çözebilmek gibi de bir eğilim içerisinde. 2007’de armatür, sıhhi tesisat
gereçleri ve aksesuarlarıyla aynı çizgileri taşıyan, belli bir tarzı yansıtan
ürün serileri oluşturmakla ilgili çalışmalarımız var. Bununla ilgili ilk
serimizi Orca serisi olarak belirledik. Bu serinin şu anda yüzde 70’e yakın tüm
ürünleri hazır. Bu da seramik kaplama malzemesini, klozetini, lavabosunu, duş
sistemini, armatürünü, küvetini, aksesuarlarını tümüyle Orca serisiyle
döşeyebileceksiniz demek…
Bahsettiğiniz sistem çözümü, daha çok yenileme pazarına
mı sesleniyor?
Evet. Özellikle ihtiyaç karşılamaktan öte daha üst seviyede ürünleri bu
pazarda satabilme şansı var. Toplu konut projelerinde seçimler estetik
kaygıların yanı sıra ekonomik kaygılar taşıyor. Orada tam anlamıyla bu
trendleri yakalamak, çok nitelikli birkaç projenin dışında Türkiye’de pek
mümkün değil. Orada artık hacim var, büyüklük var. İşin tüketici tarafında hem
ürün, hem de hizmet boyutunu çözmekle ilgili bir iş var. Bu anlamda baktığımız
zaman biz de bu kanalda iddialı olmak istiyoruz. Toplu konut alanında, dağıtım
kanalında zaten gerçekten güçlüyüz ve işin gereğini yerine getiriyoruz. Ancak
tüketiciyle bire bir temaslarda belli bir sonuçla, belli bir çizgiyle öne çıkma
hedefindeyiz. Ağustos başında Ankara’da, Eylül başında ise İstanbul Bostancı’da
600’er metrekarelik birer mağaza açıyoruz. Mağazalarda sadece bu konsept
tasarımı ve banyo çözümleri sergilenecek. Bu anlamda baktığınız zaman bizim
sektörde gerçekleştirdiğimiz bir ilk olacak. Bu mağazaların sayısını 2008 yılı
sonuna kadar 15’e ulaştırmayı planlıyoruz. Bunlar da yenileme pazarında hizmet
vermek üzere oluşturacağımız mağazalar.
Yeni ürün ve konseptlerin oluşturulmasında trendler ne
kadar etkili?
Dünyadaki sanatsal akımların ya da güncel yaşam tarzlarının bir sonucu
olarak bir takım trendler ortaya çıkıyor. Son beş yıla damgasını vuran trend
minimalist tarz. Genelde baktığımız zaman bütün dünyada, birbirine benzeyen ya
da benzemeyen ama, çoğunlukla bu çizgide ürünlerin çoğunlukta olduğunu
görüyoruz. Bu tarzın önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde pek değişmeyeceğini söyleyebilirim.
Yurt dışı fuarlarda yeni geliştirilmiş ürünlere baktığınızda bu tarzın
uzantısını görüyorsunuz. Biz de bu sene ve önümüzdeki sene çıkaracağımız tüm
ürünleri bu konsept çerçevesinde tasarladık. Bu sene bir seri, 2008’de iki seri
olmak üzere bu yeni konseptleri devreye alacağız.
Modernite fonksiyonelliği de beraberinde getiriyor. Bu
anlamda getirdiğiniz yenilikler nelerdir?
Modern yaşamın gereksinimleri arasında tabii fonksiyonellik çok önemli. Şu
ana dek işin kozmetik kısmından bahsettik. ECA-Serel olarak tüm tasarladığımız
ve üretmiş olduğumuz ürünlerde fonksiyonelliği hep ön planda tutarız. Su ve
enerji tasarrufuna yönelik ürün gruplarımız çoğunlukta. Bu sene örneğin Topaz
armatür serimiz var. Temmuz ayında satışına başlayacağız. Bu seri miks (tek
kollu) armatürlerden oluşuyor. Su tasarrufu özelliği var. Ayrıca enerji
tasarrufu sağlıyor. Özel kartuşu sayesinde, öncelikle seçim yaparak, isterseniz
sıcak, isterseniz soğuk, isterseniz ılık olarak çalıştırabiliyorsunuz ürünü.
Dolayısıyla diğer miks armatürlerde olduğu gibi, armatürün kolunu kaldırdığınız
zaman şofbeniniz ya da kombiniz tetiklenerek yanmaya başlamıyor. Normalde siz
sıcak su kullanmasanız bile, armatürünüzün kolunu kaldırıp su akışını sağlamaya
başlamanızdan itibaren kombiniz çalışmaya başlar. Bu da belli bir oranda doğal
gazın gereksinim dışında sarfiyatına sebep olur. Ekonomik olarak önemli
olmasının yanı sıra, teknolojisi gelişmiş kombilerde bile % 7 oranında gazın
yanmadan doğaya verildiği düşünülürse bunun, küresel ısınmanın sonuçları
açısından da çok etkili bir özellik olduğu ortaya çıkar. Tabii fonksiyonellik
ve teknoloji söz konusu olduğunda tüketicinin bilinç seviyesi de çok önem
taşıyor. Nitekim tüketicinin ürünün o
fonksiyonlarını
kullanabilmesi lazım.
“2008’de iki yeni banyo konseptini daha devreye alacağız.”
Yeni serinin özel kartışı sayesinde kullanım öncesinde isteğe göre sıcak, soğuk
ya da ılık olarak çalıştırabiliyorsunuz. Bu da su tasarrufunun yanında enerji
tasarrufu da sağlıyor.
Bu armatür su tasarrufunu nasıl sağlıyor?
Zaten bizim perlatörde kullandığımız hava karışımı tekniği ile, üründe
herhangi bir fonksiyonel değişiklik yapmadan, normal bir armatüre göre önemli
bir oranda su tasarrufu sağlamış oluyoruz. ECA’nın yaklaşık 7-8 seneden beri
tüm ürünlerinde olan bir fonksiyondu bu. 2008 başından itibaren de bunu daha
ileriye götüreceğiz. Minimum su tüketimi ama konforu bozmadan…2008’de kullanım
konforunu bozmadan minimum su tüketimi sağlayan armatürleri pazara sunacağız.
Bu ürün aynı zamanda TÜBİTAK’ın bilim-teknoloji ödüllerine aday gösterilmiş
olan bir üründür. Yaklaşık 100 proje arasından 6 proje arasında bulunuyor.
Muhtemelen Kasım ayında yapılacak olan finalde birincilik ödülü bekliyoruz.
Bunların haricinde seramik sağlık gereçleri sektöründe yeni bir ürünümüz daha var.
3.5 litre su tüketimi olan bir klozet rezervuar bu. Onu da Eylül ayında devreye
alacağız. Normal rezervuarlar 6 litre civarında su tüketir. Dolayısıyla bu ürün
% 45-50 civarında su tasarrufu sağlıyor. ECA-Serel olarak su tasarrufuna
yönelik ürünler zaten bizim kültürümüzde var. Uzun yıllardan beri bu konuyla,
kendimizi sorumlu hissederek çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz tüm ürünlerde
maksimum düzeyde su tasarrufuna yönelik çözümler üretmeyi hedefliyoruz. Bu sene
ise biraz daha agresifiz bu konuda.
Banyolardaki konsept mutfaklara da taşınıyor mu?
Açacağımız mağazalarda Ağustos ayından itibaren mutfak satışlarına da
başlıyoruz. Öncelikle bir İtalyan markanın satışını yapacağız. Daha sonra yerli
üretime geçmeyi düşünüyoruz. Aslında biz bir sistem çözümü getirmiş oluyoruz
böylece. Evinizi tadilat yaptırmak istiyorsanız eğer, banyonuzdan mutfağınıza
kadar ısıtma tesisatı dahil her türlü ihtiyacınızı çözebilmeyi hedefliyoruz bu
sistem çözümüyle, kombinizi, panel radyatörünüzü, suyla ilgili tüm
vanalarınızı, armatürlerinizi, sağlık seramik gereçlerinizi, küvetinizi, banyo
mobilyanızı, mutfak dolaplarınızı, hepsini bu sistem yaklaşımıyla çözmüş
olacağız. Diğer bir unsur da, toplu konut projelerinde, söz konusu projenin tüm
ihtiyaçlarını karşılayabilecek çeşitli segmentlerde banyo, mutfak ve bu diğer
ürün gamını verebilme şansımız olacak olması. 2007 bir atılım yılıydı. 2008’de
bunu çok net olarak görebileceğiz hem sahadaki sonuçlar anlamında hem de
ürünlerin tüm detaylarıyla, tüm çeşitliliğiyle. 2007’nin Ağustos ayında
mağazacılıkta göstereceğimiz atılım 2008 yılı sonuna kadar sürecek. Bu anlamda
bakıldığı zaman tüm markalarımızda tüketicilerimizin ihtiyaçlarını komple
çözebilen çözüm noktaları yaratma çabası içinde olacağımızı söyleyebiliriz
özetle.
Genel seçimlerin eşiğinde olduğumuz bu günlerde 2007’nin
2. yarısı-2008 yılı öngörülerinizi öğrenebilir miyiz?
İnşaat sektörü biliyorsunuz, en son açıklanan ekonomik verilere göre en
hızlı büyüyen sektör. Zaten ekonomik büyümelerde önemli bir katalizör
Türkiye’de. Ve gerçekten de konut alanında çok büyük projeler var Türkiye’de.
2006’ye girerken yaklaşık 1.100.000 civarında konut yapılmak üzere alınmış
ruhsat vardı. Bu bir iki yıl içinde bu daireler tamamlandığında bu, 1 milyon
100 bin dairenin tamamlanması anlamına geliyor. İşte sektör olarak burada biz
devreye giriyoruz. Biz binanın tamamlanmasından sonra giydirilmesiyle ilgili
ürünleri ürettiğimiz ve dağıttığımız için işin o kısmında ciddi bir iş
potansiyeli var. Ancak şurası da var ki bu çıkışla beraber özellikle konut satışları
Mayıs ayında kredi faizlerinin yükselmesi, mortgage sisteminin gecikmesiyle
birlikte ilk altı ayda geçen seneki büyüme hızlarıyla aynı oranda olmadı. Ama
bu biraz da Nisan ayından itibaren siyasi ortamın belirsizliğe girmesi ile
durgunluğa girdi, açık söylemek gerekirse. Şimdi tekrar konut kredisi faizleri
belli bir seviyeye geriliyor. Her ne kadar çok randımanlı olmasa da mortgage
yasası ve kurumları çalışmaya başladı. Artık televizyonda reklamlarını bile
görebiliyoruz. Önümüzdeki yıl bu daha da önemli bir noktada olacak, öyle tahmin
ediyorum. Tabi Türkiye’ye gelen fonların yapacakları pazarlama çalışmaları da
çok önemli. Çünkü onlar da para satacaklar sonuçta. Şu ana kadarki birikmiş
ruhsatların potansiyel iş stoğu, yeni projelerin de katılımıyla önümüzdeki 5
yıl içinde, özellikle konut ve iş merkezleri alanında Türkiye’de önemli bir
potansiyel oluşturuyor. Tabii Türkiye’nin en büyük dezavantajı, ekonomisinin
büyüme eğiliminde olduğu dönemlerde karşılaştığı krizler. Zira ekonomik yapı
çok güçlü olmadığı için, çok hassas siyasi istikrarsızlıklar ya da yurt dışında
meydana gelen ekonomik dalgalanmalardan çok çabuk etkileniyor. Eğer böyle bir
şanssızlık yaşanmazsa önümüzdeki 5 yıl içinde önemli bir Pazar potansiyeli var.
Bu anlamda pazarı olumlu görüyoruz ve bunun için de hem üretim kapasitesi hem
de tüketiciye ulaşmakla ilgili pazarlama olanaklarına ilişkin gerekli
yatırımları yapıyoruz.

“Ağustos ayındanitibaren mutfak satışına da başlıyoruz.”
Türkiye’ye gelen sıcak para ne ölçüde üretim yatırımına
dönüşüyor?
Şimdi dünyada ciddi bir sıcak para var, sadece Türkiye’de değil. Özellikle
son iki yılda petrol fiyatlarının aşırı yükselmesi nedeniyle petrol üreten
ülkelerde hiç hesaba katılmamış önemli kazançlar söz konusu. Para arzı bir
yerlere yatırım yapmak için bekliyor. Ben ekonomist değilim ancak, Türkiye’de
yöneticiyseniz aynı zamanda ekonomist olmak zorundasınız. Ekonomiyi de,
siyaseti de çok iyi öngörmeniz lazım. Bu çok enteresandır. Bu Türk insanının
kazandığı önemli bir yetenek. Tabii ki bu sıcak parayı pazarlayan kurumlar
var. Bu atıl para kolay kolay kısa sürede emilmez. Ancak şöyle olabilir. Siz
öngörmediğiniz ve ya kötü yönetimden kaynaklanan krizlere neden olursanız bu
para kaçabilir. Ama öyle bir durum söz konusu değilse, bu para nereye gidecek,
daha iyi kazanabileceği nereye gidecek? Bunu da sorgulamak lazım. Ancak
kaybetme riski olduğu zaman kaçabilir. Onun dışında ben pek kaçabileceğini
sanmıyorum. Üretim konusuna gelince, ben kurumum adına konuşabilirim. Şunu
biliyoruz ki kazanmanın tek yolu üretmekten geçiyor. Bizim kurum kültürümüzde
de bu var: Üretmek. Onun için üretimle ilgili yatırımlarımızı 2007’de özellikle
hızlandırdık. Bizim her zaman amacımız kazandığımızı yatırıma dönüştürmektir.
Türkiye’nin kalkınması, refah düzeyine ulaşması için daha çok satması
gerekiyor. Satabilmesi için de global anlamda rekabet gücü yüksek ürünler
geliştirmesi, üretmesi ve bunları da yine rekabet koşullarına uygun olarak
pazarlaması gerekiyor. Türkiye hızlı bir büyüme içinde. Tabii bütün endişe
hızlı büyürken birden bire durup geriye gitme kaygısı. İnşallah böyle bir şey
söz konusu olmaz ve sürdürülebilir bir büyümeyi sağlayabiliriz.